Ebu Garip Fotoğrafları: Fotoğrafların Etik/Hukuksal Bağlamı ve Niteliği Üzerine

Devrim Deniz Erol - Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi

 

Özet:

Ebu Garip’ten bir fotograf

Ebu Garip hapishanesinde Amerikalı askerlerin uyguladığı işkenceyi gösteren yüzlerce fotoğraf ve dijital görüntü kaydı, Mart-Nisan 2004 tarihinde ortaya çıkmış ve sonrasında dünya basının gündemine gelmiştir. Ebu Garip fotoğraflarının “şok edici” nitelikleri ve çekim/dağıtım koşullarının farklılığı, “ikon olma” durumunu gündeme getirmiştir. Ebu Garip fotoğrafları bu niteliklerinden ötürü, ciddi tartışmaların nesnesi haline gelmişlerdir.

Yukarıdakilerin ışığında bu çalışma, Ebu Garip işkence fotoğraflarının etik ve hukuksal boyutuna odaklanmış; fotoğrafların niteliği ve kullanım/dağıtım koşulları da tartışılmış, yorumlanmıştır.

Giriş

Irak işgali sırasında Amerikalı askerlerin Ebu Garip hapishanesinde uyguladığı işkenceyi gösteren yüzlerce fotoğraf ve dijital

görüntü kaydı, Mart-Nisan 2004 tarihinde ortaya çıkmıştır. Fotoğraflar, ABD medyasında ilk kez 2004 Nisan ayının sonunda, CBS televizyonunda, “60 Dakika II” isimli televizyon programında ve Newsweek dergisinde yayınlanmış; böylece dünya gündemine taşınmıştır (Anden-Papadopoulos, 2007:5). Ebu Garip hapishanesinde yaşananlara ilişkin görseller salon.com isimli internet sitesinde 16 Şubat 2006 tarihinden itibaren görülebilmektedir. Sitede 18 Ekim-30 Aralık 2003 tarihleri arasında çekilmiş 279 fotoğraf ve 19 video kaydı bulunmaktadır. 279 fotoğrafın 173’ü, Amerikalı asker Charles Graner’in Sony FD Mavica kamerasıyla çekilmiştir (“Abu Ghraib Files”, 2006). Ebu Garip fotoğraf ve video çekimlerinin sayısı tam olarak bilinmemektedir ve birçok görsel kaydın dünyaya ulaşmadığı ya da ulaşımının engellendiği düşünülmektedir. Bunun nedeni fotoğrafların, söz konusu dönemde görev başında bulunan hükümetleri zor durumda bırakmış olmasıdır (Apel, 2005; Sontag, 2004). Sonraki süreçte Irak savaşı sırasında çekilen bu fotoğraflara, Koalisyon gücü askerlerinin çektiği yeni görseller de eklenmiştir. (3)

Ebu Garip fotoğrafları, gerek savaş fotoğraflarının değişen niteliği gerekse fotoğrafların farklı kullanım ve dağıtım koşulları bağlamında önemli görülmektedir. Bunun yanı sıra fotoğraflar, işkenceyi belgeleyen kanıtlar olmuşlardır.

Yukarıdakilerden hareketle söz konusu çalışmanın konusu, Ebu Garip fotoğraflarının hukuksal ve etik bağlamını ortaya koymak; bunun yanı sıra söz konusu görselleri, fotoğrafların niteliği ve kullanım/dağıtım koşulları açısından da tartışmaktır. Bu amaçla yapılan literatür çalışması sonrasında fotoğraflar ve söz konusu bağlamları, araştırmacı tarafından nitel olarak yorumlanmıştır.

