Türk Basınında Haber Fotoğrafı Kullanımına Yönelik Eleştirel
Bir Bakış Ya da Ekilen Yaşam Görüşü!
Ali M. BAYRAKTAROĞLU
Ankara Üniversitesi, Öğretim
Elemanı
I. GENEL BİLGİLER:
I. 1. Sorun Sunumu, Amaç,
Önem ve Sınırlılıklar:
Yirminci yüzyılla birlikte
ortaya çıkan pek çok buluş, toplumdaki üretim ve tüketim anlayışlarıyla birlikte
pazarlama stratejilerinin de yönlendirilmesinde kitle iletişim araçlarının
etkinliğini arttırmış, dolayısıyla gelişen teknoloji sayesinde iletişim alanında
hızlı ve anın da
bilgilenmenin yolunu açan bir dönem olarak anılmasını sağlamıştır. Fotoğraf,
sinema, radyo gibi üç temel element tarafından biçimlenen; gazete, dergi ve
televizyon üzerine inşa edilen medya sayesinde iletişim, tüm dünyada hayat
görüşlerinin, yaşam biçimlerinin, tüketim anlayışlarının, kültürel - folklorik
göstergelerin ve toplumsal değişimin paylaşım anlayışına dönüştürdüğü
görülmektedir. Bu bağlamda kitle iletişim araçlarının da haber verme,
eğlendirme, eğitme, bilgilendirme gibi faktörleri gerçekleştirmek ve toplumsal
değerlerin devamlılığını sağlamak için “görüntüden” olabildiğince
yararlandıkları dönem olarak bilinmesine yol açmıştır. Ancak, bilince ve bilinç
altına yapılan görsel enjeksiyonlar aracılığıyla topluma gerekli enformasyon mu,
yoksa enformasyon adı
altında başkalaştırılmış bir dünya mı sunulmaktadır? ve haber formatında sunulan
görüntüler aracılığıyla bir takım tutumlar ekilmekte midir? soruları gündeme
gelmektedir.
Görüntüleri, yaşamı
algılamamızı sağlayan birer geçide benzeten Lippmann (1922:162)’a göre
fotoğraflar: ‘Bir fikri aktarmanın en güvenilir yoludur’ (aktaran Ewen,1996:152).
Nitekim günümüz yazılı basınında yer alan haber fotoğraflarının güçlü sembolik
anlamlarla donatılmış ve sıklıkla tekrar edilen görüntüler aracılığıyla topluma
“anti-amnezik” (unutmayı engelleyen) doktrinler ekmeye çalıştığı görülmektedir.
İletişim araçlarını kontrol eden kişilerin belirli görüntülerin tekrarlar
aracılığıyla topluma enjekte edilmesi sonrasında kitlelerin “istenilen
doğrultuda” düşünmesinin sağlanması hedeflenirken; bir takım kültürel
göstergelerden de görüntü içinde yararlanıldığı görülmektedir. Öyle ki taşıyıcı
yüzey görevi üstlenen gazete, dergi vb yapılar, bireyden sahip olduğu etnik
yapısı ve kültürel değerleri doğrultusunda gösterilenlerd en
istediği kadarını seçip, alması beklenmekte, dolayısıyla önceden ekilen
değerlerin ve oluşturulan sanal sterotiplerin belirleyiciliği ön plana
çıkmaktadır. Bu bağlamda medya, kurumsal yapı sahipliğinin arzuladığı biçimde
görsel imgeleri topluma sunmakta
dolayısıyla toplumdan yaşama ilişkin gerçeklere
(!) haber fotoğrafları, televizyon görüntüleri ve radyo tınıları aracılığıyla
önceden biçimlendirilmiş bir bakış açısından bakmayı hedeflemektedir.
Medyanın nesnelliğinin
göreceliğinin altını çizen bu yaklaşım, Lippmann (1922)’ın ‘haber, amaçlanan
hedefler doğrultusunda biçimlendirilmektedir’ (Steel’den aktaran Ewen 1996:
152)., Schramm (1949:259-260)’ın ‘haberin, olayla ilgisi olmayan kişilerce
gerçekleştirilen bir kodlamadır. Dolayısıyla insanın zihninde yaratılır’
ifadesiyle örtüşmekte; Glasgow Media Group (1980)’un ‘haberler aracılığıyla
neyin önemli olduğu hakkında insanların düşüncelerinin yönlendirildiği’ne
yönelik saptamasına ilişkin araştırmalara konu olduktan sonra; Connell
(1984:139)’in ‘ Gazetecilik
pratikleri tarafından oluşturulmuş olan görüntüler ve anlatımlar gerçekliğin
objektif ve bağımsız ifadeleri olmaktan ziyade tamamen çarpıtılarak aktarılmış
bir bakış açısının yansımasıdır.’
ifadesiyle iletişim araştırmaları çalışmalarının eleştirel kanadında yerleşik
bir kuram haline dönüştüğü görülmektedir.
