|
ZOR dergisi, Abdurrahman Antakyalı ile fotogROCK projesinin detayları konusunda röportaj
yaptı. Bu röportaj, derginin "Ağustos 2005" sayısında yayınlandı.
Aşağıda bu röportajın tamamını okuyabilirsiniz:
Amatör rock gruplarını
fotoğraflama fikri nasıl oluştu sende?
İlk başta, sevdiğim iki şeyi yani
fotoğraf ile rock müziği bir araya getirmeyi hedefledim. FotogROCK projesi,
Ankara’da rock müziğin 2005 yılındaki görsel güncesini tutmayı amaçlayan
belgesel bir fotoğraf çalışması. Sadece fotoğrafla sınırlı değil bu çalışma.
Fotoğrafları daha da açıklayıcı kılmaya çalışan röportaj notlarını da günü
gününe tutarak görselliğin yanı sıra yazılı bir belge de bırakmaya da
çalışıyorum geleceğe. Projenin diğer bir özelliği de rock yapan amatör gruplara
ilişkin Türkiye’de şimdiye dek gerçekleşen en kapsamlı fotoröportaj girişimi
olması.
Dünyada buna benzer bir proje var mı peki?
Dünya bazında konuşmak gerçi zor ama araştırmalarım
sırasında bu tarz bir örnekle karşılaşmadım WEB üzerinde.
Projeye başlarken herhangi bir etki altında kalmamak için , dünyada bu konu ile
ilgili çekilen fotoğraf örneklerine özellikle bakmadım. İlk kez geçenlerde
Google’da bir arama yaptım. Sonuç hüsrandı. Bir dolu estetik ve içerikten uzak
oldukça amatör fotoğrafla karşılaştım. Sonra başka bir yol denedim. Rock
dünyasının ünlü gruplarının (Def Leppard, Black Sabbath, Scorpions vs.) WEB
sitelerini ziyaret ettim. Albüm kapakları için çekilenlerin dışında sahne ve
stüdyo fotoğraflarını (!) görünce dumura uğradım. Böylesine devasa bütçeli bir
endüstri içinde fotoğrafın bu denli dışlanması anlaşılır gibi değil. “Fotoğrafı
sevmiyorlar” desek WEB sitelerinde bir dolu fotoğrafın işi ne! Biz buna en iyisi
iyi fotoğrafı sevmiyorlar J diyelim.
Neden amatör gruplarla
yürütülüyor bu çalışma?
Menajer ve yapımcıları
olmadıkları için “kapris” mekanizması kalkıverdiğinden aradan! Tüm
profesyoneller için kaprisli demek biraz ağır kaçabilir belki ancak ben de 16
yıldır basın fotoğrafçılığının içindeyim ve hasbelkader bir deneyimim var bu
konuda. Göz önünde olmanın, kişileri “topluma karşı sorumluluk” gerekçesiyle
sınırladığını gördüm. Bu, endüstrinin bir koşulu belki de. Dünyada böyle değil
ancak bizde “şimdilik” böyle bu. Rock müzik hala underground bu ülkede. Takip
edebildiğim kadarı ile albüm çıkaran bazı grupların da amatörlük dönemleri ile
profesyonelliğe adım attıkları albümlerindeki tarz farklılıkları eleştiriliyor.
“Unkapanı koşulları”na teslim olmakla suçlanıyorlar. Amatör grupları daha özgür
buluyorum. FotogROCK’ta fotoğraf duygumun mekanik değil duygusal yönden de
tatmin olduğunu gördüm. Amatör grupları dinlemeyi de bir ayrıcalık olarak
görüyorum. Kısıtlı bir ortamda, demosu bile olmayan belki de hiç kayda
geçmeyecek besteleri dinlemek, ya da çok popüler olacak bir çalışmanın ilk
evrelerine tanık olmak değişik bir ayrıcalık bence. Hele ki bu evreleri
fotoğraflamak…
Fotoğraflarım sadece amatör rock grupları ile sınırlı olmakla birlikte bu sınırı
çizerken bazen zorlanıyorum. Çektiklerim içinde Crossfire, Self Torture,
Soulitary gibi birden fazla albümü olan, amatör tanımının dışında gruplar da
var. Ancak bu grupların küçük barlarda diğer gruplarla omuz omuza verdikleri
konserleri de fotoğraflıyorum. FotogROCK’ta amatörlük tanımından kastımı
“medyatik olmayan” olarak da netleştirebiliriz belki de…
Bir basın fotoğrafçısı için,
tek bir konuyu fotoğraflamaya bir yıl ayırmak uzun bir süre değil mi?
