|
HABER
FOTOĞRAFÇILIĞININ ÖZELLİKLERİ
Yard. Doç.
Dr. Melih Zafer
Arıcan Anadolu
Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
Farklı fotoğraf türleri, üretim yöntemleri ve kullanımları bakımından farklı
özellikler taşımaktadırlar. Bu anlamda haber fotoğrafçılığını da diğer fotoğraf
türlerinden ayıran bazı temel özellikler vardır. Frank P. Hoy, 'Photojournalism-
The Visual Approach' adlı kitabında bu temel özellikleri sekiz maddede
özetlemiştir:
1) Haber fotoğrafçılığı bir iletiyi yaymaya yönelik fotoğrafçılıktır. Haber
fotoğrafçısının hedefi, okuyucunun hızlı algılayabilmesi için iletiyi açık bir
şekilde iletmektir.
2) Haber fotoğrafçılığının iletişim ortamı gazeteler, haber dergileri ve haber
ajansları gibi basılı kitle iletişim araçlarıdır.
3) Haber fotoğrafçılığı bildirme amaçlıdır. Haber fotoğrafçısının bütün çabası,
zekası ve becerisi bir haberin belirli yönlerini bildirmeyi amaçlamaktadır.
4) Haber fotoğrafçılığı sözcükler ve fotoğrafların birleşiminden oluşan bir dil
ile iletişim kurmaktadır.
5) Haber fotoğrafçılığının konusu insandır.
6) Haber fotoğrafçılığı büyük bir kitleyle iletişim kurmaktadır. Bu yüzden mesaj
birçok farklı insan tarafından anında anlaşılabilecek kadar özlü olmalıdır.
7) Haber fotoğrafçılığı, iletileri daha etkili hale getiren, yetenekli bir
editör tarafından sunulmaktadır.
8) Haber fotoğrafçılığının temel düşüncesi, bugünün karmaşık dünyasında halkı
bilgilendirmenin kaçınılmaz gerekliliğidir (Hoy, 1986, ss. 5-9).
Haber fotoğrafı her şeyden önce salt teknik değil, aynı zamanda düşünsel bir
üründür. Genel olarak fotoğrafçılık, özellikle ilk zamanlarında, hatta bazı
gelişmekte olan ülkelerde hala, bir zanaat olarak algılanmasına rağmen, artık
bir sanat dalı olduğunu kanıtlamıştır. Fotoğrafçılıktan bahsedilirken kullanılan
ekipman ve tekniğin gereğinden fazla önemsenmesi, fotoğrafın bir zanaat olarak
algılanması yanılgısına yol açmaktadır. Özellikle, yeni elektronik fotoğraf
makinelerinin, her türlü teknik işi kullanıcı için yapması, fotoğrafın bir
zanaat olmadığını açıkça ortaya çıkarmıştır. Fotoğraf çekiminde kullanılan
teknikler, yapılan işin sadece çok küçük bir parçasıdır. Fotoğrafı sanatın
ortamına taşıyan ve bir ileti aktarma aracı olarak önemini ortaya çıkaran asıl
öğeler ise bir fotoğraf çekerken gerçekleştirilen düşünsel, teknik ve estetik
yapının bir bileşkesidir. Fotoğrafın öncelikle düşünsel bir ürün olduğunu kabul
etmek, fotoğrafın zanaat olmadığını anlamak için atılacak ilk adımdır.