Haber
fotoğrafına konu olan kişilere dair üretilen/ekilen imaj sayesinde toplumsal
hafıza şekillenmekte dolayısıyla konu olan kişiye ilişkin bir görüntü gündeme
geldiğinde Pavlov’un şartlı refleks teorisini doğrulayıcı bir etki ortaya
çıkmaktadır. Bu bağlamda yazılı basında yer alan herhangi bir gazete veya
derginin yayın politikası doğrultusunda aynı görüntülerin “tekrar” kullanımı
aracılığıyla okuyucu/izleyicinin herhangi bir görüş ekseninde şartlandırması
söz konusudur. Dolayısıyla günlük bir ritüel halinde, bilinçsiz olarak alınan
görüntülerin oluşturduğu göz aşinalığının, görüntülerin belirli bir “ön
yargıyla” izlenir hale gelmesine sebebiyet vermektedir.
Ön yargının oluşumunda
kurumsal örgütlenme paralelinde biçimlenmiş olan mülkiyet yapısı, üretim,
dağıtım ve tüketim biçimleri gibi olgular yer almaktadır. Bu bağlamda belirlenen
çerçeve ekseninden fotoğrafa bakmak zorunda kalan bireyin objektif olarak
görüntü okunabilirliği zorlaşmaktadır .
Dolayısıyla kendisine gösterilen çerçeve sınırları ekseninde yaşamı görüntüler
aracılığıyla algılar durumda kalan bireyin bilinci dışarıdan gelen
yönlendirmelere açıktır diyebiliriz. Nitekim, Fishwick (1970: 2-10)’e göre insan
bilincinin oluşmasında görüntü en önde gelen unsurdur. Bir başka yaklaşıma göre
görüntüler oldukça güçlü etkilere sahiptir. İma eder ve gösterdiği yaşanmışlığın
ispatı olarak kabul edilir. İstatistiklerin sıklıkla değişmesi yazılan
raporların içeriğinin de değişmesine sebebiyet vermesine karşın fotoğraflar
hakikatin ve/veya dürüstlüğün bir izi olma özelliğine sahiptir. Objektif
olduklarına yönelik inanç şimdiye kadar hiç sarsılmamıştır (Stepan, 2000 : 6).
Stephan’ın görüntüler üzerindeki değerlendirmesinde, görüntünün yaşamsal gerçekliği
nesnel, tarafsız, objektif yansıttığına olan inanışın temelinde “gördüğüne
inanma” ve/veya “görmediğime inanmam” felsefesi yatmaktadır diyebiliriz.
Günümüz yazılı basınının
mevcut toplumsal yapı içinde sistemin sürdürülmesi ve yeniden üretilmesinde
etkin bir rol üstlenmesi, dolayısıyla sistemle iç içe geçmiş bir kurumsal yapıya
sahip olmasını (Hackett, 1985: 252) gerektirmektedir. Bu perspektiften
bakıldığında 11 Eylül saldırıları sonrasında Türk basınında görüntü kullanım
stratejilerinde önemli fark lılıklar
ortaya çıktığı görülmektedir. Medya tarafından üretilen ve yoğun bir biçimde
tekrar edilen görüntüler aracılığıyla adeta yapay bir bellek “Pseudo-enviroment”
(Lippmann, 1927:27) ortaya çıkmaktadır. Öyle ki bu belleğin içinde yer alan,
klişeleşmiş görüntüler sayesinde toplumsal denetimin sağlamasına yönelik
öneriler kitlelere dağıtılmaktadır (Akarcalı, 2003:45). Bu bağlamda kitle
iletişim araçları, eleştiri ve düşünce olanağını yok ederek düzenin sürmesini
sağlamaktadır. Ortaya çıkan ‘tek boyutlu’ ideoloji sonucunda da toplumu
yönlendiren yapay bir bilinç oluşmakta (Marcuse, 1990), yaratılan ortak algılama
kalıpları ekseninde medya içeriği, bireyin topluma ve dünyaya bakış açısını
etkileyecek ortak tavır ve tutumların ekilmesine (Alemdar ve Erdoğan,
1998:180-197) hizmet etmektedir.
