ANA SAYFA YAP
FAVORİLERE EKLE
Bugün,
 
 

 

 

Türk Basınında Haber Fotoğrafı Kullanımına Yönelik Eleştirel Bir Bakış Ya da Ekilen Yaşam Görüşü!

 

Ali M. BAYRAKTAROĞLU
Ankara Üniversitesi, Öğretim Elemanı

 

I. GENEL BİLGİLER:

I. 1. Sorun Sunumu, Amaç, Önem ve Sınırlılıklar:

Yirminci yüzyılla birlikte ortaya çıkan pek çok buluş, toplumdaki üretim ve tüketim anlayışlarıyla birlikte pazarlama stratejilerinin de yönlendirilmesinde kitle iletişim araçlarının etkinliğini arttırmış, dolayısıyla gelişen teknoloji sayesinde iletişim alanında hızlı ve anında bilgilenmenin yolunu açan bir dönem olarak anılmasını sağlamıştır. Fotoğraf, sinema, radyo gibi üç temel element tarafından biçimlenen; gazete, dergi ve televizyon üzerine inşa edilen medya sayesinde iletişim, tüm dünyada hayat görüşlerinin, yaşam biçimlerinin, tüketim anlayışlarının, kültürel - folklorik göstergelerin ve toplumsal değişimin paylaşım anlayışına dönüştürdüğü görülmektedir. Bu bağlamda kitle iletişim araçlarının da haber verme, eğlendirme, eğitme, bilgilendirme gibi faktörleri gerçekleştirmek ve toplumsal değerlerin devamlılığını sağlamak için “görüntüden” olabildiğince yararlandıkları dönem olarak bilinmesine yol açmıştır. Ancak, bilince ve bilinç altına yapılan görsel enjeksiyonlar aracılığıyla topluma gerekli enformasyon mu, yoksa enformasyon adı altında başkalaştırılmış bir dünya mı sunulmaktadır? ve haber formatında sunulan görüntüler aracılığıyla bir takım tutumlar ekilmekte midir? soruları gündeme gelmektedir.

Görüntüleri, yaşamı algılamamızı sağlayan birer geçide benzeten Lippmann (1922:162)’a göre fotoğraflar: ‘Bir fikri aktarmanın en güvenilir yoludur’ (aktaran Ewen,1996:152). Nitekim günümüz yazılı basınında yer alan haber fotoğraflarının güçlü sembolik anlamlarla donatılmış ve sıklıkla tekrar edilen görüntüler aracılığıyla topluma “anti-amnezik” (unutmayı engelleyen) doktrinler ekmeye çalıştığı görülmektedir. İletişim araçlarını kontrol eden kişilerin belirli görüntülerin tekrarlar aracılığıyla topluma enjekte edilmesi sonrasında kitlelerin “istenilen doğrultuda” düşünmesinin sağlanması hedeflenirken; bir takım kültürel göstergelerden de görüntü içinde yararlanıldığı görülmektedir. Öyle ki taşıyıcı yüzey görevi üstlenen gazete, dergi vb yapılar, bireyden sahip olduğu etnik yapısı ve kültürel değerleri doğrultusunda gösterilenlerden istediği kadarını seçip, alması beklenmekte, dolayısıyla önceden ekilen değerlerin ve oluşturulan sanal sterotiplerin belirleyiciliği ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda medya, kurumsal yapı sahipliğinin arzuladığı biçimde görsel imgeleri topluma sunmakta dolayısıyla toplumdan yaşama ilişkin gerçeklere (!) haber fotoğrafları, televizyon görüntüleri ve radyo tınıları aracılığıyla önceden biçimlendirilmiş bir bakış açısından bakmayı hedeflemektedir.

Medyanın nesnelliğinin göreceliğinin altını çizen bu yaklaşım, Lippmann (1922)’ın ‘haber, amaçlanan hedefler doğrultusunda biçimlendirilmektedir’ (Steel’den aktaran Ewen 1996: 152)., Schramm (1949:259-260)’ın ‘haberin, olayla ilgisi olmayan kişilerce gerçekleştirilen bir kodlamadır. Dolayısıyla insanın zihninde yaratılır’ ifadesiyle örtüşmekte; Glasgow Media Group (1980)’un ‘haberler aracılığıyla neyin önemli olduğu hakkında insanların düşüncelerinin yönlendirildiği’ne yönelik saptamasına ilişkin araştırmalara konu olduktan sonra; Connell (1984:139)’in ‘Gazetecilik pratikleri tarafından oluşturulmuş olan görüntüler ve anlatımlar gerçekliğin objektif ve bağımsız ifadeleri olmaktan ziyade tamamen çarpıtılarak aktarılmış bir bakış açısının yansımasıdır.’ ifadesiyle iletişim araştırmaları çalışmalarının eleştirel kanadında yerleşik bir kuram haline dönüştüğü görülmektedir.

