VİETNAM'A
TEK YÖN BİLET :
CATHERINE LEROY
Yard.Doç.Dr. A. Beyhan
ÖZDEMİR
Dokuz Eylül
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi
 |
Catherine Leroy |
10 Temmuz
2006 Cumartesi günü Associated Press (AP) tarafından dünya basınına geçen
haberde başta Life dergisi olmak üzere birçok dergi ve gazetede yayınlanan
fotoğraflarıyla Vietnam Savaşı’nın hikayesini anlatan Fransız fotomuhabiri
Catherine Leroy’un 60 yaşındayken yaşamını yitirdiği bildirildi. 1946
yılında Fransa’da doğmuştu. Vietnam fotoğrafları üzerine bir galeri işlettiği
Los Angeles civarında yaşayan Leroy, Kaliforniya Santa Monica’daki St.John’s
sağlık merkezinde kanser tedavisi görüyordu.
Fotojurnalizm her şeyden önce çağa, çağın
olaylarına, insanlarına eğilmek, onları ışık aracılığıyla sonsuza dek
kaydederek bir tür tanıklık yapmaktır. 1955 yılında Magnum fotoğrafçısı Inge
Bondi ile yapılan bir radyo söyleşisinde kendisine “Foto muhabiri nedir?”
diye sorulduğunda şu yanıtı vermişti:
“Foto
muhabiri, bir muhabir, bir yorumcu ve bazen bir şairin birleşimidir; bir yer
veya olayın ruhunu ve atmosferini kaydetmek için fotoğraf makinesiyle
çalışandır.”
Robert Capa
“eğer fotoğraflarınız yeterince iyi değilse, konularınıza yeterince
yakın değilsiniz” diyordu. Ancak “Vurularak düşen asker”
fotoğrafıyla ölümsüzleşen, İspanyol İç Savaşı'ndan başlayarak, Çin'deki Japon
istilasını, İkinci Dünya Savaşı’nı, Normandiya Çıkartması’nı ve son olarak
Vietnam'ı fotoğraflayan Capa, konularına yeterince yakın olmanın bedelini bir
mayına basarak ödeyecekti. Capa'nın bu tanınmış ifadesi aslında sadece fizik
yakınlığı değil, aynı zamanda konularıyla bütünleşmesi, kimi zaman da onlarla
aynı görüş ve duyguları paylaşması anlamında algılanmalıdır
 |
Catherine Leroy'un, Time ve Life dergilerine kapak olan fotoğraflarından birkaçı. |
Catherine
Leroy, uzun yıllar Life, Gamma ve Sipa fotoğraf ajansları için çalışmış,
fotoğrafları Associated Press (AP) ve United Press International (UPI)
tarafından satın alınmış nadir kadın savaş fotoğrafçılarından biridir.
Adlarını Vietnam’a yazdıran David Burnett, Don McCullin, Gilles Caron,
Larry Burrows, Tim Page ve Dirck Halstead gibi foto muhabirleriyle
aynı döneme aitti. Savaş fotoğrafçılığının yanı sıra 1989 yılında çekilen
“Born on the 4th of July” (Doğum Günü 4 Temmuz) filmine konu olan Ron
Kovic ve Vietnam savaşı karşıtı gaziler hakkında 1972’de “Operation Last
Patrol” (Kayıp Müfreze Operasyonu) adlı bir film çekti. Basın
dünyasında önemli sayılan birçok ödül aldı. Bunlar arasında “Yurtdışı
Girişim ve İstisnai Cesaret Gerektiren En İyi Haber” (Best Reporting
Requiring Exceptional Courage and Enterprise Abroad) vesilesiyle George Polk
ödülü ve 1976 yılında Lübnan iç savaşını görüntülediği karelerle Robert
Capa Ödülü’nü kazanan ilk kadın fotoğrafçı olması önemli bir yer tutar.
