Ben Lowy: “Değişimi Benimsemek Gerek”

Röportaj: Jim Colton    Çeviri:Pınar İstek

Fotomuhabirliğinin günümüzdeki durumu çoğunlukla “dijital devrim” olarak tanımlanıyor. Ben bunu “D” harfi olmadan tanımlamayı tercih ediyorum. Bana göre yaşadığımız şeyin adı “dijital evrim”. Endüstrimiz sürekli bir değişim içerisinde ve geçmişin hayaletlerine takılıp kalanlar geleceğin meyvelerini toplamaktan mahrum kalacak.

Benjamin Lowy

Benjamin Lowy

Bir çok insan bu değişime ayak direttiyse de 10 yıldan fazla bir süre önce analogtan dijital fotoğrafa geçiş yaptık. Belki de renkli fotoğraf ilk geldiğinde de, renkli bir dünyada yaşadığımız gerçeğini kabullenemeyen siyah beyaz fotoğrafçılık puristleri tarafından aynı şeyler söylenebilirdi.

Bugün, her turlu dijital fırça ile boyanabilen bir internet tuvalimiz var. Artık doymak bilmeyen bir görsel açlığa sahip web siteleri ve uygulamaları eskinin gazete ve dergilerinin yerini alıyor.

Dijital fırçasını ustaca kullanan sanatçılardan birisi de Ben Lowy. Lowy en başından beri iPhone’un artistik amaç için kullanılmasının yanı sıra gazetecilik maksadı ile de kullanmış ve bu fikri şevkle desteklemiştir.

Seyahatleri onu savaşın parçaladığı Irak, Afganistan ve Libya’ya götürdü. Sandy fırtınası ve Meksika Körfezindeki BP Deep Horizon petrol sızıntısı gibi lokal röportajlar üzerinde de çalıştı. (Lowy’nin Instagramından fırtınanın köpürttüğü bir dalga fotoğrafı Time dergisinin kapağında kullanıldı) Ve bütün bu çalışmaları süresince iPhone’u makina çantasındaki yerini hep korudu. World Press Photo ödülünden tutun da 2012 yılında “Infinity” ödülünü aldığı International Center of Photography’e kadar bir çok ödül kazandı. Jon Stewart ile Daily Show’a bile çıktı.

Ben ile fotoğraf atölyelerinde çalışma fırsatım oldu. Çok yetenekli ve hırslı bir fotomuhabiri olmasının yanı sıra, oldukça etkileyici ve eğlenceli de bir insan. Bu hafta Lowy “Being a dad” (Baba olmak) projesinden tutun da bir St. Louis morgunda kadavraları çizmeye ya da Libya da cesetlerin yanından gecmeye kadar… yanındaki tüm ekipmanları kullanarak.. buna iPhone da dahil.

Fotoğraf kariyerine nasıl başladığından bize biraz bahsedebilir misin? Bu yolda seni etkileyen hocaların, işler ya da kişiler oldu mu?

St. Louis’de Washington Üniversitesi’nde illustrasyon okudum ama pek kıvıramadım o işi. Öğrenciyken bir kaç farklı iş yaptım. Bunlardan birisi de drunk shuttle (sarhoş servisi) şoförlüğüydü. Kampüs etrafında dolanıp sarhoş öğrencileri alıp evlerine ya da yurtlarına bırakıyordum. Yaptığım işlerden birisi de Washington Üniversitesi Tip Fakültesindeki kadavraları çizmekti. Bu durumdan hiç de sıkıntı duymadım. Bu da sanırım benim karakterim ve yaptığım is seçimimle ilgili oldukça fazla bilgi veriyor. İnsanın kas sistemini çok iyi öğrendim… Özellikle de boyun bölgesini… Boynun her iki yanında yer alan kas kitlelerinde bayağı kendimi geliştirdim. O kısmı göz açıp kapayıncaya kadar size çizebilirim.

Sorun şu ki ben çizimlerimde hareketi göstermek istiyorken, bu işte sadece ölü vücutları çiziyordum. Bundan dolayı dahil olduğum bisiklet takını çekebilmek ve bu fotoğraflardan onların vücutlarını çizebilmek için fotoğrafa yöneldim. Çünkü en nihayetinde çizgi roman illustrasyonu yapmak istiyordum.

Okula bir yıl ara verip, İsrail’e gittim. Washington D. C. de Time dergisinin fotoğraf editörü James Colburn benim akıl hocam oldu ve bana bu yolda inanılmaz yardımcı oldu. 2002’nin yazında Batı Seria’da dayak yiyip bütün ekipmanımı kaptırdım. O arada da Colburn, Joe McNally’nin eski Nikon F2 ve F3 lerini “E-Bay” diye yeni bir sitede satıyordu. Colburn bu ekipmanı bana gönderdi ki projemi bitirebileyim ve döndüğümde elimde gösterecek bir şeyler olsun.

