|
HENRI CARTIER-BRESSON
Henri Cartier Bresson, fotoğrafı
snap shot(şipşak) fotoğraftan disipliner sanat seviyesine taşımıştır. Kendi
kavramlaştırması olan “mutlak anı (decisive moment)” yakalamadaki başarısı,
alçak gönüllü çalışma yöntemleri, tasarım için keskin gözü onu da çağdaş
fotoğrafçılar arasında efsanevi bir figür seviyesine taşımıştır.
Çalışmaları sıklıkla ardılları tarafından esin kaynağı olarak benimsenmiştir.
Çalışmaları ve foto-röportajları dünyanın en önemli dergilerinde otuz yıl
boyunca aralıksız yayınlanmıştır. Fotoğrafları A.B.D.’de ve Avrupa’daki en
önemli sanat galerilerinde sergilenmiştir (Decisive Moment isimli sergisi Louvre
Müzesinde açılan ilk fotoğraf sergisidir). Bresson ayrıca Magnum Ajansının dört
kurucusundan biri olarak da fotoğraf tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Bresson 1908
yılında Chanteloupe, Fransa’da doğmuştur. Orta-sınıf bir ailenin çocuğu olarak
dünyaya gelen Bresson ilk fotoğraflarını Brownie marka kutu fotoğraf makinesi
kullanarak ailesi ile gittiği hafta sonu gezilerinde çekmiştir. Daha sonra
edindiği 3x4 inç wiev fotoğraf makinesiyle deneysel olarak adlandırabileceğimiz
fotoğraflar çekmiştir. Ancak daha sonra Paris’te kurduğu stüdyosunda
iki yıl
boyunca fotoğraf yerine resimle ilgilenmiştir. Bresson’un bu dönemde resimle
kurduğu yakın ilişki, bir sanata fotoğrafçısı olarak olgunluğa erişmesini
sağlayan önemli bir nokta olarak görülebilir. Resim çalışmaları sırasında
etkilendiği Kübizm anlayışını fotoğraflarına da taşımıştır. Bresson’un
etkilendiği şekliyle Kübizm 1908-1912 yılları arasında Pablo Picasso ve Georges
Braque ortak çalışması sonucu ortaya çıkan, onlara göre kökenleri Paul
Cezanne’nin çalışmalarına kadar uzanan, kısa ömürlü ve geniş ölçekli olmayan
ancak 20.yy modern sanatını yaratıcı deneyimlerini kökten etkileyen bir akımdır.
Kübizm temel olgusu, nesnelerin özünün, sadece eş zamanlı olarak çoklu bakış
açılarını göstererek yakalanabileceğidir. Bresson bu anlayışı fotoğraflarına
ağırlıklı olarak geometrik şekillerle ve diğer formel yapılarla yansıtmıştır.
1931'de Fildişi Kıyısı'ndan Avrupa'ya dönerken geçtiği yerleri fotoğrafladı. İlk
eserleri New York ve Madrit'te halka sunuldu ve beğeni kazandı. İlk röportajı "Vu"
dergisinde yayınlanan sanatçı 1934 yılın Meksika'da fotoğrafçı olarak etnik bir
kazıya katıldı. 1935 yılında Amerika'ya yerleşerek Paul Strand ile beraber
sinema eğitimi aldı. İki yıl süre ile yönetmen Jean Renoir'a asistanlık yaptı.
1937'de İspanya Cumhuriyeti'ndeki hastanelerle ilgili "Victorıe de la vie" adlı
dökümanter filmini gerçekleştirdi.
2. Dünya savaşının patlak vermesiyle birlikte Fransız Ordusuna hizmet etmek
amacıyla, Fransız Direniş hareketine katılır. Ancak savaş sırasında Almanlara
esir düşer. İki başarısız kaçma girişiminin ardından üçüncü denemede başarılı
olur. Savaşın sonuna kadar yer altında saklanmak ve direniş mücadelesini
sürdürmek zorunda kalır. 1943 yılında savaş esirlerinin kaçmalarına yardımcı
olan "MNPGD" gizli dayanışma örgütü içerisinde çalışırken bir yandan da Matisse,
Bonnard, Braque, Claudel gibi sanatçıların portrelerini çeker.
1944-45 yıllarında işgal altındaki Fransa ve Paris'in kurtuluşunu fotoğraflayan
bir grup profesyonel fotoğrafçıya katılır. Yine aynı yıllarda, vatana dönen
savaş esirleri ve sınır dışı edilenlerin öykülerini anlatan "Dönüş" adlı dökümanteri
yapar.
1946'da "Posthumous" sergisini tamamlamak için ABD'ye döndükten sonra, Andre
Capa (Bob), David Seymour (Chim) ve George Rodger ile birlikte 1947 yılında "MAGNUM"
fotoğraf ajansının kurulmasında etkin rol oynar. Ajans için doğu Avrupa,
Hindistan, Rusya ve Çin de gerçekleştirdiği foto-röportajlarla foto muhabirliği
çalışmaları yeniden canlanır. 1952 yılında “The Decisive Moment” adlı 400
baskıdan oluşan sergi kariyerinde ulaştığı en yüksek nokta olarak görülebilir.
