ANA SAYFA YAP
FAVORİLERE EKLE
Bugün,
 
 

 

 

 

 FOTO MUHABİRLİĞİNİ TEHDİT EDEN YENİ GÜÇLER

                                            John Dorfman

 

 

Foto muhabirleri için yaşam hiçbir zaman kolay olmadı, fakat değişen sektör koşulları ve diğer kolektif uygulamalar teknolojiyi de içine alarak foto muhabirinin yaşamasını gittikçe daha da zorlaştırıyor.

Kimi veya neyi suçlayacağız ?  Bazı foto muhabirleri iki ortak dev ajansa, Corbis ve Gettye odaklanmış durumda. Bazıları, bu iki devin foto muhabirliğinde deprem niteliğinde bir değişim yapıyor olduğunu söylüyorlar. Henüz -bazen fotoğrafçılıkta da olduğu gibi- “fotoğraf çok net değil”.

Önce Corbis’i inceleyelim. 28 Ocak 2002’de Sygma Ajansı çalışanları greve gittiler. Siyah kıyafetler giyen foto muhabirleri ve ajansın diğer çalışanları Paris’te bulunan ofislerinin önüne birer ölü gibi yatarak Amerika’daki ana şirketleri Corbis’in empoze etmeye çalıştığı yeni sözleşmeyi protesto ettiler. Anlaşmazlık, iş üretmedeki tüm masrafların şirketle paylaşılması yerine foto muhabirinin üstlenmesini sağlayacak olan, tüm Sygma foto-muhabirlerinin free-lance statüsüne geçirilmesini öngören maddeydi. Üstelik, free-lance foto muhabirleri Fransız Kanunları’na göre basın kartı ve sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sahip değiller. Sygma fotoğrafçılarında bir nefret havası esti ve “Tüm profesyonellerin geleceğiyle kumar oynanıyor” şeklinde bir basın açıklaması yapıldı. Corbis, 16 gün sonra  Paris’teki 42 Sygma foto muhabirinin “fazla” olduğunu ve bu sayının yarı yarıya düşürülmesi gerektiğini açıkladı. Sygma’nın New York’ta çalışan bir grup çalışanı, kısa bir süre sonra Corbis’in, ajansı yönetim şeklinden memnun olmadığını ifade ederek işi bıraktı.

 Sözleşmeden kaynaklanan mücadele kendi içinde yeterince şiddetli olmasına karşın, “Sygma olayı” büyük bir öfke uyandırdı, çünkü Corbis tamamen Bill Gates’indi. Gates’in Sygma’yı ve diğer birkaç fotoğraf ajansını satın alması, bir çok foto muhabirine göre, onların çalışmalarının kontrolünü sağlamak ve fotoğrafçılardan yararlanırken kendi on-line fotoğraf koleksiyonunu zenginleştirmek amacıyla yapılmış utanmaz bir davranıştı. Fransız Foto Muhabirleri Kurumu’nun kıdemli üyesi olan 93 yaşındaki Henri Cartier-Bresson, bu kitlesel yangının zalimliği ve vurdumduymazlığı karşısında öfkelendiğini, olabilecek en iyi şekilde oluşturulmuş bir fotoğraf bankasının bir yazarın eseriyle karşılaştırılamayacağını, bir tarafta bir makinenin diğer tarafta canlı ve duyguları olan bir kişinin olduğunu, Corbis’in seçme şansı bırakmadığını belirtti.

Fransız-Amerikan kültür çatışmasının açık unsurları bir yana, Corbis-Sygma bozgunu endüstriyel alanda bir duyguyu belirginleştiriyor; foto muhabirliği mesleği hızla değişiyor. Corbis Basın Ofisi, grev sırasında bir İngiliz foto muhabirinin web sitesine yolladığı mektupta durumu şu şekilde açıklıyor: “Şunu kavramak gerekir ki; son yıllarda global markette haberler ve haber fotoğraflarına olan talepte belli bir değişiklik görülmektedir. Bu değişiklik spot ve günlük haberlere olan ilginin azaldığı, yerine life-style, ünlü fotoğrafları ve global dünyanın ilgisini çekebilecek kişisel hikayelere ilginin arttığı ve müşteri tercihinin dijital fotoğraflar olduğu şeklindedir. Corbis, haberlerini ve editoryal işlerini bu değişen talepleri karşılamak amacıyla değiştirmeye başlamıştır.”

