İzinsiz fotoğrafın önlenebilmesi için telif hakkı

Çeviren ve yayına hazırlayan Tolga Adanalı -

İzinsiz fotoğraf yayınlama, yeni bir olgu değil. Bu konuyla ilgili 1930′lu yıllara kadar gidilebilir. Charles Lindberg, Atlantik’te solo gerçekleştirdiği uçuşunun ardından, 1927′de, kendini daha önce hiç görülmediği kadar şiddetli bir medya ilgisinin ortasında buldu ve gündeme oturdu.Fotoğrafçıların yorucu ve saldırgan tavırları bununla kalmadı.1932′de Lindberg’in oğlu bir cinayete kurban gitti ve fotoğrafçılar cesedi çekebilmek için Lindberg’in evine izin almadan girdiler.

Şunu da söylemek gerekir ki, bu fotoğrafçıların ya da son yıllardaki tabiriyle “paparazzi”lerin hareketleri halkın arzusuna göre şekilleniyor. Ve, medya halkın eğitilmesi ya da bilgilendirilmesi yönünde değil de, gerçek yaşama bir melodram ya da eğlence için yazılan günlük bir roman şeklinde bakarak gelişiyor.

Özel hayatın korunması

Özel hayatın gizliliği kampanyası dünya çapında büyük bir ilgiyle büyüyor: İzinsiz fotoğraf, bilginin ve basının özgürlüğüyle bireyin özel hayatı arasındaki kapışma şeklinde ortaya çıkan bir olgu. Birleşik Devletler’de böyle bir tartışma şu sıralar

Paul Reiser ve Michael J.Fox Meclis Hakimler Alt Komisyonu’nda

devam ediyor. İki Amerikalı televizyon yıldızı Paul Reiser ve Michael J.Fox(yanda), Meclis Hakimler Alt Komisyonu’nda fotoğrafçıların yaya olarak ya da arabayla kovalanmasının ve ev gözetleme hareketlerinin tehlikeli ve izinsiz bir davranış olduğunu ispat ettiler. Fox, katıldığı bir panelde, fotoğrafçıların babasının cenazesinde izinsiz fotoğraf çektiğini ve yeni doğan oğlunun fotoğrafını çekmek için gazetecilerin izinsiz olarak hastaneye girdiğini söyledi.

İnsan haklarıyla ilgili yasalar, örneğin Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu (AİHK), ki bu anlaşma İngiltere’de İnsan Hakları Beyannamesi olarak kanunlaşıyor, her iki hakkı da koruyor….. Bu, kişinin özel mülkünde olup olmadığı; bireyin davranışlarının yasal veya ahlaklı olup olmadığı; ya da kişinin halka mal olup olmadığı konularına göre değişiyor. Bu tamamen çizginin nerede çekileceği sorusunu bilmeye bağlı. Öyleyse, medyanın birçok öğesinin, özel yaşam haklarını, korktukları ve karşısında oldukları sansürün bir başka çeşidi olarak algılamaları anlaşılabilir. Özel yaşamın gizliliğini sert ve keskin bir şekilde savunan insanlar, özellerine müdahaleyi kusurlarını saklamak için savunan zengin ve güçlülerden oluşuyor. Jonathan Aitkin’in, hakkında kötüleyici haberler çıktığında basına karşı yürüttüğü kampanya, iyi araştırmacı gazeteciliğe karşı bir hile olarak gösterildi ve özel yaşamına müdahaleyi istemeyen bir kişinin sanki bir şeyler gizlediği izlenimi oluştu ve haklı olarak basın bu konudan şüpheli oldu.

Fakat tabloid gazetelerin talepleri, haber değeri taşıyan hikayelerin araştırma sahasının dışında, özel hayata karşı saldırıları uzattı. Ünlülerin alışılmış yaşamını konu alan fotoğraflar, şimdi, süpermarket tezgahlarındaki magazin dergilerinin sayfalarını süslüyor. Ünlülerin büyük bir çoğunluğu aleniyete, kariyerlerini devam ettirebilmek için, fırsat verirken, fotoğrafçılar için ise gerçek para, mega ünlüleri savunmasız pozisyonlarında yakalamakla doğuyor.

