ANA SAYFA YAP
FAVORİLERE EKLE
Bugün,
 
 

 

 

Farklı bir bakış...


Bahar Atakan
 

Engelli bedenlerin sıkıntılı sessizliğini cesur bir girişimle çığlıklara çeviren Fırat Yurdakul’un fotoğraflarında “ötekiler” güçlü bir iradeyle karşımıza çıkıyor. Yurdakul, engellilerin, yaşam boyu verdikleri var olma mücadelesini, hayatta kendilerini anlatmanın yolunu, objektifine “yeniden tarifle” yansıtıyor. Günlük yaşantıda farkında olduğumuz ve kanıksadığımız görüntüleri, farklı bakış açısıyla tekrar sunan Yurdakul, foto muhabiri olması dolayısıyla da seyircileri şok ederek dikkatlerini çekmek istiyor. 

Yanılsama mı, gerçek mi?

Yurdakul’un engelli sporcuların görüntülerinden oluşan serisi, belgeleme ve betimleme dışında seyirciye yepyeni bir algılama duygusu, duyumsama ve deneyimi yaşatıyor. Ancak Yurdakul’un, bir erkek yüzücüyü kaydettiği fotoğrafında estetik, psikolojik ve toplumsal kaygıları ağır basıyor.

“İç geçirmek” yerine mücadele eden bedenleri, siyah-beyaz tekniğiyle öne çıkaran Yurdakul, bir yandan engellilerin güçlü vücut yapılarını ortaya koyuyor, diğer yandan kırılgan bedenlerine dikkat çekiyor.

Yirminci yüzyılın başından itibaren hızlı biçimde görülen teknolojik gelişimler, toplumsal değişimler, sosyal - kültürel farklılıklar ve sanat alanındaki yeni tavırlar, kuşkusuz fotoğrafı da etkiledi. Bu etkileşimle birlikte fotoğrafın türleri, konuları ve teknikleri değişime uğradı. Özellikle elektronik alanındaki değişimler, fotoğrafçıların çeşitli yöntemler kullanarak üretim yapmasına, yapıtlarına daha fazla ve istediği biçimde müdahale etmesine olanak sağlıyor. Yüzücünün kolundan bacağına doğru inen çizginin kesintiye uğraması, seyircide “müdahale edilen bir görüntü mü, algıdan kaynaklanan yanılsama mı yoksa gerçekle örtüşen bir görüntü mü” sorularını uyandırıyor. Yurdakul; çizginin kesilmesiyle dönüş yapması gerektiğini fark eden yüzücüyü, hareketi gerçekleştirdiği sırada geniş açılı objektifle çekerek, bu sorulara yanıt vermiş oluyor. Sudaki dalgalanma dolayısıyla görüntüde kırılmaların oluşması, seyirciye yanılsama kapısını aralıyor. Ne var ki, Yurdakul’un yüzücünün engeline vurgu yapabilmek için dönüş anını beklemesi müdahale olasılığını ortadan kaldırıyor. 

İçeride ya da dışarıda olmak...

Siyah zemindeki beyaz lekelerin oluşturduğu kontrastlıkla Yurdakul, belki de “yaşam ve ölüm”, “var olmak-yok olmak” gibi karşıt durumlara işaret ederek, engellilerin, “engelsizlerle” aynı sınırlarda yaşadığına dikkat çekmek istiyor. Kontrastlık, engellerine karşın coşku içinde dünya ve yaşamla bütünleşen, iç içe geçen bedenlerin ritimlerinin göze çarpmasına yol açıyor. Yurdakul, objektifini şiirsel ve insani değerleri ön plana çıkaran yorumla engelli sporculara yönlendirirken, “öteki olma durumu” bu fotoğrafta içte ya da dışta olma durumuna dönüşüyor. Engelleri dolayısıyla günlük yaşamlarında göz ardı edilen ancak dışlananlar olmamalarına karşın toplum dışında yer alan bu kişiler, sporcu kişilikleriyle hayatın içine karışıyor. Yurdakul fotoğraflarıyla, engellileri öğretilen gözlerle izleyen seyircilere, yürek acıtan kıvrımlar yerine “ötekilerin diğerleriyle” eşitliğine vurgu yapıyor.

Hareket ve kompozisyonun en etkileyici düzenlemeyle ortaya çıktığı “karar anı” fikrini geliştiren ünlü foto muhabiri Henri Cartier – Bresson, “Eğer bir fotoğraf konusunu tüm yoğunluğuyla iletmek istiyorsa, biçimle ilişkisini çok sağlam bir şekilde kurmalıdır. Fotoğraf, gerçek dünyadaki bir ritmin algılandığını ima eder” diyor. Bresson, bir fotoğrafta kompozisyonun gözle görülen unsurların eşzamanlı birleşmesinin, organik eşgüdümünün bir sonucu olduğunu ifade ediyor. Konusuyla uyum içinde çalışan Yurdakul’un karelerinin yarattığı derin etki fotografik sunumundan da kaynaklanıyor. Yurdakul, “anların” yoğunluğunu gerçeğin içinden kesip alarak grafik sergilenişe çeviriyor.

Yurdakul’un, www.firatyurdakul.com adresinde elektronik ortama aktardığı fotoğrafları seyirciler tarafından sonsuz kez kopyalanıp çoğaltılabilir. Bu yönden bakınca “internet röprodüksiyon için bir araç olabilir mi” sorusu gündeme gelebilir. Fotoğrafların, internet olanaklarıyla seyircilerle buluşması düşünür Walter Benjamin’in şu sözlerini hatırlatıyor:

“Röprodüksiyon teknikleri çoğaltılan nesneyi gelenekten koparır. Kopyaları çoğaltarak, bir kez olup biten bir olayın yerine bir yığın koyar. Çoğaltılan nesneye her koşulda göze ya da kulağa kendini sunma olanağı tanıyarak, ona güncellik kazandırır. Sonunda bu iki süreç, aktarılan gerçeklikte önemli bir sarsıntı yaratır – insanlığın ve onun günümüzde yaşadığı yenilenmenin geçirdiği krize karşılık olarak gelenekteki sarsıntıdır bu.”

 

**Bahar Atakan,  Milliyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda  eğitim muhabiri olarak görev yapmaktadır.