Foto muhabirleri ”o an”ın fotoğrafını mı çekecek yoksa videosunu mu ?

Profesyonel fotoğraf makinelerine video çekim modu eklendi, tartışma başladı : Foto muhabirliği mesleği her geçen gün daha mı ölüyor yoksa yeni gelişmelerle kabuk mu değiştiriyor ?  Foto muhabirleri ”o an”ın fotoğrafını mı çekecek yoksa videosunu mu ?

New York’ta Times Meydanı’nda bir videographer / Fotoğraf : Tolga Adanalı

Geçtiğimiz günlerde Nikon ve Canon firmaları “amiral gemileri” olarak nitelenen profesyonel DSLR serilerinde iki yeni ürünü dünya vitrinine çıkardı. Nikon D3S, Canon ise EOS 1D Mark IV modellerinde, sınıflarının ilk video çeken fotoğraf makinelerini ürettiler. Foto muhabirleri, daha önce giriş ve yarı profesyonel seviyelerdeki makinelerde test edilen bu özellik konusunda kafalarındaki soru işaretlerini gidermeden, sağlıklı bir şekilde tartışma olanağı bulamadan, bu tarz makinelere bırakın sahip olmayı, birçoğu test dahi edemeden profesyonel DSLR fotoğraf makinelerine de bu özellik eklenmiş oldu.

Bu, basın fotoğrafçılığı açısından kimine göre “dayatılan”, kimine göre ise “kaçınılmaz” bir dönüşüm anlamına geliyor. Şimdiye kadarki süreçte üretilen video çekme özelliğine sahip fotoğraf makineleri, foto muhabirlerinin tercih ettiği sınıflarda değildi. Olsa olsa, çantada yer alabilecek daha ucuz ve hafif ikincil hatta üçüncül gövde anlamına geliyorlardı. Oysa artık durum değişti, yeni bir miladın arifesinde hatta içindeyiz artık. Daha dayanıklı gövde yapıları, hızları, deklanşör ömrü gibi etkenler nedeniyle tüm foto muhabirlerinin “olmazsa olmaz” dediği profesyonel fotoğraf makinelerinde de artık video çekme özelliği standart hale geldi çünkü. “Değişim” kapılarımızı çalıyor.

Abdurrahman Antakyalı – Foto Muhabiri Sitesi Editörü

Fotomuhabiri sitesi, bu konuyu geniş bir yelpazede ele alıyor. Ulusal ve uluslararası ajans ve gazetelerde görev yapan Türk foto muhabirleri, akademisyenler, fotoğraf editörleri ve fotoğraf editörü “dostlarım”, aşağıdaki sorulara verilen yanıtlar ağırlıklı olmak üzere fotoğraf makinelerine video çekme özelliğine ilişkin değerli görüşlerini paylaştılar:

- Foto muhabirliği açısından bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Foto muhabirliği mesleğine etkisi ne olacak?

- Bu konuda foto muhabirleri en çok hangi noktalarda zorlanacak?

- Bu konuda bir deneyiminiz oldu mu? Bir basın kuruluşunda çalışıyorsanız kurumunuz bu konudaki planlarını sizinle paylaştı mı? Akademik düzeyde foto muhabirliği ile ilgiliyseniz derslerinizin kurgusunda bir değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?

- Fotoğraf ve video kaydetme işini aynı anda yapacak olan “yeni model” foto muhabiri için isim önerebilir misiniz:)

İsimleri alfabetik olarak sıralanan bu değerli görüşlerin sahibi “dostlarıma”, gelecekten geçmişe bakıldığında tarihe önemli notlar düşeceğine inandığım katkılarından dolayı çok teşekkür ediyoruz.

 

Ali Öz

Ali Öz – Freelance Foto Muhabiri

Bana göre dijital kirliği daha da arttıracak bir uygulama. Yayın kuruluşları dijital teknoloji ile birlikte foto muhabiri kullanımına sınırlama getirdiler. Muhabirlere verdikleri dijital kameralarla foto muhabiri kullanımını asgari noktaya indirgediler. Video uygulamasıyla hem fotograf hem video işini tek kişiye yaptırmak isteyebilirler. Ben fotografın her zaman kendi yalın gücüne inandım.