Birleşik Krallık’ta, pek çok kişi, izinsiz fotoğraf çekimiyle ilgili tartışmalardan Kraliyet Ailesi tecrübelerinden dolayı yeterince bilgili. Buna, spesifik bir örnek olarak; ergenlik yıllarını fotoğrafçılar tarafından adım adım takip edilerek geçiren dünyanın en çok fotoğraflanan kadını Prenses Diana’nın spor salonunda çekilmiş fotoğrafları verilebilir. Erkek kardeşi Earl Spencer, halen eski karısının özel hayatına müdahale edildiği gerekçesiyle bir davaya karışmış durumda. Spencer, geçen Aralık ayında, London School of Ekonomics’in (LSE) avukatı Alistair Kelman tarafından organize edilen özel bir toplantıya katıldı. Toplantıda, izinsiz fotoğrafı önlemek amacıyla, yasal değişiklik için iki öneri sunuldu.

Yasal değişiklikler için öneriler

Alistair Kelman’a ilk öneri, Prenses Diana’nın ölümünün hemen ertesi günü BBC World’de yapılmıştı. Bu öneri, para ve fotoğraf arasındaki bağlantıyı kırarak, izinsiz fotoğrafçılık piyasasının ticari yaşayabilirliğini yok etmeyi amaçlıyor. Öneriye göre, Berne Konvansiyonu’nda telif haklarıyla ilgili bir değişiklikle bir tescil sistemi kurulabilir. Fotoğrafçının ahlaklı hakları hala korunacak, fakat “otomatik ekonomik telif hakları” ortadan kaldırılacak. Kelman’ın önerisi kapsamında; fotoğrafçı, ekonomik haklarını korumak için fotoğrafını tescil etme hakkını isteyebilecek. Fotoğrafın bir kopyası, fotoğrafçı tarafından “fotoğrafın özgün olduğunu belirten bir yazıyla birlikte web sitesine yerleştirilebilir. Bu önerilere göre bir fotoğraf eğer; fotoğrafın subjeleri fotoğrafın çekimine uymuyorsa; fotoğraf, gizliliğin gerekliliğini belirten bir görüntü sunuyorsa; ve fotoğrafın çekilme amacı “çok büyük önem taşıyan bir haber” hikayesi içermiyorsa izinsiz olarak kabul edilebilir. “Çok büyük önem taşıyan haberler” de şöyle tanımlanabilir: savaş, terörizm, şantaj, cinayet, sosyal bir olay, doğal afet.

Öneriye göre, bir yayıncı -izinsiz olsun ya da olmasın- tescil edilmemiş bir fotoğrafı özgürce yayınlama hakkına sahiptir. Fotoğrafçının ahlaki hakları belirtilmeli ve bu konu bilgilendirilmeli fakat hiçbir bedel ödenmemeli. Tescil edilmemiş bir fotoğrafın yayınlanması aşamasında, fotoğrafın çekilme nedeni ve sayfada yer alması incelenmelidir. Yayıncı, para ya da para değerinde bir şeyin el değiştirmediğini kanıtlamak durumundadır. Eğer bununla ilgili inandırıcı bir açıklama yapılamazsa, zan altında kalınabilir. Böyle bir durumda da para cezası gibi yaptırımlar uygulanabilir.

Bir yayıncı izinsiz olsun olmasın tescil edilmemiş bir fotoğrafı özgürce yayınlama hakkına sahiptir. Fotoğrafçının ahlaki hakları belirtilmeli ve bu konu bilgilendirilmeli fakat hiçbir bedel ödenmemeli. Tescil edilmemiş bir fotoğrafın yayınlanması aşamasında, fotoğrafın çekilme nedeni ve sayfada yer alması incelenmeli. Yayıncı, para ya da para değerinde bir şeyin el değiştirmediğini kanıtlamak durumundadır. Eğer bununla ilgili inandırıcı bir açıklama yapılamazsa, zan altında kalınabilir. Böyle bir durumda da para cezası ya dgibi yaptırımlar uygulanabilir. Buna paralel aynı tip yaptırımlar, Amerika Birleşik Devtlerleri’nde Güvenlk ve Borsa Komisyonu tarafından çeşitli şüpheli durumlarda uygulanıyor.