Haber fotoğrafına konu olan kişilere dair üretilen/ekilen imaj sayesinde toplumsal hafıza şekillenmekte dolayısıyla konu olan kişiye ilişkin bir görüntü gündeme geldiğinde Pavlov’un şartlı refleks teorisini doğrulayıcı bir etki ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda yazılı basında yer alan herhangi bir gazete veya derginin yayın politikası doğrultusunda aynı görüntülerin “tekrar” kullanımı aracılığıyla okuyucu/izleyicinin herhangi bir görüş ekseninde şartlandırması söz konusudur. Dolayısıyla günlük bir ritüel halinde, bilinçsiz olarak alınan görüntülerin oluşturduğu göz aşinalığının, görüntülerin belirli bir “ön yargıyla” izlenir hale gelmesine sebebiyet vermektedir.

Ön yargının oluşumunda kurumsal örgütlenme paralelinde biçimlenmiş olan mülkiyet yapısı, üretim, dağıtım ve tüketim biçimleri gibi olgular yer almaktadır. Bu bağlamda belirlenen çerçeve ekseninden fotoğrafa bakmak zorunda kalan bireyin objektif olarak görüntü okunabilirliği zorlaşmaktadır. Dolayısıyla kendisine gösterilen çerçeve sınırları ekseninde yaşamı görüntüler aracılığıyla algılar durumda kalan bireyin bilinci dışarıdan gelen yönlendirmelere açıktır diyebiliriz. Nitekim, Fishwick (1970: 2-10)’e göre insan bilincinin oluşmasında görüntü en önde gelen unsurdur. Bir başka yaklaşıma göre görüntüler oldukça güçlü etkilere sahiptir. İma eder ve gösterdiği yaşanmışlığın ispatı olarak kabul edilir. İstatistiklerin sıklıkla değişmesi yazılan raporların içeriğinin de değişmesine sebebiyet vermesine karşın fotoğraflar hakikatin ve/veya dürüstlüğün bir izi olma özelliğine sahiptir. Objektif olduklarına yönelik inanç şimdiye kadar hiç sarsılmamıştır (Stepan, 2000 : 6). Stephan’ın görüntüler üzerindeki değerlendirmesinde, görüntünün yaşamsal gerçekliği nesnel, tarafsız, objektif yansıttığına olan inanışın temelinde “gördüğüne inanma” ve/veya “görmediğime inanmam” felsefesi yatmaktadır diyebiliriz.

Günümüz yazılı basınının mevcut toplumsal yapı içinde sistemin sürdürülmesi ve yeniden üretilmesinde etkin bir rol üstlenmesi, dolayısıyla sistemle iç içe geçmiş bir kurumsal yapıya sahip olmasını (Hackett, 1985: 252) gerektirmektedir. Bu perspektiften bakıldığında 11 Eylül saldırıları sonrasında Türk basınında görüntü kullanım stratejilerinde önemli farklılıklar ortaya çıktığı görülmektedir. Medya tarafından üretilen ve yoğun bir biçimde tekrar edilen görüntüler aracılığıyla adeta yapay bir bellek “Pseudo-enviroment” (Lippmann, 1927:27) ortaya çıkmaktadır. Öyle ki bu belleğin içinde yer alan, klişeleşmiş görüntüler sayesinde toplumsal denetimin sağlamasına yönelik öneriler kitlelere dağıtılmaktadır (Akarcalı, 2003:45). Bu bağlamda kitle iletişim araçları, eleştiri ve düşünce olanağını yok ederek düzenin sürmesini sağlamaktadır. Ortaya çıkan ‘tek boyutlu’ ideoloji sonucunda da toplumu yönlendiren yapay bir bilinç oluşmakta (Marcuse, 1990), yaratılan ortak algılama kalıpları ekseninde medya içeriği, bireyin topluma ve dünyaya bakış açısını etkileyecek ortak tavır ve tutumların ekilmesine (Alemdar ve Erdoğan, 1998:180-197) hizmet etmektedir.

