|
|
İKİNCİ KÖRFEZ SAVAŞINDA FOTOĞRAF VE PROPAGANDA - 2
Genel anlamda görüntüler, özel anlamda ise fotoğraflar toplumları etkilemek, gündemde hiç olmayan bir şeyi gündeme getirmek, kamuoyunu oluşturmak amacı doğrultusunda uzun yıllardır kullanılmaktadır.
Alemdar ve Erdoğan, "Kitle iletişim araçları üzerindeki denetimin çeşitli olanaklar sağladığını" (10) iddia eder. Benzer biçimde Toffler da "Medyanın toplumsal görüşün şekillenmesini ve bilgiyi kontrol edenlerin gücü de elinde tutacağını" (11) öne sürmektedir.
Gücü elinde tutanlar, görüntülerin sahip olduğu gücü de kontrol ederler. Bu kontrol yayınlanacak olan görüntünün seçiminde, dağıtımında kendini yoğun biçimde hissettirir. Aynı zamanda müsadere ve sansür, kurgulama ve rötuşlama biçiminde ortaya çıkan bu etmenler doğru ve yanlış bilgilendirme biçiminde topluma yansımaktadır, diyen Stepan, "Basının görüntü ve yazı bileşimi sonucunda ortaya çıkardığı materyali doğru zamanla kullanmasını bilmesi gerektiğini belirterek, bunun enformasyon çağının görüntü propagandası olarak nitelemekte ve örnek olarak da gerek Körfez Savaşı, gerekse Balkan Savaşı sırasında dünyayı manipüle etmek amacıyla tüm taraflarca kullanıldığının altını çizmektedir." (12)
Görüntü Propaganda Mekanizması İçin Bir İmtiyazdır
Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, yakalanan esirlerin ekranlarda gösterilmesinin Cenevre Sözleşmesi gereğince doğru olmadığını iddia ederken, söylemini bu görüntülerin toplumsal bazda aşağılanma hissi uyandırması üzerinden kurmaktadır.
Rumsfeld'in sözlerinden de anlaşılabileceği üzere; görüntüye sahip olmak demek birtakım ayrıcalıklara sahip olmak demektir. Görüntüler sayesinde yaşanan olayların doğrulayıcılığı ortaya çıkar, tuttuğunuz taraf belli olur. Dünya kamuoyuna görüntüler aracılığı ile yaşananlar hakkında görece gerçekçi ve/veya çarpıtılmış bilgiler verilir.
Stepan'a göre görüntü bir imtiyazdır. Eğer görüntüler sizin yanınızda ise işlerin istediğiniz doğrultuda gitmesine yönelik oldukça önemli bir şansa sahipsiniz demektir. Etkili lobicilerin arasında görüntü üreticileri, gerekli materyalleri dağıtmak için daima önemli bir konumda yer almaktadır. (13)
Eğer görüntü bir imtiyaz ise bu imtiyaza sahip olmanın ön koşulu görüntünün tutarlılığını gerektirir. Newmann'a göre "Sunulan görüntü ne kadar tutarlı olursa bu, ne kadar geniş bir kitlenin dikkatini başka noktalara yer bırakmadan üzerinde toparlayabilirse, önceden tasarlanan etkilerin ortaya çıkış olasılığı da o ölçüde artar." (14)
Tutarlı görüntü demek yaşamın içinden gelen görüntü demektir. Çünkü, fotoğraf karelerine yansıyan görüntüler ile yaşadıklarımız arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu bağlamda fotoğraf, yaşamın içinden gelen, anlaşılması evrensel boyutta oydaşmaya sahip, ilgi çekici ve insani hisleri etkileyen yapısıyla hafızada kolayca kalabilen bir olgudur.
Gördüklerimizi bize gösteren fotoğraflarda yaşanan olaya ve döneme referans teşkil edecek semboller yer almaktadır.
Görüntünün içinde bulunan bazen tek, bazen birden fazla olgu, o görüntüleri unutulmaz kılabilir. Yaşadığımız dönemin, veya kültürün tanımlanmasında bazı görüntülerin sembolleştiği iddia edilebiliriz. O görüntülerle, yaşanan döneme ilişkin kesin bir bağlantı kurulabilir.
Görüntülerde gösterilen/anlatılan sadece an değildir, yaşanan dönemdir. II. Dünya Savaşı Joe Rosenthal'ın, Iwo Jima da çektiği, dalgalanan bayrak fotoğrafı (yanda)ile 11 Eylül saldırıları ise bir direğe Amerikan bayrağını çeken itfaiyecilerin görüntüsü ile sembolleşmiştir. İlk körfez savaşı petrol içinde çırpınan karabatak fotoğrafı ile anılırken, ikinci körfez savaşının nasıl bir fotoğrafla hatırlanacağı merak uyandırmaktadır.
