Magazin
fotoğrafçılığında ETİK -2
MAGAZİN FOTOĞRAFLARINDA ETİK
ÇÖZÜMLEMELER
Şebnem
Soygüder
ÖRNEK OLAY: 1- METİN AKPINAR
Metin akpınar, ünlü (kamuya
malolmuş) tiyatro ve sinema sanatçısıdır. Haber, teleobjektifle alınmış bir
paparazzi fotoğrafıdır.
i. Durum Tanımı
5 Ekim 2000 tarihli Star
Gazetesi, Altın Portakal Film Festivali için Antalya’ya giden ünlü sanatçı Metin
Akpınar’ın kaldığı otelin balkonunda çekilen çıplak fotoğrafını 7 sütun ve
1.sayfanın neredeyse tamamını kaplayacak şekilde yayınlar. “Portakalı soydu”
manşetiyle verilen haberde “Bu haber televizyonda yok sadece Star’da” anonsuyla
okura sunulmuştur. Aynı gün Hürriyet, Milliyet, Sabah, Akşam ve daha
birçok gazetede aynı
fotoğraf yayınlanmış olmasına rağmen sanki sadece Star tarafından görüntülenmiş
gibi “sadece Star”da denilerek okur yanıltılır. Haberde kullanılan fotoğrafta
ünlü sanatçı Metin Akpınar kaldığı otelin balkonuna elinde cep telefonu ile çıplak
olarak çıkmış ve bu enstantene paparazziler tarafından yakalanmıştır.
ii. Etik Yol
Türk Sineması
için önemli bir organizasyon olan Antalya Altın Portakal Film Festivali magazin
gazetecileri tarafından yakından izlenmekte, festivale katılan sanatçılara
ilişkin özel görüntüler fotoğraflar elde edilmesi için yoğun bir rekabet
yaşanmaktadır. Kimi gazeteciler festivale katılan filmlerle ilgili görüntü ve
haber verme çabasındayken, özellikle paparazziler sanatçıları çıplak, uygunsuz
bir şekilde görüntülemeye çalışır. Tanınmış sanatçı Metin Akpınar da gittiği
Antalya’da paparazzilerin avı olur.
Bu haber
fotoğrafında paparazzinin haber verme ve okurun haber alma hakkı bir çatışma
konusudur. Paparazzi rakiplerinden geri kalmamak adına bu görüntüyü onaylamasa
dahi çekmek zorunda kalır. Diğer meslektaşlarının bu fotoğrafı çekip gazetesinde
yayınlaması durumunda eğer kendisi çekmezse gazetesi tarafından işten
çıkarılabileceği endişesini taşımaktadır. Metin Akpınar’ın çıplak fotoğrafını
kamuoyunu çok ilgilendirmediğini düşünse dahi “kamu ilgisi”
kriteri adına bu görüntüyü
yakalamak zorundadır. Kaldı ki paparazzinin görevi de böyle bir görüntüyü
kaçırmamaktır.
iii. Etik İlkelerin Belirlenmesi
Örnek olarak
aldığımız Metin Akpınar ’ın
fotoğrafı etik
ilkeler bağlamında şöyle irdelenebilir.
“Basın Meslek İlkeleri”ne
göre,
- Düşünce, vicdan ve ifade
özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlâk anlayışını, din duygularını, aile kurumunun
temel dayanaklarını sarsıcı ya da incitici yayın yapamaz (Madde 2).
- Kişileri ve
kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya
iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmez (Madde 4).
- Kişilerin
özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında yayın konusu olamaz
(Madde 5).
“Türkiye
Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi”ne göre bu fotoğraf gazetecinin temel
görev ve ilkelerinin açıklandığı “E” bendinin 7. maddesine uygun değildir.
- Gazeteci, kamuya mal olmuş
bir şahsiyet bile olsa, halkın haber alma, bilgilenme hakkıyla doğrudan
bağlantılı olmayan hiçbir amaç için, izin verilmedikçe, özel yaşamın gizliliği
ilkesini ihlal edemez (Madde 7).