Bu çalışmanın başlıca amacı global ölçekli bir kriz döneminde taşıyıcı yüzeylerin ideolojik çizgisi doğrultusunda bir ‘kanının’ topluma yerleştirilmesinde haber fotoğraflarının nasıl etkin bir biçimde kullanıldığını ortaya koymaktır. Bu amaç ekseninde geliştirilen araştırma sorusu: Taşıyıcı yüzey haber fotoğrafının anlamını belirlemekte midir? şeklinde oluşmaktadır.

Örnek olay olarak Türk basını tarafından ‘bin yılın terörü’ olarak adlandırılan 11 Eylül saldırılarının potansiyel suçlusu olan Usame bin Ladin fotoğraflarının Türk yazılı basındaki sunuluşu seçilmiştir. Saldırının nedenlerini sorgulamaktan ziyade, suçluyu bulma hevesiyle yayın stratejisi geliştiren yazılı basının, yer verdiği fotoğraflar aracılığıyla toplumdan saldırının gerçekleşmesini sağlayan failin kim olduğunu kavramasını istemiş, dolayısıyla toplumsal hafıza bu doğrultudaki görüntüler aracılığıyla biçimlendirmiştir.

11 Eylül saldırılarına ilişkin Türk basınında görüntü kullanım stratejilerine yönelik yapılan incelemede siyasal yelpazenin farklı ideolojik kesimlerini temsil eden, merkez, sağ ve sol eğilimli üç gazete belirlenmiştir. Örnekleme konu olan gazetelerden Hürriyet gazetesi merkez/liberal, Cumhuriyet gazetesi merkez/sol ve Zaman gazetesi İslamcı sağ basının temsilcileri olarak saptanmıştır.

İnceleme dönemi, 12 Eylül – 26 Eylül tarihleri arasındaki iki haftalık süreyi kapsamaktadır. Sürenin iki hafta ile sınırlandırılmasının nedeni saldırının akut etkisinin yoğun biçimde yaşandığı, bir başka deyişle gündemin 11 Eylül saldırıları üzerinde yoğunlaştığı evre olmasından ileri gelmektedir.

I. 2. Kuramsal Çerçeve:

Bu çalışma, soruna yaklaşım tarzı itibarıyla eleştirel kuram üzerinden şekillendirilmiştir. Eleştirel iletişim kuramcıları (Schiller, Matterlart, Thomson, Hall, Ewen vd.) kitle iletişim araçlarının gerçeği yeniden kurgulayarak sunduklarını iddia etmektedirler. Onlara göre haber yaşamın içinden gelir. Dolayısıyla haberi oluşturan fotoğraf içinde aynı anlayış söz konusudur. Yaşamın içinden gelen ve yaşamın bir parçası olan haber, iddia edildiği gibi yansız veya tarafsız değildir. Bu bağlamda kimi zaman habere destek olarak kullanılan kimi zaman da kendisi habere dönüşen haber fotoğraflar habere konu olan gerçekliğin ‘salt ispatı’ değildir. Yaşanan gerçekliği kendi üslubu/yaşam felsefesi ve ideolojisi dolayımıyla yeniden kodlayan haber fotoğrafçısı veya muhabirin varlığının (haberi aracıladığı) inkar edilemez. Okuyucu/izleyici veya dinleyici haberi bu araçların aracılığı ve muhabirin yorumuyla izler/dinler. Dolayısıyla haber fotoğrafları içinde bir takım mesajlar barındıran kodlanmış ideolojik görsel göstergelerdir. Öyle ki okuyucunun ne hakkında, nasıl düşüneceğine haber fotoğrafçısının üslupsal kaygılarıyla birlikte taşıyıcı yüzeyin ideolojik çizgisi de karar vermektedir. Bu bağlamda haber fotoğrafları; uluslararası olaylara ilişkin görüntülerin alınır-satılır olma özelliği doğrultusunda da ekonomi-politik anlayış ekseninde biçimlenir, gazetenin ideolojik çizgisi doğrultusunda kültürel göstergeleri ön plana çıkaracak şekilde kadrajlanır ve propaganda özelliği doğrultusunda içselleşip topluma sunulmaktadır.