Ebu Garip Fotoğraflarının Hukuksal ve Etik Bağlamı

Ebu Garip’ten bir baska fotograf

“Etik ya da ‘ahlak felsefesi’, insan davranışlarının kural ve ilkelerini ahlakilik temelinde araştıran, savunan ya da eleştiren bir felsefe dalıdır” (İrvan, 2005:62-63). Hukuk ilkeleri ve yasalar, eylemleri doğru ya da yanlış biçiminde sınıflandırırken; etiğe ilişkin ilkeler, hangi eylemlerin “iyi” olduğunu belirlemektedir. Özetle hukuk, yasalar çerçevesinde neler yapılabileceğini ya da yapılamayacağını ortaya koyarken; etik ise ne yapılması gerektiği üzerinde durmakta; ikisi arasındaki fark ise yaptırım biçiminden kaynaklanmaktadır. Hukukta yaptırım maddidir: suç işleyenler yasalar karşısında cezalandırılır. Etikte ise yaptırım vicdanidir (İrvan, 2005:68). İnsan hakları ilkeleri ise her şeyden önce evrensel niteliğe sahip olan etik ilkelerdir. Bunun yanı sıra, bu etik ilkeler hukukun temel ilkeleridir ve yasayla korunmaktadırlar (Kuçuradi, 2005:5). İnsan haklarına yönelik ilkeler birçok uluslararası sözleşmenin de temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda Ebu Garip fotoğrafları, insan hakları ihlallerini gösteren suç kanıtlarıdır ve gerek etik gerekse hukuksal ihlalleri belgelemektedirler.

Dijital teknolojiler yoluyla dünyaya yayılan fotoğraflar, çekilme ve kullanım nedenleri ne olursa olsun işkence yapıldığını kanıtlayan fotoğraflardır. Bu durum fotoğrafın bir “belge” olma niteliğiyle ilişkilidir. Fotoğrafların varlığı ortaya çıktıktan sonra, bu hapishanede yaşanan olaylar araştırılmaya başlanmış ve hukuki süreç başlamıştır. Irak Savaşı sırasında  Koalisyon Güçlerinin sorumlu olduğu insan hakları ihlalleri ve işkenceler, bunu kanıtlayan fotoğraflardan önce, Uluslararası Kızıl Haç Örgütü  (4) tarafından tespit edilmiştir. Örgüt, aynı zamanda Şubat 2004’te Koalisyon Güçleri’ne, Irak’ta kendi hükümetlerinin denetiminde gerçekleştirilen uluslararası hukuk ihlallerini ayrıntılarıyla açıklayan bir rapor sunmuştur (ICRC, 2004). Ancak söz konusu yazılı rapor, hükümetler tarafından, işkenceyi belgeleyen fotoğraflar kadar dikkate değer görülmemiştir.

Joseph M. Derby

Askeri Polis’te görev yapan gardiyan, Joseph M. Derby

Ebu Garip işkence fotoğrafları, 13.01.2004 tarihinde Askeri Polis’te görev yapan gardiyan, Joseph M. Derby tarafından Ebu Garip’teki Suç Araştırma Bölümü’ne, bir diske kayıtlı halde bırakılmış; Amerikan hükümeti bu kayıtlardan ve kamuya görüntülerin sızmasının ardından soruşturmalara başlamıştır (McCoy, 2006:196). Tümgeneral Antonio Taguba yönetimindeki Amerikan askeri soruşturması ise Ebu Garip cezaevindeki tutsaklara Ağustos 2003 ile Şubat 2004 arasındaki dönemde “sistematik” ve “yasadışı işkence uygulandığı”nı ve askerlerin “Ebu Garip’te uluslararası hukuku ciddi olarak ihlal ettikleri” sonucuna varmıştır. Taguba raporu (5), sistematik olarak uygulanan cinsel aşağılama ve taciz uygulamalarına dikkat çekmektedir. Kullanıldığı belirtilen yöntemler arasında; uzun süreli uykusuz bırakma, dayak, acı verici pozisyonlarda uzun süreli tutma ve bazen bu durumdayken yüksek sesli müzik dinletme, uzun süreli başlık geçirme ve güçlü ışık altında tutmanın yanı sıra çıplak erkek ve kadın tutukluların videoya alınması/fotoğraflarının çekilmesi, erkek mahkumların tecavüzle tehdit edilmesi, bir askerin kadın bir tutukluyla cinsel ilişkiye girmesi vb. bulunmaktadır (Taguba, 2004).

