ANA SAYFA YAP
FAVORİLERE EKLE
Bugün,
 
 



İSTANBUL MODERN, FOTOĞRAF DÜNYASININ DEVLERİNİ AĞIRLADI

USTALAR TÜRKİYE'DEYDİ...
 

Haber: Melih Zafer Arıcan
Fotoğraflar: Ercan Arslan

 

(Soldan Sağa) Chris Steele - Perkins, Rene Burri, Orhan Cem Çetin, Dominique Green ve Philip Jones Griffiths.
Fotoğraf: Ercan Arslan

İstanbul Modern’de sergilenen “Magnum Türkiye” fotoğraf sergisi kapsamında 12 Nisan 2007 Cumartesi günü “Magnum Photos ve Magnum Filmleri Üzerine” adlı tarihi bir panel düzenlendi. Orhan Cem Çetin’in yönettiği panele efsanevi Magnum fotoğrafçıları Philip Jones Griffiths, Rene Burri, Chris Steele- Perkins ve Magnum Londra ofisinin yöneticisi Dominique Green konuşmacı olarak katıldı.

Çok keyifli geçen, fotoğrafçıların fotojurnalizm adına çok önemli şeyler söylediği ve satır aralarında Magnum’un hümanist yaklaşımının da vurgulandığı söyleşiyi kaçıranlar için konuşmaların önemli kısımlarını sizler için özetledik:

Green: “Magnum 60 yıldır hala kooperatif olma özelliğini koruyor. Fotoğrafçılık sektörü bu 60 yıl içinde çok değişti. Önceleri TV ile rekabet sonucunda fotoğraf bir değişime uğramıştı, şimdi ise dijital fotoğraf ve bilgisayar çağı fotoğrafa yeni ufuklar açıyor.”

Perkins: Magnum 4 fotoğrafçıyla başladı, şimdi 50 kişiyiz. Magnum eskiden siyah beyaz 35 mm fotoğraflar ile bilinirdi. Yeni medya çağında artık kalın sınırlar çizilemiyor. Şimdi fotoğrafçılar renkli, siyah beyaz, orta format ya da dijital, eser sahibi olarak nasıl fotoğraflar üreteceklerine kendileri karar veriyor.

Burri: 50’lerin ortalarında sanat okulunu bitirdikten sonra Magnum’a katıldım. Sadece fotoğraf çekme gibi bir iddiam yoktu. Chim beni bir foto makale yapmak ve fotojurnalizmin ne olduğunu kavramak üzere Çekoslovakya’ya gönderdi. Sinema resim ve fotoğraf arasında kararsız kalmıştım, ama sonraları fotoğraf daha ağır bastı. Magnum’da bizler birbirinden kültürel, ekonomik imkanlar ve aldığımız eğitim açısından çok farklı insanlarız. Ama hepimizin ortak noktası, kendi dünyamızda neler olduğunu fotoğraflarımızla başkalarına anlatma isteğimiz.”

Philip Jones Griffiths
Fotoğraf: Ercan Arslan

Griffiths: “Magnum eskiden hayata yön verirdi, şimdi ise günümüzün önemsiz dünyasına sadece cevap vermekle yetiniyor. Magnumcular güneş gözlüğü takmaya karşıdır, onlar dünyayı renklendirilmeden doğal şekliyle görmek isterler. Ben bir dinozorum ve Magnum’un dünyayı değiştirmek istediği o eski güzel günlere dönmek istiyorum. Günümüzde her şey gibi fotoğraf da anlamını yitirdi, ama pes etmek yok. Dünya mükemmel bir yer olana kadar işimizi en iyi şekilde yapmaya devam edeceğiz. Bir fotoğraf makinesi edinin, gidebildiğiniz her yere gidin ve insanların hikayelerini anlatın.”

“Sinema ile fotoğrafı karşılaştırdığımda, sinema yapmak evli olmak gibi bir histir. Her yere bir sürü insanla gitmen gerekir. Fotoğraf çekerken olduğu gibi yalnız ve özgür olamazsın. Fotoğrafçı olmanın güzelliği, dünyayı çalıştığın plazada değil, doğrudan olay mekanında bulunup algılamandır. Fotoğraf çekmek için orada olmak gerekir. Makinenizde film ya da hafıza kartınız olmasa bile dünyayı, fotoğraf makinenizin bakacından gözlemlemek çok güzel bir duygudur.”