Leroy,
1960’ların başında manastırda dini eğitim veren bir okula giderken bulunduğu
ortamdan kaçmak, uzaklara gitmek istiyordu. Bu amaçla ilk “kaçış”ını Paris’in
havasız ve dumanaltı klüplerine yapmıştı. Ama aslında gerçekte nereye gitmek
istediğini de biliyordu: “Savaşa gitmek!...” Çok geçmeden de bu
arzusunu gerçekleştirdi. 1966 yılında henüz 21 yaşındayken, devam etmekte olan
Vietnam Savaşı’na gitmeye karar verdi. Laos’a tek yön gidiş bileti
aldı. Yanında sadece Leica’sı, biriktirdiği biraz parası ve çekeceği
görüntüler üzerine anlatacağı hikayeleri vardı. Leroy için foto muhabirleri
birer kahramandı. Çeşitli cephelerden savaş görüntüleri geçen foto muhabirleri
gibi olmayı arzuluyordu. Vietnam’a giden uçakta şans eseri “benim
kahramanlarım” dediği Life dergisinin fotoğrafçısı Charles Bonnay’in
bir arkadaşıyla tanıştı. Charles Bonnay o sıralarda Life dergisi için
Vietnam’da savaşı filme çekiyordu. Uçakta tanıştığı bu kişi Leroy’u, Bonnay
ile tanıştırdı. Kısa süre sonra da basın akreditasyonu olan “güven belgesi”ni
aldı ve cephedeki insan hikayelerini, cephelerin sıcaklığını ve ateşini aramak
için yola koyuldu. Başka bir deyişle Vietnam’da tam da istediği, aradığı ateşi
buldu !
Catherine
Leroy, 2 yıl süreyle Vietnam’ın en kanlı cephelerinde bulundu. Savaşın en
hareketli fakat derin üzüntü veren görüntülerini çekti. Düzenli anlatımları ve
sadelikle oluşturulmuş fotoğraflarında, siyah beyaz ve ekspresyonistik renk
anlatımlarında Leroy, bütün büyük savaş fotoğrafçılarının yapmak zorunda
olduğu paradoksal bir üstün başarı sağladı. “Kritik an” fotoğrafları
için konuya yeterince yakınlaştı, mücadele, cesaret ve yokolma öykülerinin
kendi kendisini anlatmasını sağladı.
 |
Catherine Leroy'un Vietnam'da çektiği "Acı içindeki asker" serisinden bir fotoğraf... |
Leroy, 1967
yılında ünlü fotoğrafı “Acı İçindeki Asker”i çekti. Bu fotoğraf, Khe
Shan yakınlarındaki bir tepede yaralı düşmüş bir askerle ilgilenen denizci bir
askerin fotoğrafıdır. “Acı İçindeki Asker”; savaşın dumanları
arkalarından havaya yükselirken, arkadaşının ölü bedeni üzerine eğilmiş, yüzü
acı içinde asılmış genç bir denizciyi” göstermektedir. Fotoğraf üç kareden
oluşmaktadır. Zemin seviyesinden çektiği bu fotoğrafların birinci karesinde
denizci asker, ölmüş arkadaşının yarasına odaklanmış, bakmaktadır. İkinci
karede denizci, başını diğer askerin göğsüne koymuş, kalp atışlarını kontrol
etmektedir. Üçüncüsünde ise, asker eliyle diğer askerin göğsündeki işe yaramaz
bandaja basarken gözünü uzaklara dikmiş, umutsuzca bakmaktadır. Aslında Leroy,
motorlu olmayan Leica makinesiyle, elindeki tüfeğiyle delirmiş gibi ateş eden
denizcinin görüntüsü olan dördüncü kareyi de çekmiştir. Çok hızlı bir şekilde
hiçbir kadraj hatası yapmadan, “olayın meydana geldiği an” duygusunu veren,
savaş dramının bir parçasını yakalayarak bu görüntülerini kaydetmiştir.