İnsan bilincinin oluşmasında görüntü en önde gelen unsur olarak görür. (15) Görüntüler oldukça güçlü etkilere sahiptir. İma eder ve gösterdiği yaşanmışlığın ispatı olarak kabul edilir. İstatistiklerin sıklıkla değişmesi yazılan raporların içeriğinin de değişmesine sebebiyet vermesine karşın fotoğraflar hakikatin ve/veya dürüstlüğün bir izi olma özelliğine sahiptir. Objektif olduklarına yönelik inanç şimdiye kadar hiç sarsılmamıştır. (16)
Yaşadığımız dünyayı görünümler evreni olarak niteleyen Baudrillard'a göre bu bir caydırma evrenidir. Caydırmanın en önemli silahıysa görüntüler + söz = medyadır. Gerçeğin yada gerçekliğin tamamını görüntü veya sözlere dönüştürerek, gerçeği ya da gerçekliği teknolojinin yardımı ile saf dışı bırakan bu sistem, kitleleri bitip tükenmek bilmeyen bir görüntü, ses ve yazı bombardımanına tutarak onları ikna etmeye, yani kendisinin sağlıklı, güvenilir ve başarılı bir sistem olduğuna inandırmaya ve bu inancı ayakta tutmaya çalışmaktadır." (17)
İkinci körfez savaşının başlamasıyla birlikte görüntüler caydırıcı birer element olarak kullanılmaya başlandı. Kitle iletişim araçları radyo, gazete, dergi, televizyon ve internet sayesinde propaganda yaşamın içine aktif bir biçimde yeniden girmiştir.
Wreford propagandayı çirkin bir kelime olarak görürken; "İlgi çekici enformasyon ve kanaat yayma işlemi olduğunu ifade eder. Lasswell ise belirli sembollerin manipülasyonu aracılığı ile kolektif tutumların yönlendirilmesi biçiminde tanımlar." (18)
Propaganda da fotoğraf, egemen ideolojinin kitleleri yönlendirmek, denetlemek amacıyla etkin biçimde kullandığı araçlardan biridir. Akarcalı'ya göre "Propaganda kitleleri etkileme gücü ve derinlemesine tutum değişiklikleri yaratabilme kabiliyetine sahiptir." (19)
Qualter, haberleşme araçlarının, tutumların biçimlendirilmesinde, kontrol altına alınabilmesinde veya değiştirilmesinde propaganda açısından etkin bir görev üstlendiğinin altını çizmektedir. (20)
Fotoğraf tek başına veya kullanıldığı iletişim aracının özelliklerine göre onun dilinde, anlamı çoğaltan, kurgulayan, saptıran, yücelten veya yaratılmak istenen etki doğrultusunda yeniden oluşturan etkili bir silaha dönüşmüştür.
Fotoğraflar eğer toplumu düşünmeye, harekete geçirmeye itecek güce sahip değillerse, işe yaramaz görüntülerden başka bir şey ifade etmez (21) diyen Abbot'tun, fotoğrafı toplumu harekete geçiren bir katalizör olarak görmektedir. Buradan da açıkça anlaşıldığı gibi fotoğraf içinde mesaj barındırabilmesi ve provoke edici özelliğe sahip olmasından ötürü propaganda olgusunu içinde barındıran sihirli bir mermiyi andırmaktadır.
İLK SAYFA----------------------SON SAYFA
(10) Alemdar& Erdoğan, a.g.e.s.121
(11) Alvin Toffler, Powershift: Knowladge, Wealth and Violance at the Age of the 21st Century, Bantam, New York, 1990, Aktaran: Julianne H. Newton, a.g.e.s. 95
(12) Peter Stepan, Photos That Change The World, Prestel, New York, 2000, s.6
(13) Stepan, a.g.e. s.6
(14) Noelle Newmann, Başlangıcından Günümüze İletişim Kuram ve Araştırmaları, Korkmaz Alemdar ve İrfan Erdoğan, My Yayınları, Ankara, 1998, s. 116
(15) M. Fishwick, Icon of Popular Culture, Bowling Green University Press, Ohio, 1970, s.2-10
(16) Stepan, a.g e s. 6
(17) Baudrillard'dan aktaran Oğuz Adanır, 'Görünümler Evreni", Cumhuriyet Kitap, 9/7/1998-sayı 438, s.13
(18) Terence H. Qualter, Propagandanın Teorisi ve Gelişimi, çev. Ünsal Oskay, SBF Dergisi, Sayı:1-4, Ocak-Aralık, 1980, s.25
(19) Sezer Akarcalı, Propaganda Aracı Olarak Uluslar Arası Yayınlar, Örnek Olay: Türkiye'nin Sesi Radyosu, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Ens., Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara, 1989, s.5-8
(20) Terence H. Qualter, Propagandanın Teorisi ve Gelişimi, çev. Ünsal Oskay, SBF Dergisi, Sayı:1-4, Ocak-Aralık, 1980, s.279
(21) Alan Trachtenberg, Classic Essays on Photography, Leete'Island Books, New Heaven, 1980, s.183
|
|
|
|