Fotoğraf çekme kolaylığının yarattığı cazibe, insanların kolayca birer
fotoğrafçı olabilecekleri yanılgısını ortaya çıkarmaktadır. Ancak haber
fotoğrafçılığı, yoğun emek gerektiren ve yaşamını bu yönde adamayı gerektiren
bir iştir. Herkes kolayca yazı yazabilir, ancak etkili bir şiir yazmak, başka
yetileri de gerektirmektedir. Fotoğraf çekmek de yazı yazmak kadar kolaydır,
ancak sanat eseri olarak adlandırılacak, ya da bir gazete sayfasına
basılabilecek fotoğraf çekmek zor bir iştir. Bir fotoğrafın niteliğini
belirleyen en önemli öğe, fotoğrafı çeken kişinin düşünsel birikimini fotoğraf
karesine aktarabilme yetisidir. Sanat eseri olsun ya da olmasın, bir fotoğrafın
başarısı değerlendirilirken içerik, teknik ve estetik yönlerinin ele alınması
gerekmektedir. Farklı fotoğraf türleri için, bu üç öğenin birbirlerine
baskınlıkları değişebilmektedir. Ancak haber fotoğrafçısı, sıradan bir
fotoğrafçıya oranla çok daha büyük bir özveriyle, haberin olduğu her yerde
bulunarak gazete okuyucuları için haberleri görselleştirmektedirler. Bu yüzden
eline her fotoğraf makinesi alan kişi, kendisinin haber fotoğrafçısı olduğunu
söyleyememektedir. Rastlantı sonucu önemli bir haberi görüntüleyen bir kişi de,
kendisinin haber fotoğrafçısı olduğunu söyleyemez. Haber fotoğrafçılığı,
kendisini bu mesleğe adayan insanların, haber olan her yerde bulunma ve
çalıştığı kuruma fotoğraf iletme özverisiyle gerçekleşen bir meslektir.
Haber fotoğraflarının bir diğer özelliği de ikna edicilik gücüdür. Haber
fotoğraflarının görselliği, gerçeğe uygunluk açısından gazete sayfalarında yer
alan diğer görsel malzemeden çok daha üstündür. ''Fotoğrafın basında
kullanılmasıyla, okuyucu kitle ilk defa fotoğrafa özgü bir ikna edici gerçeklik
duygusuna sahip resimler görüyorlardı; hiç bir ressam ya da çizer, okuyucu ile
fotoğraf makinesinin kaydettiği gerçekler arasındaki aracılığı
sağlayamamaktaydı" (Time- Life Editors, 1972b, s. 16). Fotoğrafın gerçeği
çağrıştırma gücü, gazete sayfasında yer alan diğer görsel öğelere göre daha
üstündür. Fotoğrafla birlikte, okuyucu gazetedeki görüntüleri, aynı kendi
gözleriyle gördüğü gibi görmeye başlamışlardır. Doğrudan fotoğraflama
tekniğiyle, oynama yapılmadan üretilmiş bir fotoğrafın gerçekliği, sorgulanmadan
onaylanmaktadır. Bu da, fotoğraf teknolojisindeki optik kayıt mekanizmasından
kaynaklanmaktadır.
Fotoğrafın özellikleri ve haberin görselleştirilmesi olgusunu, haber fotoğrafı
özelinde Arthur Rothstein şöyle özetlemektedir: "Haber fotoğraflarının temel
özellikleri; okurun bilmek istediğim gösterme beklentisini karşılamak,
fotoğrafın gösterdiği şey olduğuna inanılırlığı ve okurun dikkatini
kaybetmeyecek kadar önemli olmasıdır" (Rothstein, 1979, s. 11). Bu üç
özellik (gösterme, inanılırlık ve dikkat çekicilik) ile, gazetelerin haberleri
fotoğraflı sunma gerekçeleri de ortaya konulmaktadır. Haber fotoğrafı, en basit
anlamda, okurun haberle ilgili bilmesi gereken bilgileri görsel bir biçimde
sunmaktır. Diğer bir deyişle, haberi bir fotoğraf karesinde özetlemek ve
desteklemektir. Fotoğraf görüntüsünün somutluğunun verdiği bilgi, haberin
okuyucu tarafından daha kolay anlaşılmasını ve usunda canlandırılmasını
sağlayacaktır. Okuyucu, haberle ilgili bilgileri görme beklentisindedir. Bu
beklentinin karşılanması, aynı zamanda okurun haberle ilgili taşıdığı şüpheleri
de giderecektir. Sözel iletişim, yapısındaki çeviriden dolayı, aktarılırken
bozulmalara uğrayabilmektedir. Ancak görsel iletişim daha doğrudan ve somut
bilgi aktarmaktadır. Fotoğraflar, gazete sayfasında yer alan diğer haber sunum
öğelerine oranla daha gerçeğe yakındır. Fotoğraf sahip olduğu inandırıcılık ile,
insanların kendi gözlerinden sonra en güvendikleri araç konumundadır. Bu yüzden,
doğru haber vermekle yükümlü olan gazeteler, olayların doğruluğunu pekiştirmek
amacıyla, yoğun olarak fotoğraf kullanmaktadırlar. Bunun yanında, yazıyla dolu
olan gazetelerde, fotoğraflar dikkat çekici öğeler olarak da kullanılmaktadır.
