ANA SAYFA YAP
FAVORİLERE EKLE
Bugün,
 
 



      
 LES STONE'dan fotomuhabiri.com'a "özel" röportaj

 

"Kendinize dürüst olursanız, fotoğrafla ilgili olduğu ortaya çıkacaktır. Bütün fotoğrafçılar sanatçıdır ve bu yüzden klinik olarak hastadır ki, bu da iyi bir şeydir. Yoksa yaratıcı ve özel insanlar olamazlardı."

Bu sözler, World Press Photo ve POY gibi basın fotoğrafçılığının en önemli yarışma organizasyonlarının ödülleri ile taçlandırılmış olan ünlü foto muhabiri Les Stone ait. Stone, fotomuhabiri.com'un sorularını yanıtladı:

Kariyerinizin başında Moda fotoğrafçılığı yapmıştınız. Sizi bu alandan, ağırlıklı olarak, savaş ve çatışma alanlarını fotoğraflamaya yönelten güç ne oldu?

Aslında ben moda asistanı olarak çalışmıştım ve hiç zevk almadım. Egolardan, sığ kafalardan ve gösterişten nefret ederim. Dünyada olup bitenle karşılaştırdığımda çok anlamsız göründü bana. Gerçeği söylemek gerekirse bir bütün olarak moda endüstrisine hiç saygı duymuyorum ve bu sektörde çok az sayıda gerçekten yetenekli ve özgün işler çıkaran fotoğrafçı var. Haberi diğer her şeyden ayıran koca bir fark var. Gözünüzün önündeki gerçeklik, saniyenin her milyarda birinde farklı görülebilmektedir ve bu da çok heyecan verici bir durum. Ayrıca ilgilendiğiniz konuların birinin kendini beğenmişliğinin ve egosunun ürünü değil de, gerçekten önemli konular olduğundan bahsetmeye bile gerek yok. Son bir şey daha, modeller, fotoğrafçılar çok yüksek ücretler alıyorlar bu alanda. Dünya gerçekten tersine dönüyor, ben öykülerimi satamam.

Bir projeye nasıl bir ön hazırlıkla başlarsınız?

Ben günümüzde projelerime, bulabildiğim her türlü bilgiyi internetten indirerek başlarım. Geçmişte bu daha zordu, şimdi çok kolay. Yeterince bilgi topladığıma inandığım zaman, onları inceler, önemli olduğunu hissettiğim noktaları işaretler, bunları görsel fikirlere nasıl dönüştüreceğimi bulmaya çalışırım. Bu arada, başlangıçta öykü görsel olarak iyi anlatılamayacaksa, ne kadar iyi olursa olsun, zaman kaybetmemek için vazgeçerim. Sonuçta ben düşünceleri alır, onları bir sinema filmi çeker gibi ‘storyboard’a dökerim. Sonra bir kontrol listesi hazırlayıp, fotoğrafları çektikçe listeden silerek çalışırım. Bu benim düzenli çalışmamı sağlıyor.

Liberya, Haiti, Sierra Leone ve Filistin gibi bölgelerde ateş altında fotoğraflar çektiniz. Böylesi bir Savaş ya da büyük boyutta bir iç çatışmayı izlemenin ortalama maliyeti nedir?