Video kullanımı, fotoğrafa ihanet etttiğim duygusunu bende uyandırdı. Fotoğrafa, önce bu işi yapan insanların sahip çıkması gerekir. Son olarak; Ben asla videolu bir fotoğraf makinesi almayacağım.

Coşkun Aral

Coşkun Aral – İz TV Genel Yayın Yönetmeni

Dijital fotografın basın fotografçılığında kullanımı zaten başlı başına bir devrim. Biz haber fotografçıları için fotografın çekimi kadar onu yayınlayacak kurumlara ulaştırmak da bir zamanlar kabustu adeta. Fotograf makinesindeki hafiflemeler seri ve daha az ışıkla çekebilme imkanları muhteşem şeyler. Üstelik film kalitesine eşdeğer çözünürlükte fotoğrafa ulaştıkça sanırım basın fotoğrafçılığında sorun kalmamış olacak. Tek kuşkum, dijital fotografın saklanmasıyla ilgili.

Foto muhabirliğim süresi içinde küçük bir teyp taşıyıp, fotoğrafladığım ortamın seslerini ve bilgilerini kaydediyordum. İlk taşınabilir küçük kamera çıktığında bu işin öncülüğünü yapanlardandım. Fotograf makinelerim ve kamerayla seyahate gidiyordum. Fotoğrafın yetersiz kaldığı ortamlarda video kameramla olayları belgeliyordum. O yüzden fotoğraf makinemin aynı zamanda bir kamera görevini üstlenmesi, üstelik çok kaliteli çekmesi meslek açısından büyük kazanç.

Bu konuda foto muhabirleri belki de en çok tercihlerde zorlanacak. Gerçi olgunlaşmış bir foto muhabiri, tercihlerde zorlanmaz. Ancak başlangıçta anı veya anları kalıcılaştırma beyinde panik yaratabilir. Fotoğraf makinesi ve kameramı bir arada taşımaktan hep kazançlı çıkmışımdır. Üstelik yıllardır kullandığım makinemin yeni bir modelinin video da çekmesi beni sadece mutlu ediyor. Foto muhabirliği tanımlamasını pek sevmiyorum. Ben haber fotoğrafçısı demeyi tercih ediyorum. Eğer videoyu bir kameraman profesyonelliğiyle (montajcıyı rahatlatacak ölçüde) çekecekse, bu kişiye ‘görüntü avcısı’ diyebilirim sanırım. :)

Emre Oktay

Emre Oktay  - Hürriyet Gazetesi Spor Foto Muhabiri

Fotoğraf makinelerine video çekme özelliği eklenmesi kanımca, foto muhabirliğini değil ama dijital habercilik kavramını ilgilendiren bir gelişme. Zira ister haber fotoğrafçısı deyin isterseniz foto muhabiri, bu iş adı üstünde fotoğraf çekme eylemiyle tanımlanan bir meslek. Hem fotoğraf hem görüntü hem de ses kaydı, kısacası olayların olabilecek en geniş medya ile kaydı, son yılların popüler yayıncılık eğilimi olan ve hayatımıza internetin yaygınlaşması ile giren dijital habercilik (digital journalism) kavramını tanımlıyor. Olaya bu açıdan yaklaştığımızda video çekme özelliğinin foto muhabirliği mesleğinin tanımına herhangi bir yenilik getirmediğinigörürüz. Buradan mesleğin tanımı ya da içeriği değişmiyor sonucunu da çıkarmamak gerek. Foto muhabirliği tabii ki bir değişim geçiriyor, bunun çeşitli sebepleri de var, önce televizyon ardından internet bu değişimin gerçekleşmesindeki en önemli iki etken. Ancak bu başka bir tartışmanın konusu.

