ANA SAYFA YAP
FAVORİLERE EKLE
Bugün,
 
 


"Fotoğraf Ajansları Ekseninde 1950’li Yıllardan Günümüze, Dönüşen Fotoğraf Üretimi, Dağıtımı ve Mülkiyet İlişkileri -2"
 



Latzer, Thurow’un işaret ettiği şekliyle entelektüel mülkiyetin korunması gerekliliği ve pazarın yeterliliği bağlamında, pazara devlet müdahalesinin gerekliliğinin altını çizer. Ekonomik olarak pazara devlet müdahalesinin iki noktada doğrulana bileceğini söyler.

(1) Mülkiyet ve pazara sunma (dağıtım)haklarının, Pazar oluşumu sürecinde düzenlenmesi

(2) Pazar yetersizliklerinden kaçınma ve yetersizlikleri düzeltme

Bu devlet işlevleri alt-pazardan alt-pazara değişmekte olan ve teknolojik ve ekonomik dönüşümlere adapte olmuş süre giden düzenleyici süreçleri gerektirmektedir. Laster’a göre İletişim sektöründe, mülkiyet hakları ve dağıtım hakları, özgül olarak; entelektüel mülkiyet ve hakları ile zaten güvence altına alınmıştır. Burada önemli olan pazarın yetersizliğidir, iletişim sektöründe oluşan doğal monopoller ve yeni kamu ile fayda ürünlerine pazarın sınırlılıkları cevap verememektedir.

Doğal monopollerin oluşumu yeni medyanın sunduğu yeni olanaklar açısından, kaçınılmaz bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bülent Çaplı’ya göre bu süreç daha önceki yeni medya(ABD için kablolu televizyon) maliyet açısından içerik üretimi ve dağıtımı yapan şirketlerde çekingenlik uyandırırken, bilgisayar medyası olarak adlandırdığımız yeni medyanın öncekine kıyasla dağıtım açısından daha çok olanak sunması, bazı yayıncıların internet üzerine yatırım yapmasına neden olmuştur (Çaplı,1999:89). Schiller’in vurguladığı açıdan bakıldığında, Microsoft gibi hem içerik üreten, hem yeni medya alt yapısını oluşturan şirketlerin pazara katılımı ve hakimiyeti, entelektüel mülkiyetin korunması ve sürdürülmesi bağlamında tehdit edici bir tekelleşmeye yol açmaktadır.

Ajansların üretim,-mülkiyet ve dağıtım üçgeninde bu konu ele alındığında, Sipa Ajansın Faber gibi yayıncılık alanında önemli yere sahip bir şirket tarafından satın alınması, diğer taraftan Sygma ve Gamma gibi fotoğraf ajanslarının ve ardından Bettmann gibi büyük ölçekli fotoğraf arşivlerinin Microsoft gibi bilgisayar medyası alt yapısı ve içeriği üreticileri tarafından satın alınması örnek gösterilebilir.

2.2 Yeni Medya ve Fotoğraf ile ilgili yaklaşımlar: Post-Fotografik Çağ Tartışması:

Yeni medya ile paralel olarak fotoğrafın geleceği ile ilgili varsayımlar çeşitli endişelerle birlikte ortaya çıkmıştır. Bu varsayımlar doğrudan veya dolaylı olarak, fotoğrafın üretimi ve mülkiyetini de ilgilendiren sonuçlar ortaya koymaktadır. Sayısal medyanın yaygınlaşması ile fotoğrafın geleceği ve uygulama alanları ile ilgili farklı yaklaşımlara dayalı tartışmalar meydana gelmiştir. Bu tartışmaları iki farklı kategoride sınıflandırmamız mümkündür. İlkin, sayısallaşmanın tek olarak fotoğrafa, daha çoğul anlamda uygulama alanlarına ve izleyiciye daha çok sunum, erişim sunacağını savunan liberal yaklaşım, onun tam karşısında ikinci olarak eleştirel, yeni medyanın, fotoğrafın uygulama alanlarını genişletmek yerine, onu tek bir araca bilgisayar medyasına bağlı olarak sınırlandıracağını, hatta fotoğrafın orijinalliğini yitirerek, orijinal olmayan ile yer değiştireceğini ve yeni medyaya dayalı pazarın fotoğrafa yönelik sınırlı sunumu ile izleyiciye orijinalliği olmayan kısıtlı kaynaklar sunacağı yaklaşımı.