St. Louis’e geri döndüğümde, bir evsizler sığınağına taşındım. Mezuniyet projem olarak, orada yaşayıp, 5 ay boyunca fotoğrafladım. Geri döndüğümde, daha önce çalıştığım işlerin hiç birisini yapamıyordum. O yüzden kadavra ofisinde birlikte çalıştığım doktoru tekrar aradım. Bana her fırsatım olduğunda devam eden deneylere denek olarak katılırsam ve bunu düzenli olarak yaparsam, buradan bir gelir elde edebileceğimi söyledi. Böylelikle okulda son dönemimde, kobaylık yaptım, denenen bir maddeyi içtim, bir saat boyunca bir daire seklinde koştum durdum, EKG ve MRI çektirdim… Her defasında 200 dolar gibi bir meblağ ödüyorlardı. Muhtemelen o donemde yaptığım en iyi is bu deneklik isiydi.

St. Louis’de bir gün eskiden var olan Libarary Limited diye bir kitapçıya gittim. Bütün moda fotografi kitaplarını çıkarıp, insanların nasıl modellendiğine bakmaya başladım. Herb Ritts’in kitapları da dahil. Howard Schatz’in “Nude Body Nude” kitabını da bu sırada keşfettim.

Genel olarak fotoğraf kitaplarına bakmaya başlar başlamaz bana ilham veren bir çok iş buldum. David Allen Harvey ve Alex Webb’in kompozisyon yaklaşımı, Joachim Ladefoged’in “Albanians” kitabı… Bunlar benim fotoğrafçı olarak gelişimimi etkileyen işlerdendi. Sadece ebat olarak buyuk kitaplara bakıyordum o zaman. Bir gun “Inferno” diye bir kitabi çekip çıkardım raftan. Çünkü bunun bir moda kitabı olduğunu sandım. Üç saat boyunca oturup bu kitaba baktıktan sonra, bütün hayatım James Nachtwey’in işiyle birlikte değişti.

Bir çok tehlikeli yerde bulundun? Bu aile hayatını nasıl etkiliyor? Bir fotoğrafçı olan Marvi Lacar ile evli olmak bu konuda işini kolaylaştırıyor mu? Bu dinamik sizin için nasıl isliyor?

Tim Hetherington ve Chris Hondros’u Libya da öldüren saldırıda yaralanan gazetecilerden birisi de Michael Brown. Benim en küçük oğlumun vaftiz babası olur kendisi. Eşim Tim’in cenazesinden bir saat sonra doğuma girmek zorunda kaldı. Yani kesinlikle ortada gözardı edilemez bazı sorunlar var.

Karımla tanışmış olmamızın sebebi fotoğraftır. Eğer en ufak bir fark olsaydı, biz tanışmazdık ve ilişkimiz de bu şekilde gelişmezdi. Onlar öldüğünde, Marvi bana biraz beklememi söyledi. Benim işimi yapmak istediğimi anlayışla karşılarken, aynı zamanda artık çocuklarımız olduğunu gerçeğini de göz önünde bulunduruyor. Yani bu benim kurmam gereken bir denge.

iraqÜç haftalığına Sudan’a gitmek üzereyim. Marvi bu konuya çok takılmıyor gibi görünüyor. Ne yapmaya çalıştığımı ve bu iş için beslediğim tutkuyu anlıyor bence. Iraq/Perspectives kitabımın kurgusunu bile o yaptı. Bir çok burs başvurumu da benim için yapıyor. İnanılmaz iyi bir yazar. Ama çocuk sahibi olmak, onlara karşı olan sorumluluklarımın farkında olmak, insan olarak ve fotoğrafçı olarak olgunlaşma sürecimin bir parçası.

Eğer durumu sadece kendi kariyerime indirgersem, savaş fotoğrafçısı olmak bir çok açıdan çok bencilce bir şey… Bunu farkediyor muyum ya da bununla mücadele edebilir miyim? Trablus Muharebesi süresince, bir şekilde karımı oraya geri dönmem gerektiğine ikna ettim. Tim ve Chris öldükten sonra… sonunda Ron Haviv ve Yuri Kozyrev ile aynı araçta gittik. Muharebenin bittiği gün, biz bir grup isyancı ile binanın birisine tırmanırken, onlardan birisi hemen önümde kafasından vuruldu. Yere düşüşünü, ölüşünü ve kanının akışını fotoğrafladım. Ama fotoğrafları beklettim bir süre… zaten kimse de yayınlamazdı. Fazla kanlıydılar. Libya’dan ayrıldıktan çok sonra gönderdim ben o fotoğrafları. Afganistan’daydım o zaman.