Foto muhabiri video çekme özelliği olan makineleri kullanmalı mı ya da kullanabilir mi? Ara Güler’in deyimi ile foto muhabiri bir ‘görsel tarihçi’dir. Tarihe görsel notlar düşer. Mesleğe romantizm gözlüğüyle bakmaktan vazgeçtiğimizde yaşanan anı en doğru şekilde kaydetmenin görevimiz olduğunu görürüz. Bunu kabul ettiğimizde ortaya bir tercih sorunu çıkıyor, “video mu, fotoğraf mı”. Her ne kadar Canon yeni makinesi EOS 1D mark IV’e video çekerken aynı anda fotoğraf çekebilme özelliği koymuş olsa da, aklıma Kamil Fırat Hocam’ın bir sözü geliyor “Her makinenin kendi ritüeli vardır” Bir rangefinder makine ile reflex makine arasında nasıl bir fark varsa (konuya yaklaşma, kadraj, kompozisyon) video çekmek ile fotoğraf çekmek arasında da bir fark söz konusudur. Dolayısıyla böyle bir makineyi kullanacak olan kişinin baştan bir tercih yapması gerekecektir. Video mu, fotoğraf mı? Kişi bu tercihi baştan yaparsa kanımca daha bir zihin açıklığı ile iş üretir.

Pratikte bize ne katar? Ben spor foto muhabiri olduğum için bana bir şey katacağını sanmıyorum. Çünkü spor müsabakalarında yayın hakları gibi önemli bir engel var. Önümüzdeki aylarda kış olimpiyatları yapılacak. Sanırım yeni makineler oraya yetiştirilmeye çalışıldı. Bu makinelerin ne gibi kısıtlamalarla karşılaşacağını hep beraber göreceğiz. Gazetemden de herhangi bir meslektaşıma hem fotoğraf hem de video çekilmesi için bir talimat geldiğini duymadım- ki gazetenin internet sitesi ciddi takip edilen bir haber portalı olmasına rağmen. İHA ve CİHAN gibi ajanslar özellikle Anadolu ve dış merkezlerdeki muhabirlerine böyle bir yükümlülük getirdiler sanırım. Bu tip çalışma düzeni içerisindeki kurumlara maliyet konusunda faydası olacaktır. Keza aynı şekilde internette yayın yapan haber portalları için iki özelliğe de sahip makineler tercih sebebi olabilir. Onun dışında kriz bölgelerinde çalışan haberciler için kolaylık sağlayacaktır. Bir patlama yada çatışma anında, veya benzeri beklenmeyen hadiseler karşısında haberciye büyük bir çalışma kolaylığı ve esnekliği sağlayacağı kesin.

Ercan Arslan

Ercan Arslan  - Milliyet Gazetesi Foto muhabiri

Basın sektöründe yaşanan dijital gelişmeler kimine göre “devrim” kimine göre “evrim” kabul ediliyor. Bence Foto muhabirinin yeni gelişmelerin dışında kalması düşünülemez. Foto muhabirleri yenliklerin öncüleri olmalıdırlar. Yeniliklerin sınırlarını zorlamalıdırlar.

Fotoğraf makinelerine konan hareketli görüntü kayıt sistemi Foto muhabirliğinde deprem etkisi yaratmayacaktır. Uzun vadede olumlu etkileri daha fazla olacaktır, muhabirler bu süreçten olumsuz etkileneceklerdir. Ajanslar ve Gazetelerin İnternet siteleri Foto muhabirlerine amatör kameraman sorumluluğu yükleyebilir. Bu da foto muhabirleri üzerinde baskı yaratabilir. Kurumlar için yeni kazanç kapısı olabilir.

Bu tarz fotoğraf makinelerini test etme imkânım oldu ama kurumumla herhangi bir paylaşımım olmadı. Basın fotoğrafı dersi veren biri olarak mesleki yenilikleri öğrenci arkadaşlarla her aşamada paylaşmaya gayret ediyoruz. Derslerimin kurgusunda önemli bir değişiklik olacağını düşünmüyorum. Sonuçları ileride daha sağlıklı değerlendirme imkânımız olacaktır.