Özel hayata girilmesinin tek
meşrulaştırıcı açıklaması kamu yararı kıstasıdır. Özel hayatın gizliliğinin
geçersiz sayılabileceği başlıca durumları “Türkiye Gazetecileri Hak ve
Sorumluluk bildirgesi” şöyle sıralamıştır:
Büyük bir suç yahut yolsuzluk üstüne
araştırma ve yayın,
Toplumu kötü etkileyici bir tutumla ilgili
araştırma ve yayın,
Toplumun-güvenliğinin veya sağlığının
korunması
İlgili kişinin sözleri yahut eylemleri
sonucu halkın yanılmasının, yanıltılmasının veya yanlış yapmasının
engellenmesi.
Metin Akpınar’ın bu fotoğrafı
“kamu yararı” taşımamaktadır. Buna rağmen paparazzi uyması gereken etik
ilkeleri gözardı etmiştir.
iv. Örnek
Olayın Seçilen Etik Yol ve İlkeler Bağlamında İrdelenmesi
Kamu yararı olmadığı halde,
kamuya malolmuş bir kişi olan sanatçı Metin Akpınar bu haber fotoğrafıyla
kişilik haklarına aykırı yayın yapılarak kamuoyunun gözünde küçük düşürülür.
Sözkonusu fotoğraf bahsedilen etik teorilerden hiçbirini gözetmez. Bu fotoğrafın
yayınlanmasından herhangi bir toplumsal yarar sağlanmaz. Diğer bir deyişle, bu
haberle birlikte toplumsal bir fayda elde edilmemiştir, faydacılık kuramı
uygulanmamıştır. Yasaların da belirtt iği
gibi gazetecinin görev ahlâkı ve anlayışına da uymadığı görülür. Neden? Çünkü
Kant, “kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına da yapma” der. Fotoğrafı
çeken gazeteci bu durumda gazete sayfalarında yer almak istemezdi şüphesiz. Bu
fotoğraf tamamen kamu ilgisine yönelik sansasyonel bir paparazzi haberidir.
v. Doğru Davranışın
Belirlenmesi
Bu aşamada Kant’ın “ben
olsaydım ne yapardım?” sorusuna gerekçeli olarak yanıt bulmak gerekir. Paparazzi
böylesi bir görüntüyü mesleği gereği atlamamalıdır. Yukarıda da belirtildiği
gibi yaşanan meslek içi rekabet nedeniyle bu fotoğrafı çekememesi işini
kaybetmesine neden olabilirdi. Sanatçının kamusal alanda davranış ve
tutumlarında özen göstermesi beklenir. Bu tür sansasyonel fotoğraflar kamu
ilgisine seslendiği
için yayın organının tirajını arttırır. Bu nedenle hukuki düzenlemelere ve etik
ilkelere aykırı olmasına rağmen paparazzi bu tür fırsatları kaçırmayacaktır.
Gazeteci/paparazzinin bu çekimi etik anlamda doğru olmasa da burada sanatçının
balkonunda dahi olsa kamusal alana çıkması da doğru değildir. Yasal olarak
yayımlanmaması gereken bir kare olmasına rağmen “kamu ilgisi”ni üzerine
topladığı için çekilmiştir. Star muhabirinin bu fotoğrafı çekmemesi için diğer
rakip gazeteci arkadaşlarının da bu görüntüyü almaması
gerekirdi.
ÖRNEK OLAY:2
- TARKAN
Ünlü pop müziği şarkıcısı. Kendine ait özel fotoğraflar
çekmecesinden çalınmış ve para karşılığı medyaya satılmak istenmiştir.
i. Durum Tanımı
Türkiye gibi geleneksel aile
yapısına sahip bir toplumda tanınmış sanatçıların özel hayatı ve birlikte
yaşadıkları kişiler, paparazzilerin en çok ilgilendiği konuların başında gelir.
Tarkan da yakından izlenen ve özel yaşamı adım adım kamuoyuna sunulan bir pop
starı. 8 Haziran 2001 tarihli Hürriyet Gazetesi “Tarkan’ın şok fot oğrafları”
başlıklı haberinde erkek arkadaşı ile “samimi” pozlarını okurlarına sunar.
