|
|
SAVAŞ MUHABİRLİĞİ-1
ALİ KOÇAK
GÖREV YERİNE GİTMEDEN ÖNCE
"Hayat sigortası" olmadan asla!... Öncelikle, yüksek risk taşıyan bölgelerde görev yapan gazetecilerin, karşılaşabilecekleri yaşamsal riskleri dikkate alarak, bağlı bulundukları kurumlardan her türlü riski kapsayan (ölüm, yaralanma, kaçırılma...) hayat sigortası yapılmasını talep etmeleri gerekmektedir.
Bugüne kadar çalıştığım bölgelerde -en azından benim tanışma olanağı bulduğum-çoğu Türk gazetecinin sigortasının olmayışı, basın kuruluşlarında bulunan son zamanların popüler deyimiyle "insan kaynakları" birimlerinin muhabiri değerlendirmelerindeki ciddiyeti (!) ortaya koyması bakımından ilginçtir.
Yabancı basın kuruluşlarında çalışan gazeteciler ise karşılaştıkları zor koşullarda (yaralanma, araba kazası, hırsızlık, vb.) sigorta şirketlerinin kendilerine sağladıkları olanaklardan yararlanarak maddi ve manevi kayıplarını giderebilme şansına sahip olabilmektedirler.
Söz konusu sigorta şirketleri, acil durumlarda uçak ve helikopter gibi araçları da seferber etmelerinin yanı sıra, kişinin maddi gücünü aşan tedavi masraflarını da yüklenmektedirler.
Savaş muhabirliği, gerek taşıdığı riskler, gerekse dünya kamuoyunun gündemindeki önemi açısından ne bireysel fiziki donanım ne de bilgi eksikliğine tahammülü olan bir mesleki uğraştır.
Sıcak ve savaş bölgesi olarak tanımlanabilecek yüksek riskli bölgelerde çalışacak gazetecinin; özellikle uluslararası ilişkiler, diplomasi ve güvenlik gibi konularda, en azından çalıştığı bölge açısından yeterli bilgi düzeyine sahip olması gerekir.
Söz konusu bölgelerde olağanüstü koşullarda karşılaşılabilecek zorluklara karşı mücadele edilebilmesi için yeterli fiziksel sağlığa ve araç donanımına sahip olunması gerekmektedir.
Bunların dışında haber için kurulan bir ilişki, yanlış yer ve zamanda sarf edilen bir tek kelime, hatta bir yüz mimiği, muhabirin haber kanallarını tıkamaktan tutun, yaşamını riske etmeye kadar varan sorunlara neden olabilir.
Bunlara karşı alınabilecek en önemli tedbirler ise söz konusu tehlikelerin oluşma yollarının bilinmesi, bu tehlikeleri yaşamsal boyuta ulaşmadan fark etme yeteneğinin geliştirilmesi ve gerekli ön hazırlığın yapılmasıdır.
Hatırlanması gereken bir başka önemli nokta da; her türlü tedbirin olası anlık durumlarda bazen hiçbir işe yaramayacağı ve o anlık durumlarda deneyimlerle geliştirilmiş sezgi gücünün kullanılması gereğidir. Üzerinde dikkatle durulması gereken konu, en küçük bir eksikliğin kamuoyuna yanlış bilgi akışına neden olmasının yanında, muhabirin yaşamına da mal olabileceğidir. Ayrıca muhabirin, kendi yaptığı işin öneminin de farkında olarak, "ucuz şöhret" olma duygusuna kapılmadan maddi olarak da tatmin edilmesini sağlaması gerekmektedir. Savaş muhabirlerinin çalışacağı bölgenin iletişim, ulaşım gibi temel haber iletme olanaklarından yoksun olduğu da göz önüne alınarak, ileri teknolojinin sağladığı olanaklardan yararlanılmalıdır.