Uzun soluklu fotoğraf projelerini
seviyorum. Olayların birkaç fotoğraf karesi ile yansıtılması yerine, o olayı
geniş bir çerçevede anlamayı ve anlatmayı hem daha ilgi çekici hem daha gerçekçi
buluyorum.
Biz foto muhabirleri adeta zamanla yarışıyoruz. Meslek, çabuk karar verip bir an
önce fotoğraflamayı ve en kısa sürede çekilen fotoğrafları kamuoyu ile
paylaşmayı gerektiriyor. Bu da birçok konuyu derinlemesine ele almayı engelleyen
özellikler. Hele ki Türkiye gibi gündemi gün içerisinde birkaç kez değişebilen
bu kadar sıra dışı bir ülkede yaşıyorsanız! Sözgelimi “Türkiye’de Rock” başlıklı
bir haber yapılacaksa, çoğu gazete, ajans ve dergi, foto muhabirini ancak birkaç
saatliğine bu işe ayırır. Yangından mal kaçırır gibi telaşla çekilen ve o günkü
haberi hafiften de olsa kotarabilecek birkaç kare ile iş hallolulur (!) Bundan,
ciddi rahatsızlık duyanlardan biriyim. Fotogrock projesi, amatör gruplar bazında
bir yıl sürecek. Sonrasında da zaman zaman çekeceğim tabii ki. “Sindire sindire”
çekiyorum rock müziği. Her seferinde daha farklı bir şeyleri görüp deklanşöre
basmanın hazzı ile…
Gazete ve dergilerde bir konu birkaç fotoğraf ile
sunulur. Çektiğiniz onlarca fotoğrafı kamuoyu ile nasıl paylaşıyorsunuz ya da
paylaşmayı düşünüyorsunuz?
Proje kapsamında çekilen
fotoğraflar
www.fotomuhabiri.com sitesinde
“aylık çalışma özetleri” şeklinde yayınlanıyor. Devam eden bir proje, web
aracılığıyla tüm aşamalarıyla insanlarla paylaşılıyor. Fotoğraf çekenler,
genelde çalışmaları sonuçlanana dek yaptıklarını kamuoyu ile paylaşmıyorlar. Bu
pek alışık olmadığımız bir fotoröportaj tekniği. Proje bitiminde “fotogROCK”
başlıklı bir sergi açmayı da düşünüyorum.
Proje üzerinde çalıştığın süre
boyunca, Ankara'daki Rock grupları ve daha genel bir çerçevede, rock müziği
hakkında ne tür gözlemlerde bulundun?
Şaşırdım. Rock müziğin Ankara’da bu denli güçlü olduğunu canlandıramamıştım
kafamda. Yaklaşık 300 rock grubu var bu kentte. Ayrıca, ağırlıklı olarak rock
müziğin yapıldığı yirmiye yakın bar, grupların prova yaptıkları benim
bilebildiğim yaklaşık 10 stüdyosu var. Rock Station gibi çok önemli bir rock
organizasyonuna ev sahipliği yapıyor. ODTÜ’de 10 yıldır süren bir rock şenliğini
de bunlara ilave etmek lazım. Ki, ben daha konunun bütün boyutlarına hakim
sayılmam. Müthiş bir rock altyapısı var bu kentin. İnsanların aşk derecesinde
bağlı oldukları bu müziği, müzik yolculuklarının hangi aşamalarında olurlarsa
olsunlar amatör ruh ve coşkuyla yaptıklarını/yapmaya çalıştıklarını gördüm.
Maddi karşılığı olmayan bir aşk bu. Gece yarısına doğru son belediye otobüsünü
kaçırmamak için ellerinde gitarla nefes nefese koşuşturan grup elemanları
gördüm. Barlara bile kendi teknik ekipmanlarını getirme zorunluluğunu, arızalı
bir kablonun yedeği olmadığı için sahnede kahrolduklarını da...
Proje sırasında zorlandığın
anlar oluyor mu?
O kadar çok ki! Keşke fotoğrafa
uygun iyi ışıklar altında çekebilsem tüm fotoğrafları. . İyi fotoğraf iyi
ışıktan beslenir. Rock mekanları ağırlıkla karanlık yerler. Projenin ilk
fotoğraflarını çekmek için gittiğim mekanlardaki “ışıksızlık” karamsarlığa
kapılmama neden oldu. Oldukça kaliteli müzikler yapılan bu mekanlardan üst düzey
fotoğraflar çekebilmek için biraz daha güçlü ışığa ihtiyaç duyuyorsunuz.
