World Press Photo’nun Türk Jüri Üyesi Kerim Ökten Anlatıyor…

wppjury

Aralarında Kerim Ökten’in de yer aldığı World Press Photo – 2014 jüri üyeleri … (Fotoğraf: WPP)

 

Röportaj: Abdurrahman Antakyalı

World Press Photo’nun bu yıl yapılan yarışmasının jüri üyeleri arasında bir Türk, Kerim Ökten de yer aldı. Organizasyonda, “Spor Fotoğrafları” kategorisinin jüri başkanlığı görevini de yürüten Ökten ile, basın fotoğrafçılığının bu en saygın yarışmasının perde arkasında nelerin yaşandığını konuştuk:

Jüriye ilk daveti aldığındaki tepkin ne oldu? O andan yarışma jürisinin Amsterdam’daki ilk toplantısına kadar geçen süreci paylaşabilir misin?

World Press Photo jüri üyeliği için davet aldığımda çok sevindim ve gururlandım. Bu görevi daha önce yapmış olan tek Türk Ayperi Karabuda Ecer idi ancak ilk defa bir Türk fotomuhabirinin jüri üyesi, bir kategorinin de jüri başkanı olarak davet edilmesi hem heyecan verdi, hem de sorumluluk hissettirdi.

Toplantıya  hazırlanma sürecinde World Press Photo’dan gelen belgeler, kurallar ve işleyiş üzerinde çalıştım. Eski jüri üyelerinden bazıları arkadaşım da olduğu için onlarla yaptığım sohbetlerde, işleyiş ile ilgili pratik ipuçları aldım ancak World Press Photo işleyiş açısından zaten gayet oturmuş kuralları ve sistemi olan bir organizasyon.

Jüri’nin ilk toplantısında neler konuşuldu? Nasıl bir yöntem üzerinde karar verdiniz?

World Press Photo jürisinin iki kademeli bir çalışma süreci var. Birinci aşamada uzman jüriler toplanıyor, biz de Spor Jürisi’nin sekreteri Simon Njami ve World Press Photo’nun jürinin işleyişinden sorumlu olan üyesi ile bir görüşme yaptık. Bu toplantıda işleyişin temel kuralları, genel olarak jüri üyelerinin fotoğrafa yaklaşımı ve World Press Photo’nun beklentileri üzerine konuştuk.

Yöntem konusunda jüri üyelerinin herhangi bir etkisi olması mümkün değil. World Press Photo, yıllar içerisinde oluşturduğu, özellikle katılımcıların ve oylamanın gizliliği, fotoğraflar üzerindeki tartışmaların şeffaflığı konusunda çok titiz. Değerlendirilen fotoğraflar üzerinde kuşkuya yer bırakmayacak şekilde katılımcıların bilgilerini gizli tutuyor, herhangi bir şekilde görüşmeler ve oylamalar sırasında fotoğrafçı veya kurum ismi belirtmek dahi yasak. Jüri üyelerinin de tarafsız bir şekilde çalışması, kararların hiçbir şekilde etkilenmemesi için de bu kuralları en ufak bir taviz vermeden uyguluyor.

Günde kaça fotoğrafa bakıyordunuz? Günlük çalışma kaç saat sürüyordu?

Günlük bakılan fotoğraf sayısını söylemek ne kadar doğru olur bilemiyorum. Çünkü bu sayı hem eleme turu ilerledikçe değişiyor hem de fotoğraflar üzerindeki tartışma sürelerine göre değişkenlik gösterebiliyor. Elbette yakalanması gereken bir yarışma takvimi var ve bu takvimde tatmin edici, her jüri üyesinin fikrini belirttiğinden tatmin olacağı şekilde sınırsız bir günlük çalışma süresi. Ancak günde 12 saat civarında bir çalışmadan söz edebiliriz.

Seçim yöntemi el kaldırma ile mi yoksa başka bir şekilde mi oluyor? Oylama nasıl bir sistemde yapılıyor?