Erhan Sevenler

Erhan Sevenler - Anadolu Ajansı İstanbul Foto muhabiri

Olaya teknik olarak yaklaştığımızda fotoğraf makinesinin video kaydı yapması yan bir özellik. Yani asıl görevi video çekmek olan bir kameranın yan özelliği olan fotoğraf çekebilme imkanı ile elde edilen fotoğraf ne kadar fotoğraf ise, fotoğraf makinesinin yan özelliği olan görüntü çekebilme imkanı ile elde edilen görüntü de o kadardır. Dahası fotoğraf disiplinine sahip birisinin yan özellik olarak görüntü de çekebileceğini, görüntü disiplinine sahip birinin yan özellik olarak fotoğraf çekebileceğini düşünmek de mümkün.

Ayrıca tüm bunları haber fotoğrafçılığı ve haber kameramanlığı gibi oldukça karmaşık, tecrübe gerektiren iki ayrı disiplin içinde değerlendirmeliyiz. Ne var ki tüm bunların dışında her iki ayrı disiplin için bu tecrübeleri kazanmak çok uzun yıllar almaktadır. Hem mekanik, hem anlam, hem de disiplin olarak bu iki bambaşka disiplini bir arada gerçekleştirmek sadece yan bir özellik olarak kalacaktır.

Anlaşıldığı üzere fotoğraf ve görüntü hem mekanik anlamda hem de bu cihazları kullanacak kişilerin ayrı disiplin anlayışları oluşu nedeni ve dahası önümüzde akıp giden zamanda fotoğraf özellikle haber fotoğrafı sadece en dinamik ve doğru anı bazen saniyenin 8000/1′nde yakalamak sabitlemek isterken, görüntü akıcılık ister. saniyede 24 kare 25 kare ister ve bunun dakikalarca saatlerce sürmesini ister. Dahası fotoğraf, içerik ve anın mükemmelliği kaygısı ile yanıp tutuşurken görüntü akıp giden zamanı sürekli kaydederek bunu sağlamaya çalışır. O kadar farklılar ki. Ayrı dünyalarda yaşayan iki kardeş gibiler. Tek ortak noktaları aynı yöne doğrultulur objektifleri çoğu zaman. O kadar. Fotoğraf makinesinin görüntü çekme özelliğine sahip olması günümüz dünyasında hiç bir şeyi yeterli bulmayanların çılgınca teknolojik zaferlerinden biri. Ama sadece ve sadece yan ve basit bir özellik.

Hasan Şenyüksel

Hasan Şenyüksel- Fotoğrafevi Sanat Yönetmeni

Bu yeniliğin foto muhabirleri açısından sevindirici, umutlandırıcı ve ‘O’ anı tespit ve kayıt altına almada çok yararlı bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Bu sayede üretilenlerin çok büyük kitlelere ulaşacağını, görsel muhabirliğin de değişeceğine ve gelişeceğine inanıyorum.

Şunu unutmamak gerekir ki; hangi yenilikler yapılırsa yapılsın, fotoğraf makinesi ve videosunu fotokopi makinesi gibi kullananlar ayrışacak, ürettiklerine kendinden bir şey katanlar öne çıkacaktır.

Görüntü çeken fotograf makinesi ile Isuzu firmasına bir tanıtım filmi yaptık çok da başarılı oldu bence.Fotoğraf makinesinin video çekim özelliğini de kullanarak görev yapan foto muhabirlerine ilişkin isim önerime gelince; “Görüntü muhabirleri” uygun bir tanımlamaymış gibi geliyor bana.