Rene Burri
Fotoğraf: Ercan Arslan

Burri: “Son zamanlarda fotojurnalistler olarak güvenilirliğimizi yitirdik. Dijital fotoğraf, görüntü üzerinde değişim yapmayı daha kolaylaştırdığı gibi, aynı film gibi doğrudan müdahalesiz kullanım olanağı da sunuyor. Şimdi yeniden güvenilirliğimizi elde etmek için doğrudan müdahalesiz fotoğraf iddiamıza devam etmeliyiz. Güvenilirlik için fotoğrafçıların ve kurumların tutumu çok önemlidir.”

Griffiths: “6 ay önce inanamadığım bir şekilde, dijital olarak değiştirilmiş fotoğrafların Magnum’a kabul edilmesi oylandı. Burada pozlamayı ya da rengi düzeltmek gibi basit ve kabul edilebilir değişimlerden söz etmiyorum. Bana göre birkaç fotoğraftan parçalar ekleyerek bir fotoğraf oluşturduğunuzda bizim bildiğimiz anlamdaki fotoğraf bitmiştir.”

Perkins: Bir olayın içine karışmazsan fotoğraf çekemezsin. Fotoğraf çekmek sadece grafik, görsel bir düzenleme yapmak değildir. Ancak fotoğraf çekim işlemi sırasında genellikle pek konuşulmaz. Bu da etkileşimi bir miktar azaltır. Ama video çekiyorsanız, insanları konuşturmak için, sorular sorarak her an etkileşim içindesiniz. Video aynı zamanda çok daha fazla insana ulaşabilme şansına sahiptir.”

“Bizim mesleğimizde kendi sözünüzü çoğu zaman dilediğiniz gibi söyleyemezsiniz. Çünkü fotoğraflar her zaman bir editörün seçimiyle yayınlanır. Eğer bir öyküye ilişkin doğrudan kendi sözünüzü söylemek istiyorsanız ancak kitap yayınlamanız gerekiyor.

Burri: “Az önce 1965 yılında Çin’de yaptığım filmi seyrettim. Farkettim ki çok kişiye bağlıymışım; kurgucu, kameraman, vs. Benim yaptığım filmin başarısından çok, o anda Çin’de olan olayların olağanüstülüğü filmi önemli kılmıştı. Bence Orson Welles bir dahiydi. Hem kamera kullanır, hem kurguyu yapar, kısaca filmlerini kendi başına çekerdi. Ben de aynı rahatlığı ve dolaysız anlatımı kendi üçüncü gözüm yerine kullandığım Leica’m ile hissediyorum.

Çetin: Magnum sergisindeki Türkiye fotoğrafları sizce bizim içinde yaşadığımı Türkiye’den biraz farklı değil mi?

Griffiths: Film yapmak ve fotoğraf çekmek birbirinden çok farklıdır. Ama anlatılan öykünün önemi bu iki yöntemi birleştirir. İyi fotojurnalist önünde gerçekleşen olayların görünen yüzünden daha fazlasını görebilen kişidir. Bu nedenle, fotoğraflarda gösterilenle ortalama bir vatandaşın aynı mekanda hissettiği şeyler farklılık gösterebilir. Gazeteciler hep kötü şeylere baktıkları için eleştirirler. Ancak bizler hümanist insanlar, doğal olarak hep iyi şeyler arıyoruz.

Chris Steel - Perkins
Fotoğraf: Ercan Arslan

Perkins: “Ara Güler Türkiye’ye içeriden bakıyor, ama biz dışarıdan bakıyoruz. Fotoğraf herşeyi tanımlar , ama hiçbir şeyi açıklamaz.

Griffiths: “Ara Güler de şu anda aramızda. Ara’nın fotoğrafları, sevdiği ülkeye söylediği aşk şiirleri gibi. Ama biz başka ülkelerin insanlarıyız, bu şekilde düşünemeyiz.


Yeni medya fotoğrafçının davranışlarını değiştirdi, gelecekte başka neler değişecek?


Green: “İnternette foto makaleleri müzikle yada müziksiz izleme şansına sahip insanlar.Bu ne bir film ne de basılı bir makale. Bu ikisinin arasında birşey. Gelecekte bu melez dil kendine has yeni bir dil geliştirecek. Yeni nesil kitaba değil, ekranda izlemeye meyilli. Bence gelecekte çok şey değişecek. Dijital teknolojiyle çok kaliteli görüntüyü, çok hafif ekipmanlarla hem video hem de fotoğraf olarak kaydedebiliyoruz. Ticari olarak da görsel içerik artık internette ücretsiz olarak yayınlanıyor. Bizim açımızdan gelecekte çok sorunlu bir dönem başlayacağını düşünüyorum.