Seçim yöntemi de iki ayrı aşamada farklılık gösteriyor. Uzmanlaşmış jürilerin yaptığı ilk tur elemelerinde, üyelerden bir tanesinin oylama öncesi kararlaştırılan sözcüğü söylemesi (uygun veya kalsın)  ve jüri sekreterinin de hatalı bir kayıt olmaması adına bunu yüksek ses ile tekrar etmesi bir üst tura çıkmak için yeterli.

Genel juriye (final jürisi) geçildiği zaman oylama World Press Photo’nun kullandığı elektronik oylama sistemi ile gizli oy verilerek yapılıyor. Daha ileri aşamalarda pozitif çoğunluk ve negatif çoğunluk olarak değişerek fotoğraflar eleniyor. Son turda ise puanlama sistemi var. Bu puanlamada, herkes görüşünü belirttikten sonra oy birliği ile oylamaya geçilmesine karar verilip gizli pusula ile puanlama yapılıyor.

Jüri her turda her fotoğraf üzerine düşüncelerini belirtiyor ve jüri üyeleri arasında estetik, teknik, etik ve gazetecilik üzerine yapılan tartışmalarla oylamaya geçiliyor.

Jürinin, gelen fotoğraf sayısı nedeniyle bir fotoğrafa çok çok az zaman ayırdığı bunun da sağlıklı seçimi olumsuz etkileyebileceği yönündeki eleştiriler hakkında ne diyorsun?

Özellikle ilk turlarda çok sayıda fotoğrafa bakılıyor ve bu turlarda, jüri üyelerinden birisinin bile kalmaya değer bulduğu fotoğraf bir üst tura çıkıyor ve üzerinde bir kez daha tartışılıyor.

En yoğun tartışmalar ne tür fotoğraflarda yaşandı?

Bütün fotoğraflar üzerinde aynı kalitede ve uzunlukta tartışmalar yaşandı, tartışmalar World Press Photo’da çıtayı bir adım ileriye taşıyacak eserleri bulmak adına çok olumlu idi. Tartışmaların çok geniş bir yelpazede gerçekleştiğini söyleyebilirim, herhangi bir konuya ağırlık verildiğini söylemek doğru değil.

Spor jürisinin başkanlığını yaptın aynı zamanda. Bu tür kategori jürisi başkanlığı ne anlama geliyor?

Kategori jürisi başkanlığı, ilk eleme turunda, final jürisinde de görev alacak 4 jüri üyesinin uzmanlaşmış jürilere ilk turda başkanlık yapması. Bu  kategori başkanları (Spor, Doğa, Portre, Haber/Belgesel) ilk elemeyi diğer üyelerle yaptıktan sonra Haber/Belgesel kategorisi’nin jüri başkanlığında final jürisine gelen 5 yeni jüri üyesi ile birlikte yer alıyorlar ve herkesin eşit ağırlıkta 1 oy hakkı var.

Bir fotoğraf seçimindeki ana kriterleriniz nelerdi?

Çok kültürlü bir jüri olmasının da verdiği avantajla, fotoğraf sanatı ve onu etkileyenler üzerinden yola çıkıp geniş bir yelpazede tartışmalar yaptık. Mesleki ve kültürel altyapı farklılığı tartışmaların alanını da çok genişletti. Bu sebeple ana kriterler haber fotoğrafçılığı olmakla birlikte, fotoğraf sanatı, sanat ve tabii ki gündemdeki olaylardan hareketle değerlendirmeler yapıldı.

Elbette aradığımız temel özellikler arasında, fotomuhabirliği becerisi, etik kurallar içerisinde bulunması, fotoğraf tekniğinde üst düzeyde olması, fotoğraf dilinin doğru kullanılması.

Günlük bir gazete ya da ajansa fotoğraf seçmek ile World Press Photo için ödül alacak fotoğrafları aramak arasında farklar neler?