Öte yandan, London School of Economics’de, telif hakları endüstrisinden adının gizli kalmasını isteyen bir üye tarafından ikinci bir öneri ortaya atıldı. Buna göre; izinsiz çekilen fotoğrafların kullanılması sonucu oluşan tepkilerle ilgili, bu izinsiz fotoğraflar kurulan bir komisyona verilebilir. 1988’de Telif Hakları, Dizayn ve Patent Kanunu’nun (TDPK) 85. maddesinde yapılan bir değişiklikte izinsiz bir fotoğraf ya da filmin
- kamuya bir kopyası verilmemesi
- kamuda sergilenmemesi ya da gösterilememesi
- kablolu bir programda gösterilmemesi
gerekmektedir.
Bu öneriyi yapan üye, dördüncü bir hükmün (çalışma kamu yararına bir çalışma olmalıdır), yeni anlaşmaya eklenebileceğini de umuyor. 85’te izinsiz fotoğraf ya da film sayılabilecek yeni bir kesit de şu; özel bir durumla ilgili adli bir vakayı, ya da bir özel otomobil, tekne, uçak, veya benzeri bir araçta sürücüyü ya da araçtaki şahsı yansıtan çizim ya da illüstrasyonlar..

İkinci önerinin birinciye göre avantajı şu; uluslar arası düzeyde yeni yasalara gerek yok, Statutory Instrument (Kanun Belgesi) ile TDPK ıslah edilebiliyor. Karşı gelinen bir davranışı ya da durumu ortadan kaldırmak, tabi olanın sorumluluğunda olduğu için, sistemi kontrol altında tutmada yeni bir olgu gerekmiyor. Bununla beraber, Berne Konvansiyonu’nda bir değişiklik olmadıkça, ikinci öneri sadece Birleşik Krallık’ta izinsiz fotoğrafların yayınlanmasını önlemekle sınırlı.

İki öneri de fotoğrafın çekim aşamasından çok yayınlama aşamasında reform öngörüyor. ABD’de ise bunun tam tersi geçerli, Özel Mülkiyetin Korunması Kanunu Tasarısı ve Kişisel Hakların Korunması Kanun Tasarısı, Meclis Hakimler Alt Komisyonu tarafından dikkatle inceleniyor. Bu yasalar da izinsiz fotoğraf çekimini işaret ediyor. Devamlı izleme ya da kovalama federal bir suç haline geliyor ve kişisel haklara tecavüzle birleştiriliyor. Büyük ebatlı teleobjektif lensler kullanarak halk arasından izinsiz bir fotoğraf çeken bir foto-muhabiri izinsiz bir işlem yapıyor sayılacak. Kanun tasarılarının karşısındakiler ise, federal bir suçun ülke ya da eyaleti tehlikeye atan bir eylem gerektirdiğini, bunun yasalarca belirtildiğini öne sürerek, önerilen yasaların önemsiz olduğunu savunuyorla r. Örneğin, iki İngiliz fotoğrafçı Arnold Swarzenegger ve eşi Maria Shriver’ı izinsiz fotoğrafladıkları gerekçesiyle Kaliforniya Mahkemesi tarafından suçlu bulundular. Bu yasanın karşısındakiler, yasal olmayarak yapılsa bile, herhangi bir materyalin basımının yasal olduğu açıkça belirtilmesine rağmen bu tip First Amendment konularının yükseldiğini söylüyorlar. Yasanın savunucuları arasıında ünlüler de bulunuyor, onlar bu yasaları aileleri zarar gördüğünü öne sürerek şiddetle savunuyorlar.

ABD’de onur kırıcı yayınlarla ilgili yasada, ünlüler, sıradan vatandaşlara göre çok daha az haklara sahipler. Önemli olan nokta şu; ünlülere daha iyi haklar yasalarda verilmeli mi? Kanada Yüksek Mahkemesi işte bu noktaya dikkat çekti. Olay, dışarıda sıradan bir vatandaşın fotoğrafının çekilmesiyle ilgiliydi ve mahkeme fotoğrafın kişisel hakları çiğnediğine karar verdi. Mahkeme, fotoğrafın artistik anlatımının “özel hakların ihlali”ni gerektirmediğini söyledi ve, “halkın gözü önündeki bir kişinin özel hayatının bazı anları, halkı ilgilendiren bir durumla iştigal edebilir.” diye ekledi.

Gözden kaçan çok önemli bir konuşma da yeni bin yılda Lord Chief Justice’da insan haklarıyla ilgili Almanya’daki özel hukuk davası hakkında yapılan konuşmaydı. Bu dava, Monaco Prensesi Caroline’in Fransa’daki bir restoranın bahçesinde bir erkekle romantik bir yemek yerken çekilmiş fotoğrafıyla ilgiliydi. Olay Prenses’in kişilik haklarının ihlal edildiğiyle ilgiliydi. Lord Bingham, “Alman yasalarında, Prenses Caroline’in durumunda olan bir kişinin, özel hakları olduğu ve bunları yapma hakkı verilmesi gerektiği belirtiliyor ya da istisnai durumda bazı şeylerin halk içinde yapılabileceği belirtiliyor” diye konuştu. İstisnai durumlar ise, olayın gözlerden uzak bir yerde yapıldığı açıksa ortaya çıkıyor.