Binlerce kelime arasında fotoğraflar, hem gazeteyi görsel açıdan daha
güzelleştirmekte, hem de okurun dikkatini toplamakta ve yönlendirmektedirler.
Haber fotoğrafının bir başka özelliği de tarihe tanıklık etmesidir. Haber
fotoğrafları bir yönüyle de insanlık tarihini belgelemektedir. Howard Chapnick
haber fotoğraflarının en üstün antropolojik ve tarihi belgeler olduğuna dikkat
çekerek, "fotoğraf haberciliğine (photojournalism) önem vermemek, tarihe önem
vermemektir" demiştir (Fulton, 1988, s. xii). Haber fotoğrafları tarihin görsel
parçalarıdır. Çünkü gerçekleşen her önemli olayda; öncesinde, olay sırasında ya
da sonrasında mutlaka fotoğraflar çekilmektedir. Bu fotoğrafların arşivlenerek
bir araya getirilmesi, tarihin görsel olarak yazılması anlamına gelmektedir.
Nitekim, Time-Life gibi fotoğrafa önem veren basın kuruluşlarının, arşivlerinden
derleyerek yayınladıkları Eyewitness-150 Years of Photojournalism (Görgü Tanığı-
Fotoğraf Haberciliğinin 150 Yılı) gibi kitaplara bakıldığında, ele alınan süreç
içinde insanlığın yaşadığı bütün önemli olaylar fotoğraflar aracılığıyla gözler
önüne serilmektedir.
Haber fotoğrafçılığının inandırıcılığı, gazetelerde kullanılan haber
fotoğraflarının, herhangi bir gerçeği çarpıtıcı müdahaleye uğramaksızın,
olabildiğince dürüst ve doğrudan aktarımından kaynaklanmaktadır. "Yeni haber
fotoğrafçılığı doğruyu söyleyen dürüst bir sanattır" (Jeffry, 1991, s. 180).
Aslında haber fotoğrafçılığının sanat olma gibi bir kaygısı yoktur. Ancak
kullandığı görsel dil ve bazı fotoğrafçıların gösterdiği mükemmeliyetçi
yaklaşım, bazı örneklerini sanat eserleri arasına sokmaktadır. Aslında asıl amaç
salt gerçeği sunmak ve okuyucuyu olabildiğince, tarafsız bir şekilde
bilgilendirmektir.
Sanat fotoğrafı ile haber fotoğrafı birçok yönde farklılıklar göstermektedir.
Sanat fotoğrafının temelinde, fotoğrafçının kendi iç dünyasını fotoğrafına
yansıtması beklenmektedir. Oysa haber fotoğrafında, yaşanılan gerçeklik
fotoğrafa yansımaktadır, ya da yansımalıdır. "Sanatın alanının tersine
fotoröportaj, içsel görüntü yansımasının dışavurumu değil, gerçekliğin belgesel
bir raporudur. Kişisel biçem, gerçek fotoröportajın ayrılmaz bir parçası
değildir, anlatım yaşanmış gerçeklerden oluşur" (Gidal, 1973, s.5). Sanat
fotoğrafında sanatçının iç dünyası ön planda olduğu için, kendine özgü anlatım
yolu olan biçemi de ön plana çıkmaktadır. Biçem olmadan sanat fotoğrafçılığı da
düşünülemez.