Birleşmiş Milletler örgütü, 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kabul etmiştir. Bu bildirgenin beşinci maddesine göre “hiç kimse işkenceye maruz bırakılmamalı, kimseye zalimce, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele edilmemelidir”. Ayrıca, işkence uygulamaya ilişkin uluslararası hukuka dayalı düzenlemeler özellikle “İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Konvansiyonu” ve “Cenevre Sözleşmeleri” olmak üzere birkaç uluslararası anlaşma tarafından belirlenmiştir. Birleşmiş Milletler’in “İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme”si 26 Haziran 1987 yılında yürürlüğe girmiştir. İşkencenin tanımı sözkonusu sözleşmenin birinci maddesine göre şöyledir:

“Bu sözleşmenin amaçları bakımından işkence terimi, bir kişi üzerinde kasıtlı olarak uygulanan ve o kişiden yahut üçüncü bir kişiden bilgi edinmek yahut itiraf elde etmek o kişinin ya da üçüncü bir kişinin gerçekleştirdiği yahut gerçekleştirdiğinden şüphelenen eylemden ötürü cezalandırmak; ya da o kişiyi ya da üçüncü kişiyi korkutmak yahut yıldırmak, sindirmek için; ya da ayrımcılığın herhangi bir türüne dayanan herhangi bir nedenle, bir kamu görevlisi ya da resmi bir sıfatla hareket eden bir başka kimse tarafından bizzat yahut bu kimselerin teşviki ya da rızası yahut da bu eylemi onaylaması suretiyle yapılan ve gerek fiziksel gerekse manevi/zihinsel ağır acı ve ıstırap veren herhangi bir eylemdir” (Gemalmaz, 2002:45).

Söz konusu uluslararası sözleşmenin, “İşkenceyi Önleme Yükümlülüğü ve İşkenceyi Haklı Gösterme Yasağına” ilişkin olan ikinci maddesi göre, “her bir taraf devlet, kendi egemenliği altındaki topraklarda işkence eylemlerini önlemek üzere etkili yasal, idari, yargısal veya diğer önlemleri almalıdır ve savaş durumu ya da savaş tehdidi, iç siyasal huzursuzluk ya da bir başka kamusal tehdit, işkenceyi haklı göstermek için ileri sürülemez”. Yine ikinci madde, bir amir ya da bir kamu görevlisi tarafından verilen bir emrin işkenceyi haklı göstermek için ileri sürülemeyeceğini belirtmekte, onaltıncı madde ise işkenceye varmayan diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye karşı önlem ve yasaklar içermektedir (Gemalmaz, 2002:45-49). Bunun yanı sıra 12 Ağustos 1949 yılında kabul edilen dört adet Cenevre Sözleşmesi savaş durumundaki esirlerinin ve sivillerin korunmasına ilişkin olarak düzenlenmiştir. Özellikle savaş dönemlerindeki savaşçıların ve sivillerin haklarını korumayı amaçlayan bu sözleşmelerden Üçüncü ve Dördüncü Cenevre Sözleşmelerine göre, “uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda silahlarını bırakan silahlı kuvvetler mensupları da dahil olmak üzere, husumette etkin bir şekilde rol almayan kişilere…bütün hallerde insanca muamele edilecektir” ve hiçbir şekilde “kişiye ve yaşama karşı şiddet, özellikle de her tür cinayet, sakatlama, zalimane muamele ve işkence” veya “kişisel onura karşı hakaret, özellikle de aşağılayıcı ve küçümseyici davranışta” bulunulmamalıdır. Bunun yanı sıra özellikle Üçüncü Cenevre Sözleşmesi bir uluslararası silahlı çatışmada esir düşenlere yönelik hakları kapsamaktadır. Sözleşmenin özellikle onyedinci maddesinde: “Savaş esirleri üzerinde, hangi türde olursa olsun onlardan bilgi alabilmek adına ne fiziksel ya da ruhsal işkence, ne de başka herhangi bir baskı aracı kullanılabilir. Konuşmayı reddeden savaş esirleri tehdit, hakaret veya herhangi türden bir sakıncalı muameleye maruz bırakılmamalıdır” ifadeleri yeralmaktadır (Gemalmaz, 2002:45-56). Özetle, Ebu Garip hapishanesinde işkence emrini veren, bu uygulamalara göz yuman, işkence uygulayan ve işkence görüntülerini kaydeden askerler, vatandaşı oldukları ülkenin de imzaladığı Birleşmiş Milletler’in İşkence Karşıtı Sözleşmesi, (İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi/UNCAT) Cenevre Sözleşmesi gibi birçok işkence karşıtı uluslararası anlaşmayı da çiğnemişler ve uluslararası anlaşmalar karşısında savaş suçu işlemişlerdir. İşkenceye yönelik bu suçlara ilişkin cezalar ise tam anlamıyla yerine getirilmemiştir. Amerika’da savunma bakanlığı, ordu, donanma ve CIA gibi kurumların da sorumlu olduğu işkence ve cinayet iddialarına ilişkin verilen cezalar genel olarak düşük rütbeli askerlere verilen para cezaları, rütbe indirimi, askerlerin görev yerinin değiştirilmesi ve ordudan ihraç gibi hafif cezaları içermektedir (Eisenmann, 2007:4). Diğer taraftan gerek Amerikan hükümeti tarafından hazırlanan bazı belgelerde gerekse sivil kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlarda ve suçlu bulunan askerlerin ifadelerinde yer alan ve olaylarda rol oynadığı belirtilen birçok üst düzey yetkilinin cezalandırılmasından kaçınılmış; olaylarla ilişkili olarak sadece eski Irak Askeri Şefi General Janis Karpinski’nin rütbesi düşürülmüştür (Mccoy, 2006:234) (6).