Corbis’in hikayesi Bill ve Melinda Gates’in evinde bilgisayarların masaüstlerini süsleyen fotoğraf kareleriyle –dijital fotoğraf kareleri ya da interaktif ev sistemi-  başladı. Bu usta işi düzende, Gates’ler Web’den ya da CD-ROM’lardan resim indirmeye ve onları masaüstlerine koymaya başladılar. Bir resimden sıkılırlarsa, diğer bir başkası bir “click”le hazır hale geliyordu. İlk fikir müzelerdeki resimlerin lisanlarını alarak onları dijital hale getirmekti.

Ve sonra Gatesler, Gates olarak, büyük düşünmeye başladılar. Fotoğraflar; güzel sanatlar, gazetecilik, illüstrasyon veya herhangi bir dal olsun, internetin egemen parçası haline gelebilirler. Web aracılığı ile, daha ve daha çok fotoğraf çok daha hızlı bir şekilde dağıtılabilir, ve Gates’ler bundan yararlanan tek kişi olabilirler. Ve 1989’da Bill Gates ilk amacı müzelerdeki resimlerin fotoğraflarını çekerek onların lisans hakkını satın almak olan Corbis’i kurdu. 1995’e kadar CEO Steve Davis’in önderliğinde Corbis, dünyanın en geniş dokümantasyon fotoğraf arşivlerinden biri olan Bettmann Arşivi’ni satın alarak genişledi. Corbis’in kendi başına sahip olduğu 13 milyonu aşkın fotoğrafın 11 milyonunu Bettmann Arşivi oluşturuyor.  Buna ek olarak, Corbis, 80 milyonun üzerinde fotoğrafın lisansını satın aldı. Bettmann’ın yanı sıra Corbis, UPI’ın arşivini de satın aldı.

90’ların sonunda Corbis elindekilere daha çok haber ve stok fotoğrafı eklemeye karar verdi. Stok Marketleri gibi stok ve ünlü servislerine sahip olduktan sonra, Corbis; Avrupa merkezli haber ajansları olan ve foto muhabirliğini foto muhabirine işi vermek, haber seyahati için ona lojistik destek sağlamak, gerektiğinde  para vermek, dönüşte fotoğrafın satışından telif hakkı payını ödemek gibi geleneksel yöntemlerle yapan Sygma, Saba, Kipa ve Tempsport’u da yuttu. Ajans, ayrıca, foto-muhabirlerine onların telif haklarını koruma konusunda da yardım etti. (1947’de kurulan Magnum, foto muhabirlerinin sahip olduğu bir kooperatif) . Sygma’yı da kapsayan ve 1960’larda hızla çoğalan ve sonraki yirmi yıl boyunca etkili olan bir grup ajans, yüksek kalite ve gazeteci dürüstlüğü açısından bir şöhrete sahip olmuştu. Ne yazık ki, onlar finansal açıdan bir şöhret sağlayamadılar. Corbis’e, Sygma’yı aldıktan sonra, ajansı çöküntüden kurtaracak beyaz bir şövalye gözüyle bakıldı.

Peki nasıl oluyor da Corbis, veteran haber foto muhabirlerinin ve foto muhabirliği üstadı Dirck Halstead’in (yanda) gözünde “fotoğrafçıları korkutan en büyük tehlike” olarak görülmedi. Kısmen, Sygma ve Corbis arasındaki ilişki bozuldu, çünkü bu ilişki bir yanlış anlama üzerine kurulmuştu. Corbis yöneticileri Sygma’ya sahip olarak, Corbis’in Sygma’nın tüm arşivlerine de – tabi dolayısıyla milyonlarca fotoğrafın telif hakkına- sahip olacağı gibi bir yanlışa inandılar. Onlar, pek çok Sygma fotoğrafçısının teknik olarak maaşlı işçi oldukça fotoğrafların da şirketin malı olduğunu düşündüler. Ancak, Fransız Telif Hakları Kanunu’na göre bir fotoğrafçı, işçi olsa bile  otomatik olarak hayatı boyunca çalışmasının telif haklarına sahip oluyor.