Haber fotoğrafında ise, yaşanan gerçekleri yansıtmak ilk hedeftir. Ancak, haber
fotoğrafçılığında da, mükemmeliyetçi yaklaşıma sahip fotoğrafçıların varlığı ve
bu kişilerin gerçekliği yansıtmanın ötesinde, kendi kişisel biçemlerini de
sergilemeleri, bazı haber fotoğraflarının da aynı sanat fotoğrafında olan
estetik öğeleri taşımasını olanaklı kalmaktadır. Bir başka deyişle, haber
fotoğraflarının birincil işlevin, bir olayın gerçekliğinin yansıtılması olması,
haber fotoğraflarının estetik fotoğraflar olamayacağı anlamına gelmemektedir.
Öncelikle bir haber fotoğrafının, habere konu olan olayı aktarması
beklenmektedir, ancak fotoğrafçının yeteneği doğrultusunda, bir sanat eseri
kadar da üstün teknik ve estetik öğelere sahip olabilmektedir.
Tamamıyla tarafsız olmak, insan öğesinin karar verme sürecinde yer aldığı bir
anlatımda mümkün değildir. Çünkü, her fotoğrafta karar verilmesi gereken, bakış
açısı, kadraj, görsel düzenleme ve çekim anı gibi seçimler söz konusudur.
Verilen her karar, tarafsızlıktan bir adım uzaklaşmak anlamındadır. Fotoğrafçı
bu kararları kendi düşünce ve birikimi doğrultusunda vermektedir. Bu anlamda
tarafsızlığı ve dürüstlüğü sağlayan tek öğe, fotoğrafçı, editör ve yayın
organının taşıdığı iyi niyettir. Gerçek, fotoğrafta saptırılabilir de, doğru da
aktarılabilir. Ancak unutulmaması gereken bir öğe, saptırılan gerçeğin hem
fotoğrafçının, hem de yayın organının kariyerine zarar vereceğidir. Hatta,
bunlardan da önemlisi, fotoğrafın inanılırlığının zedelenmesidir ki, bunun
doğuracağı sonuç bindikleri dalı kesmek olacaktır. Bu yüzden haber fotoğrafıyla
uğraşan kişiler, olabildiğince dürüst bir şekilde gerçeği aktarma çabası
içindedirler.
Haber fotoğrafçılığının kısıtlı bir zaman içinde bir olayı aktarma
zorunluluğuna, fotoğrafın anlık bir anlatım aracı olma özelliği, bir başka
deyişle görüntü üretim hızı çözüm getirmektedir. Bir konunun fotoğraflanması,
saniyeler kadar kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleşebilmektedir. "Fotoğraf
gerçekten, bir sokak sahnesi, doğal bir ortam, doku ve anlık bir ifadenin
yansıtılmasında aslına çok uygundur" (Arnheim, 1974, S.157). Doğal bir
ortamda meydana gelen bir olayın haber fotoğrafının çekilmesi için mekanda bir
fotoğrafçının bulunması yeter koşuldur. Boynunda fotoğraf makinesi asılı bir
fotoğrafçının konuyu aktarması için yapacağı tek şey makinesini konuya
doğrultup, deklanşöre basmaktır. Anlık ifadeler ve olaylar, oluş anında,
fotoğraf teknolojisinin sağladığı kolaylıkla, bir fotoğraf makinesinin içindeki
filme sabitlenebilmekte ve bu görüntü istenildiği anda istenilen yayın organında
basılabilmektedir. Haber fotoğrafının anlık kayıt mekanizması, olayı bütün
doğallığıyla yansıtabilme özelliğine sahiptir.
Fotoğrafın en önemli özelliklerinden biri, zamanı dondurabilmesidir.