Post-Fotografik çağ kavramının erken kullanımlarına 1991 yılında Photovideo adlı çalışmada ve1992 yılında William Mitchell’in The Re-configured Eye adlı kitabının alt başlığı olan “Post-Fotografik Çağda Görsel Gerçeklik” başlığında rastlamamız mümkündür. Mitchell, sayısal görüntüleme teknolojisinin ortaya çıkışının, sosyal ve kültürel deneyimlerin yeni biçimlerinin ortaya çıkışmasına neden olan özü sağlayan, yeni teknolojinin hızla kristalize olması şeklinde tanımlanabileceğini dile getirmektedir (Mitchell, 1992 :20). Ona göre 90’lı yıllar ve sonrası bilgisayarlar uygulamalarının etkin ve yaygın bir biçimde görüntü üretme süreci içerisine gireceğidir. Ayrıca bunun 1830’larda fotoğrafın doğuşu kadar önemli bir tarihsel gelişme olduğunu vurgulamaktadır. Mitchell’in tanımladığı Post-Fotografik çağ olumlu bir yaklaşım içermektedir. Onun bunu devrimci bir süreç olarak nitelendirmesinden de gözlemlememiz mümkündür. Fotoğraf, sayısallaşma ile 1830’larda keşfedilen geleneksel fotoğraftan daha yaygın ve etkin kullanım alanı bulacaktır. Bunun karşısında sanat tarihçisi Jonathan Crary Post-Fotografik çağ kavramına daha dramatik bir yaklaşım getirmektedir. Crary bilgisayar grafik tekniklerinin hızla gelişmesi ile, doğanın dönüştürülmesi sürecinin ortaçağdan Rönesans bakış açısına geçişten daha çok bu yeni çağın ortaya çıkışında bulunduğunu dile getirmektedir (Crary, 1993:1).

Post-fotografik çağa geçişe farklı bir yorum getiren Arthur Kroker süreci sosyoekonomik boyutta, Corbis firmasının Bettman Arşivini satın alması ile ilişkilendirmektedir. Kroker, 15 Nisan 2001’de New York Times’ta yayınlanan bir haberden yola çıkmaktadır. Bu habere göre Corbis’in tüm sayısal yayın haklarını satın aldığı Bettman arşivinin, bu arşiv on yedi milyon fotoğraftan oluşmaktadır, orijinal kopyalarının deprem, yangın, fırtına vb. gibi her türlü dış etkenden korunacağı Pittsburgh yakınlarındaki depoya dönüştürülen bir kireç taşı madeninde saklanacağı belirtmektedir. Ancak, aynı yazı bu arşivin araştırmacıların da uzağında olacağını ve Corbis’in on yedi milyon fotoğraftan yalnızca %2’lik bir kısmı olan 225.000 adedini sayısallaştırdığı söylenmektedir (Boxer,2001). Bu bağlamda Kroker, 20.yy’nin fotoğraf görüntüsünün egemenliği ile geçildiğini, 21.yy ise aynı görüntünün ışık hızıyla sayısallaşma içerisinde yok olduğuna tanıklık ettiğimizi söylemektedir. Bu örnekte Analog görüntünün sayısallaşması, onunla birlikte geleneksel fotoğraf araçları olan, baskılar ,negatifler ve fotoğrafçının görüntüyü oluşturmak için kullandığı her türlü araç ile görüntünün kendisinin de ortadan kalkmasına yol açmıştır. Kroker, Corbis’in fotoğraf arşivini gömmesinin altında bir takım önemli ve ciddiye alınması gereken sosyoekonomik endişenin yattığını söylemektedir (Kroker, 2002).

  • Sayısal olarak oluşan geleceğin fotoğraf arşivlerinde, tekelleşmeye dayalı kapitalizmin kıt kaynaklı pazar oluşturma endişesi.
  • Fotoğraf tarihinin kendisini ortadan kaldırma endişesi.
  • Kültürün yerine koyma endişesi, asıl fotografik yapıtların oluşturduğu arşivlerin yerine, onların kodlanmış, sayısal temsillerinin konulması.