Bu soruyu her fotomuhabirinin kendisine sorması lazım. Bugün dünyada haber fotoğrafı tüketimi çok yüksek. Bu sayısal olarak doğru orantılı, süresel olarak ters orantılı.

Uluslararası bir yayının internet sitesine birinci sayfadan girdim diye sevinen bir fotomuhabiri veya kurumun fotoğrafının, 30 dakika sonra başka  bir meslektaşının  fotoğrafına yerini bırakması günümüz dijital medya pazarında doğal. Bu da fotoğrafın kullanımını arttırdığı gibi tüketimi temposunu da yükseltiyor.

Günübirlik yaklaşım, tek karelik kategorilerde dahi kendi içindeki derinliği oluşturamadığı takdirde aradan geçen zamanla, nesnesine bağımlı kalarak etkisini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya. Bunun örneklerini yarışmada da gördük, günlük kullanımdaki (ajans, gazete vs) fotoğraflarda da görüyoruz.

Günlük bir gazete veya  ajans için fotoğraf seçerken, haberin okura/izleyiciye sunulması için aranılan kriterlere sahip olması yeterli. Bu kriterlerde de, özellikle ajanslar genelde haberin ilk 24 saatteki etkisini gözönüne alıyorlar. Oysa World Press Photo’da ödül alacak fotoğrafı seçerken sadece günlük haberin o zaman dilimi içerisindeki başarısının dışına çıkıyorsunuz ki bu da fotoğrafın geleneksel yapısına aykırı olmayan bir yaklaşım.

Jürinin farklı altyapılardan, farklı kültürlerden gelmesi, entellektüel yaklaşımlarının farklılıklar göstermesi, fotoğrafları okumadaki değişiklikler, yarışmada yer alan eserlerin değerlendirilmesinde etkili. Temel kriterler  evrensel fotoğraf dilinde birleşiyor çünkü sadece ana tanıklık etmek yeterli değil. Fotoğrafın taşıdığı mesajı, sadece o günün gündemine bağımlı kalarak belgeleyenler değil, zamansızlaştırabilenler öne çıkıyor. Burada önemli olan, yerel çalışırken evrensel düşünebilmek.

Bu yıl Gezi Protestolarında çekilen fotoğraflardan birçoğu uluslararası medya kuruluşları tarafından “yılın fotoğrafları” arasında gösterilmesine karşın WPP’de hiçbiri ödül alamadı. Aralarında final turuna kalanlar oldu mu? Neden ödül alamadıklarını düşünüyorsun?

Bu yıl Gezi fotoğraflarının medya kuruluşları tarafından yılın fotoğrafları arasında gösterilmeleri ama World Press Photo Yarışması’nda ödül alamamış olmaları da az önce söylediğimi bir kez daha doğruluyor aslında.

Gezi olaylarının, o dönemin önemli olayları arasında olduğu ve uluslararası çapta yankı uyandırdığı yadsınamaz bir olgu. Ne yazık ki jürinin önüne gelen ve incelenen Gezi Protestoları fotoğrafları, diğer fotoğraflarla karşılaştırıldığında yukarıda da saydığım kriterler gözönüne alınarak elendi.

Aynı şekilde Filipinlerdeki tayfun, Bangladeş’de kaçak kadın işçilerin öldüğü çöken bina faciası, Nelson Mandela cenazesi, Boston Maratonu, Ukrayna’daki protestolar, kaçak göçmenler sorunu, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde yaşananlar, Nairobi’deki alışveriş merkezi baskını, Suriye’deki iç savaş, Mısır’daki karışıklık da yılın en önemli olayları arasında idi, bu olaylardan da çok sayıda katılım oldu ve elendi. Hangi fotoğrafların, hangi turlara kaldığını paylaşmam ise World Press Photo’nun gizlilik ve eşitlik kurallarına aykırı.