Kemal Nuraydın

Kemal Nuraydın - National Geographic Türkiye Fotoğraf Editörü

Bu özelliklerin bir araya getirilmesi öncelikle daha önce her iki cihazı da taşımak zorunda kalanlar ya da taşımayı düşünüp de vazgeçmiş olanlar için büyük bir kolaylık, iki önemli fonksiyon tek cihazda bir araya geliyor.

Günümüzde foto muhabirliği artık bir multimedya işine dönüşme yolunda. 2004’te Magnum Fotoğraf Ajansı’nın bunu görerek Magnum In Motion’ı başlatması da bu öngörünün bir sonucu. Uluslararası çapta tanınmış bazı foto muhabirlerinin İnternet sitelerine göz attığımızda, çekim yaptıkları yerlerde kaydettikleri ses ve müzik eşliğinde fotoğraflarını videolaştırdıklarını görüyoruz. Kimisi de fotoröportajın yanı sıra çektiği videoları da o konunun bir parçası gibi sitesine ekliyor. Bu da anlatılan mekânların daha iyi bir şekilde algılanmasına yardımcı oluyor.

Videonun günümüzde bu kadar ön plana çıkmasının nedeninin İnternet, televizyon, sinema salonu gibi pek çok platformda izlenebilmesinin yanında esas olarak artık hemen herkesin cebinde olan multimedya telefonlar ve mp3-mp4 çalarlar olduğunu düşünüyorum. Günümüzde kullandığımız elektronik cihazların neredeyse tamamı video ve fotoğraf gösterebiliyor. Cep telefonlarının bile tek başına neler yapabildiğini düşündüğümüzde bu sürecin normal olduğunu düşünüyorum.

Burada sağlanacak faydayı günlük habercilik ve uzun süre çalışılan fotoröportajlar açısından ayrı ayrı ele almak gerekiyor. Bir foto muhabirinin bir daha hiç karşılaşamayacağı bir olayı kaydederken her iki medyayı da etkili bir şekilde kullanabilmesi bence mümkün değil. Burada fotoğrafçının bir tercih yapması şart. Bir çekimin geniş bir zamana yayıldığı durumlarda ya da bir kurgu söz konusu olduğunda ise hem fotoğraf hem de videonun etkili bir şekilde kullanılabileceğini düşünüyorum. Diğer bir yandan video ya da film çekenler için bu yeni kuşak makinelerin çok önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. Çünkü şu anda var olan birkaç teknik problem aşıldığında yüksek çözünürlüklü sensörler ve sınırsız objektif değiştirme imkanları eskisine göre çok kolay ulaşılabilir olacak, hatta videoda yeni ufuklar da açılabilir.

Türkiye’deki medya grupları bünyelerinde hem televizyon kanalları hem de dergi ve-veya gazete barındırdıkları için kısa vadede foto muhabirlerinden bir olaya gittiklerinde fotoğraf yanında video çekmeleri de beklenebilir. Ancak yukarıda saydığım nedenlerden ötürü günlük haber konusunda bunun pek başarılı olacağını düşünmüyorum. Fotoğrafçıların video alanında ustalaşmaya başlamasıyla uzun soluklu çalışmalarda aynı konu hem bir TV belgeseli hem de bir fotoröportaj olarak karşımıza çıkabilir, bunun daha öncekilerden farkı ise her ikisinde de aynı imzayı görmek olacaktır.

Ayrıca dijital fotoğraf makinelerinin çıkmasıyla nasıl tüm dünyada fotoğrafçı sayısında patlama olduysa makinelerdeki bu gelişmenin de kısa süre içinde yeni bir videograf/fotoğrafçı kuşağı ortaya çıkaracağını düşünüyorum. Bu konuda yetenekli insanların çoğalması, uzun vadede video çekmeye uyum sağlayamayanların işe alımlarda tercih edilmemesi sonucunu doğurabilir. Patron ya da şeflerinden gelecek hem video hem fotoğraf getirme talebi foto muhabirlerini her iki işin bir arada kotarılması gereği nedeniyle zorlayacak. Hareketsiz görüntüler çekmeye alışkın birinin daha önce tecrübesi yoksa video çekimine alışması çok da kolay olmayacaktır, çünkü hareketli görüntünün fotoğrafa göre çok farklı bir anlatım dili ve tekniği var. Henüz hem video hem de fotoğraf çekebilen bir refleks makine almadım. Ancak hafifliği nedeniyle çantamda her zaman taşıdığım SLR tipi kompakt makinemle (Sony DSC HX-1) hem video hem de fotoğraf çekiyorum. Bunu yaparken o an için ya fotoğraf ya da videoya karar verip onunla devam ediyorum, aynı olayı hem hareketsiz hem de hareketli olarak kaydetmeye çalışmıyorum.