“Bu fotoğrafları çektiğimde öğleden sonra saat 4:30 sıralarıydı. 3 m. kadar
uzaktaydım. Mümkün olduğunca yere yakındım. Ses, bir savaş fotoğrafçısının
öğrenmesi ve anlaması gereken ilk şeydir. Bu nedenle gelen ve giden ateş
(mermi) arasındaki farkı bilmek çok önemlidir. Bir silah ateşlendiğinde
mermisinin size doğru gelip gelmediğini bilmeniz gereklidir.” diyerek
o anı böyle tanımlamıştı.
 |
Catherine Leroy'un Vietnam'da çektiği "Acı içindeki asker" serisinden diğer bir fotoğraf... |
Bir diğer
fotoğrafında, yaralı bir denizci yumuşak yaprak yığınları içinde, çenesi sanki
acıyla açık kalmış bir şekilde yatmaktadır (yanda). Fotoğrafa baktığımızda, askerin
çığlıkları, boynundaki ve kulağındaki yaprakların hışırtısı, mermi ve topların
vızıldayarak gelip geçişini ve patlamalarını hayal edebiliriz.
Catherine Leroy, 1968 yılında Tet Taarruzu sırasında Kuzey Vietnam
ordusu tarafından tutuklanmış ve kısa süre esir olarak tutulmuştur. Bu sırada
yapılan bir saldırıda da 40 şarapnel parçasıyla yaralanmıştı. Bu saldırıda
şarapnel parçası isabet eden makinesi parçalanmış ve makinesinin hayatını
kurtardığını belirtmiş ve serbest kaldıktan sonra Paris’e dönmüştü. Leroy’un
iyileşmesi yaklaşık iki yıl sürmüştü. Birçok savaş fotoğrafçısı gibi o da
cephede olmak istiyordu. Bu nedenle Saigon’un düşüşünde soluğu tekrar
Vietnam’da aldı. Daha sonra savaş bölgeleri Somali, Kuzey İrlanda, Lübnan,
Afganistan, Libya, İran ve Irak’a gitti. “Elbette oralarda olmak
istiyorum.”diyordu. “Savaşın Hollywood’un gösterdiği gibi bir şey
olmadığını ve fotoğraf çekmek için kötü bir yer” olduğunu söylüyordu.
“Işık genellikle yanlıştır. Ya gecedir ya yağmur yağıyordur ya da
fotoğraf çekecek uygun konumda değilsinizdir.” “Merhamet”
diyordu.
“Bana görünen kelime buydu. Sanırım biz, savaşın insanlara yaptığı şeyi
göstermenin peşindeydik. Evet biz çok özneldik. Böyle bir durumda öznel
olmaktan başka bir şey olamazdık.”
Savaştan 30
yıl sonra bile Vietnam, halen Amerikan politikasının bir girdabı olarak
durmaktadır. Birçok kişi gibi Leroy için de Vietnam özel bir vakaydı. Tıpkı
işinde, yansıttığı kültürü değiştirdiği gibi, bu onu sonsuza kadar değiştiren
kişisel ve profesyonel dönüm noktasıydı. Yıllar sonra çok özel izinlerle
Washington’daki Vietnam Anıtı yakınında “Savaşa Tanık : Vietnam
1954 – 1975” adlı 75 fotoğraftan oluşan bir sergi açtı. Fotoğraf
sergisi büyük ilgi gördü. Bir Amerikan askeri her ikisi de yarılarına kadar
suyun içindeyken yakaladığı bir Viet-Kong’lunun yüzüne yumruğu indirdiği
fotoğraf, gözleri bağlı bir Viet-Kong’lu mahkumun üst dudağındaki ince kıllar
diken diken olduğu fotoğraf... Bu fotoğraflar, vicdan azabıyla çekilmiş
savaşın bir çok imajı gibi durmaktadır. Leroy’un bu fotoğrafları duygusal,
anlamı belirsiz ve kararsızdır. Bu fotoğraflar bize, çıkışı olmayan tehlikeli
bir ormana doğru yalpalayarak giden ve geri dönmesi artık mümkün olmayan
askerleri anlatır.