    Kroker’in bakış açısıyla sayısal fotoğrafın ortaya koyduğu post-fotografik çağ, artık nostaljik bir gelişmeyi de işaret etmektedir. Ona göre analog fotoğraf görüntüsünün gömülmesi ile, fotoğrafın nesnel varlığının da ortadan kalkacağının eğretilemesini oluşturduğu gözlemlenmektedir. Bu bağlamda oluşturulan sayısal görüntüler orijinal fotoğrafın kendisinden çok, onun sayısal simülasyonları haline dönüşmektedir.

    Jean Baudrillard’ın vurguladığı anlamda simülasyon ya da hiper gerçeklik kavramı, bir köken ya da gerçeklikten yoksun gerçeğin modeller aracılığı ile türetilmesi şeklinde açıklanmaktadır (Baudrillard,1998:11). Yine Baudrillard görüntünün simülasyona dönüşmesini üç aşamada vurgulamaktadır. İlk aşama derin bir gerçekliğin yansıması olan görüntü ve bu aşama ona göre olumludur, olumsuz olan ikinci aşama derin bir gerçekliği değiştiren ve gizleyen görüntü, üçüncü aşama ise derin bir gerçekliğin yokluğunu gizleyen görüntü, üçüncü aşamanın ardından gelen süreç ise gerçekliğin hiçbir çeşidi ile ilişkisi bulunmayan yani kendinin saf simulakrı olarak görüntü (1998:12). Kroker ve Baudrillard’ın görüntünün geleceği ile ilgili bakış açılarından yola çıkarsak, Corbis’in Bettman arşivini gizlemesi, Baudrillard’ın vurguladığı üçüncü aşamaya yani analog olarak üretilmiş fotoğraf görüntüsünün yokluğunun onun sayısal olarak kodlanmış taklidinin yerine konması şeklinde yorumlanabilmektedir.

    3. Sayısal Ajanslar, Görüntü Veri tabanları ve Kurumsal Yapıları :

    Sayısallaşma süreci ve ardından gelen gelişmeler, kaçınılmaz olarak ajans fotoğrafçıları ya da kendi arşiv fotoğraflarını oluşturan freelance fotoğrafçıları kendi yaratıcı rollerini ve mesleki ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye zorlamıştır. Teknolojik değişimler, editoryal fotoğrafçıların görüntülerini nasıl yayınlayacakları sorusunu da beraberinde getirmiştir. Alan Carey, Yeni Teknolojiler, Ajanslar ve Fotoğrafçılar için yeni roller yaratıyor adlı makalesinde ortaya çıkan iki endüstri gücünün bu değişimi mobilize ettiğini söylemektedir (Carey, 2002).

    (1) Görüntü üretmede, depolamada ve dağıtımında sayısal teknolojinin etkisi;

    (2) Medya imparatorluklarının, mülkiyete dayalı birleşmeleri.

    Bu iki gelişmenin ışığında, freelance fotoğrafçıların oluşturdukları küçük birliklerin ya da daha büyük ajansların geleneksel yöntemlerle pazara açılması ve alıcıya ulaşmasının önü, hızlı olan sayısal teknoloji ve sayısallaşma ile daha ucuz bir Pazar öneren yeni medya ortaklıkları ile kesilmiştir. Buna karşın, Carey, sayısallaşamaya daha pozitif bir yaklaşımla, sayısallaşmanın freelance fotoğrafçılar için pazarda büyük ve iyi örgütlenmiş ajanslar ile eşit şartlara sahip olabileceğini söylemektedir. Bu iyi niyetli söylemin altında internetin evrensel ya da kitlesel erişimi ile, fotoğrafçıların kendi ürünleri ile pazara açılması ve büyük kurumlar ile yarışabilecekleri yatmaktadır. Bu yaklaşım, Geleneksel olarak örgütlenmiş ajansların karşısına, fotoğrafçıların kendi internet sitelerinden ya da küçük sayısal ortaklıklar ile fotoğraf dağıtımlarını yapabilecekleri yeni bir pazarı koymaktadır. Bu bağlamda, Internet üzerinden kişisel-fotoğraf yayıncılığının temel problem ise, teoride potansiyel online müşteriye herkesin İnternet üzerinde arama motorları yolu ile fotoğraf ve arşiv ile ilgili anahtar sözcüklerle yapılacak olan bir araştırma, içerisinde bireysel arşivleri ve fotoğrafçıları ya da bir kaç başlıca fotoğraf ajansını içine alan geniş bir seçenekler listesi ortaya koyacaktır. Eşit düzeyde erişim varsayımın pratikte yaşadığı problem bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Çözümlerden biri, bireysel girişimlerin yerin Getty Images ya da Corbis gibi iyi organize edilmiş sayısal görüntü bankalarını oluşturmaktır. Dia banklar geniş veri tabanları ve ucuz ürünler ile yeni bir pazarın oluşmasına öncülük etmişlerdir.