Fotoğrafın çekildiği anda, akan zaman içinden anlık bir dilim, daha sonraki bir
zaman boyutunda kullanılmak üzere dondurulup saklanabilmektedir. "Her olay kendi
zamanına kayıtlıdır" (Berger, 1987, s. 14). Ancak haber fotoğrafı, olayın kendi
zamanında farklı bir kayıt mekanizması oluşturarak, o olayın farklı zaman
boyutlarına taşınmasına olanak sağlamaktadır. Böylece, haber fotoğrafçılığı
sayesinde, kendi zamanına kayıtlı olay, daha sonraki zaman boyutlarına
taşınabilme esnekliğine kavuşmaktadır.
Haber fotoğrafçılığının bu özelliği sayesinde, olan olaylardan, o anı yaşamayan
insanlar haberdar olabilmektedirler. "Foto muhabiri sadece, nesnel
gerçeklerin kendi öznel deneyimleriyle buluşması yoluyla kendi zamanına tanık
olabilir. Her zaman tetikte oluşu ve gözlem yeteneği, onun fotoğraflarını
diğerlerininkinden farklı kılar" (Gidal, 1973, s. 6). Haber
fotoğrafçılığının en önemli özelliği, haber fotoğraflarının, insanların bilme ve
öğrenme gereksinimlerine cevap vermesidir. Haber fotoğrafçısı, kendi öznel görüş
açısıyla, olayların gerçekleştiği mekanlarda doğrudan bulunarak, nesnel
gerçeklikleri okuyuculara aktarmaktadır. Aslında yaptığı şey olayları okuyucuya
yansıtmak amacıyla tanıklık etmektir. Ancak olayların oluş anında fotoğraf
çekebilmesi için fotoğrafın anlık kayıt mekanizması ile kendi gözlem yeteneği ve
her zaman tetikte olan habercilik içgüdüsünden yararlanması gerekmektedir.
Her zaman bu tür hızlı davranması gerekmese de, bazı durumlarda olayın meydana
geliş hızı, fotoğrafçının anlık karar vermesini ve olayı saniyenin dilimleri
içinde yakalaması gerekmektedir. Bu duruma en güzel örneklerden biri, Robert
Capa'nın 5 Eylül 1936 tarihinde İspanyol İç Savaşı'nda çektiği, gelmiş geçmiş en
büyük savaş fotoğraflarından biri olarak anılan "Sadık Askerin Ölümü" isimli
fotoğrafıdır (Lacayo and Russel, 1995, s. 88). Yandaki bu fotoğraf, haber fotoğrafının
çekildiği anın önemini vurgulayan en güzel örneklerden biridir. Çapa içgüdüsel,
belki de rastlantısal olarak, askerin tam kafasından vurulduğu anda deklanşöre
basarak, savaş içindeki en dramatik an olan ölümün gerçekleşmesini
fotoğraflamıştır. Bu fotoğraf bir saniye önce ya da bir saniye sonra çekilmiş
olsaydı, belki de çok sıradan bir savaş fotoğrafı olarak tarihteki yerini
alacaktı. Oysa Capa, her an her şeyin olabileceği savaş ortamında tetikte
bekleyerek, fotoğrafın zaman içindeki küçük bir anı kaydedebilme özelliğini
başarıyla kullanarak, savaşla özdeşleşen bir ikon ortaya çıkarmıştır.
Fotoğrafların kitle iletişim araçlarında basılması, özellikle bu işlemin
gerçekleştiği 19. yüzyılın sonlarında, fotoğrafçılığın farklı türlerinin
oluşması anlamında önemli bir işlev üstlenmiştir. Fotoğraflar gazete ve
dergilere basılmadan önce, galerilerde görülebilen bir sanat nesnesiydi.
Dolayısıyla fotoğrafçılar geniş kitleler tarafından tanınmamaktaydı. Fotoğrafçı
için de tanınabilmenin yolu fotoğraf sergileri açmaktı. Gazete ve dergilere
basılan fotoğraflar bu durumu değiştirmiştir.
