fotoğraflarını hatırlayın, Özellikle bir tanesini, Iraklı askerin
aracının tekerleğinde yakılmış haldeki fotoğrafını..Az daha unutuyorduk, Paul
Watson tarafından 1993’te çekilen, bir Amerikalı askerin yaralı vücudunun
Somali
Mogadishu’nun kirli sokaklarında kızgın
Amerikan düşmanları tarafından sürüklendiği anı gösteren fotoğraf..
Bu fotoğraflar gazetecilik açısından kabul görmüş fotoğraflar. Hala, en
büyük ödül dünyanın ilgisini çekecek şeyler hakkında kamuoyunu bilgilendirmek.
Bütün bunlar halk bilincini geliştiriyor veya bir şekilde politikayı kenara
sıkıştırıyor. Vietnam fotoğrafları savaş karşıtı çabaları daha da
hareketlendirdi, ayrıca diğer vatandaşların da orduyu desteklemesini sağladı.
Somali fotoğrafı, Başkan Clinton'ın Afrika'daki askerleri geri çekme
konusundaki kararını etkiledi. Ölüm Otoyolu fotoğrafları ise çabuk ve temiz
savaş imajını lekeledi.
Irak'taki savaşa hızla ilerlediğimizde ise dört müteahitin cinayetini
gösteren fotoğrafları görüyoruz; onların yanan vücutları, parçalanmış
cesetlerin tiksindirici hali ve vücutlarının Felluce'deki bir köprüde
sallanması..(5) Ve melankolik kırmızı bir örtü ile örtülmüş toplu mezarlar..
ve bir uçağın kargosuna yerleştirilmiş "mavi"ler...
Ve şimdi bazı Amerikan askerleri tarafından Iraklı esirlere cezaevinde
yapılan tartışmalı davranışlar... Son on gün içinde, vahşetin fotoğrafları
dünyada yazılı ve görsel medyanın hemen çoğunda yayınlandı: Iraklı esirler bir
piramidin ucuna çıplak olarak oturtulmuş, tel örgüyle sarılmış ve kancalanmış
bir Iraklı, bez sedyeye toplu iğneler ile iliştirilmiş bir Iraklı, çırılçıplak
bir esirin boynuna bağlanmış tasmayı ucundan tutan bir Amerikalı bayan asker..
Bu ve benzeri fotoğraflar, gerçeğin mesajını taşır ve hiçbir şeyle
ölçülemeyecek bir şeklide güvenilirliği ortaya koyar, bunlar aslında "görsel
bilginin makaleleri"dir. Gazeteciler vatandaşların şunu anlayabileceğinden
eminler; Amerikan hükümeti bu yayınları kontrol etmeye çalışıyor. (Pentagon,
CBS'e cezaevi fotoğraflarını yayınlamaması konusunda talepte bulunmuştu) ve
teröristler de bunu kötüye kullandılar.
Bu yüzden, zorlayıcı ve genellikle rahatsız edici fotoğraflar insanları her
zaman tatmin etmez. Bu da habercinin rolü değildir.
Tartışmacılar ve haber toplantılarını yönetenler, görsel gerçekleri
yayınlamada "doğru şeyi yapıp yapmadığı" konusunda fazlasıyla ıstırap ve
eziyet çekiyorlar. Geçen hafta cezaevi fotoğraflarını uzun tartışmalardan
sonra yayınlama kararı veren Washington Post'un Fotoğraf Editörü Michel
duCille,"Biz fotoğrafları yayınlamakla bir taraf tutmuş olmuyoruz" diyor.
Orange County Register'ın fotoğraf direktörü Marcia Prouse'un dediği gibi,
"Fotoğrafların haber değeri tat faktöründen daha mı ağır bastı?"
"Tat" nasıl tanımlanır. Sözlük anlamı "tat" kelimesini bir uygunluğu
gösteren şekil, stil ya da tarz olarak açıklar. Haberciler ise bu kelimeye
daha soyut anlamda kullanırlar. Şöyle;
- Bir insan bu fotoğrafa nasıl bir reaksiyon verir ?