    Sayısal medyanın özellikle de internetin gelişmesi ile ortaya çıkan, yeni mülkiyet ve üretim ilişkileri sadece bireysel fotoğrafçıları değil, ajansların da örgütlenmelerindeki geleneksel yöntemlerin terk edilmesine neden olmuştur. Hem büro bazında, hem de doğrudan fotoğraf üretiminde olan ajansların varlık nedenleri sadece internet üzerinde ajansların işlevlerini yerine getiren bir çok sayısal görüntü bankasının kurulması ile tartışılmaya başlanmıştır. Sayısal görüntü bankaları, sayısal fotoğraf kullanımının yaygınlaşmasına yol açan kimi zaman tecimsel ya da yarı-tecimsel, kimi zamansa hobiye yönelik amatör girişimler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. 2000 yılında görüntü bankası olarak faaliyet gösteren 70’den fazla şirket olduğu gözlemlenmektedir (Freeman, 2000:74). Bunlardan en bilineni ABD merkezli, yöneticiliğini Microsoft yazılım şirketinin de sahibi olan Bill Gates’in üstlendiği Corbis adlı firmadır. Firma İnternet üzerinde, profesyonel ve kişisel kullanım başlıkları altında fotoğraf arşivine ulaşım olanağı sağlamaktadır. Şirket hakkındaki bilgilerde; Corbis Firmasının sayısal çağda fotoğraf ve güzel sanatlar için eksiksiz bir yol çizdiği iddia edilmektedir. Ayrıca firma üç bine yakın yaratıcı kaynaktan dünyanın en büyük görsel arşivini oluşturduklarını, veri tabanında bulunan altmış beş milyon imgenin 2.1 milyonuna İnternet yoluyla çeşitli başlıklar altında ulaşılabileceğini dile getirmektedir. Bu görüntü arşivi büyük ölçüde tecimsel amaçla, çeşitli uygulama alanları için kullanıma hazır fotoğraf kaynağını oluşturmaktadır. Görüntü bankalarının pek çoğunda telif hakkı ücretsiz olan fotoğraflara ya da diğer görüntülere rastlamamız mümkündür. Bu tür fotoğraflar daha çok İnternet üzerinde kullanıma uygun olarak, tecimsel amaçla kullanılan görüntülere kıyasla daha düşük görüntü kalitesinde veri tabanı üzerinde yer almaktadırlar. Bu tür görüntüler, genellikle üzerinde telif hakkı bulunmayan, telif hakkı zaman aşımına uğramış ya da yaratıcısı tarafından her türlü kullanım hakkı yayıncı kuruluşa bırakılmış görüntülerden oluşmaktadır (Berinstein, 1998:81-82). Bu süreç ajansların geleneksel görüntü üretimi politikaları ile kıyaslandığında, görüntü kaynaklarına ulaşımda ucuz ve daha geniş olanaklar sunmuştur. Sayısal Görüntü bankaları ajanslarla kıyaslandığında, sadece yazılı basının değil sayısal ticaretin gelişmesi ile farklı medya ve bu medyanın kullanıcılarına yönelik yeni tüketim alanlarının ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik girişimlerde bulunmuşlardır. Fotoğraf ajansları da bu yeni durum karşısında kendi arşivlerini sayısallaştırarak, sayısal görüntü bankaları oluşturmuşlardır. 1999 yılında Associated Press ve Reuters onun hemen ardında 2000 yılında Magnum fotoğraf ajansı, oluşturdukları görsel veri tabanları ile yeni yapılanma içerisine girmişleridir.