İletişim aracı olarak uydu telefon edinilmesi ve ulaşım yollarının elverişsiz olduğu da göz önüne alınarak, mümkün olursa zırhlı ya da en azından arazi şartlarına uygun araçlarla yolculuk yapılması gerekmektedir.
Bu tür bölgelerde yabancı haber ajanslarının ya da yerel otoritenin uydu telefonlarından yararlanmak mümkün olmasına karşın, bu kaynaklar, haber açısından her zaman kendilerine öncelik vermelerinin yanı sıra verdikleri hizmet için de çok yüksek ücret talebinde bulunmaktadırlar. Örneğin Saray-bosna, Kuzey Irak gibi çatışma bölgelerinde bu tür kuruluşların telefonlarından yararlanmak için dakikasına 25 dolar gibi bir ücret ödenmesi gerekiyordu.
Ayrıca söz konusu bölgelerde her zaman olmasa bile Eurovision da hizmet vermektedir.
Görev yerine gitmeden yapılması gerekenlerin başında, muhabirin bireysel donanıma sahip olması gelmektedir. Alınacak malzemenin en iyisi olmasına dikkat edilmelidir.
Gazetecinin çalıştığı kurumdan, yaptığı işin öneminin bilincinde olarak, gerekli donanımı
talep etmesi, aksi takdirde görevi kabul etmemesi, mesleğin gerekliliklerinin belirlenmesi açısından önemlidir.
Muhabirin ayrıca, çalışacağı bölgeye gitmeden önce bölgedeki siyasi oluşumları, son gelişmeleri, çatışma bölge ve nedenlerini, karşıt gruplar arasındaki görüş farklılıklarını, nerede kiminle ilişkiye geçileceğini de çok iyi öğrenmelidir.
Ayrıca, konusu önceden belli bir haber hazırlanacaksa, olayın zamanını, yerini, güzergahını ve olayın içine girilip girilemeyeceğini belirlemek için ayrıntılar birçok kaynaktan öğrenilmelidir.
Gidilecek bölgede basın için herhangi bir program varsa, etkinliği düzenleyenlerden gerekli bilgiler alınmalıdır. Özellikle sıcak çatışma ertesinde, çatışma bölgesinin kontrolünü ele geçiren güçler, kazandıkları zaferi dünya kamuoyuna duyurmak amacıyla söz konusu bölgeyi gazetecilere göstermek için gezi programları yaparlar.
Bu tür geziler, bölgede görev yapan Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer uluslararası örgütler tarafından da düzenlenebilmektedir.
Bazı koşullarda çatışma bölgelerinde çalışmak için bölgede görev yapan uluslararası kuruluşa başvurarak, basın tanıtım kartı alınması da gerekli olabilir. Örneğin Bosna-Hersek savaşı sırasında başkent Saraybosna'ya ve ülkenin diğer kesimlerine gidebilmek için Hırvatistan'da kurulan BM basın bürolarından basın kartı almak gerekiyordu. Ancak gerekli basın kartı Ermenistan-Azerbaycan savaşı sırasında uluslararası bir barış gücünün bölgede görev yapmaması nedeniyle Azerbaycan ulusal kaynakları tarafından verilmekteydi. Son Körfez Savaşı'nda ise Türkiye'de ve Kuzey Irak'ta çalışacak yerli ve yabancı basın mensuplarının Türk otoritelerine akredite olması gerekmekteydi.
Söz konusu basın kartını alabilmek için nelerin gerekli olduğu konusunda yetkili otoritelerin Türkiye'de bulunan temsilciliklerinden (BM, ICRC, ÜNHCR...) bilgi edinilebilir.
**************************
Değerli gazeteci arkadaşımız ALİ KOÇAK'ın Türkiye Gazeteciler Sendikası yayınları arasında yayınlanan "Savaşta Gazetecilik" kitabından alınmıştır. Bu konuda sıradaki yazı, aynı kitapta yer alan "Savaş muhabiri için gerekli donanımlar" bölümü olacaktır.
|
|
|
|