APME*
ARAŞTIRMASI:
OKURLARIN “ÖZELE” GİREN “RAHATSIZ EDİCİ” FOTOĞRAFLAR ÜZERİNE GÖRÜŞLERİ
Ryan Pitts
Okurlar ve gazeteciler son
günlerde gazetelerdeki bazı fotoğrafları tartışıyor.
Gazete okurları ve
gazeteciler, haber yazılarının hayatın rahatsız edici yönlerini görmezlikten
gelmediğini düşünüyorlar, fakat okurlar genellikle fotoğrafların nerede ve ne
zaman basıldığı konusunda çok daha muhafazakar davranıyorlar. Online
araştırmamız şu sonucu veriyor; her iki grup da “sert” fotoğrafların gerçekleri
bazen kelimelerden daha etkili ifade ettiğini düşünüyor. Buna rağmen, bir grup,
halkın çirkin gerçeklerden sakındırılması gerektiği fikrinde. Bu grup, bazı
fotoğrafların yayınlanması konusunu tartışırken aynı görüşlerde fikir beyan
ediyor.
Okuyucular ve gazeteciler,
bilgiye olan aşırı talepte merhameti ve ailenin özelini dengelemeye
çalışıyorlar. Onlar, “değeri” savaş dönemi acımasızlığının yılmaz tanımlamaları
olarak görüyorlar, fakat kimse terörist bir propagandanın oyuncağı olmak
istemiyor.
Aslında ortak değerlerin
bir kısmı soyut değil: Bu fotoğrafı çocuklarıma nasıl açıklayacağım?
Düşünceler, 5 fotoğrafı inceleyen 2400 okuyucu ve 400
gazeteciyi kapsayan Associated Press Yönetici Editörleri (AMPE) Yuvarlakmasa
Ulusal Güvenilirlik Projesi * tarafından bir araya getirildi. Bahsedeceğimiz 5
adet fotoğraf, tsunami kurbanlarını, Irak savaşındaki Amerikan askerleri ve
şiddeti kapsıyor. Pekçok durumda, araştırmaya katılan çoğunluk ön sayfada
olmayacaksa bile fotoğrafın gazetenin herhangi bir yerinde basılması gerektiği
fikrini benimsedi.
Wyoming’e bağlı Cheyenne’den Wally Rayl, “Haberi olduğu
gibi verin ve herşeyi yumuşatmaya çalışmayın. Eğer halk tüm olanları
öğrenemezse, ya da birisi hayatın “çok grafik” olduğunu düşünüp olanları
değiştirerek verirse, insanlar olan bitene nasıl doğru tepki vercekler ?.
Bugünün toplumunda gerçekle yüzyüze gelememek ana sorunu teşkil ediyor” diyor.
Yanıt verenlerin pek çoğu, gerçeğin yayın için çok iğrenç
olduğunun söylenmesine rağmen, içten duygularını bildirdiler. Pek çok gazeteci,
tahıl testini * istedi : “Yarın sabah kahvaltı masasında ailemin bu
fotoğrafları görmesini ister miyim?”
Bu konsept, fotoğrafın
birinci sayfaya ait olup olmadığını saptamada önemli. Birinci sayfa demek
okuyucunun fotoğrafı gözünden kaçırmasının imkansız olması demek.Poytner
Gazetecilik Enstitüsü etik grup lideri Kelly McBride, “Fotoğrafı huzursuz ve
hatta saldırgan yapan karmaşık bilgiler var gözüküyor. Ölü bedenler biri, şişmiş
çürüyen bedenler bir başkası” diye konuşuyor.
Okuyucular ve gazeteciler
bir fotoğrafın bu çizgiyi aşıp aşmadığını düşünürken, benzer ahlaki duyguları ve
korkuları gösteriyorlar. Öyleyse medya çalışanları neden daima fotoğrafları
basma eğilimindeler ?
McBride bir e-mail
röportajında şöyle diyor: “Gazetecilerin grup olarak ahlaki kararlarını iş
esnasında verdiklerini söylemek yanlış olmaz. Onlar, bilgilendirmenin görevleri
olduğunu düşünüyorlar. Halk toplulukları da kendi ahlaki kararlarını dikkatlice
verecekler Bu şu anlama geliyor: gazeteciler, toplantıya katılanlar da olduğu
gibi, insanları fotoğraflarda harmanlamakta endişe ediyorlar.