    Corbis Firmasının 4 Kasım 1996 tarihinde LGI isimli ağırlıklı olarak iş ve eğlence dünyası üzerinde yoğunlaşan fotoğraf ajansını satın aldığını açıklaması geleneksel anlamda fotoğraf üreten ajansların etkisini yitirmesine ilk örneği oluşturur (Batchen, 2001:218). Bu süreç sadece LGI firması ile sona ermez 1999 yılında dünyanın en büyük haber ajanslarından biri olan Sygma’nın satın alınmasıyla devam eder. Sygma’nın satın alınmasında sonra Bill Gates Corbis Borsası adlı uluslararası düzeyde ajans işlevi görecek bir yan kuruluşun açıldığını açıklar. Sekiz ülkede Corbis Borsası adıyla doğrudan ve Türkiye’nin de dahil olduğu 25 ülkede temsilcilikler yolu ile faaliyet göstermektedir. Bill Gates’in fotoğraf ajanslarına yönelik girişiminin şimdilik son halkası 2 Mart 2000’de SABA fotoğraf ajansını satın alması olmuştur.

    Doğrudan ajansların elektronik görüntü ticaretine yönelmesine ilk örneği Associated Press ajansı gerçekleştirmiştir. Associated Press, Accuweather adlı kuruluş ile kurduğu AP/Accunet isimli site üzerinde, günde ortalama sekiz yüz fotoğrafın eklendiği sayısal görüntü bankasının, 1920’lerin başından bu yana AP tarafından kaydedilen ses kayıtlarının, AP arşivinde bulunan 7,500’den fazla taslak, harita, çizelgenin ve 700,000’e yakın AP haber metnin tam metin olarak yer aldığı veri tabanı oluşturmuştur. Bugün internet üzerinde Reuters, AFP ve Magnum gibi ajansların fotoğraflarını internet üzerinden dağıtımlarını yapan, Presslink, NewsCom, Archive Photos, Weick Photo Database ve Scripps Howard gibi siteler bulunmaktadır. PNI firması tarafından 1996’da Publisher Depot adı ile kurulan ve daha 98’de Picture Quest.com adını alacak olan site, 50’li yılların başından bu yana dünyanın en önemli fotoğraf ajanslarından Magnum ve spor alanında önemli fotoğraf ajanslarından biri olan Allsport gibi ajanlarında içinde bulunduğu 49 ajans tarafından üretilen fotoğrafların sayısal olarak dağıtımını sağlamaktadır (Salgado,1997:26).

    Corbis’in yanı sıra benzer amaçlar ile kurulmuş PictureQuest.com adıyla PNI firması ve Getty Image gibi İnternet üzerinde faaliyet göstermektedirler. 90’lı yılların sonlarına doğru sayısal görüntü ticaretinde, yaşanan hızlanmanın etkisiyle bu iki şirket ve benzerleri piyasa içerisinde etkili hale gelmişlerdir. Örneğin, Amerikan PNI firması 1998 yılında İngiliz kökenli CD-Rom tabanlı görüntü arşivine sahip Digital Vision isimli görüntü bankası ile birleşerek, 1998 yılı içerisinde dünyanın ikinci büyük sayısal görüntü bankası konumuna gelmiştir. 1995 yılında Mark Getty ve Jonatthan Klein adında iki bankacı tarafından kurulan Getty Images firması da 1998 yılında Seattle kökenli Photo Disc adlı sayısal görüntü arşivini satın alarak ve 2001 yılında da on milyon adet fotoğrafın yer aldığı National Geographic fotoğraf arşivinin sayısal yayın haklarını satın alarak, mevcut görüntü arşivini neredeyse Corbis arşivi ile eşit düzeye çıkarmıştır. Getty Images sadece fotoğraf değil aynı zamanda sinema filmlerinin de internet üzerinden satışına başlamıştır. Yaklaşık yetmiş milyon fotoğrafın yanı sıra otuz bin saatlik film arşivine sahiptir. 2001 yılının ilk altı ayında 63 milyon dolar zarar etmesine rağmen Getty Images, 2001 yılı sonuna doğru Pazar payını 1.8 milyar dolara yükselterek, görüntü bankaları arasında iddialı bir konuma gelmiştir. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse dünyanın en önemli fotoğraf malzemesi üreticilerinden Eastman Kodak firmasının kurduğu Image Bank’ının ve Kodak Picture Exchange’in kırk milyon fotoğraf ve on beş bin saatlik film arşivine sahip olduğunu ve Pazar payının 820 milyon dolar olduğunu söyleyebiliriz. Getty Images’in kurucusu ve sahibi Klain ise, şirketi Corbis ile karşılaştırırken, şirketin rakamlarının Corbis’ten daha güçlü olduğunu söylemektedir (MacDonald, 2000:105). Şirketin elinde bulunan dört arşivin hemen hemen tüm ürünlerinin satılmış olması da bu rakamların güçlenmesinde önemli rol oynamıştır. Getty Images ve Corbis firmalarının başarısında, dünyanın en çok kullanılan arama motorlarından ikisi olan Altavista ve Google arama motorlarında görüntü aramalarında kaynak bu iki görüntü bankasının arşivlerini kullanması etkili olmuştur. Görüntü bankaları arasındaki rekabetten doğan, arama motorları ile ilgili işbirlikleri yine Corbis şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir. Sayısal görüntülere daha az yer ayıran, ağırlıklı belge düzenli veri tabanı Wamnet şirketi, şirketin internet sayfasındaki arama motorlarından tabanından Corbis’in imge veri tabanına ulaşılabileceğini ilan etmiştir.