Mekanların küçüklüğü ve kalabalıklığı tripod kullanmanıza da olanak vermiyor. Bu
yüzden oldukça yüksek asaları tercih ediyorum ki bu da fotoğrafın keskinliğini
azaltıyor. Bazı mekanlar ışık açısından daha iyi sonuç verdiği için projenin
sahne aşamasını ağırlıklı olarak oralarda halletmeye çalışıyorum. Biziz Rock Bar
ve Saklıkent bu mekanlardan. Yolcu Rock Bar en çok flaş kullandığım mekan.
İkinci önemli sorun, yüksek ses düzeyi. Rock yüksek sesle dinlenince daha da
keyif alınan bir müzik türü. Sahneye yakın çalışmam gerektiğinden dev anfiler
duyma bozuklukları yaratıyor. Umarım bu problemler sahiden “geçici” olur.
Objektifini nelere
yöneltiyorsun konserler sırasında?
Bu fotoğrafları tüm kamuoyu ile
paylaşıyorum. O yüzden açıklayıcı olmalarına elimden geldiğince özen
gösteriyorum. Sadece açıklayıcı olmaları da yetmiyor. Her gün milyonlarca kare
fotoğrafın üretildiği yeryüzünde FotogROCK’takilerin de kalıcı olabilmesi için
estetiği ön plana çıkarmaya çabalıyorum. Bunun için değişik ışık teknikleri de
kullanmaya başladım. Öncelikli içeriğim; konunun ruhunu yansıtan enstantaneler
çekmek… Kişisel beklentilerime gelince; uzun saçın rockerlara yakıştığını
düşünüyorum. Özellikle ritme coşup sahne önünde headbang ya da ‘pogo’ yaptıkları
zaman... Bu nitelikteki rockerlar projedeki fotoğraflara daha bir dinamizm
katıyor.
İzlenimlerin neler Ankaralı
rockerler hakkında?
Müthiş keyifli bir kitle her
şeyden önce. Bu müziği yapanlar da dinleyenler de ağırlıklı olarak ya üniversite
öğrencileri ya da mezunları. Yüksek eğitim kültürü davranışlarına da yansıyor. 6
ay boyunca çok sayıda rock mekanına gittim, geniş kalabalıklara verilen
konserleri görüntüledim hiç birinde herhangi kötü bir olaya şahit olmadım.
Savaşlar, çevre felaketleri, birey özgürlüğü gibi kavramları hem yaşamlarında
hem de şarkı sözlerinde yüceltiyorlar. Oysa “Ağır ağabeylerin, hafif ablaların”
takıldıkları “Televole” mekanlarındaki rezaletleri bir de gözünüzün önüne
getirin. Rock, sistemli ve anlaşılmaz bir şekilde öcü gösteriliyor. Anlamak
mümkün değil.
Haziran ayının ikinci yarısında Akdeniz Oyunları’nı
fotoğraflamak için İspanya’daydım. Oyunlar, Granada yakınlarındaki Almeria
kentinde yapıldı. Kentte onlarca bar vardı ancak rockın canlı yapıldığı bir tane
bar bulamadık. Bindiğimiz tüm taksilerde bangır bangır rock çalınıyor ancak
canlı müzik yapılan bir tek bar yok! Tüm Türkiye’de 1500’ü aşan rock grubu,
onlarca rock bar var taksilerimizden arabesk feryatları yükseliyor. Kıssadan
hisse: Taksicilerin müzik zevki genel geçeri yansıtmıyor :)
Fotoğrafı çekilen insanların
tepkileri nasıl?
Çalışmamı en keyifli kılan
yanlardan biri, içlerinden geldiği gibi davranabilmeleri. Grup elemanları
sahnede sigarasını yakabiliyor, dinleyenlerle el kol hareketleri ile
şakalaşabiliyor, dinleyicilerden bazıları bir adım yükseklikteki sahnelere çıkıp
müzisyenlerle kafa sallayabiliyor. Kıyafet, takı ve birbirinden ilginç
figürlerle bezeli müzik aletleri de fotoğraflara olumlu katkı sağlıyor. Projeyi
www.fotomuhabiri.com üzerinden takip eden
azımsanmayacak bir kitle de oluştu. Gittiğim mekanlarda projenin içeriğini
bilmelerinden dolayı çok yardım görüyorum onlardan. Sahnenin önünde bana yer
açanlar, bira ısmarlamak isteyenler, mail atanlar… Kısacası, elbirliği ile
tamamlayacağız bu projeyiJ
Bu arada başta İstanbul olmak
üzere Türkiye’nin değişik il ve ilçelerinden bana maille ulaşan rock gruplarına
ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum. Anadolu Ajansı Fotoğraf Haberleri
Müdürlüğü gibi oldukça yoğun tempolu bir görevi sürdürdüğümden kent dışındaki
etkinlikleri izlemem pek mümkün olmuyor. Projenin adı onun için Ankara ile
sınırlı kaldı. İleride projeyi daha da genişletebileceğim fiziki koşulları
sağlayabilirsem –işten atılırsamJ-
mümkün olabilecek gibi bu!