Griffiths: “ Amerika ve İngiltere’de kanun değişiyor. İnsanlar fotoğraf çalıyorlar. Youtube sürekli görüntü yayınlıyor. Benim fotoğraflarımı çalıp yayınladıklarında çok mutlu oluyorum.

Çünkü bu benim fotoğraflarımın internette bulunan milyonlarca fotoğraftan daha farklı olduğunu gösteriyor, buda beni mutlu ediyor.

Burri: “ Peki parayı nereden kazanıyorsun?”

Griffiths: “ Merak etme Rene ölmeyiz, bir şekilde yaşarız.”

Burri: “ Ben kullanamıyorum ama bilgisayar muhteşem bir alet. Ama ben hala basılı malzemeyi seviyorum. Bugün Magnum fotoğrafçısı, Time, Life gibi dergilerin güçlü ekonomilerinin desteklediği fotoğrafçıların yanında kürdanıyla savaşmaya gelen Don Kişotlar gibidir. Ama sonuçta hala en iyi fotoğrafı Magnum fotoğrafçısının çıkarması, bizim yaşayabilmemizi olanaklı kılıyor.

Griffiths: “Benim kurtuluşum anne baba demeden önce –Hayır, aynı fikirde değilim- demem olmuştur. Büyürken bizim konulduğumuz paketten çıkmanın yolu budur. Ben hiçbirşeye görmeden inanmam. Dünyanın hiçbir yerinde medya doğruyu söylemeye çalışmaz. Yeni medyanın faydası bu sansüre uğramadan istediğin şekilde yayın yapılabilmesidir. Internet için tanrıya dua ediyorum.

Engin Özendes: “Fotoğraflarınızda yer alan insanların hakları konusunda ne yapıyorsunuz?”

Dominique Green
Fotoğraf: Ercan Arslan

Green: “Yasal ve manevi haklar açısından bu konu ele alınabilir. Maalesef bu durum yasal açıdan çok büyük bir sorun haline geliyor. Birçok durumda özel hayata tecavüz olarak algılanabilir. Ama ünlü olmasanız bile artık kamusal alanlarda fotoğrafınızın çekilebilmesine yasalar imkan veriyor. Bu aslında fotoğrafçının bir seçimi değil, yasal bir durumdur.”

Burri: “Leica’mla New York’ta gezerken siyah gözlükleriyle Greta Garbo yanımdan gülümseyerek geçti. O anda fotoğraf çekemedim ve paparazzi olma şansını kaçırdım. Şimdi o 20 saniyeyi aklımda hep tekrar tekrar oynatıyorum. Hiç bu tarz bir fotoğraf çekmedim ve hayatımda fotoğraf çekmemden dolayı hiç de mahkemeye verilmedim. Bu aslında fotoğrafçının güvenilirlik sorunudur. 50 yıl sonra bile bu konuda hala iyimser düşünüyorum. İnsanların negatif tarafa çekildiğine inanmıyorum. Bağdat’ta çekilen fotoğraflar Hollywood filminden kareler gibi. Bu nedenle genç fotoğrafçıları insanların hayatlarına girmeleri ve burunlarının dibinden fotoğraf çekmeleri konusunda teşvik etmemiz lazım. Herşey günümüzde çok sulandırılmış durumda. Ama insanların unutamayacağı fotoğraf kareleri çekmek gerçekten çok muhteşem bir duygu.”

Melih Zafer Arıcan ve Philip Jones Griffiths
Fotoğraf: Umut Sülün

Griffiths: “İnsanlar hayır dediğinde asla fotoğraf çekmem. Ben hırsız değilim ki arkalarını döndüklerinde insanların fotoğraflarını çekeyim. Dillerini konuşamasam da vücut dilimle saygı gösteririm onlara. Ve eninde sonunda bana fotoğraf çekmek için izin verirler. Fotoğraf dünyanın en güçlü anlatım aracı, internetle gücü daha da attı.”

Perkins: “Afrika’ya ilk gittiğimde fotoğraf çekmek çok kolaydı. Şimdiyse oradaki insanlar ‘sen benim üzerimden avantaj elde ediyor, para kazanıyorsun; ben burada senden çok daha kötü durumdayım’ diye düşünüyorlar ve çok zor izin veriyorlar.”

Burry: “Fotoğrafçılık kendinle yüzleştiğin yalnız bir yol. Başkalarını sömürmek, onları kullanmak eğer kendine biraz izin verirsen çok kolay. Çünkü yanında bunu görecek kimse yok.”