Türkiye’de fotomuhabirliğini ileriye götürebilmek için pek çok alanda çaba göstermemiz gerekiyor. Medyadaki fotoğraf kullanım ilkeleri, fotomuhabirlerine verilen değer, meslektaşlarımızın kendi işlerine saygı duyması çok önemli. Türkiye’de -en basitinden- fotoğrafın altına fotomuhabirinin isminin yazılması için bile mücadele vermek gerekiyor. Medya endüstrisinin fotoğrafa ve fotomuhabirlerine bakış açısı çok önemli ve değişmeli.

Fotoğraf dergilerinin kapandığı, medya kuruluşlarının görsel malzeme üretimine yatırım yapmadığı, insana yatırımın yapılmadığı bir ortamda, fotoğrafın gelişmesini beklemek de yanlış.

World Press Photo’nun bu yılki ödüllerine baktığımda gördüğüm şu, fotoğrafa ve fotoğrafçıya yatırım yapıldıkça karşılığı da alınıyor. Ödül alan fotoğrafların büyük bölümü, uzun veya orta soluklu, zaman, emek ve para sarf edilerek çalışılmış projeler.

Jüri psikolojisi ve deneyimini yerinde yaşamış biri olarak World Press Photo yarışmasına fotoğraf gönderecek foto muhabirlerine neler önerirsin?

Az önce söylediklerimin üzerine ekleyebileceğim, fotoğrafla hikaye anlatım tekniğinin gelişmesi gerekiyor. Fotoğrafla hikaye anlatmak, profesyonel olarak üzerinde çalışılması ve fotoğraf dili geliştirilmesi gereken, zaman alan bir yöntem.

Bir diğer önemli nokta ise çekim sonrası çalışma sistematiği. Yarışma sırasında dünyanın her köşesinden gelen fotoğraflarda, özellikle serilerde, fotoğrafçının nasıl iyi de bir editör olması ya da iyi bir editör ile çalışması gerektiğini gördük. Her fotoğrafçı iyi bir editör olmayabilir ama bunun farkında olmak önemli. Elbette son kararı (en azından yarışmaya eserleri gönderirken) fotomuhabiri verecek ancak editörlük işlemi, sonucu çok etkiliyor. Türkiye’de editörlük,  ne yazık ki çok yanlış algılanan ve uygulanan bir görev. İyi bir editor, iyi bir fotoğrafçının başarıdaki ayrılmaz parçası ama Türkiye’de bu konuda gelişme kaydetmek için katedilmesi gereken çok yol var.

Seçim sonuçları seni tatmin etti mi? Aklında kalıp ödül alamayan fotoğraf oldu mu?

Seçim sonuçları tatmin etti. Özellikle yılın fotoğrafının, dünya fotoğraf endüstrisinde, fotoğrafın yeni bir soluk, yeni bir anlatım dili ile karşı karşıya olduğuna, buna ihtiyacımız olduğuna bir işaret. Elbette aklımda kalan fotoğraflar var. O 15 gün boyunca eleme yaparken, belli bir noktaya kadar gelen fotoğraflar üzerine defalarca konuşup, tartışıp, neden o fotoğrafın kalması gerektiğini düşündüğünüzü ifade ediyorsunuz ama seçmelerin belli bir noktasından sonra, bir tek jüri üyesinin oyu o fotoğrafın daha ileri aşamaya taşınmasına yeterli olmuyor.

İçeride eğlenceli anılarınız oldu mu?

Fotoğraf üzerine konuşurken, dünyanın farklı köşelerinden gelmiş profesyonellerden oluşan jüri, fotoğraf için çalışan çok uyumlu bir takım oluşturdu. 15 gün boyunca, mesleğinde belli bir yere gelmiş  bu profesyonellerle fotoğraf hakında konuşmak, tartışmak çok keyifliydi. Bu kadar uyumlu bir ekip olunca, tabii ki eğlenceli anlarımız da oldu.

John Stanmeyer’in WPP alan fotoğrafı hakkındaki düşüncelerini kısaca paylaşabilir misin?

John Stanmeyer’in fotoğrafı jüri üyelerinin dikkatini başından itibaren çekti. Kadraj kurgusu, grafik dengesi, estetiği, yan anlamlar hemen gözünüze çarpıyor.