    Yaklaşık otuz yıldır fotoğraf ajansı işlevini sürdüren SIPA ajansın 2001 yılı sonlarında zarar ettiği için firmayı Faber şirketler grubunun bir parçası olan medya grubu tarafından satın alınması sadece Bill Gates gibi yazılım şirketleri sahiplerinin değil, Faber gibi başka alanlarda faaliyet gösteren kuruluşlarında sayısal fotoğraf alanı içerisinde yer almaya başladığını göstermektedir. SIPA Press’in zarar etmesinde en önemli etken, şirketin sahibi Gökşin Sipahioğlu tarafından, dijital teknolojiye geçmeleriyle birlikte üç yıldır bir kriz yaşadıklarının açıklanmasıyla belirtilmiştir (Aktaş,2001). Fotoğraf ajanslarının satın alınması konusunda Corbis Firması örneğinin dışında bir başka örnek de Hachette firmasının Gamma fotoğraf ajansını satın almasıdır.

    Elektronik görüntü kütüphaneleri aynı süreç içerisinde internet üzerinde yer almaya başlamıştır. Corbis Firması ve benzerlerinden daha az tecimsel hedefleri olan kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen projeler, mevcut görsel arşivlerini internet üzerinden gerçekleştirilen basit aramalarla ulaşılır hale getirmeye yönelik projelere başlamışlardır. Amerikan Kongre Kütüphanesi 1999 itibari ile 19. ve 20.yy görüntülerine (bunların içerisinde cam tabanlı negatifler ve latern dialar da yer almaktadır) dair geniş kapsamlı bir arşivi gerçekleştirmek için çalışmalara başlamıştır (Ritchin, 1999:60). Ağırlıklı olarak ABD’de olmak üzere dünyanın çeşitli üniversitelerinin fotoğraf tarihinin önemli örneklerini içeren arşivlere sahip oldukları ve bu arşivlerin büyük bir kısmının sayısallaştırılmış olduğu gözlemlenmektedir.

    Sayısal teknolojinin bu yeni ajanslarının yeni örgütlenme biçimleri özellikle fotoğrafın entelektüel mülkiyeti ve dağıtımı bağlamında farklılık göstermektedir. Oluşan yeni yapı incelendiğinde beş farklı sayısal dia bankası ya da sayısal ajans örgütlenmesi karşımıza çıkmaktadır

    (1) Hak Sahipleri Ortaklığına Dayalı Dia Banklar: Hak sahipleri için hareket eden ortaklık yapısıdır. Telif hakkı sahiplerinin, kazançlarını temsil eder. Sıklıkla, kullanıcı ya da enformasyon sağlayıcı için tek bir fiyat seviyesi ile standart şartlar ve koşullar grubu söz konusudur. Buna örnek olarak, internette varlığını sürdüren Magnum Ajansı ve Amerikan Medya Fotoğrafçıları (ASMP) girişimleri örnek verilebilir.