Haberde kullanılan iki fotoğrafta Tarkan üzerinde mayosu, arkadaşıyla plajda
samimi bir şekilde görülür. Diğer fotoğrafta ise Tarkan’ın erkek arkadaşının
üzerinde kadın giysileri
var ve ev ortamında sarmaş dolaş görünür. Fotoğrafların hiçbiri paparazziler
tarafından çekilmediği gibi, Tarkan’ın özel eşyaları arasından şantaj yapmak
amacıyla çalındığı iddia edilir.
ii. Etik Yol
Tanınmış pop sanatçısı
Tarkan’a ait özel fotoğraflar kendi izni dışında ve çalınarak şantaj amacıyla
medya kuruluşlarına servis yapılmasının etik hiçbir yönü bulunmamaktadır. Burada
fotoğrafları birinci elden medyaya ulaştıran kişinin gazeteci olmaması,
fotoğrafları
yayınlayan gazeteleri sorumluluktan kurtarmaz. Fotoğrafların elde edilme
biçimindeki suç unsuruna gazeteler de yayın yoluyla katılarak ortak olmuşlardır.
Fotoğrafı yayınlamaya karar veren medya yöneticileri bu suç unsurunu gözardı
ederek tanınmış bir pop sanatçısının “özel” görüntülerini tiraj/izlenme oranı
kaygısı ile okur/izleyiciye aktarmıştır.
Bu fotoğraflar
kamu ilgisine yönelik fotoğraflardır. Ancak gazetecilik faaliyeti ile elde
edilmiş fotoğraflar değildir. Haberin yayınından sonra ortaya çıkan kamuoyu
tartışmaları bu haberin faydacılık kuramına yaklaştırmıştır. Medyada özel hayat
sınırı tekrar tartışılmaya başlandı. Bu haberden ilk başta Tarkan zarar görmüş
gibi dursa da o “kendi özel hayatı” olduğunu söyleyerek kamuoyunda sempati
toplamıştır. Sonuçta
bu haberle medyadaki özel hayat sınırı tartışılmaya başlanmış ve medya kendini
tekrar sorgulamaya almıştır.
iii. Etik
İlkelerin Belirlenmesi
Her şeyden önce
bu haberde kullanılan fotoğraflar gazetecilik faaliyetleriyle elde edilmiş
fotoğraflar değildir. Bunlar ünlünün çekmecesinden şantaj amaçlı kullanılmak
üzere çalınan ve Show TV’ye para almadan korkuyla verilen fotoğraflardır. Burada
etik anlamda eleştirilecek bir gazeteci yoktur. Ancak ünlünün özel yaşamını
yansıtan bir özel eşyası, fotoğrafı adi bir hırsızlık olayı sonucu haber
editörünün masasına gelmişse bunun yayımlanması doğru mu? Basın meslek
İlkelerine bakıldığında bu haberin şu maddelere aykırı olarak yayımlandığı
açıkça görülür:
- Yayınlarda hiç kimse ırkı, cinsiyeti,
sosyal düzeni ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz (Madde 1).
- Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü
sınırlayıcı; genel ahlâk anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel
dayanaklarını sarsıcı ya da incitici yayın yapamaz (Madde 2).
Kamusal bir görev olan
gazetecilik, ahlâka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilemez (Madde 3).
Kişileri ve kuruluşları, eleştiri
sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan
ifadelere yer verilmez (Madde 4).
Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının
gerektirdiği durumlar dışında yayın konusu olamaz (Madde 5).
Gazeteci, görevini taşıdığı sıfatın
saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır (Madde
12).
“Gazetecilik Hak ve Sorumluluk
Bildirgesi”ne göre bu haber aşağıdaki maddelere aykırı olarak yayımlanmıştır;
- Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan
hakları olmak üzere insanlığın evrensel değerlerini, çoksesliliği,
farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din,
sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan, tüm ulusların, tüm halkların ve
bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve
uluslararasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır (Madde 2).
- Gazeteci; kendisine güvenilerek verilmiş
bilgilerin, belgelerin kaynaklarını, kendileri izin vermediği sürece, mesleki
gizlilik ilkesi uyarınca, hiçbir şekilde açıklamaz (Madde 9).
- Gazeteci; çalıntı, iftira, hakaret,
lekeleme, saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve dayanaksız
suçlamalardan kesinlikle uzak durur (Madd
e
10).
- Gazeteci; bir bilginin,
haberin yayını ya da yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi
avantajın peşinde olamaz. Gazeteci, devlet başkanından milletvekiline, iş
adamından bürokratına kadar, haber kaynağı olarak da kabul edilen kişi ve
kurumlarla iletişimini ve ilişkisini meslek ilkelerini gözeterek yürütür
(Madde 11).