McBride, “Fakat, ihtilaf
bu tip fotoğraflardan sakınmak için bir mazeret olmamalı. Bazen esas
gazetecilik onlarsız olmuyor.” diye ekliyor. O, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bazı ölüm ve yıkım fotoğraflarını kullanmadan Tsunami’de ölüm ve yıkımın
hikayesini anlatmak imkansız. Anahtar, hangi fotoğrafların, ne kadar, nerede
kullanılacağını ve başka hangi bilgilerin okura verileceğine sağlıklı bir
şekilde karar vermekten geçiyor. Şu sorulara cevap bulmalıyız: “Gazetecilik
amacımız ne ?”, “Okurlarımız kimler ?”, “Bunları yayınlamakla nasıl bir etki
yaratacağız” Ve, okurları bir tartışmanın içine çekmek doğru cevapları
bulmamızı sağlar.
|

AP
photo/Gautam Singh, 27 Aralık 2004 |
Fotoğraf 1 - Tsunami kurbanları
APME’nin online
araştırmasında ülke çapındaki haber merkezlerinde ve çeşitli yerlerde tartışılan
5 fotoğraf gösterildi. Her durumda, medyacılar fotoğrafı yayına koymayı tercih
ettiler, bazıları da tam tersini. Asya’daki Tsunami’de ölen çocukların etrafında
ağlayan anneyi yansıtan ilk fotoğrafı ele aldığımızda, araştırmaya katılanlar
sert hislerle yazdılar ve kutsal bir anın zorla gösterildiği hissine
kapıldıklarını söylediler.
Arizona’nın Mesa şehrinden
okur Red Thomas, fotoğrafla ilgili düşüncelerini şöyle açıklıyor: “Eğer sizin
çocuğunuz böyle korkunç bir olayda ölseydi, bir gazetecinin sizin eşinizin
fotoğrafını çekmesine izin verir miydiniz?. Eger cevabınız hayırsa, bu kadın
daha az saygıyı mı hak ediyor ?”
Çoğu gözlemci ölü
çocukların bedenlerini gösterip göstermemekte kararsız kaldı. Gazeteci ve
okurların bulunduğu her iki gruptan belli bir azınlık fotoğrafı yayınlamayı
reddetti. Onlar için durum çok kişisel. Çoğu gazeteci, haber merkezlerinin ölü
beden yayınlamama konusundaki politikalarından bahsetti.
Gazetecilerin yüzde 67’si
ve okuyucuların yüzde 56’sı fotoğrafın gazeteye ait olduğunu düşünüyorlar. Çoğu,
fotoğrafı kesinlikle yayınlayacağını söylüyor, çünkü Amerikalıların evlerinden
uzakta olan trajediden haberdar olması gerektiğini düşünüyor. Maine eyaletinin
başkenti Augusta’dan bir gazeteci David Offer şöyle diyor: “Trajedinin daha
geniş kitlelere anlatılması ve bu trajedinin anlaşılması için bence sadece insan
fotoğrafları kullanılmalı.”
Ayrıca, çoğu katılımcı,
fotoğrafların Amerikalıları yardıma çağırmakta aktif olabileceğini düşünüyor.
Oregon’un Medford şehrinden Ed Rousell “Kalp burkucu olsa da, fotoğraf bu
felaketi anlamada önemli bir olgu. Ben onu birinci sayfaya koymazdım. Fakat
fotoğraf kullanılmalı. Özellikle bireyleri hayırseverliğe yönlendirmede önemli
rol üstlenir” diye konuşuyor.
|

AP
photo/ 19 Aralık, 2004.
|
Fotoğraf
2 - Irak’ta seçimde çalışan görevlilerin sokakta infazı
Üç seri
fotoğraf, son haftalarda Bağdat’ta olan en etkileyici görüntülerden birini
gösteriyor: Irak’ta iki seçim görevlisinin gündüz saatlerinde sokağın ortasında
direnişçilerce infazını gösteren sahne. Gazetecilerin 4’te üçü ve okuyucuların
yaklaşık 3’te ikisi fotoğrafların birini basmayı uygun gördü.