Fotoğrafların Niteliği: Suç Kanıtı, Anı Nesnesi, İkon ve İşkence Olarak Fotoğraf

Ebu Garip fotoğrafları, ABD askerlerinin “anı” amaçlı çektikleri fotoğraflardan oluşmaktadır ve aynı zamanda bu “askerlik hatıraları”, mahkumlara yapılan işkenceyi kanıtlayan belgelerdir. Bu fotoğraflar; suçu işleyenleri kamuya teşhir etmek amacıyla bir başka amatör “yurttaş” tarafından değil, hapishane yönetiminden sorumlu bir ülkenin askerleri tarafından, diğerlerinin işkencesini ve acısını kaydetmek amacıyla çekilmişlerdir. Fotoğraflar, genel anlamda foto-muhabirlerin alanı olan savaş fotoğraflarının değişen niteliğinin de bir göstergesidir. Sontag (2004)’a göre daha önceki dönemlerde savaşı fotoğraflamak foto-muhabirlerin yetki alanındayken, “şimdi askerler; kendi savaşlarını, eğlencelerini, gözlemlerini ve barbarlıklarını kaydeden, imajları değiş tokuş eden ve onları yerküre etrafına e-mailleyen fotoğrafçılar” haline gelmişlerdir. Baudrillard (2004:87)’a göre ise askerlerin işkenceyi fotoğraflamaları, günümüzde “artık orduya ‘gömülü’ gazetecilere gerek kalmadığının” ve “askerlerin medya savaşına da katılmalarının” bir belgesidir. Diğer taraftan, amatör kayıtlar ve bununla ilişkili olarak vernacular7 fotoğraf, son dönemlerde yaygınlaşmış, sanatsal ve kültürel anlamda postmodernizme özgü kişisel, basit ve gündelik olanın yüceltilmesiyle de paralel olarak bir direnişi de içinde barındırmıştır. Ancak bu işkence fotoğrafları “amatör kayıtların” niteliklerinin sorgulanmaya açılmasını da beraberinde getirmektedir.

