Yanlış anlama bir
yana, foto-muhabirliği toplulukları Corbis’i bir bela olarak görmeye
başladılar. Bunun bir bölümü de kültür çatışmasından kaynaklanıyordu. Eski bir
foto muhabiri ve fotoğraf editörü olan ve 1998-2000 yılları arasında Corbis’te
Fotoğraf ve Tasarım Servisleri Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Peter
Howe (yanda) şöyle diyor: “Foto muhabiri kültürü –benim sözü beni bağlar- ahlaksız”.
Corbis paranoyak bir yazılım kültüründen geliyor. Çünkü yazılım tahmin
edebileceğinizden daha çok ücret isteme işidir. Tabi ki, fotoğrafçılar da iyi
anlamda paranoyak bir gruptur.’’
Howe, duygusal
faktörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. “Bir foto-muhabiri
olmak bir çeşit alçakgönüllü bir varoluşu gerektirir. Fiziksel ve duygusal
desteğe ihtiyacınız vardır. Corbis, bunu tamamen yok saydı. Onlar için sadece
finansal bir organizasyondu” diye konuştu. Howe sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Foto muhabiri sadece finansal destek değil, ona arka planda gereken morali
verecek iş duyarlılığına sahip bir yönetici arar. Foto muhabirleri genelde çek
defterlerini dengelemekte başarısızdır. Öyleyse onların Corbis ve Getty’e
ihtiyaçları var. Fakat Corbis ve Getty işe bir fabrikatör gözüyle bakmaya
başladı.”
Diğer bir kızgınlık da
arşivlerden kaynaklanıyor. Corbis, ajansla ilişkisini sonlandırmış
fotoğrafçılara slaytlarını ve negatiflerini vermeyi ya da onlara ulaşıp
ajanstan gelip almayı söylemelerini ihmal etti. Onlardan biri Allan Tannenbaum, (yanda)
Corbis’e fotoğraflarını kullanmak ve telif haklarını vermemek gerekçesiyle
dava açtı. Eğer o başarılı olursa, en az iki fotoğrafçı aynı şeyi
yapacaklarını ifade ediyorlar. Tannenbaum, Corbis’in bu göz ardı etmesini
fotoğrafçının haklarını gasp etmek için bir taktik olarak görüyor. Diğer
fotoğrafçılar da şirketin verimsizliğine bu olayı da yazmak istiyorlar.
Corbis’in kültürü
foto-muhabirliğine diğer bakışlardan da uymuyor. Corbis, stok ve haber
fotoğrafçılığı arasındaki farkı sezinlemekte başarısız oldu, çünkü Corbis
internet uzmanları bütün fotoğraflara aynı şekilde muamele edilmesi gerektiği
yönünde düşünüyorlar. Stok fotoğrafçılarına kendi işleri için para yetiyor,
çünkü yeniden telif hakkı alma onlara iyi paralar kazandırıyor. Haber
fotoğrafçılarına ise genellikle para kendi işleri için yetmiyor, çünkü sadece
telif hakkı potansiyeli düşük değil, ayrıca yabancı bir ülkede röportaj yapmak
çok yüksek giderlere mal olabiliyor.
Bugün Sygma artık
haber işinde fazla bir role sahip değil. Sygma’yı bir buçuk yıl önce terk eden
Fransız fotoğrafçı Frederic Neema şöyle konuşuyor: “Sygma artık ölmek üzere.
Magazinler onları aramıyor artık”. Sygma fotoğrafçılarının kovulmasıyla,
Corbis de yeteneğini kaybetti. SABA’dan 50 foto muhabirinin çalışmalarıyla
devam ediyor, Saba, başka bir ajans tarafından satın alınmasına karşın
kurucusu Marcel Saba’nın girişimleriyle yapılan uzlaşma sonucu Saba’nın nüfuzu
devam ediyor. Corbis’in Global Haberler Fotoğraf Direktörü Rick Boeth,
şirketin eski free-lance modeliyle yeniden anlaşmak istediğini söylüyor.
Şirketin diğer şirketleri kitlesel alımlardan üç gün önce işe başlayan Boeth,
“Ben yeniden yapılanmanın bir parçasıyım. Biz fotoğrafçıları bağımsız
anlaşmalarla tekrar bu işe yerleştirmek istiyoruz” diyor. Kaç kişiyle sözleşme
yaptıklarını sorduğumuzda bize şu cevabı veriyor: “Küçük bir rakam”.
