Çevreci Fotoğrafçılığı Yepyeni Bir Seviyeye Taşıyan Kadınla Tanışın

 

 

Yazı: Jaymi Heimbuch
Çeviri: Pınar İstek

 

Cristina Mittermeier, Uluslararası Çevreci Fotoğrafçılar Liginin kurucusu olarak fotografın doğayı korumakta bir araç olarak kullanıldığı modern akımın ön sıralarında yer alıyor. Onunla tecrübeleri, yapmak zorunda kaldığı fedakarlıklar ve bu alandaki başarıları hakkında konuştuk.
Fotoğraftan ortaya çıkabilecek faydalı bir kaç şeyi alıp da bunu bir harekete dönüştürmek öyle kolay bir iş değil. Ama bu tam da Cristina Mittermeier’in çevreci fotoğrafçılık ile yaptığı şey. Çok uzun bir süredir fotoğraf dünyadaki habitat ve canli türlerini korumak konusunda bilinç oluşturmada kullanılsa da, bu, fotoğrafçıların kendilerine hedef olarak belirlediği bir şey değildi. Ancak, Mittermeier insanların bu konulardaki bilincinin bilinen ve saygi duyulan bir fotoğraf türü aracılığı ile oluşturulmasındaki itici güç oldu ve olmaya devam ediyor. Ve böylece her geçen gün çevreci fotoğrafçılık gezegenimizin kırılgan zenginliklerinin korunması gerektiğini savunan daha fazla vahşi yaşam ve doğa fotoğrafçısını kendisine çekiyor.

Mittermeier ile edindiği tecrübeler, bu işi devam ettirebilmek ve sesini duyurabilmek için yapmak zorunda kaldiığı fedakarlıklar ve bu çalışkanlığı sonunda edindiği basarılar hakkında konuştum. Yaşamı ve fotoğrafları bir ilham kaynağı. Eğer kendi çevreci fotoğrafçılığınız açısından bir doz iyimserliğe ihtiyacınız varsa bu sözler ver fotoğraflar kesinlikle sizi cesaretlendirecektir.

cm2

Cristina Mittelmeier’in “The River People of the Amazon” çalışmasından.

Uluslararası Çevreci Fotoğrafçılar Liginin kurulumu da dahil olmak üzere, uzun yıllardır çevreci fotoğrafçılığın ön saflarında yer aldın. Sence çevreci fotoğraçılık nedir? Bunu insanlara nasıl açıklıyorsun?

Cristina Mittermeier: Doğa ve kültür fotoğrafçılığına başladığımda, bir çok doğa fotoğrafçısının doğayı koruma konusuna ve çevresel sorunlara ne kadar az ilgi duyduğunu görmek beni oldukça şaşırtmıştı. Çevre konusundan bahsetmek neredeyse bir tabuydu. Neredeyse çok bulaşılmaması gereken polarize edici bir mevzu olarak algılanıyordu.

Ancak fotoğrafladığı yer ve türlerin korunduğundan emin olmak isteyen bunun için de ne gerekiyorsa yapmaya hazır olan benim gibi bir avuç fotoğrafçı vardı… Bilirsin işte görsellerin doğru adreslere ulaştığından emin olmak için yapılması gereken politikacılara mektup yazmak, toplantı ve konferanslara katılmak ya da medyaya konuşmak gibi bütün o sıkıcı, sinir bozucu ince işler… “Çevreci Fotoğrafçılık” fikrini yeni bir disiplin şeklinde oluşturarak, bu fotoğrafçıların yapmakta olduğu işlerini daha da cesaretlendirmek istedim.

Neredeyse on yıl sonra bugün, fotoğraflarımın çevreyi korumaya yönelik olumlu ve gerçek katkıda bulunmasını sağlamak için elimden gelen her şeyi yapma hedefi çalışmalarıma hakim olmaya devam ediyor.

Çevreci fotoğrafçılığa ilgin nereden geliyor? Hangi konulara odaklanıyorsun?