Bu çalışmanın başlıca amacı global ölçekli bir kriz döneminde
taşıyıcı yüzeylerin ideolojik çizgisi doğrultusunda bir ‘kanının’ topluma
yerleştirilmesinde haber fotoğraflarının nasıl etkin bir biçimde kullanıldığını
ortaya koymaktır. Bu amaç ekseninde geliştirilen araştırma sorusu: Taşıyıcı
yüzey haber fotoğrafının anlamını belirlemekte midir? şeklinde oluşmaktadır.
Örnek olay olarak Türk basını
tarafından ‘bin yılın terörü’ olarak adlandırılan 11 Eylül saldırılarının
potansiyel suçlusu olan Usame bin Ladin fotoğraflarının Türk yazılı basındaki
sunuluşu seçilmiştir. Saldırının nedenlerini sorgulamaktan ziyade, suçluyu bulma
hevesiyle yayın stratejisi geliştiren yazılı basının, yer verdiği fotoğraflar
aracılığıyla toplumd an
saldırının gerçekleşmesini sağlayan failin kim olduğunu kavramasını istemiş,
dolayısıyla toplumsal hafıza bu doğrultudaki görüntüler aracılığıyla
biçimlendirmiştir.
11 Eylül
saldırılarına ilişkin Türk basınında görüntü kullanım stratejilerine yönelik
yapılan incelemede siyasal yelpazenin farklı ideolojik kesimlerini temsil eden,
merkez, sağ ve sol eğilimli üç gazete belirlenmiştir. Örnekleme konu olan
gazetelerden Hürriyet gazetesi merkez/liberal, Cumhuriyet gazetesi merkez/sol ve
Zaman gazetesi İslamcı
sağ basının temsilcileri olarak saptanmıştır.
İnceleme dönemi, 12 Eylül – 26 Eylül tarihleri arasındaki iki
haftalık süreyi kapsamaktadır. Sürenin iki hafta ile sınırlandırılmasının nedeni
saldırının akut etkisinin yoğun biçimde yaşandığı, bir başka deyişle gündemin 11
Eylül saldırıları üzerinde yoğunlaştığı evre olmasından ileri gelmektedir.
I. 2. Kuramsal
Çerçeve:
Bu
çalışma, soruna yaklaşım tarzı itibarıyla eleştirel kuram üzerinden
şekillendirilmiştir. Eleştirel iletişim kuramcıları (Schiller, Matterlart,
Thomson, Hall, Ewen vd.) kitle iletişim araçlarının gerçeği yeniden kurgulayarak
sunduklarını iddia etmektedirler. Onlara göre haber yaşamın içinden gelir.
Dolayısıyla haberi oluşturan fotoğraf içinde aynı anlayış söz konusudur. Yaşamın
içinden gelen ve yaşamın bir parçası olan haber, iddia edildiği gibi yansız veya
tarafsız değildir. Bu bağlamda kimi zaman habere destek olarak kullanılan kimi
zaman da kendisi habere dönüşen haber fotoğraflar habere konu olan gerçekliğin
‘salt ispatı’ değildir. Yaşanan gerçekliği kendi üslubu/yaşam felsefesi ve
ideolojisi dolayımıyla yeniden kodlayan haber fotoğrafçısı veya muhabirin
varlığının (haberi aracıladığı) inkar edilemez. Okuyucu/izleyici veya dinleyici
haberi bu araçların aracılığı ve muhabirin yorumuyla izler/dinler. Dolayısıyla
haber fotoğrafları içinde bir takım mesajlar barındıran kodlanmış ideolojik
görsel göstergelerdir. Öyle ki okuyucunun ne hakkında, nasıl düşüneceğine
haber fotoğrafçısının üslupsal kaygılarıyla birlikte taşıyıcı yüzeyin ideolojik
çizgisi de karar vermektedir. Bu bağlamda haber fotoğrafları; uluslararası
olaylara ilişkin görüntülerin alınır-satılır olma özelliği doğrultusunda da
ekonomi-politik anlayış ekseninde biçimlenir, gazetenin ideolojik çizgisi
doğrultusunda kültürel göstergeleri
ön plana çıkaracak şekilde kadrajlanır ve propaganda özelliği doğrultusunda
içselleşip topluma sunulmaktadır.