"Fotoğrafların dergilerde ve kitaplarda basımının gerçekleştirilmesi,
fotoğrafçıları ün için sergi açma bağımlılığından kurtarmıştır. Bu durum, eski
sanat için sanat anlayışıyla çekilen sergi fotoğrafları ile fotoğrafın gerçek
alanı olan yaşam ve gerçeklikle ilgili, basına yönelik fotoğraflar arasındaki
farklılığı daha da açmıştır." (Gernsheim ve Gernsheim, 1965, s. 208).
Topluma bir ileti aktarma kaygısında olan fotoğrafçı, sergi açarak küçük ve
seçkin bir kitleye ulaşmanın yanı sıra, gazete ve dergilerde yayınlanan
fotoğrafları ile büyük bir halk kitlesine ulaşabilme olanağına kavuşmuştur. Bu
gelişmeyle birlikte, gazete ve dergilere konu olan haberlere yönelik olayların
fotoğraflanması da yaygınlaşmıştır. Bu sayede, fotoğrafın doğasında olan anlık
olayların görsel durağan bir kareye kaydedilmesiyle, fotoğraf konu olarak
yaşamın gerçekliğinin içine girmiştir. Ayrıca, günümüzde haber fotoğrafçılığı ve
fotojurnalizm yapan Sebastiao Salgado, James Nachtwey gibi fotoğrafçılar, sanat
fotoğrafçılarından daha fazla tanınmakta ve bilinmektedir. Bu konuda, haber
fotoğraflarına yer veren kitle iletişim araçlarının ulaştıkları geniş izleyici
sayısının önemi yadsınamaz.
Haber fotoğrafçılığı tek bir kare fotoğrafla gerçekleştirilebildiği gibi,
gerekli durumlarda birden fazla destekleyici fotoğraf da kullanılabilmektedir.
Bu durum, sözcüklerle desteklenen bir grup fotoğrafla bir konunun anlatılması
olan foto makale adı verilen bir anlatım tarzını ortaya çıkartmıştır. "Life
dergisinin ilk sayısındaki editör John Shaw Billings, Margaret Bourke-White’ın
Fort Peck kenti üzerine çektiği kapsamlı fotoğrafları (yanda) dokuz sayfa yayınlayarak
çağdaş foto makalenin ilk örneğini ortaya çıkartmıştır" (Time- Life Editors,
1972b, s. 62). Foto makalenin daha önce Almanya'da örneklerinin olduğunun
bilinmesinden dolayı, Life dergisindeki ilk örneğin günümüz foto makale türüne
benzerliğinden ve kapsamının genişliğinden ötürü böyle anıldığı düşünülmektedir.
Foto makale, tek bir haber fotoğrafıyla karşılaştırıldığında daha yoğun ve
kapsamlı bilgi içermektedir. Çünkü, her bir fotoğrafta, bir olayın farklı
boyutlarının detay bilgilerine yer verilebilmektedir. "Bir foto makale
yaratmak, bir konu üzerine birden çok fotoğrafın düzenlenmesini gerektirir,
böylece herhangi tek bir fotoğraftan daha derin, daha tam, daha kapsamlı ve daha
yoğun bir görüş ortaya çıkarılabilir" (Time- Life Editors, 1972b, s. 54).
Belgesel fotoğrafçılığın önemli kollarından biri olan foto makale tekniği, haber
fotoğrafçılığında da kullanılabilmektedir. Önemle vurgulanması gereken bir
konuda, fotoğrafçı çok sayıda güzel fotoğraf getirmişse, konu birden fazla
sayıda fotoğrafın habere eşlik etmesi ve hatta tek bir habere bol fotoğraflı
olarak bir sayfa ayrılarak sunulması olanaklıdır. Bu, genellikle dergilerde
kullanılan bir sunum biçemi olan foto makalenin gazete sayfasındaki
kullanımıdır. Böylece konu, daha kapsamlı ve derinlikli olarak, fotoğrafların
anlatım gücünün yoğunluğuyla okuyucuya sunulabilmektedir.