Corbis,
foto-muhabirliğini yeniden organize etmeye çalışan tek kurum değil. Daha
yenice Gamma’yı (12) ve 1955’te petrol varisi Mark Getty
tarafından kurulan Getty’i bünyesine katan, Newsmakers, Liaison, Allsport ve
Online USA’in sahibi Fransız yayım devi Hachette Filipacchi, geniş bir foto
muhabiri grubunu bünyesine kattı ve onları günlük işçi olarak çalıştırmak
istiyor. Uluslararası Fotoğraf Merkezi’nin patronu olan ve foto muhabirlerine
verilen Infinity Awards’ın sponsoru olan Getty, şöyle dedi, “Entelektüel
özellik (mal birikimi) 21. yüzyılın petrolü olacak.”
Yağdırılan tüm ağır
tahrikleri hesaba katsak bile, ilk önce onun baş rakibi Getty’i izlemeliyiz.
Peter Howe, “Corbis en büyük şeytan olarak görülüyor. Ancak, Getty foto
muhabirlerini çok ağır şartlarda çalışmaya zorlamakta başarılı olurken, Corbis
genellikle başarısızdır” diye konuşuyor. Corbis foto muhabirlerinin
kontratları hala onlara telif haklarından yüzde 40 ile yüzde 50 arasında pay
sağlıyor, fakat Getty’de çalışan haber fotoğrafçılarının büyük bir çoğunluğu
Getty’nin maaş karşılığı tüm telif haklarını satın aldığı ve foto-muhabirine
hiçbir hak talebi bırakmayan “work-for-hire” statüsüyle
çalışıyor. Bazıları günlük çalışan stringer’lar, ki onlar da fotoğraflarının
haklarını devrediyorlar. Getty’deki birkaç fotoğrafçı hala eski sistemle
çalışıyor. Onlardan biri Roger Le Moyne, Getty’nin Liaison’dan daha iyi
şartlarda çalışma koşulları ve maaş politikasına sahip olduğunu söylüyor. Le
Moyne, “Corbis önden hareket etti ve yapmaması gerekenleri Getty’e gösterdi”
diyor. Getty Haber Servisi Başkan Yardımcısı Michael Sargent, durumu şöyle
özetliyor: “Biz eski foto muhabirleriyle yüzde 50’ye yüzde 50 gelir
ortaklığıyla çalışıyoruz, ancak dürüst olmak gerekirse bu küçük bir grup. Work-for-hire
tipi çalışmaya daha çok önem veriyoruz.”
Hangi fotoğrafçı bu
şartların altına imza atar ? Genel olarak konuşursak, eğlenceli fotoğraflar
çekmek isteyen ve isimlerini altına yazdırmak isteyen genç foto muhabirleri...
Sargent durumu şu sözlerle itiraf ediyor; “Ben, genç ve umut vaat eden sadece
fotoğraf çekmek isteyen foto muhabirleri arıyorum. Onlara kendilerini gösterme
ve geliştirmeleri için bir şans veriyorum. Onlara en son teknoloji ürünü
fotoğraf ekipmanları ve laptoplar veriyorum. Bu foto muhabirleri arasında
durumundan şikayet eden olmadığının altını çizmek gerekir.” Sargent’tan buna
örnek göstermesini istiyoruz. Bize, Afganistan’ın savaş alanlarında yaptığı
röportajla ICP Infinity Award’ı kazanan Tyler Hicks (yanda) ismini veriyor. Ancak,
Hicks, The New York Times’da sözleşmeyle çalışan full-time foto muhabiri olmak
için Getty’den ayrıldı.
Sargent, uydu
sistemiyle çalışan kurumlarda (AP,Reuters gibi) 27 yıl editör olarak çalıştı
ve gerçekte Getty de bu şekilde hizmet veriyor. AP, AFP ve Reuters hem kadrolu
olarak çalışan hem de hiçbir hakkı olmayan stringer olarak çalışan foto
muhabirlerine sahip. Eski foto muhabirleri fotoğrafın hakkını kaybetme
konusunda dehşete düşüyorlar. New York merkezli eski bir Sygma foto-muhabiri
Rick Maiman, “Mesleğe gelen yeni foto-muhabirleri fotoğraf hakkına sahip
olmanın çok önemli olduğu konusuyla pek ilgilenmiyorlar. Ajans modelinde, sen
çektiğin fotoğrafın haklarına sahipsindir. Ayağında ayakkabılarla ölmek
istiyorsan ajansta çalışmalısın. Uydu sistemli ajanslarda, sen sadece
kiralanmış bir parmaksındır, şişman ve mutlu. Fakat AP’den ayrıldığında, altın
saatini alıp kapının önüne konursun. Sargent’ın bu tür duygusallıklar için
fazla vakti yok. Şöyle diyor: “Bu iş büyük bir değişim içinde. Bu değişimi
algılayabilenler yeni duruma adapte oldular. Bazı kızgın foto muhabirleri ise
mirası terk etmek istemiyorlar bu yeni duruma adapte olamıyorlar. Onlar
çalışamayacak olanlar.”