Önemli olduklarını düşündüm, inandıkları bir şeyin uğruna insanların hayatlarını feda ettiği anın görüntüleri… Fotoğrafları çekerken çocuklarımı düşünmedim. Üç hafta sonra, eşim fotoğrafları gördü. O fotoğraflar yüzünden, beni ayrılmakla tehdit etti. Sanki onu aldatmışım gibi… Sanki onu savaşla aldatmışım gibi. Nihayetinde ben bu fotoğraflar yüzünden onu ayrılmamak için ikna etmeye çalışırken 4000 dolarlık bir telefon faturası ile başbaşa kaldık.

Kariyerin seni teknolojik olarak da ilginç süreçlerden geçirdi. Analogtan dijitale, yazılı basından web sitelerine… Sen bu değişimi bir çok fotomuhabirinden daha buyuk bir coşkuyla karşıladın ve iPhone fotografçılığının büyük destekçilerinden de birisin. Sence bu geleceğimiz bunda mı yatıyor? Sence geleneksel fotoğraf öldü mü ya da ölüyor mu?

Hayır… Ama öncelikle geleneksel fotoğraf nedir bir kere? Eğer bundan 50 yıl evvel puristlere bunu sorsaydınız cevapları siyah beyaz fotoğraf olurdu. Eğer Ansel Adams’a sorsaydınız, cevabı 8X10 olurdu… Bu Leica muhabbeti ne ola ki? Geleneksel fotoğraf dediğimiz şey endüstrinin kullandığı ekipmanın norm olmasından ibarettir.

iPhone fotoğraf ilk çıktığında eşi benzeri yoktu ve ben de bu yeniliği kullandım. Yenilikçi olmaksa, ne iş yaparsanız yapın çok can alıcı bir şey. iPhone fotoğrafı ile ilginç olan da şu; iPhone ile daha öncekilerden farklı bir şekilde iletişime geçebilirsiniz. Bir çok fotomuhabirini, alışık olduklarını kendi gerçekliklerinin dışında düşündürebilmek oldukça güç. Benim için yaptığım her projede önemli olan eşsiz bir estetik anlayışı yaratabilmektir… Bu Iraq/Perspectives işim de olabilir, Meksika Körfezi’ndeki petrol sızıntısı işimden detaylar da olabilir.
Bütün olayı farklı bir bakış açısı getirerek izleyiciyi daha yakın bakmaya davet edebilmektir. Seyirci zaten baktıkları herhangi bir haber sitesi yüzünden bunaltılıyor. Yani iPhone benim için eşsiz bir şans oldu çünkü herkesin cebinde taşıdığı bir aletti. Bir bakıma hafif bir psikolojik köprü kurmuş oldum. Öyle ki insanları görsellere biraz daha yakından bakmaya davet edecek kadar.

Bence o günden bugüne bayağı bir gelişme gösterdi. Şimdi artık ekipman çantanda gerektiğinde çıkarıp kullanabileceğin başka bir makina gibi oldu. Vaktinde Afganistan ve Libya da kullanmamın en büyük sebeplerinden birisi çekip hemen telefonda bloguma gönderebiliyor olmamdı.

Artık SLR ya da rangefinder makinanızda Eye-Fi kartları kullanıp çektikçe direk telefonunuza ya da internet gönderebiliyorsunuz. Bu kartı Fuji X100s’de bile kullandım. Direk telefonuma oradan da müşterimin FTP sunucusuna gönderebiliyorum. Ya da onların Instagram hesabına. Floyd Mayweather maçı için ESPN ile öyle çalıştım mesela. Maç devam ederken çektikçe yükledim. Ya da mesela sokak fotoğrafçılığı yapıyorsam, Afganistan’ın sokaklarını dolanırken biraz daha az görünür olmak istiyorsam, iPhone kesinlikle ilk tercihim oluyor.

Yeni çıkan araç ve gereçlere kucak açmak hiç bir şeyin ölümü anlamına gelmez. Geçtiğimiz yıl insanlık tarihinde daha öncesinden çekilmiş tüm fotoğraflardan çok daha fazla fotoğraf üretildi ve bunun yarısı iPhone ile çekilmişti. Fotoğraf ölmedi. Fotoğraftan para kazanmaya çalışmak öyle çok kolay değil. Ama, gazeteciliğin altın cağını yaşıyoruz. Hiç olmadığı kadar çok bilgi ve bilgi erişimi var şu anda. Ama gazeteci olmak için altın çağda yaşamıyoruz.

