Samuel Bollendorff

Röportaj : Tolga Adanalı –

 

“Fotoğrafçılar, 30 kareyi bir multimedyaya ekliyor, oysa ki 15 tanesi yeterli”

“Her bir çalışmamada farklı bir teknik kullanmaya özen gösteriyorum” 

Belgesel fotoğrafçılığın ve multimedyanın dünyadaki en önemli isimlerinden Samuel Bollendorff, geçen hafta Zaman gazetesinin etkinlikleri çervesinde İstanbul’a gelerek bir workshop’a katıldı.

Samuel Bolledorff (sağdan ikinci) Zaman Gazetesi’ndeki ‘workshop’ta. Zaman Gazetesi Fotoğraf Editörü Selahattin Sevi (solda) ve Habertürk Gazetesi Foto muhabiri Ozan Köse (sağda).

Fotoğrafa, video ve audio’yu da ekleyen ve bunu ciddi olarak yapan ilk isimlerden biri olan Fransız fotoğrafçıyla bir süre sohbet etme imkanı da bulduk. Multimedyayı dünyadaki diğer örneklerine göre çok daha farklı işleyen ve insan algısının multimedya üzerindeki etkileri üzerine verdiği örneklerle ‘yanlış kullanım’ ile ‘doğru kullanım’ı ayırma noktasında oldukça üretken geçen görüşmede ve workshoptaki sunumu sırasında aldığım notları paylaşmak istedim.

Multimedyada fotoğraf altının kullanımı

Yaptığı belgesellerde, istediği hikayeyi anlatmak için fotoğrafın tek başına yeterli olmadığını gördüğünü söyleyen Bolledorf, ”Fotoğrafın, videonun ya da audionun tek başına güçlü olduğunu düşünmüyorum. Ama gördüğüm birşey var ki fotoğraf bir içeriğe ihtiyaç duyuyor. Bu içerikten kastım fotoğraf bilgisi, yani fotoğraf altı yazısı. Fotoğraf bilgisi ile fotoğrafın birbirinden ayrılmaması gerekir. Fotoğraf bilgisi, bence fotoğrafın kimliği gibidir ve bu görünür olmalı, açıkça yazılmalıdır diye düşünüyorum. Ancak, ilk fotoğraflarımı satmaya başladığımda gördüm ki onlara verdiğim fotoğraf bilgileri hiçbir sekilde kullanılmıyor. Fotoğraflarımın bir çeşit illüstrasyonlara döndüğünü farkettim. İşte o zamandan beri, fotoğrafların üzerine yazıları entegre ettiğim projeler üretiyorum.

AIDS projesiyle ilgili çalışmasını bizlerle paylaşan Bollendorff, bu çalışmasında geniş bir siyah banner ile fotoğraf altı kullandığını söyledi. Fotoğraf bilgisinde bu insanların sözlerine yer veren Fransız fotoğrafçı, gazete ve dergilere fotoğraflarını alta gömülü fotoğraf bilgisiyle beraber satmış ve bu projesi gazetelerde biraz da zorunluluktan fotoğraf bilgisi ile kullanılmış. Samuel, ”Fotoğraflarım illüstrasyona benzemekten kurtuldu. Bunların birer hikaye olduğu ortaya çıktı ve ben bu gazete ve dergilerde ekstra bir yer kazanmış oldum” dıyor.

Bolledorff, en bilinen çalışmaları arasında yer alan – benim de en çok sevdiğim projesi olan -  ‘Journey to the End of Coal’dan da uzun süre bahsetti. Bir prodüksiyon şirketiyle birlikte gerçekleştirdiği bu maden çalışması Çin’deki bir maden ocağını konu alıyor. ”En baştan beri bir yazıya ihtiyacımız olduğunu biliyorduk” diye söze başlıyor Bollendorff ve şöyle devam ediyor :

Journey to the end of Coal – Bollendorff

”Yazı sizin belli bir konu üzerinde yaptığınız araştırmanın yeniden üretimi gibidir. Kiminle konuşacağınızı ve ne tür bir bilgiyi ekleyeceğinizi bilmeniz gerekir. Tabi en önemli konulardan biri de fotoğraf bilgisini fotoğrafa nasıl eklemeniz gerektiği. Fakat bu da yeterli değil. İzleyicileriniz için bir rehbere ihtiyacınız olacak. Karışık bir multimedya yapmamalısınız. Ben bu noktada yeni bir dizayna gittim. Ekranın altında ilerlemeyi sağlayan bir arayüz ortaya çıkardım. Bu şunu sağlıyor ; ilk kez gören bir kullanıcı kolaylıkla bu multimedyanın nasıl çalıştığını anlıyor.”

Bollendorff’un dikkati çektiği konulardan birisi de multimedyada nelerin kullanılmaması gerektiği : ”Başka bir iletişim aracındaki teknikleri ve kodlamaları kullanmamalısınız. Örneğin televizyon gibi. Arka planda fotoğrafçının sesinin olduğu slideshowlar görmek benim için dayanılmayacak kadar kötü. Siz bunu web sitesinde yapmamalısınız. Web başlı başına ayrı bir medya organı. Bu tür şeyler kullanmak televizyonu hatırlatır.”

Her bir çalışmasında farklı bir teknik kullanmaya özen gösterdiğini de konuşmamızda ekleyen Bollendorff, kendisinin en çok sevdiği projesi olduğunu ifade ettiği ‘Nowhere safe’i örnek verdi:

”40 dakikalık, sadece fotoğraf karelerinin kullanıldığı, 16 adet portreden oluşan bir çalışma. Çok basit bir web arayüzü yaptık. Bir tane buton ekledik. Ben click’lemek istemiyorum ama tüm projeye göz atmak isteyenler çıkabilir diye bunu yaptık. Fotoğrafla audio arasında gerçek bir birliktelik olduğunu düşünüyorum. Örneğin bir portre dört dakika boyunca ekranda kalıyor.

Nowhere Safe

Heralde en uzun portre projesidir bu yaptığım. Adamın yüzüne uzun bir zoom yapıyorsunuz 4 dakikada. Fakat bence çok iyi oldu. Çünkü audio insanları konuya çekiyor. Dikkatlerini buraya vermesini sağlıyor. İşte algı burada çok önemli. Bu projeye, başka bir medya daha, ya da sürekli değişen fotoğraflar ekleseydim algıyı dağıtabilirdik. Bu sayede, sizin portredeki adamın sesine odaklanmanızı sağlıyorum. (Bollendorff’a burada benim Van projesini de gösterdim ve arka fondaki müzik yüzünden ciddi bir eleştiri aldım)

Bollendorff pek çok fotoğrafçının tek bir kareyi ekranda uzun süre bırakmaktan korktuğunu söylüyor : ”Fotoğrafçılar onlara hareket katması gerektiğini düşünüyorlar. Ya da 30′a yakın fotoğrafı bir multimedyaya ekliyorlar. Oysa ki sadece 10 ya da 15 tanesi iyi bu fotoğraflardan. Bu tam bir felaket. Multimedyada, herşeyi yerinde kullanmayı, doğru kullanmayı ve izleyiciye göre hareket etmeyi öğrenmek gerekiyor.”

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>