Gazeteci, kamu
yararı olmadıkça bir kişinin cinsel tercihini (eğilimini) habere konu yapmamalı,
kişinin bu özel durumu alay, hakaret, önyargı konusu olmamalıdır. Doğrudan kamu
yararı olmadıkça, sahibinin izni dışında belge, fotoğraf, ses yahut görüntü
alınmamalıdır. Kamu yararı söz konusu olduğunda dahi, yukarıdakilerin başka
hiçbir şekilde elde edilemeyeceğine kesin kanaat getirilmiş olması gerekir.
iv. Örnek Olayın Seçilen Etik
Yol ve İlkeler Bağlamında İrdelenmesi
Tarkan’ın erkeklerle çekilmiş fotoğrafları
yayımlanmasının ardından kamuoyunda özel hayat tartışılmaya başlanır. Bu
fotoğrafların yayınlanması doğru mudur? Kimileri Tarkan’ın kamuya mal olmuş
ünlü bir pop starı olduğunu ve bu nedenle özel hayatı bulunmadığını, bu
kişilerin şöhretin bedeli olarak özel yaşamlarına dikkat etmeleri gerektiğini
iddia eder.
Oysa bu fotoğrafları gazeteci çekmemiştir.
Çalıntı fotoğraflardan haber üretilmiştir. Fotoğrafların çalınarak
yayınlanması ile gazete Tarkan’ın resmen özel hayata müdahale etmiştir.
Yapılan haber gazetecilik meslek etik ilkelerine aykırıdır. Tarkan bu
fotoğrafları çalan kişiye her ne kadar dava açmış da olsa sonuçta yine bu suça
basın alet olmuştur. Haber Kant’ın gö rev
ahlâkı ve Mill’in faydacılık kuramlarıyla bağdaşmayacak bir haberdir.
Kişilerin cinsel tercihlerini belgeleyen bir fotoğrafın kamuya ne faydası
olabilir ki?
Mill şunları söyler: "Katı
ilkeleri bir kenara bırak. Her olayı kendi koşulları içinde değerlendir, olası
sonuçları düşün ve ardından kararını ver." Bu etik yoldan gidildiğinde, ilk
olarak, fotoğrafın çekilmesinden sağlanacak toplumsal yararla, Tarkan’a
verilebilecek zarar karşılaştırılmalıdır. Bu haberden toplumsal bir yarar
değil de Tarkan’ın zarar ettiği sonucuna varıyorsak bu haberin yayımlanması
etik açıdan doğru değildir. Bu davranış olsa olsa, "amaca ulaşmak için her
yolu mubah sayan" Makyavelist anlayışın ürünüdür.
v. Doğru Davranışın
Belirlenmesi
Son aşamada “ben olsaydım ne
yapardım” şeklinde düşünmek gerekir. Bu fotoğrafları ele geçiren televizyon
kanalının (Show TV)
fotoğrafları yayınlamaması ya da fotoğrafları yayınlayabilmek için Tarkan’dan
izin alması gerekirdi. Ertesi gün tüm gazeteler, televizyonlar, internet
gazeteleri bu olayı haber yaptı. Haberin açıklandıktan sonra örtbas edilmesine
imkân yoktu. Çünkü medya amansız bir rekabet içindeydi. Gündem günlerce
Tarkan’ın bu fotoğraflarıyla meşgul edildi.
D. GENEL DEĞERLENDİRME
Etik çözümleme yaparken iki kriter çok önemlidir.
Bunlardan birincisi magazin gazeteciliğinde kullanılan bir fotoğrafın “kamu
ilgisine” mi yoksa
“kamu yararına” mı yönelik olduğu, ikincisi ise
belirlenen bu fotoğrafın etik teorilere uygun olup olmadığıdır. Yani magazin
haberi fotoğrafını çeken magazin gazetecisi ya da paparazzinin Kant’ın görev
ahlâkı (deontoloji) dürtüleriyle mi yoksa faydacılık kuramına mı uygun olarak
çalıştığıdır.
Bu çözümlemede
“kamu yararı” kıstasının olduğu yerde “görev ahlâkı kuramı” nın ve “faydacılık
kuramı”nın birlikte işlediği, ancak “kamu ilgisi”nin ağır bastığı fotoğraflarda
ise iki etik teorinin de işlemediği görülür.