Deniz biyolojisi okudum. Ayrıca doğanın görkemi ve gizemi beni her zaman büyülemiştir. Türlerin ve tabiatın yok oluşu konusundaki endişelerim çevrecilik konusundaki tutkumu ateşledi. Fotoğrafın bu büyülenmeyi ifade etmem için gereken araç olduğunu düşünmüştüm ama benim asıl tutkumun doğanın ve geleneksel kültürlerin birleştiği noktada olduğunu anlamam çok sürmedi. Burası sürdürülebilirliğin aktif olarak görülebileceği yer.

Geleneksel toplumlar ve yerliler her zaman için doğanın onlara sağladıklarının sınırları içerisinde yaşamayı bilmişlerdir. Hayatlarının zenginliği ve derinliği benim için her zaman bir sanatsal ilham kaynağı olmuştur. Yerlilere yeterlilik ve maddi doyum duygusunu sağlayan toplum, aile, maneviyat, yaraticilik gibi konuları görselleştirebilmek için yerli insanlara ve onların doğayla olan ilişkilerine odaklanıyorum.

Dünyayı bu bakış açısı ile görmek benim kendi hayatımı da zenginleştirdi ve çok daha anlamlı yaptı.

Fotoğrafın büyük bir değişim yarattığının göstergesi olan bir başarı hikayesini bizimle paylaşabilir misin?

Uluslarasi Çevreci Fotoğrafçılar Ligini yürütmem çok önemli bir “çevresel iletişim laboratuvarına” benim için erişim sağladı. Lig fotoğrafçılarının projeleri, bizim çevrecilik partnerlerimiz ve benim planlayıp yaptığımız projeler aracılığı ile, fotoğrafın nasıl en büyük etkiyi yaratacağını görmek için bir çok farklı fikri deneyebildim.

Nesli tükenmekte olan bir şeyin fotoğraflarının olayların gidişatını değiştirip değiştiremeyeceğini görmek için, bir grup fotoğrafçıyı çevresel açıdan zor durumda olan bir yere gönderen Hızlı Denetim Görsel Keşif (RAVE – Rapid Assessment Visual Expedition) metedolojisi üzerinde çalıştık. Bir soruna uluslararası fotoğrafçıları dahil ederek dışardan bir göz getirmenin, medyayı (TV, gazete, radyo) dahil etmenin, sahada olaya şahitlik etmiş fotoğrafçılarla yapılan röportajlar sunmanın, onların ürettiği profesyonel görselleri ücretsiz olarak temin etmenin konuya yerel bir ilgi yaratmada bize yardımcı olduğunu çok çabuk farkettim. Ayrıca böylelikle kökleşmiş organizasyonlar arasında bize destek olan ya da karşı çıkan gruplar oluşturmayı da başardık.

Konun basında artan şekilde yer alışı karar alma organları ve diğer etkin kişiler üzerinde baskı yarattı. RAVE keşiflerinden bir kaçında meseleyi bizim avantajımıza olacak şekilde çözmek için yeterince ses çıkarabildik. Flathead Nehri vadisinde, yerel STK ile birlikte çalışarak, zirve yok etme projelerini tamamen ortadan kaldırdık. Meksika La Paz bölgesi’nin Balandra Koy’unda yeni bir koruma alanı oluşturulmasına yardımcı olduk.

Benim grubun başkanlığını yaptığım süreçte yürütülen RAVE keşiflerinin hepsinde, çevre korunması ajandasında yer alan spesifik konulara parmak basıp bu doğrultuda yol katetmeyi başardık.

Fotoğrafçıların yaptığı seyahatlerin çevreye olan maliyeti hakkında seninle daha önce konuşmuştuk. Ancak bu, eğer türleri, ekosistemleri ya da ilkel kültürleri kurtarmak anlamına geliyorsa, maliyet faydaları aşıyor demektir. Çevreci fotoğrafcı olmanın maliyetlerinden bahsedermisin biraz, çok daha büyük bir hedefe ulaşmak için karşılaştığın engeller?

Bence bu en zor ama aynı zamanda en tatmin edici işlerden birisi. Sürekli çok büyük fedakarlıklar gerektiriyor ama bu işin karşılığı da çok büyük.