Nedenleri
fazla karmaşık değil: Kentucky’nin Bowling Green şehrinden Danny Schoenbaechler,
“Bu fotoğraflar Irak’ın ne kadar çetin olduğunu ve teröristlerin ne kadar
acımasız olduğunu gösteriyor” diyor.
Diğer çoğu,
bu fotoğrafların isyanın yolunu gösterdiğini belirtiyorlar. Başka bir grup da
sıradan Iraklıların kahramanlığını yansıttığını düşünüyor. Kuzey Dakota
eyaletinin Fargo şehrinden Patrick Springer, “Bu tür hikayeler yapmak, ülkeyi
yeniden inşa etmeye çalışan Iraklılara güçlü bir yardımdır” diyor. Springer,
fotoğrafların Eddie Adams’ın Vietnamlı bir polis şefinin bir Vietnamlı isyancıyı
öldürme anını gösteren ünlü fotoğrafı anımsattığını söylüyor.
Wisconsin
Appleton’dan Kristyna Wentz-Graff de aynı şeyleri düşündüğünü söylüyor. Wentz-Graff,
“Bu tür fotoğraflar..İşte değişimi bunlar sağlayacak. Sokaklarda infaz edilen bu
kişiler, çılgın. Bu tür fotoğraflar, insanlara dünyada olup bitenler hakkında
fikir verip, onları düşünmeye itiyor” diyor.
Araştırmaya
katılanlardan bazıları, teknik nedenlerin fotoğrafın birinci sayfada
yayınlanmasını engelleyebileceğini belirtiyorlar. Fotoğrafı birinci sayfada
yayınlamaya “olur” verebileceklerini, ancak fotoğrafaltı için de yeterince yer
ayrılması gerektiğini düşünüyorlar. Bazıları da bir insanı bu şekilde
öldürülürken göstermenin doğru olmayacağını söylüyorlar. Ancak, en büyük çekinge
fotoğrafların yaratacağı yan etki: “Biz bu fotoğrafları yayınlamakla, acaba
teröristlere istediklerini mi veriyoruz?”
Minnesota
Pine City’den Mellisa Chinn, “Bu cinayetler ilgi odağı oluyor tabiki...
yaptıklarını herkes görüyor. Onlara başka kurban izni vermeyin” diyor.
Gazeteciler
de aynı korkuları duyduklarını söylüyorlar, fakat çoğunluğu terörist
taktikleriyle ilgili bilgilendimenin ve Bağdat’taki tehlikeleri göstermenin daha
ağır bastığı görüşündeler.
Washington
Olympia’dan gazeteci Tony Overman, “İnsanların kötü ve alçakça olayları
engelleyebilmek için önce bu olayların ne olduğunu öğrenmeleri gerekiyor. Bu
fotoğraf kötüyü gösteriyor” diyor.
|

AP
photo/ John Moore, 9 Kasım 2004. |
Fotoğraf
3 - Yaralı Amerikan Askeri
Katılımcılar
arasında çok tartışılan bu fotoğraf, sağlıkçı personelin daha sonra ölecek
yaralı bir askere müdehalesini gösteriyor. Amerikan askerlerinin kahramanca
eforlarını göstermek, evladını kaybeden bir ailenin özeline müdehale değil midir
?. Her iki gruptaki katılımcılar da, aynı noktada ortak bir cevap buldular: ölen
askerin parmağındaki nikah yüzüğü.
Florida
Jacksonville’den bir okuyucu Rose Barnett, “CPR * yapan askerin merhameti ve
diğer askerlerin yaralıyı kurtarma çabaları ordumuzu yüceltiyor. Askerin nikah
yüzüğü olduğunu görüyorum. Onun ailesi ve eşi için çok zor olduğunu biliyorum,
fakat övgünün onlara onur vereceğini düşünüyorum...Bu bana bizim orada
olmamamız gerektiğini söylemiyor. Bu fotoğraf bana yaralı askerin diğer
insanların özgürlüğü için kendi hayatını riske atacak kadar cesur ve özel bir
insan olduğunu söylüyor. Tanrı onun ruhunu koruyacaktır.” diyor.