Bunun dışında da birkaç yıl önce fotoğraf dünyasındaki bu multimedyalaşma trendine uyarak bir video kamera almıştım ama fotoğraf makinesi ile video kamerayı bir arada kullanma deneyimim hem pratik olarak zorluğu hem de ekstra yük olması nedeniyle düşündüğüm kadar verimli olmadı. Çalıştığım Doğuş Yayın Grubu dergilerinde bu konuda herhangi bir tartışma ya da fikir alışverişi gündeme gelmedi. Kısa vadede verdiğim özel derslerde bir değişiklik yapmayı düşünmüyorum, ama bu konuda bir talep gelirse durum değişebilir tabii. Artık sinemacı olarak tanınsa da fotoğrafçılıktan gelme olduğu için Nuri Bilge Ceylan bu konuda aklıma gelen ilk kişi ama onun bir foto muhabiri olmak isteyeceğini sanmıyorum:) Ayrıca kendim tanımasam da her iki dalda da iyi işler üretebilen pek çok kişinin olduğuna eminim, bu isimler mutlaka kısa vadede ortaya koyacakları işlerle öne çıkacaklardır.

Koray Peközkay

Koray Peközkay - Hürriyet Gazetesi Fotoğraf Editörü

Foto muhabiri, haberi görsel olarak belgeleyen kişidir. Bu işi yapan bir profesyonelin, elinin altında sadece tek bir tuş boyutuna indirgenmiş video kameraya sahip olmasının, ne gibi yararları olacağı da bu mantıkla bakıldığında basitçe ortaya çıkar.

Sanat olarak fotoğraf ve videonun birbiri ile rekabeti gibi bir durumun olmadığı ne kadar ortada ise, habercilikte de o kadar iç içe olduğu malumdur. Bu durumda, üstüne tartışılan bir butonun işlevinin, aslında bir foto muhabirinin “an’ı” yakalama sırasındaki, es geçtiklerinin, kaçırdıklarının, “saniyelerce” akan kaydının elinde olabileceği durumudur. Bunun kullanımının kaçınılmaz hale geleceğine inanıyorum. Ve buna dair bir örnek vermek gerekirse, fotoğrafın kimyasaldan dijitale geçişi sonrası, lcd ekranların gereksizliğinin tartışıldığı dönemin hatırlanmasını isterim. Bence foto muhabirliğinde, özellikle yeni nesil, yapacağı tüm toplumsal çalışmalarda video ve fotoğrafı kombine kullanacak. Hatta kendi adıma, bunu talep eder hale geleceğimden hiç şüphem yok.

Bu durumda “an” yakalanırken, görsel anlamda kaçak olmayacak, kimsenin aklında keşke kalmayacak. Pratikte devamlı karşılaştığım, gazete yönetiminin “fotoğraf var mı?” sorusu, “fotoğraf nereden ve nasıl gelirse gelsin” mantığının soru halidir. İleride yaşayacağımdan emin olduğum “videodan da bakalım” yaklaşımı neleri getirecek, onu da hep beraber göreceğiz. Ancak, benim fotoğraf editörü olarak “rec” tuşuna dair tek korkum, elinde sadece video ile gelen “muhabirlerin” olacağı öngörümden ibarettir. Bu durumda da akan görüntü söz konusu olacağından, “fotoğrafı kim çekti?” tartışması kaçınılmaz olacak.