    (2) Komisyoncu Dia Banklar: Lisans ücretinin, üçüncü parti haklarından yararlanan, fikri ürünün kullanımından doğan telif ücretinden belli bir oranda pay alan görüntü bankalarıdır. Buradan doğan şartlar çeşitlilik gösterebilir. Örnek olarak Uluslararası fotoğraf ağı (PNI), Kodak Fotoğraf değişimi (KPX) örnek gösterilebilir.

    (3) Yeniden Hak Satan(Üreten) Dia Banklar: Bir üçüncü parti, fotoğrafların tüm haklarını alır, daha sonra onları asıl hak sahibine sormadan yeniden satar. Bu örnekte, Corbis Media ve Getty Images gibi dia bankası örnekleri yer almaktadır.

    (4) Konsorsiyum Dia Banklar : Ortaklık organizasyonları şeklinde işleyen, A.B.D.’ de kurulan Araştırma Kütüphaneleri Grubu (RLG) gibi, karşılıklı kazanç için bilgi ve görüntü değişimini onaylayan dia bankalarıdır.

    (5) Yer Gösterici Hizmeti Veren Dia Banklar: Talepleri doğrudan entelektüel mülkiyet sahiplerine ileten, kazanç amaçlı kurulmamış, hak sahibi ve alıcı arasında sadece yer gösterici işlevi gören ve aralarındaki pazarlığa karışmayan, kısaca referans gösteren dia bankalardır. Örneğin Academic Press tarafından kurulması planlanan Görüntü Dizini (ID) hizmeti.

    Geleneksel anlamda görüntü üretim ve dağıtım ilişkileri içerisinde olan ajansların ulaşamayacağı boyutta, fotoğraf trafiğine yol açan görüntü bankaları, ajansların Pazar içerisindeki etkinliğini küçültürken, ajanslar görüntü bankları ile benzer dağıtım yöntemlerini kullanmak zorunda kalmışlardır. Sygma ve Gamma gibi Microsoft, Sipa gibi Faber mülkiyetine geçen ajansları bir tarafa koyarsak, Magnum Ajansı gibi varlığını sürdüren ajansların, aynı Pazar yöntemlerini kullandığını gözlemleyebiliriz. Ajansın, Corbis benzeri dağıtım stratejisi, internet üzerinden tüm ürünlerin (fotoğrafların) görünebileceği, fotoğrafların altında yer alan hiper bağlantılar-ücretler ile ürünlerin sanal alışveriş sepetlerine konulabileceği, sadece basılı medyayı hedef almayan, ev kullanıcılarına da yönelik yeni bir pazarın oluştuğu dağıtım biçimlerine başvurdukları gözlemlenmektedir. AP ise Accunet ortaklığının yanı sıra, 1995 yılında kurduğu multimedya bürosu aracılığı ile The Wire adı verilen sistem ile, ajansa üye olan web sitelerine, ses, hareketli görüntü ve fotoğraf aktarımına başlamıştır. Üyelik ya da ajans ortaklığı gerektirmeyen AP Wideworld isimli dia bankaları benzeri ikinci bir örgütlenme ile fotoğraf satışı gerçekleştirmektedir.

    4. SONUÇ

    Fotoğrafın entelektüel mülkiyetinin geleneksel sahibi olan geleneksel fotoğraf ajanslarının sayısal medya ile üretim ve dağıtımı da içine alan işlevlerinin yeni mülkiyet biçimleri içerisinde yok olduğunu gözlemlememiz mümkündür. Bu çalışmada sayısal medya ile dönüşüm içinde olan uzam biçimlendirilmiş ve yeni medyanın yeni mülkiyet biçimleri ortaya koyduğu açıklanmıştır. Bu yeni mülkiyet biçimleri temelde enformasyonun tek elde toplanması süreci ile birlikte paralel bir gelişme göstermektedir. Süreç burada da vurgulandığı gibi geri dönüşü olmaya yeni örgütlenme biçimlerini beraberinde getirmiştir.

    Yeni medyanın alıcıya sunduğu olanakların sınırsız imajının görünmeyen yüzünde kara dayalı pazarın imajı bulunmaktadır. Fotoğrafın entelektüel mülkiyetinin, farklı sektörlerden gelen çok uluslu şirketler tarafından içselleştirilmesi ile yaratıcı olarak fotoğrafçının yaratısı üzerindeki mülkiyetini yitirmesine, sayısal medyanın gelişmesi il