Öncelikle, doğa fotoğrafçısı olarak finansal açıdan başarı kazanmak ya da bir düzen oturtmak hali hazırda çok zor. Fotoğrafımı tamamlaması açısından biyoloji geçmişim olduğu için ve iyi bir yazar ve konuşmacı olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yaptığım işe tutkuyla bağlı olmam, doğanın kaderi için samimi bir endişe duymam sayesinde her sabah o gun her ne yapıyorsam pozitif bir katkıda bulunma istekliliği ile yataktan kalkabiliyorum.

Bunca yıldan sonra ve yaşadığımız bunca kayıptan sonra bile hala başka bir iş yapmayı hayal dahi edemiyorum. Çok daha kazançlı bir kariyer seçip finansal açıdan daha stabile bir hayatım olabilirdi. Ama Allah’tan 22 yıl boyunca hayatta benimle benzer görüşleri paylaşan, bana her konuda destek olan bir adamla evliydim. Evden yapabileceğim işler bulup çocuklarımı büyütmek şansına sahiptim. Çevrecilik camiasının kalbinin attığı Washington D.C.’de yaşama şansına sahiptim.

Böylesi bir organizasyonu yürütmek, ve yapılan projeler için ödenek bulmaya çalışmak benim için sürekli seyahat etmek zorunda olduğum bir durum yarattı. Bu da tabiki de evliliğimi ve çocuklarımı etkiledi. Ayrıca, enerjimi ve zamanımı tüketen organizasyon içi bürokratik işlemlerle de uğraşıyordum. En nihayetinde doğada çalışmama izin verecek ve belki başkalarının da doğanın büyüsünü fark etmesine yardım edecek bir iş bulmak istiyordum. Bir çevreci ve bir fotoğrafçı olarak inanılmaz bir hayat yaşadığım su götürmez bir gerçek. Ama bu hayat çok büyük fedakarlıkları da beraberinde getirdi.

Artık yeni bir partnerim var, National Geographic fotoğrafçısı, Paul Nicklen. O da benim fotoğraf ve çevre tutkularımı paylaşıyor. İşlerimiz de birbirine çok uyuyor. Gezegenimizin biyofarklılığı için birlikte çalışıp, birlikte seyahat edip, sesimizi birlikte yükseltebiliyoruz. Sea Legacy adında yeni bir sivil toplum örgütü kurmak üzereyiz. Hikayeciliğin ve fotoğrafın gücünü denizlerin korunması için kullanmayı hedefliyoruz.

Şüphesiz ki bu tarz bir sorumluluk üstlenmek sınırsız bir enerji, bitmek tükenmek bilmez bir istek, maceracı bir ruh, zor şartlar altında hayatta kalabilme yetileri ve tehlikeli durumlara cesaretle göğüs gerebilmeyi gerektirir. Çok fazla zaman aldığı için yalnız hayat arkadaşlarına ve ihmal edilmiş çocuklara yol açıyor. Çok hummalı, heyecan verici ama aynı zamanda da tehlikeli bir iş olmasına rağmen her dakikasına değer. Bütün bunları paylaşacak bir partnerinin olması ise her günü eğlenceli bir maceraya dönüştürüyor.

Cristina Mittelmeier'in "The River People of the Amazon" çalışmasından.

Cristina Mittelmeier’in “The River People of the Amazon” çalışmasından.

Bütün bu zorluklarına rağmen çevreci fotoğrafçılığa devam etmenin sebebi nedir?

Ben utanmaz bir şekilde umutluyum. Dünyada çevre, sürdürülebilirlik, biyoçeşitlilik ve sağlıklı bir gezegen için çalışan insanların çabalarının katlanıp büyük bir akım oluşturarak dünyanın gidişatını değiştireceğine hala inanıyorum. Her gün uyandığımda yapacağim her küçük şeyin bu degişime katkıda bulunacağına inanıyorum. Her çabamın bir işe yaraması için uğraşıyorum.

Çalışma fırsatı bulup da en çok sevdiğin yerler nereler?