Bir savaşı fotoğraflamanın farklı bedelleri vardır. Birincisi sizin psikolojik açıdan düzelmenizdir. Öyle ya da böyle dengenizi yitiriyorsunuz. Bunun bedeli olarak, karşı cinsle bütün ilişkileriniz değişiyor, karşılaştığınız her normal insana yabancılaşıyorsunuz. Eğer canlı çıkarsanız, savaşın içindeki bir asker, fotoğrafçı ya da bir sivilin dışında hiç kimsenin bağdaştırılamayacağı, hayatınızın en heyecan verici deneyimini yaşadığınız söylenebilir. Yine de, heyecan verici tarihi anların bir parçası olmak, silahlı “gerçek insanlarla” ateş altında, testesteronun bütün bedeninizi kapladığı ortam, kesinlikle sıkıcı orta sınıf hayatından farklı bir gerçeklik. Burada tabi biraz alaycı yaklaşıyorum. Ancak, savaşı fotoğraflamak gerçekten size bu güce sahip misiniz, değil misiniz kanıtlayacaktır. Bu yüzden ben bu kadar süredir bu işi yapabiliyorum. Kendime ve içimdeki sese; başarılı, güçlü ve değerli olmak için her şeyi yapabilirim düşüncesini kanıtlamak için. Beni yanlış anlamayın, acı çeken insanlar ve şehirleri gerçekten önemsiyorum ve bir anlamda kendime zarar verecek derecede kendimi onların yerine koyuyorum. Gerçeği söylemek gerekirse, en azından başlangıçta, bu, benim kafamdaki karmaşa ve dünyaya karşı duyduğum öfkeyle ilgiliydi.

Sizce "iyi bir foto muhabirinde" bulunması gereken en belirgin özellikler nelerdir?

Sanırım bu soruyu sahip olduğum “gariplikler”le cevapladım ama biraz daha açayım. Biliyorum biraz çılgınca, ama bu işi yapmak isteyenler aklını yitirmiş olmalı. Risk, yabancılaşma, aptal şansı, kendi içine in ve neden olduğunu sor. Kendinize dürüst olursanız, fotoğrafla ilgili olduğu ortaya çıkacaktır. Bütün fotoğrafçılar sanatçıdır ve bu yüzden klinik olarak hastadır ki, bu da iyi bir şeydir. Yoksa yaratıcı ve özel insanlar olamazlardı. Hepimiz bir nedenden ötürü kızgınız ve toplumlarımız bize güvenmiyor ve saygı duymuyor. Bu nedenle hepimiz asileşip, ömrümüzü ülke dışından içeriyi izleyerek geçiriyoruz. Kim hayatını bu şekilde yaşamak ister. Ama aynı zamanda heyecan verici, öyle değil mi?

Favori foto muhabirleriniz kimler?

Bu soruya cevap vermeyeceğim, çünkü bir çok ülkede adı duyulmamış o kadar çok sayıda inanılmaz yetenekli ve cesur foto muhabiri var ki. Söylemek istediğim, evet batı ülkelerinde yetenekli, büyük basın fotoğrafçıları var. Bunlar zaten çok iyi tanınıyor ve ayrıcalıklı kişiler. Benim görmek istediğim, artık Çinli, Türk, Vietnamlı, Meksikalı ve Afrikalı foto muhabirlerinin de batılı meslektaşlarının dikkat çekiciliğine sahip olmaları. Tabi ki bu bizim içinde yaşadığımız batı merkezli yaklaşım ve birçok insanın gerçekliğini yansıtmıyor. Sonuç olarak, bu iş uzun ve virajlı bir yoldur. Dünyada saygı gösterilmeyi hak eden birçok foto muhabiri bulunmaktadır. Ben birkaçının ismini vermek yerine hepsine saygı duymayı tercih ederim.

Dijital teknoloji foto muhabirliğini sizce nasıl etkiledi?

Dijital fotoğrafçılığı sorgulamayı tarihçilere bırakalım. Bazı yönleriyle gerçekten çok iyi, ancak birçok yönüyle de fotoğrafçılığın etkisini azaltmıştır. Dijital teknoloji en alt ortak buluşma noktasıdır, bir başka deyişle herkesin kullanabileceği bir makinedir. Daha fazla düşünmeye gerek yok, herkes böylece foto muhabiri olabilir. Kitleler için üretilmiş bir teknolojidir ve bu da kötü bir şey değildir. Böyle söyleyerek kitleleri aşağılamıyorum. Ancak çevrenize bir bakın; ajanslar, dergiler ve ağ üzerinden servis sağlayıcılar artık bizim eskisi kadar değerli olmadığımıza karar verdiler. Elinde fotoğraf makinesi ve bilgisayarı olan herhangi biri fotoğrafları ucuza gönderebiliyor. Bizler sadece kiralanmış parmaklarız şimdi. Birçok genç fotoğrafçının sadece iş yapabilmek amacıyla, Getty gibi ajanslarla anlaşma imzalama dışında bir seçenekleri kalmadı. Bunun sonucunda, bu fotoğrafçılar kendi fotoğraflarına sahip olamıyorlar ve uzun dönemde hiç kimse onların adını hatırlamayacak. Çok üzücü bir durum bu.