Instagram’dan çekinen puristlere ne diyorsun? Bir keresinde bu geçişi William Eggleston’un renkli fotoğrafı kullanışına benzetmiştin. Biraz ondan bahseder misin?

Eskiye takılan insanlar… Eski resim yapma, yazı yazma, tıp, hukuk ya da iletişim vs. şekilleri de olabilir… Eski yöntemler artık ise yaramıyor. Evet fotoğraf bir sanattır. Ama aynı zamanda ticari bir iştir de… Değişime kucak açanlar ve islerini farklı yapanlar kesinlikle bu konuda başarılı olacaklardır. Anahtar bu çünkü.

time_sandySandy Fırtınası’nda çektiğin dalga Instagramı fotoğrafın TIME dergisine kapak oldu. Hatırlıyorum da bir çok negatif yorum yapılmıştı bu konuda. Bu kapağın nasıl oluştuğundan bize bahseder misin biraz? Zaten iPhone ile çektiğin bir hikaye mıydı yoksa o fotoğraf geleneksel makinanla çekip yolladıklarına ek bir fotoğraf mıydı?

TIME dergisinin Fotoğraf Direktörü Kira Pollack benimle birlikte dört fotoğrafçıyı daha bu fırtınayı iPhone’larımız ile çekmemiz için tutmuştu. TIME duvardaki yazıyı gördü. Eğer Twitter Arap Baharı’nda parladıysa, Instagram da bu fırtına da parladı. Oraya sadece iPhone’umla gittim. Hatta bir arkadaşımda benim dalgalara doğru giderkenki bir fotoğrafımı çekti. Allahtan DSLR makinam benimle değildi. Sırılsıklam oldum. Ama sadece plastik bir poşetin içinde olmasına rağmen iPhone’uma hiç bir şey olmadı.

O fotoğrafı kapakta kullandıklarında şasırdın mı?

Şöyle ki; beni aradılar, konuştuk öncesinde. Ebat olarak kapağa yetecek kadar büyük olup olmadığından emin olmak istediler. Ben bu fırtınayı TIME için belgelerken zaten biz sürekli iletişim halindeydik. O fotoğrafı kullanacakları aklımın ucundan bile geçmezdi. Ama kullandıkları için mutluyum.

Fotomuhabirleri için editöryal pazar gittikçe küçülürken iş kapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Reklam ve ticari fotoğraf gibi farklı alanlara giriş yapıyor musun? O alanlarda nerede iş bulunur ki? İslerini nasıl pazarlarsın?

Biliyorsan sen de bana söyle!.. Çünkü ben de bilmiyorum. Daha fazla reklam ve ticari iş yapmak ben de isterim.. Ama kendi küçük fotomuhabirliği dünyamıza odaklandığım için o gruba kendimi nasıl pazarlamam gerektiğini henüz ben de bilmiyorum.

Geçtiğimiz bir kaç ayda oldukça meşguldüm. 2012 ve 2013′ün çoğunluğu öyle kötüydü ki iflas edeceği sandım. O kadar kötüydü yani. Ama son bir kaç ayda ufak ufak is kapmaya başladım. New York’ta yaşayıp da uluslararası iş alabilen çok fazla fotoğrafçı yok sanırım. Ben de geçtiğimiz bir – bir buçuk yılda toplasan iki iş almışımdır.

Coğrafi zorunluluklar sistemi ele mi geçirdi? Artık uluslararası işlerden çok lokal işler mi alacak fotoğrafçılar?

Bu kesinlikle bir sorun. Eskiden hiç değildi. Çok zekice bir fikir mi onu da bilmiyorum açıkçası. Çünkü Paris’ten Afrika’ya birini göndermekle New York’tan Afrika’ya birisini göndermek arasında çok bir maliyet farkı yok.

Bir sürü işinin multimedya ve video versiyonlarını da yaptın. Bunlar günümüz fotoğrafçıları için gerekli becerilerden birisi mi oldu artık? iPhone dışında başka ne ekipman kullanıyorsun?

Kesinlikle gerekli… Özellikle de bir pazarlama aracı olarak. Takdir etmek açısından çok büyük bir video hayranı değilim. Ama kariyerimi videoya kanalize etmek istemiyorum. Fotoğrafa gerçekten aşığım. Ama videoyu bilmeli ve işini pazarlamak ve satmak için kullanmalısın. Bir kaç reklam çektim ve bazı fimlerde çalıştım. Ama bu işte başarılı olmak istiyorsan hepsinde iyi olman lazım. Bir Canon Mark III ve Fuji X100s’im var. Her şeyi küçük bir çantaya sığdırmayı başarıyorum.