Bu çalışmanın kuramı ise haber fotoğrafının ana kaynağından başlayıp, gazetedeki fotoğraf editörünce sonlandırılan haber ve/veya haber fotoğrafı seçme sürecinde içselleşen ve dışsallaşan (inclusion&exclusion) enformasyon sunumunda, seçilmiş olanın amaca uygun şekle getirilmesi yani işlenip, biçimlenesi ve topluma aktarılması sırasında kodlama, taşıyıcı yüzeyin ideolojik çizgisi ekseninde oluştuğu şeklinde biçimlenmektedir.

II. YÖNTEM:

Amerika’da gerçekleşen ve sonuçları itibarıyla global ölçekte önem arz eden saldırılardan sonra Türk basında yer alan Usame bin Ladin fotoğrafları, içerik çözümlenmesi yöntemiyle incelenmiştir. Seçilen gazeteler üzerinde yapılan niceliksel analiz ekseninde Ladin fotoğraflarının gazetelere göre dağılımı, fotoğraf kullanım biçimi (bakış açısı, fotoğraf türü, anlamın alt-üst yazı ile çerçevelenmesi ve müdahale edilip/ edilmemiş olması) şeklinde biçimlenmiş, elde edilen bulgular doğrultusunda niteliksel yorumlamalar gerçekleştirilmesi için karşılaştırmalı analiz yöntemi uygulanmıştır.

III. BULGULAR:

11 Eylül saldırılarına ilişkin seçilen üç gazete üzerinde yapılan tarama sonucunda toplam 488 fotoğraf saptanmıştır. Bunlardan 48 tanesi sadece Ladin görüntülerini oluşturmaktayken; 4 tanesi de grafiksel teknikler aracılığıyla farklı görüntülerle birlikte Ladin görüntüsünün kullanılmasını içermektedir. Dolayısıyla toplam 52 adet Ladin görüntüsü gazetelerde yer almıştır. Görüntülerin gazetelere göre dağılımında 34 fotoğraf Hürriyet gazetesinde yer alırken, 9’ar fotoğraf Cumhuriyet ve Zaman gazetelerinde yer almıştır.

Yapılan tarama sonucunda Türk basınının liberal kanadını temsilen seçilmiş olan Hürriyet gazetesinin egemen söylem gereği Ladin’i hemen suçlu olarak ilan ettiği, dolayısıyla fotoğraf kullanım söylemini “Suçlu Ladin’dir” şeklinde oluşturduğu görülmektedir. Kullanılan 13 fotoğrafta kadrajlama yapan Hürriyet, 10 fotoğrafta da arka fondan soyutlanmış görüntü kullanmıştır. 11 fotoğraf olduğu gibi yansıtılmıştır. Ayrıca gazetede yayımlanan fotoğraflarda Ladinle birlikte kaleşnikof marka silah, askeri elbise göze çarpan sembollerdir. 22 fotoğraf üniformalı, 12 fotoğraf üniformasız; 33 fotoğraf silahlı, 11 fotoğraf silahsız olarak dağılmaktadır. 10 fotoğrafta Ladin’in meydan okuyan tehditkar bir üslub görülmekte. Bunlar ya parmağını sallarken ya da elini kaldırıp adeta dur dermişçesine biçimlenmiştir. 3 fotoğrafta üst açı kullanmayı tercih eden Hürriyet, 29 fotoğrafın normal bakış açısıyla yansıtmış, 2 fotoğrafta da alt açılı görüntüyü tercih etmiştir. Hürriyet gazetesi 26 fotoğrafta Ladin’i renkli fotoğraflarda sunarken; 8 fotoğrafta siyah&beyaz görüntüleri tercih etmiştir.

Zaman gazetesi ideolojik çizgisi gereği Ladin’e ilişkin herhangi bir saptama yapmamış gibi görünse de tercih ettiği fotoğraflarda İslamcı/Muhafazakar kimliğini destekleyen bir duruş sergilediği görülmektedir. Kullandığı fotoğraflardan 4’ünü kadrajlı, 3ünü ise arka fondan soyutlamak suretiyle kullanmıştır. Zaman gazetesinde yer alan Ladin fotoğraflarının tümü silahsız olmasına karşın; 6 fotoğrafta Ladin askeri elbiseyle, 3 fotoğrafta da sivil elbiseler içinde görüntülenmiştir. 4 fotoğrafta Ladin tehditkar bir üslupta görüntülemiştir. Zaman gazetesi hiç üst açı fotoğraf yayımlamamış olmasına karşın; 8 fotoğrafı normal bakış açısında, 1 fotoğrafı da alt açı bakış açısından kullanmıştır. 6 fotoğrafta siyah&beyaz teknik kullanılırken 3 fotoğrafta renkli Ladin görüntüsüne yer verilmiştir.