Etik,
yaptırım gücü olmayan, hukukla ahlâk arası bir noktadadır. Belirlenmiş etik
ilkelere gazeteciler uymalılar. Ancak uymadıkları taktirde herhangi bir yaptırım
gücüyle karşılaşmazlar. İnsanların kişilik haklarına saldırdıklarında, özel
hayatlarına müdahale ettiklerinde, bilgisayar ortamından yararlanarak yalan
haber ürettiklerinde mağdur kişiler bu magazin gazetecileri veya paparazziler
hakkında dava konusuna uygun
mahkemelere başvurup dava açabilir.
Magazin ve
magazinelleşen haberlerin dilini dikkatlice incelendiğinde, bu dilin basit ve
argo olduğu fark edilir. Hatta magazin haberciliğinin topluma argo kültürü
yerleştirdiği dahi söylenebilir.
Magazin
haberleri ve bu haberlerde kullanılan fotoğrafların okur/izleyicinin davranış ve
tutumlarını değiştirdiği de söylenebilir. Evlilik dışı birliktelikler, zina,
gayrimeşru çocuk sahibi olmak bir zamanlar toplumun kabullenemediği, Türk örf ve
adetlerine aykırı davranışlardandı. Bundan on yıl öncesine kadar bu gibi
haberler daha temkinli yazılırdı. Oysa şimdi magazin basını hemen her gün bu tür
haberlere imza atmaktadır. Önceki bölümlerde ahlâk anlayışının aynı toplum
içinde zamandan zamana değiştiği vurgulanmıştı. Sözgelimi İbrahim Tatlıses ile
Derya Tuna’nın ayrılığı günlerce gündemde kaldı ve okur/izleyici kitle, bu çifti
adeta evliler de boşanıyorlarmış gibi algıladı. Çünkü yıllar boyu bu çift
hakkında verilen haberlerle halk onları karı-koca gibi görmeye alıştırıldı.
Hatta Sabah Gazetesi 10 Ağustos 2000’de “Canlı Yayında Boşandılar!” diye vitrin
sayfasına manşet dahi attı.
Magazin haberlerinin
gazetelerin birinci sayfalarında büyük fotoğraf, büyük puntolarla ve
lekelendirmelerle (şekil/zemin il...) verilmesi magazinin önemini gösterir. Öyle
ki çoğu zaman gündemin en önemli haberi, çarpıcı biçimde sunulan magazin
haberleriyle ikinci plâna itilir.
Magazin haberlerinde
kullanılan haber fotoğraflarındaki etik sorunlar, Batı gazetelerinde yer alan
haberlerde de görülür. Ancak etik anlayışı toplumdan topluma; kültürden kültüre
ve aynı toplum içinde zamandan zamana değişir. Örneğin 1997 Ağustos ayında
Yasemin Yalçın’ın hamile fotoğrafını çeken gazeteci Yasemin Yalçın’ın eşi
tarafından dövülmüştü. O dönemde kamuoyunda bu haber cilik
tarzının doğruluğu günlerce tartışıldı. Ancak aynı dönemde ABD’de Madonna’nın
hamile fotoğrafları gazete ve dergilerde boy boy yayımlanırken, bunun etik bir
sorun olarak eleştirisi yapılmadı.
Sonuç olarak
bir gazetecinin sahip olduğu meslek etiği anlayışını etkileyen üç boyut olduğu
rahatlıkla söylenebilir. Bunlar; gazetecinin kendi ahlâk anlayışı ve yapısı,
çalıştığı ülkenin belirlemiş olduğu gazetecilerin uymaları gereken etik ilkeleri
içselleştirip içselleştirmemesi ve son olarak da görev yaptığı kurumun
ideolojisidir. Kapitalizmin egemen olduğu bir toplum yapısında ahlâkın sesini
dinlemek hiç de kolay değildir ama medyanın yüksek sorumluluk bilincine ulaşması
ancak ve ancak bireysel ahlâk boyutunun gelişmesine bağlıdır.
fotomuhabiri.com'un yazı ailesinde yer alan Şebnem Soygüder'in bu yazısı, OM yayınevi'nden çıkan "EYVAH PAPARAZZİ" adlı kitabının 200-213. sayfalarında da yer almaktadır.
|