Ebu Garip fotoğrafları

Ebu Garip fotoğrafları, yayınlandıktan sonra bir “ikon” haline gelmiştir. Fotoğrafın “ikon8” olma niteliği açısından birçok örnek vermek mümkündür. Dorothea Lange’ın, Nipomo Kaliforniya’da, Florence Owens Thompson isimli göçmen kadını ve iki çocuğunu gösteren “Göçmen Ana” (1936) fotoğrafı, yoksulluğu temsil eden ikon fotoğraflardan biridir. Lange, 1929’da yaşanan kapitalizmin büyük bunalımı sonrası, ABD Devlet Başkanı Franklin D. Roosevelt’in bu durum karşısında geliştirdiği “Yeni Düzen’’(New Deal) politikalarına yönelik olarak kurulan Çiftçi Güvenliği Örgütüne (FSA) bağlı olarak çalışmış ve fotoğraflarında tarım krizini, göçü ve yoksulluğu göstermiştir. Robert Capa’nın İspanyol İç Savaşında General Franko’ya karşı Federico Borrell Garcia isimli Cumhuriyetçi askerin Cordoba cephesinde vurulduğu anı gösteren “Ölüm Anı” (1936) fotoğrafı ise ölüm ve savaşın ikonu olmuştur. Diğer taraftan Alberto Korda’nın Küba devriminin önemli yüzlerinden olan “Che” (1960) portresi ise devrimin ve devrimci mücadelenin ikonu olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Fotoğrafın ikon olma özelliği, zamanla artan fotografik üretim sonucu sorunsallaşmıştır. Buna rağmen “şok edici” nitelikleri ve çekim/ dağıtım koşullarının farklılığı, Ebu Garip fotoğraflarının ikon olma durumunu gündeme getirmiştir. Söz konusu fotoğraflar “işkencenin” ikonudur. Ancak ikon niteliğine sahip fotoğraflar, genel olarak etik bir kaygıyla üretilip bununla ilişkili bir değer içerirken; Ebu Garib fotoğrafları üretim ve kullanımları açısından, etiğe ve insani değerlere aykırılıklarıyla öne çıkmaktadırlar. Ebu Garip fotoğrafları yukarıda ele alınan niteliklerinin yanı sıra tehdit, şantaj, aşağılama, işkence gibi amaçlarlarla da kullanılmışlardır. Çıplak ya da pornografik unsurlar taşıyan biçimlerde mahkumlara zorla poz verdirilmesi ve fotoğraflanmaları mahkumların aşağılanmasını da kalıcılaştırmıştır. Ebu Garip’te çekilen işkence ve aşağılama fotoğrafları askerlerin, istediklerini yapmamaları/söylememeleri durumunda, mahkumları aileleri ve toplumları önünde rezil etmek anlamında kullanılan bir şantaj biçimine işaret etmektedir (Apel, 2005). Benzer biçimde, çekilen fotoğraflar hapishaneye yeni gelen mahkumlara kendilerinden istenilenleri yapmadıkları durumda “başlarına ileride neler gelebileceğini” gösteren tehdit araçları olarak da kullanılmışlardır (McCoy, 2007:28). Dolayısıyla fotoğraflar ve fotoğraf çekme eyleminin kendisi, işkencenin bir parçası durumuna getirilmiştir.

Yeni İletişim Teknolojileri ve İşkence Fotoğrafları

Dijital teknolojiler ve buna bağlı olarak yeni iletişim teknolojilerindeki değişimler, iletişim olgusuna yeni bir boyut getirmiştir. Günümüzde daha önceki dönemlerde medya ve basın-yayın gibi geleneksel iletişim araçlarında yer alan fotoğrafların, internet üzerinden küresel olarak yayılması söz konusudur.