Bresson 70’lerle birlikte fotoğraf çalışmalarını arka plana iterek, gençliğinden
bu yana tutkusu olan resim çalışmalarına yönelmiştir.
Üç yıl süreyle Uzak Doğu'da -özellikle Hindistan, Çin ve
Pakistan- 1952-53 yılları arasında da Avrupa'da çalıştı.
1954 yılında, ilk batılı fotoğrafçı olarak Sovyetler Birliği'ne davet edildi.
Çin Halk Cumhuriyeti'nin onuncu yıl kutlama törenleri için üç ay Çin'de kalan
Bresson, 1960 yılında röportaj çekimleri için Küba'ya geçti. Kısa sürelerle
Meksika, Japonya ve Hindistan'da da kalan Bresson, fotoğraflarının dağıtım
hakkını da vererek 1966 yılında Magnum Fotoğraf Ajansı'ndan ayrıldı.
1970 yılında CBS için iki dokümanter film yapan Bresson, 1973 yılına kadar
zamanının büyük bölümünü resim yaparak geçirdi ve fırsat buldukça da fotoğraf
çekti. Oxford Üniversitesi Onur Doktorluğu belgesi, Fransız Fotoğrafçılar
Birliği ve Alman Fotoğrafçılar Birliği'nin de ödüllerinin arasında bulunduğu çok
sayıda ödülleri bulunan Henri Cartier Bresson'un "Gandhi", "Rusya", "Çin" ve
"Küba" röportajları da 1948, 1954, 1960 ve 1964 yıllarında Yabancı Basın Kulübü
ödüllerine layık bulunmuştur.
Henri Cartier-Bresson'un ustalığındaki giz, salt gerçeklikle kalmayıp çok iyi
bir seçici olmasından; izleyicinin bir sonuç çıkartabileceği görsel öğelerin en
seçkin bir biçimde düzenlediği "an"ı yakalamaktaki ustalığından kaynaklanmıştır.
Cartier Bresson, olayın en çarpıcı, dramatik yapının kurulduğu en üst
noktasında yakalanması ilkesine dayanan an fotoğrafının babasıdır. Onun
fotoğraflarını sıradan bir haber fotoğrafı olmaktan çıkarıp belge niteliği
taşımasını sağlayan ve günümüze kadar ulaştıran şey, fotoğraflarındaki estetik
değerlerdir.
Bir foto
muhabiri olarak Bresson, oluşturduğu görüntülerde, gördüğü şey hakkında, ne
düşündüğünü ve ne hissettiğini keskin bir biçimde ifade etme ihtiyacı duymuştur.
Bu yüzden fotoğrafları sıklıkla inceliklidir ve kolay anlaşılırdır, nadiren
karmaşıktır. Basın fotoğrafçılığına derin bir saygısı vardır ve hikayelerini tek
bir etkileyici fotoğrafta anlatma eğilimindedir. İnsanın gerçekleri ve olgularla
ile ilgili foto muhabirliği deneyimi, onun haber ve tarih duyumundan,
fotoğrafın toplumsal rolü ile ilgili yaklaşımından beslenmektedir. Bresson’un
portre yaklaşımı da onu çağdaşlarından ayıran bir inceliğe sahiptir. Doğal ışık
kullanarak, fotoğrafladığı kişi ile ilgili referanslara ulaşabileceğimiz
mekansal portre anlayışından faydalanarak bu inceliği gözler önüne serer.
Bresson fotoğraf çekme deneyimi için "Mutlak An" kavramını tanımlamıştır. Ona
göre mutlak an, saniyeden çok kısa bir süre içerisindeki, en doğru çerçeve,
kompozisyon ile ulaşabileceğimiz, bize fotoğraflanan olayın ya da insanın özünü
anlatan zamandır. Bu anın şipşak fotoğraftan ayrıldığı nokta ise insan
davranışlarını ve duygularını yansıtmasındaki ayrıntıda gizlidir. Bresson,
“Mutlak An” adlı makalesinde “Fotoğrafta, en küçük şey bile, büyük bir özne
haline dönüşebilir” sözüyle bu süreci özetlemektedir. Bresson'a göre; objektif
"mutlak an"da açılıp kapandıysa, fotoğrafınızda içgüdüsel olarak geometrik bir
düzen oluşturduğunuzu görür, bu düzen olmadan fotoğrafınızın hem şekilsiz hem de
cansız kalacağını fark edersiniz. Bresson, aynı zamanda bir fotoğrafın baskı
sırasında kesilmesine (crop) tamamen karşıdır. Ona göre, eğer bir fotoğrafı
kesmeye ya da kırpmaya başladıysanız, oranların geometrik açıdan doğru olan
karşılıklı etkileşimini öldürüyoruz demektir. Kısaca ona göre her şey "Mutlak
An"da belirlenir ve ardından gelen müdahaleler fotoğrafın özüne zarar vermekten
öte herhangi bir işe yaramazlar.
