ANA SAYFA YAP
FAVORİLERE EKLE
Bugün,
 
 



      
 

Anadolu Ajansı'ndan "hiperaktif" bir foto muhabiri:
Erhan Sevenler

FOTO MUHABİRİNİN İŞİ "HIRSIZLIK"!
 

Yazı ve Fotoğraflar: Recai KÖMÜR /İSTANBUL

“Haber fotoğrafçısı görüntü hırsızı olmalı. Olağanın içinde olağanı reddederek anı yakalama adına doğru yerde doğru anda deklanşöre basmayı bilmeli.” Bu sözler foto muhabiri Erhan Sevenler’e ait.

Erhan Sevenler, birçok foto muhabirinin yakından tanıdığı; biraz hiperaktif, enerjik biraz hayat dolu ama her şeyden önce işini en iyi şekilde yapmaya çalışanlardan biri. Son dönemde “tarihe not düşer” nitelikteki birçok fotoğrafın sahibi olan Erhan Sevenler, 2004 yılında  Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac himayesinde gerçekleştirilen ve ödülleri Roma’da verilen George Bendrihem Fotoğraf Yarışması’nda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın attan düştüğü anı görüntüleyen fotoğrafıyla üçüncü oldu.

Erhan Sevenler’in daha önce çektiği bir çok fotoğraf da tarihe düşülen notlar türündendi. 17 Ağustos depreminde çocuklarının üzerine kapanmış üzerine düşen beton bloğu kaldırmaya çalışan kadın fotoğrafı hala hafızalardaki yerini koruyor. Deniz Baykal’ın bir çocuğun kulağını ısırdığı an, Florya’da petrol atıkları arasında çırpınan karabatak, Irak Süleymaniye’de Türk askerlerinin fotoğrafları bunlardan sadece bir kaçı.

 

“Doğru fotoğraf şarap gibidir”

Amcasının stüdyosunda merak salmış Erhan Sevenler ilk defa fotoğrafa. Ardından bu merak akışını değiştirecek şekilde hayatının bir parçası olmuş. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğrafçılık Bölümü’nü o heyecanla bitirmiş. Ve neredeyse 12 yıldır aralıksız fotoğraf çekiyor.

Haber fotoğrafçılığında kendine “hırsızlık” yöntemlerini seçmiş Sevenler. Kulağa ilk anda hoş gelmeyen bu ifadeyi Sevenler şöyle açıklıyor:  “Fotoğrafçı hırsız gibi olmalı. Her zaman bir birini tekrarlayan şeyler görür foto muhabirleri. Ancak fotoğrafçının işi aslında olağanı reddetmek. Etrafımızda bir çok görüntü akarken haber fotoğrafçısının işi içinden bir tanesini tercih etmek. O tercih ettiği zaman dilimiyle de çok şeyler anlatabilmek. Bir hırsız da böyle davranıyor zaten. Bir eve girer her şeyi çalmaz. Pahada ağır olan şeyi çalar”.

Erhan Sevenler “doğru fotoğraf”ın peşinde bir avcı. Özellikle toplumsal olaylar, insan öğesinin ağırlıklı olduğu işler hep onun kendine tarz olarak seçtiği ortamlar. Fotoğrafın o evrensel dilinin gücünü fotoğrafta sabitlemeyi kendine amaç edinen Sevenler, bazen fotoğrafta ışık, kompozisyon açı gibi ayrıntıları önemsemediğini, fotoğrafın hikayesine önem verdiğini belirtiyor. “Başarılı fotoğraf çok şey anlatan, konuşan fotoğraftır bence. Robert Capa’nın Normandiya çıkartmasında çektiği fotoğraflar çok doğru cümlelerdir. Vietnam Savaşında napalm bombası yemiş çocukların fotoğrafları da öyle. İşte ben üzerinden yıllar geçtiği halde önemini yitirmeyen fotoğrafın doğru fotoğraf olduğuna inanıyorum” diye düşüncelerini aktarıyor.