Bu çalışmanın kuramı ise haber
fotoğrafının ana kaynağından başlayıp, gazetedeki fotoğraf editörünce
sonlandırılan haber ve/veya haber fotoğrafı seçme sürecinde içselleşen ve
dışsallaşan (inclusion&exclusion) enformasyon sunumunda, seçilmiş olanın amaca
uygun şekle getirilmesi yani işlenip, biçimlenesi ve topluma aktarılması
sırasında kodlama, taşıyıcı yüzeyin ideolojik çizgisi ekseninde oluşt uğu
şeklinde biçimlenmektedir.
II. YÖNTEM:
Amerika’da gerçekleşen ve
sonuçları itibarıyla global ölçekte önem arz eden saldırılardan sonra Türk
basında yer alan Usame bin Ladin fotoğrafları, içerik çözümlenmesi yöntemiyle
incelenmiştir. Seçilen gazeteler üzerinde yapılan niceliksel analiz ekseninde
Ladin fotoğraflarının gazetelere göre dağılımı, fotoğraf kullanım biçimi (bakış
açısı, fotoğraf türü, anlamın alt-üst yazı ile çerçevelenmesi ve müdahale
edilip/ edilmemiş olması) şeklinde biçimlenmiş, elde e dilen
bulgular doğrultusunda niteliksel yorumlamalar gerçekleştirilmesi için
karşılaştırmalı analiz yöntemi uygulanmıştır.
III. BULGULAR:
11 Eylül saldırılarına ilişkin
seçilen üç gazete üzerinde yapılan tarama sonucunda toplam 488 fotoğraf
saptanmıştır. Bunlardan 48 tanesi sadece Ladin görüntülerini oluşturmaktayken; 4
tanesi de grafiksel teknikler aracılığıyla farklı görüntülerle birlikte Ladin
görüntüsünün kullanılmasını içermektedir. Dolayısıyla toplam 52 adet Ladin
görüntüsü gazetelerde yer almıştı r.
Görüntülerin gazetelere göre dağılımında 34 fotoğraf Hürriyet gazetesinde yer
alırken, 9’ar fotoğraf Cumhuriyet ve Zaman gazetelerinde yer almıştır.
Yapılan tarama sonucunda Türk
basınının liberal kanadını temsilen seçilmiş olan Hürriyet gazetesinin egemen
söylem gereği Ladin’i hemen suçlu olarak ilan ettiği, dolayısıyla fotoğraf
kullanım söylemini “Suçlu Ladin’dir” şeklinde oluşturduğu görülmektedir.
Kullanılan 13 fotoğrafta kadrajlama yapan Hürriyet, 10 fotoğrafta da arka fondan
soyutlanmış görüntü k ullanmıştır.
11 fotoğraf olduğu gibi yansıtılmıştır. Ayrıca gazetede yayımlanan fotoğraflarda
Ladinle birlikte kaleşnikof marka silah, askeri elbise göze çarpan sembollerdir.
22 fotoğraf üniformalı, 12 fotoğraf üniformasız; 33 fotoğraf silahlı, 11
fotoğraf silahsız olarak dağılmaktadır. 10 fotoğrafta Ladin’in meydan okuyan
tehditkar bir üslub görülmekte. Bunlar ya parmağını sallarken ya da elini
kaldırıp adeta dur dermişçesine biçimlenmiştir. 3 fotoğrafta üst açı kullanmayı
tercih eden Hürriyet, 29 fotoğrafın
normal bakış açısıyla yansıtmış, 2 fotoğrafta da alt açılı görüntüyü tercih
etmiştir. Hürriyet gazetesi 26 fotoğrafta Ladin’i renkli fotoğraflarda sunarken;
8 fotoğrafta siyah&beyaz görüntüleri tercih etmiştir.
Zaman gazetesi ideolojik
çizgisi gereği Ladin’e ilişkin herhangi bir saptama yapmamış gibi görünse de
tercih ettiği fotoğraflarda İslamcı/Muhafazakar kimliğini destekleyen bir duruş
sergilediği görülmektedir. Kullandığı fotoğraflardan 4’ünü kadrajlı, 3ünü ise
arka fondan soyutlamak suretiyle kull anmıştır.
Zaman gazetesinde yer alan Ladin fotoğraflarının tümü silahsız olmasına karşın;
6 fotoğrafta Ladin askeri elbiseyle, 3 fotoğrafta da sivil elbiseler içinde
görüntülenmiştir. 4 fotoğrafta Ladin tehditkar bir üslupta görüntülemiştir.