World Press Photo, dünyada basın fotoğrafına öncülük etme misyonunu ve felsefesini, buradaki seçimiyle de ortaya koydu. Görülüyor ki fotoğraf, acıları, sıkıntıları sadece bilinen şekillerde belgeleyerek değil, bambaşka anlatımlarla, metaforlarla da ortaya koyabilir.

WPP jürisinin final turuna kalan fotoğrafların %8 - 9′luk bir kısmını dijital manipülasyon yapıldığı gerekçesiyle diskalifiye edildiği açıklandı. En fazla ne tür manipülasyon vardı? Manipülasyon yapılmış bir fotoğraf nasıl anlaşılıyor?

World Press Photo da bu konuyu ne denli önemsediğini, belli bir eleme turuna ulaşan fotoğrafların tamamının orjinallerinin isteneceğini duyurarak belli etti.

World Press Photo’nun açıkladığı temel kriterlere göre, klonlama veya aşırı tonlama işlemi ile gerçekliğin değiştirilmesi, fotoğrafta var olan görüntü veya piksellerin yok edilmesi, olmayan görüntülerin eklenmesi,  görüntü veya piksellerin yerlerinin değiştirilmesi diskalifiye olma sebebi.

World Press Photo tarafından görevlendirilmiş olan dijital fotoğraf uzmanı Eduard de Kam tarafından, orjinalleri istenen fotoğraflar üzerinde  yapılan incelemeden sonra jüriye bir brifing verildi.

Orijinal fotoğraf ile sonuç fotoğraf arasında bilgi kaybına neden olacak seviyede değişikliğe uğradığına dair bulguların olduğu eserler, World Press Photo organizasyonu tarafından yarışmadan diskalifiye edildi.

Bunun dışında kalan çekim sonrası uygulamaların uygunluğu hakkında ise, ‘fotoğraf endüstrisi standartları’ çerçevesinde, jüri tek yetkili olarak değerlendirmede bulunmakta.

Üzücü olan, gerçekleştirilen değişikliklere baktığımızda, başvurulan yöntemin fotoğrafa herhangi bir değer katmadığı, hatta o değişiklikler yapılmamış olsaydı, diskalifiye edilen fotoğrafların yarışmadaki iddiasını sürdürme ihtimallerinin dahi olduğuydu.

Fotoğraf endüstrisinin buradan edinmesi gereken mesaj çok açık, basın fotoğrafında gerek teknik gerek moral olarak etik değerleri korumak, profesyonel kaliteyi sağlamaktaki temel şart.

 

Kerim Okten by Aybige Mert

Kerim Ökten (Fotoğraf: Aybige Mert)

KERİM ÖKTEN HAKKINDA…

Kerim Ökten, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezuniyetinin ardından fotomuhabirliğini meslek olarak seçti. Türkiye’de çeşitli gazete ve dergilerde çalıştıktan sonra EPA için fotoğraf çekmeye başladı. Ulusal ve uluslararası alanda birçok önemli olayı bu ajans için izleyen Ökten, uzun yıllar, EPA’nın dünyanın değişik kentlerinde gerçekleştirilen Formula 1 yarışlarını izlemekle görevli foto muhabiri oldu.Daha sonra İngiltere’ye giden Ökten, burada üç yıl boyunca EPA ‘nın İngiltere ve İrlanda bölgesi fotoğraf şefliği görevini yaptı. Çektiği fotoğraflar Time, Newsweek, L’Express, The Guardian, The New York Times, Le Figaro, National Geographic, Sport Illustrated, Der Spiegel gibi yüksek tirajlı uluslararası medyada sıklıkla yayınlanan Ökten’in çektiği fotoğraflar zaman zaman bu yayın organlarının “yılın fotoğrafları” seçkisinde de yer aldı.

 

Kerim Ökten’in Web Sitesi

Kerim Ökten Twitter adresi

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>