- Fotoğrafta ceset görüntüsü var mı ?
- Fotoğrafta kan var mı ?
- Fotoğrafta insanlar çıplak mı gözüküyor ?
- Benim çocuğum bu fotoğrafı görürse ne olur?
Ülke çapındaki bir çok haber toplantısında, Irakla ilgili bazı fotoğraflar
bu testi geçmeyi başaramadı. Pek çok gazeteci fotoğrafları yayınlamama
konusunda karar verirken, birçoğu da yayınlamanın önemli olduğunu düşündü,
fakat sonunda bazı fotoğraflar yayınlanmadı. Gerçekten, birçok editör
okuyucuların ve izleyicilerin bu tip fotoğrafları görmek istemediği yönünde
karar verdi. Diğer taraftan, bazı gözlemciler haber toplantıları
yöneticilerinin telefonlar, mektuplar ve elektronik postalarla ya da abonelik
iptali ve kanal değiştirmeyle kuşatılarak baskı altında kaldığını söyleyebilir.
Foto muhabirliğinin birinci görevi, ortak dünyamızın çeşitli bakış
açılarının ve günün belli başlı olaylarının dökümantasyonunu oluşturup
anlatmak.
Yeni fotoğraflar hakkında kararları ne olursa olsun, pek çok haber
kuruluşu, Bush'un Irak'tan eve dönen tabutların fotoğraflarının çekilmesi
konusundaki -nedeni askerlerin ailelerine saygı olarak açıklanmıştı- yasağını
eleştiriyor. Houston Chronicle'ın editörü Jeff Cohen, "Medya ile hükümet
arasında bilginin özgür akması gerektiğine inanıyorum" diyor.
Bugünlerdeki zorlaştırıcı kararlar, teknolojik gelişmeler ve her yerde
hazır ve nazır bulunan dijital kameralardan kaynaklanıyor. Her ne yöne
bakarsanız elinde bir dijital kamera ile "kimin gazeteci olduğu konusunda
tarihsel düşünceye meydan okur" şekilde bir vatandaş görürüsünüz.
Geçtiğimiz günlerde, ABD'ye kalkacak bir uçağa yüklenen asker tabutlarını
çeken - bir gazeteciyi değil. !!- eski bir Maytag Uçakları kargo bölümü
çalışanını gördük her yerde. (Yandaki fotoğraf)
O, Dover Hava Üssü'ne inen yüzlerce askerin tabutunu fotoğrafladığı için
Savunma Bakanlığı'nca Bilginin Özgürlüğü Yasası'na muhalefetten dosyaya
işlenen, amacı ve bir web sitesi olan bir kadındı, bir gazeteci değil. !!..
Ve, Bağdat yakınlarındaki Ebu Garip Cezaevi'nde sorgulama taktikleri
ile “itiraz edilebilir” hareketleri dökümantasyon haline getiren de
"görünürde" bir Amerikan askeriydi, bir gazeteci değil. !!.. Orange
County Register’ın fotoğraf direktörü Marcia Prouse, şu noktaya dikkat
çekiyor; "Bölgede çalışan çok az iliştirilmiş gazeteci var ve bugünlerde
faaliyetler o kadar çok yayılmış ki, şiddet çok gelişigüzel bir hal almış", bu
da freelance çalışanlara ve sivillere daha çok bağımlı kalınmasına yol açmış.
Prouse, ayrıca, bu savaş boyunca savaşla ilgili çok fotoğraf olduğunu ve böylece
güçlü “ikonik” resimlerin az ve uzaktalığını düşünüyor.
İster güçlü
fotoğraflarla olsun, ister video görüntüleri ile, foto muhabirliğinin
birinci görevi, ortak dünyamızın çeşitli bakış açılarının ve günün belli başlı
olaylarının dökümantasyonunu oluşturup anlatmak.
Amerikalıların, Irak'tan gelen binlerce fotoğrafı inceledikleri gibi;
fotoğrafçılar ve editörlere de "seçimlerinde yeterince düşünüp, inceleyip
ondan sonra yayınına karar verdikleri" konusunda güvenmeleri gerekir...