Zaman gazetesi hiç
üst açı fotoğraf yayımlamamış olmasına karşın; 8 fotoğrafı normal bakış
açısında, 1 fotoğrafı da alt açı bakış açısından kullanmıştır. 6 fotoğrafta
siyah&beyaz teknik kullanılırken 3 fotoğrafta renkli Ladin görüntüsüne yer
verilmiştir.
Cumhuriyet
gazetesinin (yanda) çizgisi suçlu olarak Ladin’i ilan etmekten ziyade saldırının
sebeplerinin toplum üzerindeki etkileri bağlamında araştırılması üzerine
kurmuştur. Kullanılan fotoğraflarda genellikle kadrajlama yapılmamış olmasının
yanı sıra 4 fotoğrafın arka fondan soyutlanarak kullanıldığı saptanmıştır. Öyle
ki yapılan soyutlama sonrası fotoğrafın bağlamından uzaklaştırıldığı
görülmektedir. Cumhuriyet gazetesinde yer alan 8 fotoğraf Ladin’i üniformalı
göstermesine karşın; 1 fotoğraf sivil olarak görüntülemiştir. Fotoğraflardan
sadece ikisinde Ladin silahıyla birlikte görülmekte, 7 tanesinde ise silahsız olarak
görüntülenmiştir. 2 fotoğrafta parmağını sallamak suretiyle tehditkar bir
görüntü vermektedir. Cumhuriyet gazetesi ne üst ne de alt açı fotoğraf
kullanmış, sadece
normal bakış açısıyla fotoğrafları tercih etmiştir. Cumhuriyet gazetesinde yer
alan tüm fotoğraflar siyah&beyaz teknikle gerçekleştirilmiş, hiç renkli Ladin
fotoğrafına rastlanılmamıştır.
IV. DEĞERLENDİRME ve SONUÇ:
Bu bağlamda Cumhuriyet ve
Zaman gazetelerdeki görüntü kullanım stratejisinin liberal medya kanadının
temsilcisi Hürriyet gazetesinin popüler söyleminden farklı biçimde gerçekleştiği
görülmektedir. Öyle ki; ya kadrajlama ya da etrafındaki görüntülerden soyutlama
yöntemi tercih edilmiştir. Kimi
zaman,
hiç Ladin görüntüsü kullanmama/yayınlanmama şeklinde de gerçekleşebilmektedir.
Liberal medya kanadını
oluşturan gazeteler arasında seçilen Hürriyet Gazetesi'nin 11 Eylül saldırıları
sonrasındaki tavrı, ‘güçlünün’ yanında olmak şeklinde biçimlenirken, Amerika’nın
mağduriyetinin meşrulaştır haber söylemini benimsediği görülmektedir. Cumhuriyet
ve Zaman gazetelerinin tavrı ise ‘eden – bulur’ düşüncesini andırmaktadır. Zaman
gazetesinde Ladin fotoğraflarının kapladığı alanın en az olmasının, gazetenin
muh afazakar/İslamcı
tavrınca şekillendiği, dolayısıyla Ladin fotoğraflarına fazla yer vermemek
şeklinde göstermektedir. Öte yandan Cumhuriyet gazetesi de Zaman gazetesi'yle
aynı sayıda haber fotoğrafı yayımlamasına karşın; fotoğrafların kapladığı alan
açısından ikinci
sırada yer almaktadır.
11 Eylül sürecine ilişkin
gazetelerde yer alan haber fotoğrafları üzerinde yapılan taramada Ladin elinde
sürekli “Kaleşnikof marka” silah taşıyan, üzerinde askeri parka bulunan
görüntülere oldukça sıkça rastlanmaktadır. Acaba bu askeri parka ve kaleşnikof
silah soğuk savaş yıllarından beri süregiden komünistler ve teröristlere ilişkin
toplumun beynine kazınan aleni ‘Kızıl’ tehlikesinin bir uzantısı mıdır? Bu
bağlamda basında kullanılan fotoğraflar aracılığıyla kimileri şeyta nlaştırılarak
gösterilmekteyken; kimileri de melekleştirebilmektedir. Dolayısıyla kullanılan
fotoğraflarda askeri üniformalarıyla “sıklıkla” topluma sunulan ve/veya toplumun
görsel belleğine ekilen imaj; Hitler ve Mussolini faşist terörün, Che Guvara,
Fidel
Castro, Kruschev ve Brejnev Kızıl terörün, Saddam Hüseyin ve Usame Bin Ladin de
İslami terörün sembolik göstergelerini temsil etmektedirler.