Corbis, Sygma’yı almakla aslında fotoğrafları alamadığını, sadece ana malı satın aldığını anlayınca ajansa sermaye koyma ilgisini kaybetti. Corbis telif haklarını alamadığı fotoğrafları almanın ona bir değer katmayacağını düşündü. Fotoğrafçıları ajansla bağımsız sözleşmeli personel statüsüne düşürünce, Corbis onlara masraflarını ödemekten kaçındı ve sadece lisans hakkına para vermeyi kararlaştırdı. Bir Fransız Sygma fotoğrafçısı Patrick Durand The Digital Journalist’e yaptığı şikayette şöyle konuşuyor; ‘’Bu onlar için mükemmel bir plan. Biz kendi başımıza çalışacağız. Tüm masraflarımızı (harcamalar, film, vs.) kendimiz karşılayacağız ve materyali Corbis’e getireceğiz. Bir de sadece onlar fotoğrafı satabilecekler”

Yanlış anlama iki şekilde devam etti. Birinci olay, Corbis’in foto muhabirinin adına fotoğrafın telif hakkını alması, foto muhabirleri tarafından fotoğrafın telif haklarının alınması için bir plan (tezgah) olarak algılandı. Diğer tarafta da, Dirck Halstead, The Digital Journalistte Corbis’in Web sitesini şikayet eden  bir makale yazdı. Bu yazıda, Corbis’in Web sitesinde satış için bulunan ve kendisinin UPI’da çalışırken çektiği fotoğrafların altında “Fotoğraf : Corbis” ibaresinin bulunduğu, kendi açık adının yazılmadığını söylüyordu. Tim Page ve Kyoichi Sawada’nın Pulitzer ödüllü Vietnam Savaşı fotoğrafı da açık isim yazılmadan sitede bulunan fotoğraflar arasında yer alıyordu. Çalışmaları yaratıcılarından ayırmak isteyen gayretler bir yana, açık isimlerin belirtilmemesi Corbis’in değil, aslında o işi yapan kişinin hatasıydı. UPI’ın dev arşivinin aslında düzensiz olduğu ve Corbis’e pek çok fotoğrafın böyle geldiği anlaşıldı.

Yanlış anlama bir yana, foto-muhabirliği toplulukları Corbis’i bir bela olarak görmeye başladılar. Bunun bir bölümü de kültür çatışmasından kaynaklanıyordu. Eski bir foto muhabiri ve fotoğraf editörü olan ve 1998-2000 yılları arasında Corbis’te Fotoğraf ve Tasarım Servisleri Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Peter Howe (yanda) şöyle diyor: “Foto muhabiri kültürü –benim sözü beni bağlar- ahlaksız”. Corbis paranoyak bir yazılım kültüründen geliyor. Çünkü yazılım tahmin edebileceğinizden daha çok ücret isteme işidir. Tabi ki, fotoğrafçılar da iyi anlamda paranoyak bir gruptur.’’

Howe, duygusal faktörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. “Bir foto-muhabiri olmak bir çeşit alçakgönüllü bir varoluşu gerektirir. Fiziksel ve duygusal desteğe ihtiyacınız vardır. Corbis, bunu tamamen yok saydı. Onlar için sadece finansal bir organizasyondu” diye konuştu. Howe sözlerini şöyle sürdürüyor: “Foto muhabiri sadece finansal destek değil, ona arka planda gereken morali verecek iş duyarlılığına sahip bir yönetici arar. Foto muhabirleri genelde çek defterlerini dengelemekte başarısızdır. Öyleyse onların Corbis ve Getty’e ihtiyaçları var. Fakat Corbis ve Getty işe bir fabrikatör gözüyle bakmaya başladı.”