Bu ölüm ve
yıkımın ortasında, ordu mensuplarına, hayat kurtarmak için çabalamayı göstermek
de fotoğrafı kullanmak için haklı bir neden. Gazetecilerin yüzde 74’ü ve
okuyucuların yüzde 59’u bu fotoğrafı basmak yönünde görüş bildirdi. Iowa Ceadr
Rapids’den gazeteci Jim Slosiarek, “Fotoğraf yalnızca ölmekte olan bir askeri
anlatmıyor, aynı zamanda arkadaşını kurtarmaya çalışan askerleri de anlatıyor.
Bence bu fotoğrafı basmamak, askerlerin harcadıkları efora karşı bir ayıptır”
diyor.
Fakat ankete
katılanların az bir kısmı, ailenin durumunun fotoğrafın artılarını tamamen arka
plana ittiğini söylüyor. Okuyucuların yüzde 30’u ve gazetecilerin yüzde 21’i
fotoğrafı basmayı reddediyorlar. New York North Chili’den okur Kathryn Martin,
“Benim de askerde bir oğlum olduğu için, bu fotoğrafı görünce çok kötü oldum.
Ben, onun ölü bedenini gazetede görmek İSTEMİYORUM, çünkü böyle bir fotoğraf
yıllar boyunca her an benim hafızalarımda olacak” diyor.
Florida’dan
gazeteci Andrew Kuppers, bu fotoğrafı gazetenin birinci sayfasında kullandıktan
sonra gazete satışlarının arttığını söyledi. Kuppers, “Bence Irak’tan gelen
yılın en etkileyici fotoğraflarından biri olduğu için de kullanılmalı. Herkesin
dikkatini çektiği ana nokta için bile kullanmaya değer: Askerin parmağındaki
yüzük.”
|

AP
photo/ Tami Sliccio, 7 Nisan 2004. |
Fotoğraf
4 - Bayrağa sarılı tabutlar
Pentagon,
1991’den beri, ülkesinden uzakta öldürülen askerlerinin fotoğraflarını medyadan
uzak tutuyor. Bu yasak, 1994’te kargo sorumlusu Tami Silicio’nun Kuveyt’te
askerlerin tabuta sarılı resimlerini çektiğinde ve fotoğraflar The Seattle Times
gazetesinde yayınlandığında büyük bir haber olmuştu.
Fotoğrafın
ardından Silicio işinden oldu, fakat bundan sonra dünya çapında ünlendi....
Gazeteciler ve okuyucuların çoğu bu tip fotoğrafların görülmesi gerektiği
fikrindeler. Eğer biz bir savaşa gitmeye niyetliysek, onun sonuçlarını görmekten
de alıkonamayız. Okuyucuların yüzde 83’ü ve gazetecilerin yüzde 98’i
fotoğrafların basılması yönünde görüş belirttiler.
Florida
Winter Haven’dan okuyucu Robert Pabst, “Savaşın etkileyici bu resimleri, bizim
düşmanlarımıza karşı giriştiğimiz mücadelenin kurbanlarını hatırlamamız
açısından önemli. Bu fotoğraflar, bizi öldürmek için ellerinden geleni
yapabilecek kişilerden bizi koruyan harika insanların hatırlanması için bir
yardım görevi de görüyorlar” diyor.
Wisconsin
Appleton’dan bir gazeteci Maureen Wallenfang, fotoğraftaki ağırbaşlılık ve
ciddiyetin en önemli özelliğinden biri olduğunu söylüyor : “Bu tabutlarda, bizim
oğullarımız, kızlarımız, kuzenlerimiz, ailelerimiz, arkadaşlarımız ve
komşularımız bulunuyor. Fotoğraf, iki nedenden ötürü önem taşıyor: bu fotoğraf
sadece savaşın insani değerini vurgulamıyor, aynı zamanda, bence, eve son
yolculukta onlara verilen saygı ve değeri göstermesi yönünden de önemli.”