Gazetelerde kullanılan
görüntülerin içinde belli başlı olanlarının (elinde silah veya parmağını
sallayarak konuşmak gibi) topluma 11 Eylül saldırılarının suçlusunun; eli
silahlı ve üzerinde direnişçilerin sembolü askeri parka bulunan Ladin olduğuna
yönelik anlayışı benimsetecek görüntülerin sık tekrarlarla verildiği
görülmektedir. Zaman ve Cumhuriyet gazetelerinde
kullanılan Ladin görüntülerin az olması, bu gazetelerin fikir gazeteleri olması
dolayısıyla az görüntü, çok yazı kullanmak şeklinde bir açınımı gerektirse de;
11 Eylül saldırılarına ilişkin yapılan 15 günlük tarama sonucunda adı geçen üç
gazete için ortaya
çıkan sonucun en çok görüntüyü Cumhuriyet gazetesi kullanırken, ikinci Zaman
üçüncü ise Hürriyet gazetesi şeklinde gerçekleştiğinin de belirtilmesi
gerekmektedir.
Sonuç olarak bu çalışmada
taşıyıcı yüzey olarak ifade edilen gazeteler, kendilerine ajanslar tarafından
gönderilen görüntüleri yeni bir editöryel süzgeçten geçirmektedirler. Bir başka
deyişle; anlam inşası ‘hiyerarşik’ olarak haberin olduğu anda haber
fotoğrafçısının üslubuyla başlayıp, ajansın ideolojik durumuyla seçilip,
biçimlendirildikte n
sonra dünya çapındaki gazetelere bir meta olarak satılmaktadır. Dolayısıyla
gazetelerde yer alan haber fotoğraflarında seçilmiş olanın işlenmesi yani
yeniden biçimlendirilip okuyucu/izleyiciye sunulduğu görülmektedir. Böylece
araştırma sorusu olan “Taşıyıcı yüzey haber fotoğrafının anlamını belirlemekte
midir?” sorusunun yanıtı “belirlemektedir” şeklinde olumlayıcı bir saptamayla
sonuçlanmıştır. Bir diğer saptama ise belirli dönemlerde yaşanan toplumsal
içerikli olaylara ilişkin görüntülerin defalarca yayınlanmasının,
toplumsal boyutta biçimlendirilmiş görsel hafızada flashback’ler yol açmasıdır.
Öyle ki dönemler, olaylar ve kişiler bazında görüntüler aracılığıyla
anlamlandırılmasında 11 Eylül korkusu-Şeytan Terörist Ladin; Burkalı
kadınlar-medeniyetsizliğin sorumlusu Taleban ve Acımasız katil Saddam
Hüseyin-Karabatak kuşu görüntülerinden oluşan bir takım “görsel çelişkilerin”
ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.
V. KAYNAKÇA:
ALGAN,
E. (1999).
Fotoğraf Okuma, Çözüm İletişim Hizmetleri Ltd. Eskişehir, 1. Baskı
AKARCALI, S.
(2003). II. Dünya Savaşında İletişim ve Propaganda, İmaj Yay. Ankara
ALEMDAR, K. VE
ERDOĞAN, İ., (1998). Başlangıcından Günümüze İletişim Kuram ve Araştırmaları,
MY Yayınları, Ankara
BURTON,
G. (1995). Görünenden Fazlası, Çev. Nefin
Dinç, Alan yay. İstanbul.
CONNELL,
I. (1984). “Television News and Social Contract”, Culture, Media, Language,
Hutchinson.
EWEN,
S. (1996). PR! A Social History of Spin, Basic Books, New York
FISHWICK,
M. (1970). Icon of Popular Culture, Bowling Green University Press, Ohio,
HACKETT, R. 1985). “Decline of A Paradigm” (Bir Paradikmanın
Önemini Yitirişi: Haber Medyası Çalışmalarında Yanlılık ve Nesnellik) çev. Ayşe
İnal, A.Ü. İLEF Yıllık 1997-1998, s.31-72
GLASGOW
MEDIA GROUP, (1980). More Bad News, Routledge and Kegan Poul, London.
LIPPMANN,
W. (1927). The Phantom Public: A Sequel to “Public Opinion”, New York
MARCUSE,
H. (1990).
Tek Boyutlu İnsan, çev. Aziz Yardımlı, İstanbul, İdea yay.
SCHRAMM,
W. (1949). “The Nature of News”, Journalism Quarterly, September, 1949
STEPAN,
P. (2000). Photos That Changed The World, Prestel, New York
|