Diğer bir kızgınlık da arşivlerden kaynaklanıyor. Corbis, ajansla ilişkisini sonlandırmış fotoğrafçılara slaytlarını ve negatiflerini vermeyi ya da onlara ulaşıp ajanstan gelip almayı söylemelerini ihmal etti. Onlardan biri Allan Tannenbaum, (yanda) Corbis’e fotoğraflarını kullanmak ve telif haklarını vermemek gerekçesiyle dava açtı. Eğer o başarılı olursa, en az iki fotoğrafçı aynı şeyi yapacaklarını ifade ediyorlar. Tannenbaum, Corbis’in bu göz ardı etmesini fotoğrafçının haklarını gasp etmek için bir taktik olarak görüyor. Diğer fotoğrafçılar da şirketin verimsizliğine bu olayı da yazmak istiyorlar.

Corbis’in kültürü foto-muhabirliğine diğer bakışlardan da uymuyor. Corbis, stok ve haber fotoğrafçılığı arasındaki farkı sezinlemekte başarısız oldu, çünkü Corbis internet uzmanları bütün fotoğraflara aynı şekilde muamele edilmesi gerektiği yönünde düşünüyorlar. Stok fotoğrafçılarına kendi işleri için para yetiyor, çünkü yeniden telif hakkı alma onlara iyi paralar kazandırıyor. Haber fotoğrafçılarına ise genellikle para kendi işleri için yetmiyor, çünkü sadece telif hakkı potansiyeli düşük değil, ayrıca yabancı bir ülkede röportaj yapmak çok yüksek giderlere mal olabiliyor.

Bugün Sygma artık haber işinde fazla bir role sahip değil. Sygma’yı bir buçuk yıl önce terk eden Fransız fotoğrafçı Frederic Neema şöyle konuşuyor: “Sygma artık ölmek üzere. Magazinler onları aramıyor artık”. Sygma fotoğrafçılarının kovulmasıyla, Corbis de yeteneğini kaybetti. SABA’dan 50 foto muhabirinin çalışmalarıyla devam ediyor, Saba, başka bir ajans tarafından satın alınmasına karşın kurucusu Marcel Saba’nın girişimleriyle yapılan uzlaşma sonucu Saba’nın nüfuzu devam ediyor. Corbis’in Global Haberler Fotoğraf Direktörü Rick Boeth, şirketin eski free-lance modeliyle yeniden anlaşmak istediğini söylüyor. Şirketin diğer şirketleri kitlesel alımlardan üç gün önce işe başlayan Boeth, “Ben yeniden yapılanmanın bir parçasıyım. Biz fotoğrafçıları bağımsız anlaşmalarla tekrar bu işe yerleştirmek istiyoruz” diyor. Kaç kişiyle sözleşme yaptıklarını sorduğumuzda bize şu cevabı veriyor: “Küçük bir rakam”.

Corbis, foto-muhabirliğini yeniden organize etmeye çalışan tek kurum değil. Daha yenice Gamma’yı (12)  ve 1955’te petrol varisi Mark Getty tarafından kurulan Getty’i bünyesine katan, Newsmakers, Liaison, Allsport ve Online USA’in sahibi Fransız yayım devi Hachette Filipacchi, geniş bir foto muhabiri grubunu bünyesine kattı ve onları günlük işçi olarak çalıştırmak istiyor. Uluslararası Fotoğraf Merkezi’nin patronu olan ve foto muhabirlerine verilen Infinity Awards’ın sponsoru olan Getty, şöyle dedi, “Entelektüel özellik (mal birikimi) 21. yüzyılın petrolü olacak.”