Yakın gelecekte Ben Lowy’yi neler bekliyor? Uzerinde çalıştığın herhangi bir proje var mı?

Birlikte çalıştığım bir sivil toplum kuruluşu için Sudan’da bir proje çekmeye hazırlanıyorum. Spor aracılığı ile çatışmaları çözmeye çalışan bir proje. Ben de bir süredir bu proje üzerinde çalışıyor ve adını duyurmaya çabalıyorum. Ayrıca “Violence in America” diye de bir fikri araştırıp projelendiriyorum. En önemli projem ise baba olmak!

scott_sutton

Benjamin Lowy’nin fotoğrafladığı ve yardım etmek için uğraştığı evsiz eski Getty Images foto muhabiri Scott Sutton. (Fotoğraf: Benjamin Lowy Tumblr sayfasından alınmıştır)

Adi Scott Sutton. Archive Images ile ilişikmiş. Onu önce Image Stock satın almış. Sonrasında da Getty Images bu firmayı bünyesine katmış. Esasen bir karanlık oda teknisyeniymiş ama Kosova savaşını da fotoğraflamış. Ama çok fazla kayıp yaşamış. Önce karısı, daha sonra da yakınları vefat etmiş. Sonra işten atılmış, herşeyini kaybedip, sokaklara düşmüş. Geçen gün Manhattan’da dolaşıyordum ve onunla karşılaştım. Öylelikle bütün bu bilgileri edindim.

Getty Images’ten editorum Jay Davis ve ben, Scott ile birlikte Wall Street yakınlarındaki Evsiz Sığınağı’na gittik ki Scott, posta adresi, sağlık sigortası ve yiyecek yardımı için başvurabilsin. Bütün gün çok uzun sıralarda beklemek Scott’i cok huzursuz etti. Ama inanılmaz bilgili, kültürlü birisi. Dilenmekten topladığı paraları kitap almaya harcayan hırslı bir okur. Yolun kenarında benim verdiğim eski kıyafetlerin içinde oturuyor ama elinde yepyeni bir George Packers kitabı var, Amerika’nın gerilemesi üzerine…

Bazen yaptığım iş kimsenin hayatında hiç bir şey değiştirmiyormuş gibi geliyor. Ama bu sadece benim fikrim. Dünyanın dört bir yanında bir sürü iş yapmış olan diğer gazeteciler için konuşmuyorum. Libya’da çalıştım mesela ama kimsenin hayatında bir değişiklik yaptım mı bilmiyorum. Ya da insanları bu konuda bilgilendirmek dışında Afganistan ve Irak’ta fotoğrafladığım insanlara hiç yardımım dokundu mu? Ama burada birisine kişisel olarak yardım etme şansına sahibim.

Yavaş adımlar atacağız. Onu korkutmak istemiyoruz. Bir makina istediğini biliyorum ki bence kolaylıkla bulabiliriz. Bir sürü insan yardım etmek için gönüllü oldu. RIT’nin bölüm başkanı bile arayıp nasıl yardim edebileceklerini sordu. Herkes bir şeyler yapmak istiyor ki bence bu çok güzel. Simdi biz ona nasıl yardim edebileceğimizi planlamaya çalışıyoruz.

Son olarak eklemek istediğin bir şeyler var mi? Cesaretlendirecek sözler ya da öğüt?

Fotograf endüstrisinde çok zor bir süreçten geçiyoruz. Ama aynı zamanda insanları bilgilendirmek için o kadar çok fırsat var ki… ve yenilik kesinlikle anahtar. Gelecekte bir sonraki şey nedir bunu anlamamız lazım, yeni iletişim yolları geliştirip kendimizi biraz daha zorlamamız lazım. Su anda o kadar çok insan bu isi yapıyor ki, yalnız hikayelerinin farklı olması yetmiyor artık. Onları nasıl sunduğun da çok önemli. Fotomuhabirliğinde bazen işin fotoğraf kısmını unutabiliyoruz. Gazetecilik kısmına o kadar çok takılıyoruz ki sanatçı olmamız gerektiğini unutuyoruz.

Öyle fotoğraflar çekmeliyiz ki izleyicilerin çoğunda olan ilgisizlik duvarını aşabilmeli ve onlarla iletişebilmeli. Bazen insanlara “vay be!” dedirtecek bir fotoğraf bunu yapmak için yeterli olabiliyor.

 

Benjamin Lowy’nin Web Sitesi

Benjamin Lowy Tumblr Sayfaları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>