Bu iş kolu değişiyor
ve tahmin edilemeyen bir şekilde eskiye tamamen dönüş göreceğiz. Foto
muhabirliğinde yeni usul internetle ilişkili ve internetin zorlamasıyla ortaya
çıkıyor. Corbis ve Getty’den fotoğraf satın almak artık tamamen online; bir
editör beğendiği fotoğrafı seçiyor, yüklüyor ve o fotoğrafın parasını
internetten ödüyor. Diğer kablo ile hizmet veren şirketler de aynı yöntemi
uyguluyorlar. Dirck Halstead “Eski ajanslarda insanlar hayatları boyunca orada
çalışıyorlar ve sezgilerine dayanarak oradaki kutuların içinde ne olduğunu
biliyorlardı. Böyle bir şey artık yok. Artık bireysel fotoğraf talepleri yok;
hepsini online olarak yapıyorsunuz.” Bu sistemin foto muhabirleri ve editörler
arasında büyük bir fotoğraf homojenliği ve iletişim eksikliği ortaya çıkardığı
savunulabilir.
World Wide Web,
fotoğrafçılara çalışmalarını kendi kişisel siteleri ile pazarlama imkanı
sunuyor. Yeterli bir miktar sermayeyle, bir foto muhabiri, teknoloji sayesinde
“kendi markasını” yaratarak hem kendi parasını kazanırken hem de
fotoğraflarının telif haklarını elinde tutabilir. Problem şurada; bir çok
fotoğrafçı için tek başına satış işlemi yapmak zaman alıcı bir iş. Ve bunun
yanında, bir ajansın sahip olduğu erişim imkanları olmaksızın tek başına bir
sitenin iş için harcanan eforu maddi olarak o kişiye geri kazandırması zor.
Bazı kendi halinde foto muhabirliği çalışmaları sunan ve geleneksel medyada
olan özgürlüğü foto muhabirine sağlayan umut vaat edici web siteleri var. Bu
siteler fotoğraflara fazla para ödemeseler de, bu zamanla değişecek.
Sanayi sektörünün
büyük bir değişime uğramasının nedenlerinden biri de, ulus çapındaki haber
boşluğunun, ekonomik faktörlere ve halkın duyarsızlığına bağlı olarak bir
süredir sürekli şekilde azalmasıdır.11 Eylül’den sonra, halkın iştahı şiddet
haberlerine karşı tekrar arttı. Ve bu arada, geleneksel bir fotoğraf ajansı
kurularak sahneye çıktı. 4’ü SABA’dan ayrılma yedi kurucu üyesinden dolayı
kendilerine
“VII” ismini veren bu ajans amaçlarını şöyle açıkladı: “Foto
muhabirliği mesleğinde telif hakları, temsil ve dağıtımdan kaynaklanan
sorunlara cevap bulmak amacıyla kurulduk.” 11 Eylül olayları VII’yı kimsenin
tahmin bile edemeyeceği bir yola soktu. Şans eseri yeni ajansın kuruluşu
terörist saldırılardan 5 gün sonra açıklandı, ve onun en ünlü üyesi, Time
Dergisi Savaş fotoğrafçısı James Nachtwey Dünya Ticaret Merkezi’nden (DTM)
birkaç blok ötede oturuyordu. Nachtwey, 10 Eylül’de bir işten New York’a
dönmüştü. İlk uçak DTM’ye çarptıktan hemen sonra Ground Zero’da günün en iyi
fotoğraflarını çekiyordu. Muhtemelen en yüksek dolarları da almıştır.
VII Ajansı, kendi
çalışmalarının kontrolünü sağlayan foto muhabirleriyle yeni bir hareketin
öncülüğünü yapıp foto-muhabirliğinde yepyeni atmosfer yaratabilecek mi?. VII
Ajansı’nın yaptığı gibi, her ajans büyük yayımlarla anlaşması olan yıldız
üyeleri kendi bünyesine katamaz.
Fakat bu doğru gibi
görünüyor: İnsanlar haber değeri olan, tatmin edici fotoğraflar görmek istiyor
ve dışarıda parasızlık ve zorluklara göğüs gererek yaşamaya çalışacak pek çok
yetenekli foto muhabiri var.