Haber fotoğrafçılığının bir diğer önemli özelliği ise, sözcüklerle, bir başka
deyişle yazıyla desteklenmesidir. "Yazı ve fotoğrafın bir arada
kullanımı, gerçekten haber fotoğrafçılığının temel ilkesi ve en Önemli
özelliğidir" (Carlebach, 1992, s. 1). Gazete sayfasında, fotoğraflar yazıyı,
yazı da fotoğrafları desteklemektedir.
"Fotoğraf ve sözcükler arasındaki ilişkide, fotoğraf yorum için yalvarır ve
sözcükler genellikle yorumu sağlar. Fotoğraf kanıt olarak reddedilemez, ancak
anlam olarak zayıftır. Anlam sözcükler tarafından verilir. Sözcükler ise kendi
başlarına kullanıldıklarında genelleştirme düzeyinde kalırlar. Fotoğrafın itiraz
kaldırmayan yapısı sözcüklere özel bir özgünlük katar. İkisi birlikte çok güçlü
olurlar, sorulan sorular tamamıyla cevaplarını bulur." (Berger ve Mohr,
1989, s. 92) Sadece yazıdan oluşan bir gazete sayfası, inandırıcılık yönünden
zayıf kalmaktadır. Çünkü sözcükler, görsel olarak algılanan bir olayın yazıya
çevirimidir. Her türlü çeviride bir anlam kayması olasılığı vardır. Haberi yazan
kişi olayı kendince sözcüklere dökmekte ve algılayan kişi de, bu kodlamayı
açımlarken yine bir yorumlama yapmaktadır. Bu durum, olayın aktarılırken
anlamının da değişime uğrama riskini İçinde barındırmaktadır. Fotoğrafın
doğrudan gösteren olma özelliği, sözcüklerin soyutluğunu gidererek, olayla
ilgili somut bir kanıt oluşturmaktadır. Ancak salt fotoğraf da kendi başına
yeterli tanımlamayı yaratamamaktadır. Fotoğrafta görülen nesnelerin tanımlanması
gerekmektedir ki, bu da sözcüklerin görevidir. Dolayısıyla, fotoğraf ve
sözcüklerin bir arada kullanıldıkları anlatım yolu, hem fotoğraftan hem de
yazıdan daha güçlü, yeni bir anlatım biçemi oluşturmaktadır. Bu sayede okuyucu
üzerinde, en üst düzeyde bir anlaşılma ve etki yaratılabilmesi olanaklı duruma
gelmektedir.
Kaynakça:
Hoy, Frank P.
Photojournalism- The Visual Approach. Englewood Cliffs, New Jersey: Prentice-Hall,
1986 Time- Life Editors.
Documentary Photography. New York: Time-Life Books, 1972a Rothstein, Arthur.
Photojournalism. (4th Edition). New York: Amphoto, 1979 Gidal, Tim N. Modern
Photojournalism: Origin and Evolution 1910-1933. New York: Mc Millan
Publishing Co., 1973 Fulton, Marianne. Eyes of
Time: Photojournalism in America. New York Graphic Society Books, 1988 Jeffry, Ian. Photography: A
Concise History (2nd Edition). London: Thames and Hudson, 1991
Arnheim, Rudolf. Art And
Visual Perception. Berkeley: University of California Press, 1974 Berger, Arthur Asa. Seeing
Is Believing. Mountain View: Mayfield Publishing, 1989 Lacayo, Richard ve Russell,
George. Eyewitness: 150 Years of Photojournalism.(2nd Edition).
New York: The Time Inc., 1995 Gernsheim, Helmut ve Gernsheim,
Alison. A Concise History of Photography. New York: Grosset & Dunlap,
1965 Carlebach, Michael L. The
Origins of Photojournalism in America. Washington: Smithsonian Institution
Press, 1992 Berger, John ve Mohr, Jean.
Another Way of Telling. Cambridge: Granta Books, 1989
|