Arizona Tempe’den okur Susan Swartz “Bu bizim şehit olan kadın ve erkeklerimize
olan saygımızı gösteriyor. Ölülerimizi gizleyerek sanki savaşta yaptıklarımızdan
utanıyormuşuz gibi görünüyor” diyor.
|

AP
photo11 Mayıs 2004 / video. |
Fotoğraf
5 - Amerikan askerinin kafasının uçurulması
Teröristler
Amerikan vatandaşı Nick Berg’ü Mayıs 2004’de kaçırdılar ve daha sonra onun
kafasının kesilmesini gösteren bir video kaydı yayınladılar. Öldürülmenin
detayları vatandaşların belleklerinde yer alıyor, çünkü az sayıda medya kuruluşu
Berg’ün sadece katillerin önünde oturan görüntüsünü yayınlamakla kalmadılar.
Bu çok
korkutucu olduğundan, gazetecilerin yüzde 47’si, okurların da yüzde 55’i
fotoğrafların yayınlanmasına karşı görüş bildirdiler. Bu fotoğrafı basma yönünde
görüş bildirenlerin hemen hepsi de Berg’ün, katillerinin dizleri önünde oturan
görüntüsünü yayınlamakla sınırlı olacaklarını söylediler. Eğer grafik
fotoğrafların yayınlanması konusunda önemli ve uygunsuz diye bir ayırım olsaydı
kafa kesme kesinlikle uygunsuz kısımda yer alırdı.
Güney
Carolina’nın Goose şehrinden okur Kylie Polzin, “Bu korkunç ve biz bunun
olduğunu bilmek zorundayız, fakat birisini hayatı için yalvarırken ve vahşice
ölürken görmek doğru değil” diyor.
Güney
Carolina Charleston’dan gazeteci Alan Hawes, “Kasedi seyrederseniz diğer
görüntülerin yayınlamak için hiç de uygun olmadığını görürsünüz. Bu işte bazı
çok rahatsız edici şeylere tanık oldum, fakat videoda gördüğüm bu görüntüler
beni şok etti” diyor.
Bağdat’taki
sokak infazında olduğu gibi, katılımcılar bu fotoğrafların yayınlanmasında kime
hizmet edildiğini soruyorlar. Florida Lakeland’den okur Michael Segers, “Bu
fotoğrafların yayınlanması katillerin yararına mı yoksa zararına mı ?” diyor.
Gazeteciler
görüntüleri terörist propagandası olarak yorumluyorlar. Oregon Medford’dan bir
gazeteci Sanne Specht, “Bu tip fotoğrafları göstermekle teröristlere hizmet
ettiğimizi ve vatandaşları tehlikeye attığımızı düşünüyorum. Bu görüntüler beni
derinden etkiledi.” diyor.
Poytner
Enstitüsü’nden McBride video kaynağının bu kararı vermeyi kolaylaştırdığını
söylüyor : “Bir şirketin çektiği sıradan bir dergiden alınan fotoğraf nasıl
sizin kalitenizi etkiliyorsa, teröristlerden alınan görüntüleri yayınlamak da
sizin kalitenizi ve gazetecilik bağımsızlığınızı etkiler. Onlara yardım
etmekten başka bir şey yapmıyoruz demektir. Böyle bir karar vermenin tek
geçerliliği, halk yararının bir şekilde üstün gelmesi durumundadır.”
DİPNOTLAR:
APME :
Associated Press Managing Editors - Associated Press Yönetici Editörleri
Yuvarlakmasa
Ulusal Güvenilirlik Projesi
– National Credibility Roundtables Project :
Ford Vakfı tarafından desteklenen ve Ford’un medya destek projelerinden biri
olan bu proje, halk ve basın arasında iletişim kurulmasını sağlamak ve
gazetecileri bilgi birikimlerini doğru kullanarak en iyi haberi üretmelerini
sağlamak ve onları cesaretlendirmek amacını taşıyor. Daha fazla bilgi için :
http://www.apme-credibility.org/
Tahıl Testi :
İngilizcesi “cereal test” olan bu terim, Amerikan halk dilinde kullanılan bir
argo terimdir. Anlamı, birşeyin kendine yapılmasını isteyip istemediğini sorarak
kendini test etmek ve kişinin daha objektif bir karar vermesini sağlamaktır.
CPR :
Karsiyopulmoner canlandırma....Hastayı hayata döndürmek için yapılan doktor
müdehalesi.
|