İlk defa savaş ortamına girdiği Irak’ta yaşadıkları arasında kendisini en fazla etkileyenlerden birisi de yine böyle bir an olmuş Erhan’ın. Bir saldırıda ölen batılı bir gazetecinin fotoğraf makinasına sıçrayan et ve kan görüntüsü onu derinden yaralamış. “İlk defa bir fotoğraf makinasını kana bulanmış olarak gördüm hayatımda” diyor Erhan  ve ekliyor, “Üzeri kan doluydu. Ölen arkadaşımızın parçaları vardı üzerinde. Bu doğru fotoğraftı.”

Hiçbir moda fotoğrafı geleceğe kalmayacak

Moda fotoğrafçıları iyi kazanır. Erhan Sevenler de bunun farkında. Aynı okuldan mezun bir çok fotoğrafçının parası yüzünden moda çekimleri yapması “biraz kanına dokunsa” da, o yaptığı işi her şeyden fazla önemsiyor. Bir reklam ürünü çekmenin kendisine paradan daha fazlasını  kazandırmayacağını dile getiren Sevenler, “Bizim yaptığımız iş ise, tanıklık yaptığımız şeylerse, bundan sonraki insanların insanlık tarihinin görsel hazinesini oluşturuyor. Bunu sinema yapamıyor, belgesel filmler yapamıyor, sadece fotoğraf yapıyor. Hiçbir moda fotoğrafı geleceğe kalmayacak. Hayatımız, lanet olsun, az kazanıyoruz ama hayatı belgelemek üzerine kurulu. Yıllar sonra bile belgesel fotoğrafın öleceğine inanmıyorum. Haber fotoğrafının her zaman yaşayacağına inanıyorum” diye duygularını dile getiriyor.

“Eşin kuman olur”

Erhan Sevenler 30’larının başında genç bir fotoğrafçı. Mesleğini kendine yaşam tarzı edinenlerden. O nedenle “evlenmeyi düşünmüyor musun?” türünden bir soruya, “ Foto muhabirinin evlenmesi aslında çok sakıncalı. Çünkü eşine büyük bir haksızlık yapmış olursun. Eşin kuman olur” diye cevap veriyor. Gazeteciliğin doğası gereği “hiçbir zaman geriye bakamadığından” evliliğin kendisi için zor bir tercih olduğunu anlatan Sevenler, “Hiç kimseye söz veremiyorsun. Burada otururken bile rahat değiliz aslında. Hani 10 dakika sonra, günlerce aylarca sürecek bir işe gidebiliriz. Tabii bu da keyifli aslında. Bizi anlayacak insanlar yok. Zaten terk edip duruyorlar ya da sen terk ediyorsun katlanamıyorlar” diyor.


Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler
Erhan Sevenler

Erhan Sevenler, 1973 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini aynı şehirde tamamladı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nü bitirdi. Halen MÜGSF Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde fotoğraf dalında yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Fotoğraf ile küçük yaşlarda amcasının stüdyosunda tanıştı ve bir daha da fotoğraftan kopamadı.

1999 ve 2003’te iki kez Türkiye’de “yılın haber fotoğrafı” ödülünü, 2002 yılında en iyi 2. haber fotoğrafı ödülünü, 2001’de en iyi spor fotoğrafı ödülünü, 2003 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nce en başarılı haber fotoğrafı ödülüne layık görüldü. 2001’de Uluslararası Akdeniz Ajansları Birliği’nce ‘’Yılın En İyi Haber Fotoğrafçısı’’ seçildi. Sevenler, Agence France Press tarafından düzenlenen “Brendihem 2003’’ yarışmasında da 3.lük ile ödüllendirildi. Erhan Sevenler, 1996 yılından bu yana Anadolu Ajansı İstanbul Bölge Müdürlüğü Fotoğraf Servisi’nde görev yapıyor.