Yağdırılan tüm ağır tahrikleri hesaba katsak bile, ilk önce onun baş rakibi Getty’i izlemeliyiz.  Peter Howe, “Corbis en büyük şeytan olarak görülüyor. Ancak, Getty foto muhabirlerini çok ağır şartlarda çalışmaya zorlamakta başarılı olurken, Corbis genellikle başarısızdır” diye konuşuyor. Corbis foto muhabirlerinin kontratları hala onlara telif haklarından yüzde 40 ile yüzde 50 arasında pay sağlıyor, fakat Getty’de çalışan haber fotoğrafçılarının büyük bir çoğunluğu Getty’nin maaş karşılığı tüm telif haklarını satın aldığı ve foto-muhabirine hiçbir hak talebi bırakmayan “work-for-hire”  statüsüyle çalışıyor. Bazıları günlük çalışan stringer’lar, ki onlar da fotoğraflarının haklarını devrediyorlar. Getty’deki birkaç fotoğrafçı hala eski sistemle çalışıyor. Onlardan biri Roger Le Moyne, Getty’nin Liaison’dan daha iyi şartlarda çalışma koşulları ve maaş politikasına sahip olduğunu söylüyor. Le Moyne, “Corbis önden hareket etti ve yapmaması gerekenleri Getty’e gösterdi” diyor. Getty  Haber Servisi Başkan Yardımcısı Michael Sargent, durumu şöyle özetliyor: “Biz eski foto muhabirleriyle yüzde 50’ye yüzde 50 gelir ortaklığıyla çalışıyoruz, ancak dürüst olmak gerekirse bu küçük bir grup. Work-for-hire tipi çalışmaya daha çok önem veriyoruz.”

Hangi fotoğrafçı bu şartların altına imza atar ?  Genel olarak konuşursak, eğlenceli fotoğraflar çekmek isteyen ve isimlerini altına yazdırmak isteyen genç foto muhabirleri... Sargent durumu şu sözlerle itiraf ediyor; “Ben, genç ve umut vaat eden sadece fotoğraf çekmek isteyen foto muhabirleri arıyorum. Onlara kendilerini gösterme ve geliştirmeleri için bir şans veriyorum. Onlara en son teknoloji ürünü fotoğraf ekipmanları ve laptoplar veriyorum. Bu foto muhabirleri arasında durumundan şikayet eden olmadığının altını çizmek gerekir.” Sargent’tan buna örnek göstermesini istiyoruz. Bize, Afganistan’ın savaş alanlarında yaptığı röportajla  ICP Infinity Award’ı kazanan Tyler Hicks (yanda) ismini veriyor. Ancak, Hicks, The New York Times’da sözleşmeyle çalışan full-time foto muhabiri olmak için Getty’den ayrıldı.

Sargent, uydu sistemiyle çalışan kurumlarda (AP,Reuters gibi) 27 yıl editör olarak çalıştı ve gerçekte Getty de bu şekilde hizmet veriyor. AP, AFP ve Reuters hem kadrolu olarak çalışan hem de hiçbir hakkı olmayan stringer olarak çalışan foto muhabirlerine sahip. Eski foto muhabirleri fotoğrafın hakkını kaybetme konusunda dehşete düşüyorlar. New York merkezli eski bir Sygma foto-muhabiri Rick Maiman, “Mesleğe gelen yeni foto-muhabirleri fotoğraf hakkına sahip olmanın çok önemli olduğu konusuyla pek ilgilenmiyorlar. Ajans modelinde, sen çektiğin fotoğrafın haklarına sahipsindir. Ayağında ayakkabılarla ölmek istiyorsan ajansta çalışmalısın. Uydu sistemli ajanslarda, sen sadece kiralanmış bir parmaksındır, şişman ve mutlu. Fakat AP’den ayrıldığında, altın saatini alıp kapının önüne konursun. Sargent’ın bu tür duygusallıklar için fazla vakti yok. Şöyle diyor: “Bu iş büyük bir değişim içinde. Bu değişimi algılayabilenler yeni duruma adapte oldular. Bazı kızgın foto muhabirleri ise mirası terk etmek istemiyorlar bu yeni duruma adapte olamıyorlar. Onlar çalışamayacak olanlar.”