Hangi grupları çektin şimdiye
dek?
O kadar çok ki... Şarap grubu ile
başladı proje. Ankara gruplarını projede yer alış takvimine göre şöyle
sıralayabilirim: Dejavu, Dem, Derin6, Yasak Bölge, Hair, Dosage, Tılsım,
Cin Seddi, Blacktooth, Sınıf 64, Tushe, Wormz, Josef
K., The Next Highway, Gulyabani, Djinn Stylo, Kara Leke, Dreamtone, Küf, Rakkass,
Nightshot, 84, Kaotik, Diyv, Hayvanlar Alemi, Sürgün, Crosssire, Self
Torture, Soulitary, Melatonin, Aperion, Unadorned, MagicK, Lobi, Kingus Blues
Band, Gryllus, TRibal Enfeksyon, Suck-r, Twilight, 440, Akla Zarar, Surofhest,
Karaleke, Sert Sessiz, Deli Gömleği, Joker, Eflatun, Alive, Barkod, Catwalk,
Dedlam, Eklips, Eren Kömürlü, Fe-male, İz, Kırk Oda, Kurşun Asker, Rakı ve
Seyyah.
Bunların dışında Ankara dışında
müzik çalışmalarını sürdüren ancak Ankara’daki etkinliklerde yer alan
Disenchant, Fat Star, Backdoor, Dede, Feedback, Grup Poker, Hayalet, Kare As,
Medley, Normale, Ruhun Gemisi, Silikon, Yalan, Sıfırın altında, The Domination,
Voodoo ve Ruşen Alkar birer sahne performansları ile fotoğraflandılar.
Hangi grupları dinliyorsun?
O kadar çok ki... Pink Floyd,
The Doors, ACDC, Creedence Clearwater Revival, ZZ Top ve Fleetwood Mac ilk anda
aklıma gelenler.
En son hacıladığın ve hacılattığın albüm hangisi?
Çok da masum değilimdir belki ama inan hatırlamadım
hacıladığımı. Zaten hatırlasam verirdim sahibine:) Benden hacılanan ise Billy
Idol’un bir albümü idi. Bulmam mümkün değil, çünkü Yeni Zelandalı bir gezgine
kaptırdım. Dünyayı dolaşıyordur Ankara’dan aldığım o albüm şimdi!
Fotoğrafla ilgili bir anını paylaşır mısın bizlerle?
Gazetecilik riskli iş. Bindiğim araç takla attı, Kuzey
Irak’ta içinde olduğum helikopter kurşunlandı, Amazonlar üzerinde uçağımız
düşüyordu, Filistin’de ateş ortasında kaldım vs. Normal bir insanın 5 yılda
yaşayacağı tempoyu 6 ayda yaşıyorsunuz. Anı çok o yüzden.
Bir yerel seçim sonrasında “Mamak Çöplüğü’nde oy pusulaları
bulundu” diye söylenti yayılmıştı. Biz de oraya gitmiştik fotoğraf çekmeye.
Çöplükte böyle birşey bulamamıştık tabii. Tam oradan ayrılırken, çöp yığınları
üzerinde oturan çöp işçileri gözüme çarptı. Fotoğraf makinamı gözüme götürdüm
ancak ışık çok ters bir şekilde geldiğinden çekmekten vazgeçip makinamı
indirdim. Bu arada çöp işçilerinden biri beni gördü: “Çek abi çek!” diyerek poz
verdi. Ben de “Çeksem bile sizi bir daha görebilmem mümkün değil, nasıl
vereceğim fotoğrafınızı?” deyince oradaki bir işçi sigarasından bir nefes çekip
hüzünlü bir sesle, “evdeki çöp kutuna at biz burada buluruz” dedi. Acayip
etkilenmiştim bu cümleden
Son olarak söylemek istediğin bir şeyler var mı?
Rock camiasına projeme gösterdikleri ilgiden dolayı çok
teşekkür ediyorum. Fotoğraflarla ilgili öneri ve eleştirilerini de
www.fotomuhabiri.com
sitesi üzerinden benimle paylaşırlarsa daha da mutlu olacağım.
******************
|
|