Foto muhabirlerinin sıklıkla eleştirildikleri bir konu var. Zor durumda olan kişilere yardım etmek yerine fotoğraflarını çekmek ! Böyle bir ikilemle karşı karşıya kaldınız mı? Sizce bu konuda foto muhabirinin doğrusu ne olmalı? Foto muhabiri sizce ne kadar objektif ne kadar sübjektif olmalıdır?

Tanımladığınız gibi hayati tehlike olan bir ortamda siz ve çevrenizdeki insanlar çok farklı tepkiler verecektir. Her durum farklıdır. İnsanlar önümde idam edildiler ve ben fotoğraf çektim. Durdurabilir miydim? İmkanı yok. Muhtemelen deneseydim ben de öldürülürdüm. Ne olursa olsun, fotojurnalistleri eleştiren kişiler muhtemelen hayatlarında hiç böyle bir durumla karşılaşmamışlardır ve bu nedenle bizleri “akbaba” gibi görüyorlar. İstisnai olarak beni de şoka uğratan fotoğrafçı davranışlarıyla da karşılaştım. Yüzde doksan tanıdığım ve birlikte çalıştığım insanlar, saygıya saygıyla karşılık verirler ve nazik kişilerdir. Foto muhabirlerinin yaralı ya da vurulmuş insanları hastaneye bir şekilde ulaştırdığı birçok duruma tanık oldum. Sonuç olarak, bizi terbiyesizce eleştiren kişilerin susmaları, bizi rahat bırakmaları ve gazetelerini okumaya, Fox haber kanalını seyretmeye, düşünmeyen, cahil, şişman ve sıkıcı hayatlarına devam etmeleri gerekir.

Basın fotoğrafçılığının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Gelecekte, olay mekanını dijital bir video kamerayla tarayan ve gerçek zamanlı olarak dünyada her yere ileten bir robot olacak. Dünya, her yerin kamerayla kaydedildiği bir mekan olacak. Haberler gerçek zamanlı olarak tamamen mekanik ve otomatik bir sistemle her an ve her yerde olacak. Kameraları çalıştıracak teknisyenler dışında, olayların içine girecek insanlara ihtiyaç kalmayacak.


Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone
Les Stone

New Yorklu olan Les Stone, fotoğraf üzerine yüksek eğitimini Hampshire Ünviersitesi'nde 1984 yılında tamamladı. Ardından New York'a dönen Stone, fotoğraf kariyerine moda fotoğrafçısı olarak başladı. "Yaz tatillerinde" Haiti ve Panama gibi ülkelere gidip çeşitli haber fotoğrafları çekti. 1989 yılında Panama'da çektiği fotoğraflar, O'nu dünya basın fotoğrafçılığı piyasasında "marka" yaptı.

Foto muhabirliğinin en prestijli ödülleri arasında yer alan World Press Photo ve POY'da birden fazla ödül kazanan Les Stone'un çektiği fotoğraflar, TIME, Newsweek, The New York Times, Paris Match ve Stern gibi dünyanın en etkili yayın organlarında sayısız defa yayınlandı.

Çalışmalarından küçük bir seçkiyi sizlere sunduğumuz Les Stone'un fotoğraflarına www.lesstone.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

 

Katkılarından dolayı Ahmet Özcan ve Melih Zafer Arıcan'a teşekkürler...