Bu iş kolu değişiyor ve tahmin edilemeyen bir şekilde eskiye tamamen dönüş göreceğiz. Foto muhabirliğinde yeni usul internetle ilişkili ve internetin zorlamasıyla ortaya çıkıyor. Corbis ve Getty’den fotoğraf satın almak artık tamamen online; bir editör beğendiği fotoğrafı seçiyor, yüklüyor ve o fotoğrafın parasını internetten ödüyor. Diğer kablo ile hizmet veren şirketler de aynı yöntemi uyguluyorlar. Dirck Halstead “Eski ajanslarda insanlar hayatları boyunca orada çalışıyorlar ve sezgilerine dayanarak oradaki kutuların içinde ne olduğunu biliyorlardı. Böyle bir şey artık yok. Artık bireysel fotoğraf talepleri yok; hepsini online olarak yapıyorsunuz.” Bu sistemin foto muhabirleri ve editörler arasında büyük bir fotoğraf homojenliği ve iletişim eksikliği ortaya çıkardığı savunulabilir.

World Wide Web, fotoğrafçılara çalışmalarını kendi kişisel siteleri ile pazarlama imkanı sunuyor. Yeterli bir miktar sermayeyle, bir foto muhabiri, teknoloji sayesinde “kendi markasını” yaratarak hem kendi parasını kazanırken hem de fotoğraflarının telif haklarını elinde tutabilir. Problem şurada; bir çok fotoğrafçı için tek başına satış işlemi yapmak zaman alıcı bir iş. Ve bunun yanında, bir ajansın sahip olduğu erişim imkanları olmaksızın tek başına bir sitenin iş için harcanan eforu maddi olarak o kişiye geri kazandırması zor. Bazı kendi halinde foto muhabirliği çalışmaları sunan ve geleneksel medyada olan özgürlüğü foto muhabirine sağlayan umut vaat edici web siteleri var. Bu siteler fotoğraflara fazla para ödemeseler de, bu zamanla değişecek.

Sanayi sektörünün büyük bir değişime uğramasının nedenlerinden biri de, ulus çapındaki haber boşluğunun, ekonomik faktörlere ve halkın duyarsızlığına bağlı  olarak bir süredir sürekli şekilde azalmasıdır.11 Eylül’den sonra, halkın iştahı şiddet haberlerine karşı tekrar arttı. Ve bu arada, geleneksel bir fotoğraf ajansı kurularak sahneye çıktı. 4’ü SABA’dan ayrılma yedi kurucu üyesinden dolayı kendilerine “VII” ismini veren bu ajans amaçlarını şöyle açıkladı: “Foto muhabirliği mesleğinde telif hakları, temsil ve dağıtımdan kaynaklanan sorunlara cevap bulmak amacıyla kurulduk.”  11 Eylül olayları VII’yı kimsenin tahmin bile edemeyeceği bir yola soktu. Şans eseri yeni ajansın kuruluşu terörist saldırılardan 5 gün sonra açıklandı, ve onun en ünlü üyesi, Time Dergisi Savaş fotoğrafçısı James Nachtwey Dünya Ticaret Merkezi’nden (DTM) birkaç blok ötede oturuyordu. Nachtwey, 10 Eylül’de bir işten New York’a dönmüştü. İlk uçak DTM’ye çarptıktan hemen sonra Ground Zero’da günün en iyi fotoğraflarını çekiyordu. Muhtemelen en yüksek dolarları da almıştır.

VII Ajansı,  kendi çalışmalarının kontrolünü sağlayan foto muhabirleriyle yeni bir hareketin öncülüğünü yapıp foto-muhabirliğinde yepyeni atmosfer yaratabilecek mi?. VII Ajansı’nın yaptığı gibi, her ajans büyük yayımlarla anlaşması olan yıldız üyeleri kendi bünyesine katamaz.

Fakat bu doğru gibi görünüyor: İnsanlar haber değeri olan, tatmin edici fotoğraflar görmek istiyor ve dışarıda parasızlık ve zorluklara göğüs gererek yaşamaya çalışacak pek çok  yetenekli foto muhabiri var.

 

Açıklama:

*  Bu yazının çevrildiği Columbia Journalism Review (CJR), radyodan televizyona, internetten fotoğrafa Amerika’nın bir numaralı medya eleştiri organizasyonudur. Columbia Üniversitesi Gazetecilik Bölümü önderliğinde 1961’de kurulan CJR, profesyonel gazeteciler tarafından yayınlanmaktadır.

 

Çeviren: Tolga Adanalı