Yüksek kalitede ve ucuz dijital fotoğraf makineleri ve cep telefonu kameralarıyla askerler tarafından çekilen savaş alanları –foto-muhabirlerin belki hiç yakalayamayacakları- savaşın dehşet görüntülerini gündeme getirmektedir (Lester, 2006:265). MySpace, YouTube gibi sitelerde ise Irak ve Afganistan’daki savaşta, Amerikan askerleri tarafından çekilmiş kanlı görüntüler yer almakta; Ogrish gibi siteler ölüm ve parçalama görüntüleri sunmakta ve ölü Iraklıların fotoğrafları askerler tarafından pornografi içerikli sitelerdeki diğer fotoğraflarla değiş tokuş edilebilmektedir (Harkin, 2006). Bunlardan yola çıkarak Ebu Garip fotoğrafları, acının küresel olarak seyirlik hale getirilmesi bağlamında tartışılabilir. Foucault (2000:39-40), özellikle Batı’da meydanlardaki büyük kalabalıklar ortasında yapılan infaz ve işkence törenlerinin XVIII. yy. sonu ve XIX. yy. başlarında yeni bir yasa ve suç teorisinin, modern hukuk sistemlerinin ortaya çıkışı gibi gelişmelerle ortadan kalkmaya başladığını belirtmektedir. Dolayısıyla, suçlunun (canlı ya da ölü olarak) teşhir edilmesi ve acısının seyirlik bir durum olmaktan çıkması; denetim ve disiplin mekanizmaları aracılığıyla suçlunun hapsedilmesi söz konusudur (Foucault, 2000:40-49). Ancak, Ebu Garip işkence fotoğraflarının internete yayılması, işkenceyi XIX.yy. öncesinin seyirlik işkence törenlerinin gerçekleştiği ve artık daha büyük kitlelerin izlediği küresel bir meydana taşımıştır. Tüm bu görüntüler, birer imge olarak tüketilmektedir. Fotoğrafların, bu şekilde sürekli ağda dolanımı aynı zamanda Ebu Garip’deki işkence ve aşağılamayı da sürekli bir hale getirmektedir. Diğer taraftan fotoğrafların ağda kullanım ya da tüketim biçimleri farklılık gösterebilmektedir. Ebu Garip fotoğrafları internet ağı üzerinden, savaş karşıtı kişi/kurumlar ve insan hakları dernekleri tarafından da milliyetçi, ırkçı, militarist özellikler gösteren kuruluş ve kişiler tarafından da kullanılabilmektedir.

Devrim Deniz Erol

Sonuç

Ebu Garip fotoğrafları nitelikleri açısından hem işkenceyi kanıtlayan suç belgesi olmaları hem de işkencenin ikonu, anı fotoğrafı ve işkence sürecinin parçası olmaları açısından dikkat çekmektedir. Bunun yanı sıra Ebu Garip fotoğrafları işkence suçunun işlendiğini gösteren nitelikleriyle gerek uluslararası boyutta hukuksal bir ihlali, gerekse evrensel boyutta etik ilkelerin ihlalini kanıtlamaktadır. Fotoğraflar, yeni iletişim teknolojilerinin gelişimine paralel olarak dijital kameralar yoluyla kolaylıkla elde edilmiş ve internet üzerinden tüm dünyaya yayılmıştır. Ebu Garip fotoğrafları internet ağı üzerinden, savaş karşıtı kişi/kurumlar ve insan hakları dernekleri tarafından işkence ikonu ve muhalefetin bir aracı olarak kullanıldığı gibi; diğer taraftan da milliyetçi, ırkçı, militarist özellikler gösteren sitelerde ötekileştirilenleri aşağılamanın, “eğlencenin” ve sahip olunan iktidarın bir göstergesi olarak da kullanılmaktadırlar. Bu farklı kullanımlar ise fotoğrafın doğasından kaynaklanmaktadır. Fotoğraf farklı okumalara açık olduğu kadar, fotoğrafın kimler tarafından, nerede ve nasıl kullanıldığına göre de anlamlandırma değişebilmektedir.