Cumhuriyet gazetesinin (yanda) çizgisi suçlu olarak Ladin’i ilan etmekten ziyade saldırının sebeplerinin toplum üzerindeki etkileri bağlamında araştırılması üzerine kurmuştur. Kullanılan fotoğraflarda genellikle kadrajlama yapılmamış olmasının yanı sıra 4 fotoğrafın arka fondan soyutlanarak kullanıldığı saptanmıştır. Öyle ki yapılan soyutlama sonrası fotoğrafın bağlamından uzaklaştırıldığı görülmektedir. Cumhuriyet gazetesinde yer alan 8 fotoğraf Ladin’i üniformalı göstermesine karşın; 1 fotoğraf sivil olarak görüntülemiştir. Fotoğraflardan sadece ikisinde Ladin silahıyla birlikte görülmekte, 7 tanesinde ise silahsız olarak görüntülenmiştir. 2 fotoğrafta parmağını sallamak suretiyle tehditkar bir görüntü vermektedir. Cumhuriyet gazetesi ne üst ne de alt açı fotoğraf kullanmış, sadece normal bakış açısıyla fotoğrafları tercih etmiştir. Cumhuriyet gazetesinde yer alan tüm fotoğraflar siyah&beyaz teknikle gerçekleştirilmiş, hiç renkli Ladin fotoğrafına rastlanılmamıştır.

IV. DEĞERLENDİRME ve SONUÇ:

Bu bağlamda Cumhuriyet ve Zaman gazetelerdeki görüntü kullanım stratejisinin liberal medya kanadının temsilcisi Hürriyet gazetesinin popüler söyleminden farklı biçimde gerçekleştiği görülmektedir. Öyle ki; ya kadrajlama ya da etrafındaki görüntülerden soyutlama yöntemi tercih edilmiştir. Kimi zaman, hiç Ladin görüntüsü kullanmama/yayınlanmama şeklinde de gerçekleşebilmektedir.

Liberal medya kanadını oluşturan gazeteler arasında seçilen Hürriyet Gazetesi'nin 11 Eylül saldırıları sonrasındaki tavrı, ‘güçlünün’ yanında olmak şeklinde biçimlenirken, Amerika’nın mağduriyetinin meşrulaştır haber söylemini benimsediği görülmektedir. Cumhuriyet ve Zaman gazetelerinin tavrı ise ‘eden – bulur’ düşüncesini andırmaktadır. Zaman gazetesinde Ladin fotoğraflarının kapladığı alanın en az olmasının, gazetenin muhafazakar/İslamcı tavrınca şekillendiği, dolayısıyla Ladin fotoğraflarına fazla yer vermemek şeklinde göstermektedir. Öte yandan Cumhuriyet gazetesi de Zaman gazetesi'yle aynı sayıda haber fotoğrafı yayımlamasına karşın; fotoğrafların kapladığı alan açısından ikinci sırada yer almaktadır.

11 Eylül sürecine ilişkin gazetelerde yer alan haber fotoğrafları üzerinde yapılan taramada Ladin elinde sürekli “Kaleşnikof marka” silah taşıyan, üzerinde askeri parka bulunan görüntülere oldukça sıkça rastlanmaktadır. Acaba bu askeri parka ve kaleşnikof silah soğuk savaş yıllarından beri süregiden komünistler ve teröristlere ilişkin toplumun beynine kazınan aleni ‘Kızıl’ tehlikesinin bir uzantısı mıdır? Bu bağlamda basında kullanılan fotoğraflar aracılığıyla kimileri şeytanlaştırılarak gösterilmekteyken; kimileri de melekleştirebilmektedir. Dolayısıyla kullanılan fotoğraflarda askeri üniformalarıyla “sıklıkla” topluma sunulan ve/veya toplumun görsel belleğine ekilen imaj; Hitler ve Mussolini faşist terörün, Che Guvara, Fidel Castro, Kruschev ve Brejnev Kızıl terörün, Saddam Hüseyin ve Usame Bin Ladin de İslami terörün sembolik göstergelerini temsil etmektedirler.