Söylendiği gibi ve Kanada davasının gösterdiği gibi, özel hayatın gizliliği ve korunması prensibi sadece ünlüler için geçerli değil. Hong Kong’da Özel Hakların Korunması Yasası, bir öğrenciyi, izinsiz videoya kaydedildiği gerekçesiyle korunması gerektiğini belirtti. Özel Haklar Yönetmeliği, özel alanlarda çekilen kişi resimlerinin, o kişinin rızası olmadan, kullanımını, arşivlenmesini ve çoğaltılmasını yasaklıyor. Videoya kayıt olayındaki suçlama maksadı, gerçek bir yetki olmaksızın bir kişi hakkında özel konutuna girerek kanıt toplamak. Videonun daha sonra başka bir kişiye gösterilmesi ise bu amacın dışına çıkıldığını ve bunun yasal olmadığını ortaya koyuyor.

Sonuç

Birleşik Krallık yasalarıyla Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun uyumu sonrası, Birleşik Krallık vatandaşları ilk kez özel hayatın gizliliği konusunda garanti elde etmiş oldu. Medya da bu kapsamda ilk kez özgürce -yasal olarak- ifade etme hakkına kavuşmuş oldu. Bu kanunlarla izinsiz fotoğraf çekiminde de yasal bir durum ortaya çıkmış oldu. Sonuçta bütün fikirlerin tartışılabileceği ortaya çıktı, tabii “başlangıç” yine yazılı medyadan geldi. Bu başlangıça güzel bir bir örnek olarak Prenses Diana’nın oğulları, Prens Wiliam ve Harry’e basının yaptığı muameleyi gösterebiliriz. Prenses Diana’nın cenaze töreninde bu ülkede görev yapan paparazziler, Prenses’in oğullarını taciz edici ya da tedirgin edici hareketlerden kaçınmayı kararlaştırdılar, örneğin cenaze töreninde iki kardeş anneleri için gözyaşı dökerken fotoğraf çekilmedi. Bu tip kararlar büyük bir hoşgörü ile karşılanıyor. Bir İngiliz değişi ile, “küçük meşe palamutları dikerek büyük meşe ağaçlarına kavuşabilirsiniz “. Yasal bir yaptırım uygulanmadan önce, medya içinde yeni bir ahlaki düstur gelişebileceği umut edilebilir.

sonuçlar;

* İzinsiz fotoğraf çekimi sadece ünlülerle sınırlı değil.
* İzinsiz fotoğraf çekimiyle ilgili geniş kapsamlı fikir münakaşaları yapılmalı.
* İzinsiz fotoğraf çekiminin spesifik problemleri ve geniş kapsamlı fikir münakaşaları için halk eğitimi gerekli.
* Medyanın kazançlı çıkması için fikir münakaşaları yapılmalı ve bazı adımlar atılmalı
* İzinsiz fotoğraf çekimiyle mücadele için bazı yasal düzenlemelerin gerekliliği.

Dipnotlar
1. Charles Lindberg 1927′de tek motorlu uçağı ile Atlantik’i duraksız geçti…
2. Paul Resier ve Michael J.Fox, Amerika’nın en çok izlenen televizyon kanalları NBC ve ABC’de en çok izlenen iki dizinin yıldızı, paparazzilerle ilgili olarak özel hayatlarına müdahale edildiği için mahkemeye başvurdular. Resier, yeni doğan çocuğunun fotoğrafını çekebilmek için paparazzilerin evinin önünde kamp kurduğundan sürekli takip edildiğinden yakınıyor. Fox’da düğün, babasının cenazesi ve çocuğunun doğumunda izinsiz fotoğraf çekildiğini belirtiyor.
3. First Amendment, ABD Anayasası’nın ilk maddesi için kullanılan terimdir.
4. Common Law (ortak hukuk) alanında İngiltere’nin en büyük otoritesi Lord Chief Justice’dır. Türkiye’de Danıştay’a eşdeğer olarak kabul edilebilir.
5. Monaco Prensesi Caroline’in bir arkadaşıyla samimi şekilde paparazziler tarafından çekilmiş fotoğrafları Almanya’da tabloit gazetelerde yayınlanınca Prenses Almanya’da bu gazetelere dava açtı.

Bu yazı, The Journal Of Information, Law and Technology sitesinde yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>