 

Dipnotlar 
Başlık. Söz konusu çalışma Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesinin 13-15 Ekim 2011’de gerçekleştirdiği Medya ve Etik Sempozyumunda sunulmuş ve bildiri kitapçığında basılmıştır. Bu çalışmayı kaynak olarak kullanabilmek için: Devrim Deniz Erol “Ebu Garip Fotoğrafları: Fotoğrafların Etik, Hukuksal Bağlamı ve Niteliği Üzerine”, II. Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve Etik Sempozyumu “Medya Kültür İlişkisinde Etik” 13-15 Ekim 2011 “Bildiriler” , ss:229-239.
2. Araş.Gör., Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi
3.Ingiliz askerlerinin benzer uygulamaları da söz konusudur (“Irak’ta Bu Kez İngiliz Skandalı”,Hürriyet,2004). Diğer taraftan 2006 yılında Avustralya’nın SBS televizyonunda yayınlanan “Dateline” isimli haber programında ”ABD’nin baskılarına” karşı, Ebu Garip’deki ABD askerlerinin yaptığı işkenceleri belgeleyen, yeni ”cinayet, işkence ve cinsel aşağılama” görüntülerini yayınlamıştır (“Vahşetin Yeni Fotoğrafları”, Cumhuriyet,2006).
4.Bir Cenevre sözleşmesi imzacısı ile başka bir taraf arasındaki silahlı çatışma zamanlarında, Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (International Committee of the Red Cross, ICRC) delegeleri imzacı tarafın, işkence kullanımı da dahil olmaküzere, Cenevre Sözleşmelerine uyup uymadığını çeşitli ziyaretlerde bulunarak gözlemlemektedirler. Uluslararası Kızıl Haç Örgütü, Mart- Kasım 2003 tarihleri arasındaki dönemde Irak’taki hapishanelerde birçok insan hakları ihlali ve ortak- sistematik işkence ve zorlama yöntemini belgelemiştir (ICRC, 2004).
5.Ebu Garip hapishanesinde ABD askerlerinin uygulamalarına ilişkin olarak hükümet ve ordu destekli birçok rapor hazırlanmıştır. 2004-2005 yılları arasında Amerika’da Taguba, Mikolashek, Fay-Jones, Schlesinger, Church ve Green raporları, konu üzerinde yapılan çalışmalar sonucu yayınlanmıştır. Church ve Green raporları hariç diğer raporlarda genel olarak üst düzey askerler ve askeri emir komuta zincirinin olaylardaki sorumluluğuna değinilmiştir. Ayrıntılı bilgi ve gerek sözkonusu askeri raporların gerekse sivil kuruluşların işkence üzerine hazırladığı raporların linklerini ulaşmak http:/www.salon.com/news/abu_ghraib/2006/03/14/investigations_resources/index.html. adresinden mümkün olmaktadır.
6.Benzer gelişmeler İngiltere’de de yaşanmıştır. Britanya ordusu personel stratejisi şefi Brig Robert Aitken’in, Britanyalı askerlerin Iraklı tutuklulara kötü muamele ettiği iddiaları hakkında yürüttüğü üç yıllık incelemenin sonuçlarını içeren rapor 25 Ocak 2008 yayınlanmış ve raporda, askerlerin Iraklı tutuklulara yönelik davranışlarıyla ilgili eğitimlerinde birtakım değişikliklere gidilmesi gerektiği, ancak sistemli bir kötü muameleye ilişkin herhangi bir kanıt bulunamadığı savunulmuştur. Aynı dönemde ise askeri mahkeme kararıyla 2003 yılında gözaltına alındıktan sonra 93 yerinden yaralanarak öldürülen 26 yaşındaki otel görevlisi Baha Musa davasında yargılanan yedi askerden altısı beraat etmiş, biri ise bir yıl hapis cezasına çarptırılmıştır (“Rapor: Askerler Askerleri Aklıyor”, Bianet, 2008).
7.Genel olarak amatörler ya da sanatsal iddiası bulunmayan kişiler tarafından çekilmiş olan; aile albümlerinde bulunan gündelik fotoğraflar, kartpostallar, adli fotoğraflar v.b.’leri literatürde “vernacular fotoğraf” olarak adlandırılmaktadır.
8.Hıristiyanlık açısından geçmiş dönemde dinsel nitelikli aziz, azize ya da dinsel öneme sahip kişilerin tasvirlerini niteleyen ikon kavramı, bu dinsel kullanımı dışında, önemli olay, durum ya da kavramları temsil eden görseller, fotoğraflar olarak da kullanılmaktadır.