Catherine
Leroy, savaş fotoğraflarından seçmelerinden derlediği ve aralarında Larry
Burrows, Don Mc Cullin, Gilles Carron ve David Burnet’in de
bulunduğu “Under Fire : Vietnam ve Iraq” (Ateş Altında : Vietnam ve
Irak) adlı bir albümü yayına hazırlamıştır. Leroy’un ölümünden sonra UC
Berkeley Gazetecilik Okulu dekanı Orwille Schell ve ünlü fotoğrafçı
Prof. Ken Light tarafından bir panel düzenlenmiştir. Panelde halkın
zihninde biriken Irak Savaşı’nın karmaşık imajlarıyla birlikte “Under
Fire” kitabındaki Vietnam anıları ve fotoğrafları tekrar gündeme
getirilmiştir.
John
Berger, savaş fotoğrafçılığını “izleyicinin
kendi kişisel ahlaki yetersizliğinin bir farkına varış olduğunu”
söyler. “Bir savaş fotoğrafı insanın bir tür kendi kendini müzakere
nesnesi ve genel insani durumunun kanıtıdır.” der. Bu görüş, hem hiç
kimseyi suçlamaz hem de herkesi suçlar! Tarihteki savaşlar içinde açık bir
şekilde görülen, fotoğraflanan ve filme alınan Vietnam, “kollektif bir
retinal yanma” oluşturmuştur. Önceden görülmemiş bir giriş, evrimsel
bir fotoğraf teknolojisi ve bu savaşın ahlaki iklimine vurgu ile
fotoğrafçılar, bütün korkunçluğuyla bu savaşın özelliklerini insanlara
aktardılar. Bu fotoğraflar Life ve Look gibi dergilerde, gazetelerde ve
periyodik yayınların yanı sıra bir çok dergide yayınlandı. O dönemdeki
iletişim kanalları sanki Vietnam Savaşı’nın tiyatro sahneleri gibi oldu.
1991 yılında
yapılan 1.Körfez Savaşı ve 2003’te başlayan Irak Savaşı’nda ise tek yanlı,
önceden o cephelere ve sadece belirlenen yerlere girmelerine izin verilen
“yerleştirilmiş foto muhabirleri” (embedded jurnalists) askerlerin
kontrolü altında çalışmaktadırlar. İletişim teknolojilerinin, uyduların,
internet ve kablo tv’lerin bu kadar gelişmiş olduğu günümüzde ise Irak ve
diğer cephelerden elde edilen görüntülerde ne yazık ki Catherine Leroy ve Life
gibi dergilerin ünlü savaş fotoğrafçılarının insani duyarlılıklarını görmek
oldukça zordur. “Under Fire” kitabında yazar Fred Ritchin
bu konuda şöyle demektedir. “Bu yeni medya ortamında bir foto muhabiri
bırakın orijinal olmasını, derinlemesine fotoğrafları nasıl yaratır?”
demektedir. Leroy ise, “Biz askeri uçaklara bindik, operasyonlarda
helikopter saldırıları yaptık, her zaman her yere birliklerle beraber yürüdük.
Sansüre uğramadık. Bu daha önce hiç görülmemişti ve asla bir daha da
olmayacaktır. Vietnam’daki foto muhabirliği bir deneydi ve bunun bugün tekrar
edilebileceğini hiç sanmam” diyerek Vietnam Savaşı’nın kendisi için
önemini ve orada bulunan fotoğrafçıların çalışma özgürlüğüne vurgu yapmıştır.
YARARLANILAN
KAYNAKLAR :
Fred Ritchin, “What Is Magnum”,
William Manshester, (Essays by Jean Lacouture and Fred Ritchin) in Our Time
The World as Seen by Magnum Photographers, Andre Deutsch Ltd., London 1993, s.
425
Merter Oral, http://www.fotomuhabiri.com/tarih/magnum/magnum02.html
http://www.sfgate.com/cgi-bin/article.cgi?file=/c/a/2005/04/19/DDGHBC9VJI1.DTL
http://www.iht.com/articles/2006/07/10/news/obits.php
http://www.randomhouse.com/catalog/display.pperl?isbn=9781400063581
http://www.pieceuniquegallery.com/leroy/cl_gallery.html
http://www.pieceuniquegallery.com/photographers.html