Sürdürdüğüm seyahat hayat tarzını çok seviyorum. 100’den fazla ülke ve bir sürü hayranlık uyandıran yer…Ama seçmek zor. Amazon’larda çalışmak çok özel bir tecrübeydi ama aynı şekilde Yeni Gine’nin dağlık arazileri ve Madagaskar’ın ormanları da öyleydi. Kültürel çeşitliliği ve doğal güzelliği açısından Surinam’ın kalbimdeki yeri hep çok özel olacak.

Bügünlerde şu an bulunduğum yerin çok daha fazla farkındayım. Doğada geçirdiğim her dakika için çok daha minnettarım. Hawaii’de 3 ay çalışıp geldim. Oranın insanlarına aşık oldum. Ancak arktik bir fotoğrafçının partnerim olması, bana donmuş bir dünyanın kapılarını açtı, büyülü ve şairane bir dünya.

Şimdiye dek kimler akıl hocan ve ilham kaynağın oldu?

Küresel çevre sorunlarını anlayışım konusunda en büyük etken eski kocam Russ Mittermeier oldu. Ama fotoğrafik açıdan en büyük ilham kaynağım Paul Nicklen’in işlerinden geliyor. Nicklen’in işleri çevrecilik, bilim ve sanatın kesişimini gösteren mükemmel örnekler. Nicklen’in güzel görseller aracılığıyla kompleks fikir ve mesajları basitleştirme çabası benim işime de ilham veriyor. Sylvia Earle ve Rachel Carson ilham perilerim arasinda yer alıyor. En nihayetinde en büyük ilhamı yine doğaya aşık olan ve sağlıklı bir gezegen de yaşamayı hak eden kendi çocuklarımdan alıyorum, John, Michael, ve Juliana.

İnsanların yapabileceği gezegenimize yardım edecek üç şey öner dersem, neler oldu bunlar?

Hepimizin yapabileceği tek bir şey var, o da kendi sorumluluğumuzu almak. “Yapılacak 10 şey listesi” ya da herhangi bir kısayol yok. Kolay seçeneklerimiz tükendi artık. Bundan sonra yapacağımız her tercih çok daha zor olacak çünkü pozitif ya da negatif etkileri çok daha bariz olacak. Yapacağımız her tüketici tercihinin, her politik tercihin ve her yatırımın akıllıca yapılmasi lazım.

Yemeğimiz nereden geliyor? Politik bir aday seçmenin anlamı nedir? Yapabileceğim daha iyi bir tercih var mı?

Bunların hepsi bir sürü iş ve çoğu insanın bunlarla uğraşmak istemeyişini anlayabiliyorum. Ama bu safhada, tarihin gidişatını değistirecek tek tavır bu.

Heyecan duyduğun hangi projeler uzerinde çalışıyorsun?

Sea Legacy’ye tamamiyle kaptırmış durumdayım. Orada ilk projelerimiz üzerinde çalışıyoruz. Bireysel bağışlar ve National Geographic’in yardımları ile, korumaya ihtiyaç duyan deniz alanlarını belirlemeye başladık. Çevre partnerleri, bağışçılar ve fırsatları belirlemeye çalışıyoruz. Bağışçılarımızı keşiflerimize davet ediyoruz. Bunların ilki şu anda Norveç’te devam ediyor.

Ayrıca CEMEX sponsorluğunda National Geographic’in yayınladığı “Sublime Nature: Photographs that Awe and Inspire,” adında yeni bir kitabım var. Kitap 2014 Yerküre Gününde satışa çıkacak ve biz de medya turlari için hazırlanıyoruz.

Ek olarak, büyük bir çevreci fotoğrafçılık yarışması üzerinde çalışıyorum. Umarım yakında daha fazla bilgi verebileceğim.

Son olarak, yakın zamanda ilk TEDx konuşmamı yaptım. Konsept olarak da yerlilerin mutluluk ölçeğini konu aldım. Özünde “Yeterlilik” adı verilen bu konsept, her birimizin çok daha devamlı bir geleceğe uzanan yolda benimseyebileceği bir yöntem.

Cristina Mittermeier’in WEB Sitesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>