Gazetelerde kullanılan görüntülerin içinde belli başlı olanlarının (elinde silah veya parmağını sallayarak konuşmak gibi) topluma 11 Eylül saldırılarının suçlusunun; eli silahlı ve üzerinde direnişçilerin sembolü askeri parka bulunan Ladin olduğuna yönelik anlayışı benimsetecek görüntülerin sık tekrarlarla verildiği görülmektedir. Zaman ve Cumhuriyet gazetelerinde kullanılan Ladin görüntülerin az olması, bu gazetelerin fikir gazeteleri olması dolayısıyla az görüntü, çok yazı kullanmak şeklinde bir açınımı gerektirse de; 11 Eylül saldırılarına ilişkin yapılan 15 günlük tarama sonucunda adı geçen üç gazete için ortaya çıkan sonucun en çok görüntüyü Cumhuriyet gazetesi kullanırken, ikinci Zaman üçüncü ise Hürriyet gazetesi şeklinde gerçekleştiğinin de belirtilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak bu çalışmada taşıyıcı yüzey olarak ifade edilen gazeteler, kendilerine ajanslar tarafından gönderilen görüntüleri yeni bir editöryel süzgeçten geçirmektedirler. Bir başka deyişle; anlam inşası ‘hiyerarşik’ olarak haberin olduğu anda haber fotoğrafçısının üslubuyla başlayıp, ajansın ideolojik durumuyla seçilip, biçimlendirildikten sonra dünya çapındaki gazetelere bir meta olarak satılmaktadır. Dolayısıyla gazetelerde yer alan haber fotoğraflarında seçilmiş olanın işlenmesi yani yeniden biçimlendirilip okuyucu/izleyiciye sunulduğu görülmektedir. Böylece araştırma sorusu olan “Taşıyıcı yüzey haber fotoğrafının anlamını belirlemekte midir?” sorusunun yanıtı “belirlemektedir” şeklinde olumlayıcı bir saptamayla sonuçlanmıştır. Bir diğer saptama ise belirli dönemlerde yaşanan toplumsal içerikli olaylara ilişkin görüntülerin defalarca yayınlanmasının, toplumsal boyutta biçimlendirilmiş görsel hafızada flashback’ler yol açmasıdır. Öyle ki dönemler, olaylar ve kişiler bazında görüntüler aracılığıyla anlamlandırılmasında 11 Eylül korkusu-Şeytan Terörist Ladin; Burkalı kadınlar-medeniyetsizliğin sorumlusu Taleban ve Acımasız katil Saddam Hüseyin-Karabatak kuşu görüntülerinden oluşan bir takım “görsel çelişkilerin” ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.

V. KAYNAKÇA:

ALGAN, E. (1999). Fotoğraf Okuma, Çözüm İletişim Hizmetleri Ltd. Eskişehir, 1. Baskı

AKARCALI, S. (2003). II. Dünya Savaşında İletişim ve Propaganda, İmaj Yay. Ankara

ALEMDAR, K. VE ERDOĞAN, İ., (1998). Başlangıcından Günümüze İletişim Kuram ve Araştırmaları, MY Yayınları, Ankara

BURTON, G. (1995). Görünenden Fazlası, Çev. Nefin Dinç, Alan yay. İstanbul.

CONNELL, I. (1984). “Television News and Social Contract”, Culture, Media, Language, Hutchinson.

EWEN, S. (1996). PR! A Social History of Spin, Basic Books, New York

FISHWICK, M. (1970). Icon of Popular Culture, Bowling Green University Press, Ohio,

HACKETT, R. 1985). “Decline of A Paradigm” (Bir Paradikmanın Önemini Yitirişi: Haber Medyası Çalışmalarında Yanlılık ve Nesnellik) çev. Ayşe İnal, A.Ü. İLEF Yıllık 1997-1998, s.31-72

GLASGOW MEDIA GROUP, (1980). More Bad News, Routledge and Kegan Poul, London.

LIPPMANN, W. (1927). The Phantom Public: A Sequel to “Public Opinion”, New York

MARCUSE, H. (1990). Tek Boyutlu İnsan, çev. Aziz Yardımlı, İstanbul, İdea yay.

SCHRAMM, W. (1949). “The Nature of News”, Journalism Quarterly, September, 1949

STEPAN, P. (2000). Photos That Changed The World, Prestel, New York