 

Kaynaklar:
Apel, Dora (2005). “Torture Culture: Lynching Photographs and the İmages of Abu Ghraib” Art Journal/Summer, http://findarticles.com/p/articles/mi_m0425 is_2_64/ai_n14919727?tag= content; col1. Baudrillard, John (2006).
“War Porn”, Journal of Visual Culture, 5 (1). 86-88, http:// vcu.sagepub.com.
BİA Haber Merkezi, (2008). “Rapor: Askerler Askerleri Aklıyor”, BİA Haber Merkezi. İstanbul: http://www.bianet.org/bianet/ kategori/bianet/104569 (31.01.2008). 
Cumhuriyet Gazetesi (2006), “Vahşetin Yeni Fotoğrafları”, (16.02.2006).  Eisenman,Stephen F. (2007). Ebu Graib Etkisi: Batı Sanatında Şiddetin Kökenleri, çev: Işık Özbek. Versus Kitap, İstanbul.
Foucault, Michel (2000). Hapishanenin Doğuşu, çev: Mehmet Ali Kılıçbay. İmge Kitabevi, Ankara.
Gemalmaz, Mehmet Semih (2002). İşkence Yasağına İlişkin Ulusalüstü Belgeler (BM, AK, AB, ABÖ, ADÖ) : (Bildiri, Sözleşme, Protokol, Şart, Karar, Tavsiye Kararı, Görüş), İstanbul Barosu Yayınları, İstanbul. 
Harkin, James (2006). “War Porn”, The Guardian, http://www.guardian.co.uk/ commentisfree/2006/ aug/12/comment.media2. (12.08.2006).
Hürriyet Gazetesi (2004). “Irak’ta Bu Kez İngiliz Skandalı”, http://webarsiv. hurriyet.com.tr/2004/ 05/01/452037.asp. (01.05.2004). 
ICRC Report (2004). Report of the International Commite of the Red Cross (ICRC) on the Treatment by the Coalition Forces of Prisoners of War and Other Protected
Person by the Geneva Conventions in Iraq During Arrest, Interment and Interrogation February 2004, http://www.derechos.org/ nizkor/us/doc/icrc-prisoner-report-feb- 2004.pdf.
İrvan, Süleyman (2005). “Medya ve Etik”. Habercinin El Kitabı 2: Medya Etik ve Hukuk. der: Sevda Alankuş. IPS İletişim Vakfı Yayınları/Habercinin El Kitabı Dizisi, 61-90, İstanbul. 
Kuçuradi, İonna (2005).
İnsan Hakları: Kavramlar ve Çeşitleri Konferansı. Düzenleyen: Hacettepe Üniversitesi İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama, Araştırma Merkezi ve Ankara Barosu İnsan Hakları Hukuku Araştırma, Uygulama, Danışma Merkezi ve Staj Kurulu, Ankara Barosu Eğitim Merkezi, (01. 04. 2005).
Lester, Paul Martin (2006). Visual Communication: İmages With Messages . Thomson Wadsworth, Belmont, Calif. McCoy, Alfred W. (2006). CIA İşkenceleri: Soğuk Savaştan Günümüze CIA Sorgulamaları, Pegasus Yayınları, İstanbul.
Papadopoulos, Kari Andén (2007). “The Abu Ghraib Torture Photographs: News Frames, Visual Culture and The Power of Images”. Journalism, 9 (1), 5-30. Sage Publication, London.
Sontag, Susan (2004). “Regarding the Torture of Others”. The New York Times. http://www.nytimes.com/2004/05/23/magazine/23PRISONS.htmlex=1400644800&en=a2cb6ea6bd297c8f&ei=5007&partner=USERLAND. (23.05.2004). 
Taguba, Antonio (2004). Taguba Report/Artıcle 15-6 Investıgatıon Of The 800th Mılıtary Polıce Brıgade, http://www.globalsecurity.org/intell/library/reports/ 2004/800-mp-bde.htm.
“The Abu Ghraib Files”(2006), salon.com, http://www.salon.com/news/ abu_ghraib/2006/03/14/introduction /index.html, (14.03.2006).
 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>