BRESSON HAKKINDA BİRKAÇ NOT...
*****Henri Cartier Bresson, 35 mm. fotoğraf makinesini kullanan ilk
fotoğrafçılardan biri idi. Kendisini "Sokak fotoğrafçısı" olarak tanımlardı.
*****Bresson "hazırlıksız fotoğraf" ustasıdır. Hayatın sıradan olaylarını samimi
ve etkileyici birbiçimde göstermeyi başarması O'na "Usta" payesini
kazandırmıştır.

*****Tipik
bir Cartier-Bresson fotoğrafı, gerçek bir durumu değişik bir tatla,
sıklıkla anlık kesitler vererek gösterir. Fotoğraflarında sıkışık bir
kompozisyon, sıcacık bir yaşam sevinci ve ikilemler vardır.
*****Bresson tek çeşit objektifle çalışır ve her zaman siyah-beyaz film
kullanır. Hiçbir zaman baskı aşaması ile ilgilenmez. Her fotoğrafı hiç
kesilmeden "tam kare" basılır. Geometri ve zamanlama ile ilgili müthiş bir
içgüdüye sahiptir.
*****Konuları, insanların yer aldığı ve gerçek hayatta olan olaylardır. Cartier-Bresson,
mimiklere, ilişkilere, fotoğrafı meydana getiren öğelerin dizilişine ve kısacık
anlarla gelişen olaylara dikkat eder.
FOTOĞRAF ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİ....
"Fotoğraf , doğuşundan bu yana özünden hiçbir şey kaybetmemiştir, değişen salt
teknik verilerdir. Benim çalışmalarımda teknik hiçbir zaman birincil sorun
olmamıştır..."
"Fotoğraf, uygulaması kolay gibi gözüken bir uğraş görünümündeyse de; gerçekte
çok yönlü, içinde belirsizlikleri barındıran bir olgudur. İçinde bulunduğu çevre
şartları, ekonomik baskılar, özellikle insanın üretememe sıkıntısı bu alanın
uygulayıcılarını kaçınılmaz olarak fotoğraf makineleri ile bu gerçekleri
kaydetmeye itmektedir..."
"Düzmece" veya sahne fotoğrafçılığı beni hiç ilgilendirmiyor. Eğer bir yorum
yapacaksam, psikolojik ve sosyolojik olgulara yöneltmek isterim. Birçokları,
evvelden planlanmış konuları bulmak için yola koyulurlar. Benim yaklaşımımda
kamera, bir not defteri, "an"ı saptamada bir sezgi aracıdır. "An"ı yakalamadaki
ustalık, bence vizörden görülen görüntüleri çok kısa bir zamanda görsel bir
biçimde düzenleyebilme ve anlık kararlar alabilme yeteneğidir. Bu eylem; akıl
disiplinini, duyarlılığı, yerleşik bir geometri anlayışını, her şeyden önce bir
konsantrasyonu gerektirir. Kişi, bu yöntemle çok sade bir anlatım biçimine
ulaşabilir. Fotoğraf çeken kişiler kendilerine ve konularına karşı çok saygılı
olmalıdırlar..."
"Fotoğraf çekmek, kişinin nefesini tuttuğu, bütün benliği ve yetenekleriyle
kendini bir noktaya yoğunlaştırdığı, gerçekle yüz yüze geldiği andır; görüntünün
oluştuğu bu an, fotoğrafı çekene fiziksel ve entelektüel bir haz verir..."
"Saniyenin bölümleri arasında gerçekleşen fotoğraf çekme eylemi içinde, formlar
görsel bir biçimde düzenlenirken iyi bir anlatım da aranır. Kişi kafasını,
gözünü ve kalbini tek bir düzleme getirmek durumundadır..."
"Benim anladığım kadarı ile fotoğraf çekmek bir anlayış biçimidir. Diğer görsel
anlatım biçimlerinden ayrı düşünülemez. Kişi kendini bu yol ile özgürlüğe açar,
doğmatik ve sınırlı düşünceye kapar. Fotoğraf bir hayat tarzıdır..."
"Düşünme,
fotoğrafı çekmeden önce. ve çektikten sonra yer alması gereken bir süreçtir.
Fotoğraf çekerken asla düşünülmemelidir. Başarı, kişinin genel kültür düzeyine ,
değer yargılarına, zihninin berraklığına ve canlılığına bağlıdır. En çok
korkulması gereken tehlike, yapay , yaşama aykırı olan şeylerdir."
KAYNAKÇA
Ankara Ünv. İletişim Fakültesi Fotoğraf ve Grafik Anabilim Dalı
Foto Muhabirleri Derneği
HENRI CARTIER BRESSON HAKKINDAKİ WEB SİTELERİ
Henri Cartier Bresson Vakfı
Des images et des mots
De qui s'agit-il?
City and landscapes
Tête à Tête
Mexican Notebooks
Paris à vue d'oeil
America In Passing
The Decisive Moment
Photology
|