Melih Zafer Arıcan

Melih Zafer Arıcan - Bahçeşehir Ünv. İletişim Fakültesi Fotoğraf ve Video Bölüm Başkanı

Bu gelişme aslında foto muhabirliğin İngilizcedeki geniş tanımına aynen uymakta. Visual Journalism (görsel habercilik) denilen meslek aslında hem fotoğrafı hem de video görüntüsünü kapsar. Ancak bu işleri yapan kişiler ve amaçları oldukça farklıydı şimdiye kadar. Ancak dijital fotoğrafçılığın ortaya çıkışı, video teknolojisine dayanmaktadır. Dolayısıyla yeni makinelerin çok iyi kalitede video çeken fotoğraf makineleri olmaları bir sürpriz olarak algılanmamalıdır. Zira benim Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde görev yaptığım bölümün adı da bu teknolojiye paralel olarak Fotoğraf ve Video Bölümü. Yani artık eğitim açısından da Fotoğraf ve Video dijital teknoloji ile aynı platformda buluşuyor.

Bana göre, foto muhabirliği açısından bu teknolojik gelişmenin, doğal olarak haber kameramanlığı mesleğini uzun vadede (5 yıl gibi bir süre) ortadan kaldıracağını düşünüyorum. Dolayısıyla bu gelişmenin olumsuz etkisi foto muhabirlerden çok haber kameramanlarına olacaktır. Çünkü kullanılan ekipman olarak, yüksek kalitede video çekebilen fotoğraf makineleri, normal video kameralardan hem çok daha hafif, hem de çok daha ucuz. Dolayısıyla medya kuruluşu, ucuz ve her işi yapabilen ekipmana ve elemana yönelmek isteyecektir. Aynı durum, benzer bir şekilde foto muhabirliği mesleğini icra eden kişileri yıllar önce işinden etmişti. Medya kuruluşları, bir haber için hem muhabir hem foto muhabiri göndermek yerine fotoğraf çekebilen muhabirleri işe almayı tercih ederek, masraflarını kısmayı hedeflemişlerdi. Şimdi bunlara, teknolojinin sağladığı kolaylıklarla bir de video çekme işlevi eklenebilir. Bu aslında teknolojiyle birlikte, özellikle ülkemizde gerçekleşen medyada yoğunlaşma denilen bir grubun birden çok gazete, dergi, TV, radyo ve internet haber sitesi gibi birçok alanda faaliyet göstermesi ile, haber havuzu sistemine geçilmesi ile de ilgilidir. Bu haber havuzlarının en önemli kaynaklarından biri de haber ajanslarıdır. Ajans muhabirlerinin böylece yakın zamanda; hem haber yazan, hem fotoğrafını çeken, hem de video çeken kişiler haline geleceğini düşünüyorum. Her işi yapan bir kişi, hiçbirini bir uzmanlık seviyesinde gerçekleştiremeyeceği için, artık olay yerinden çarpıcı fotoğraflar yerine sıradan fotoğraflarla yetinmeye razı olacağız. Burada ortaya çıkan kalite sorununun, medya patronları tarafından ne ölçüde önemseneceği aslında bu mesleğin geleceğini belirleyecektir. Ancak günümüzde varolan örnekler malesef medya patronlarının kaliteden çok maliyete önem verildiğini gösterdiği için çok da ümit vaat etmemektedir.

Fotoğraf çekmek zamanı dondurmak işidir. Yani kendi zamanını donduramayan bir kişinin, bir fotoğraf karesinde bir olayı başarılı bir şekilde dondurup özetlemesi çok mümkün olmaz. Bunu yanında, video çekimi akan zamanı elinizde kamera ile kovalamaktır. Fotomuhabirlik dingin bir kişilik yapısını, haber kameramanlığı devingen bir kişilik yapısını ve davranışını gerektirir. Dolayısıyla bir kişilik bölünmesi oluşacağından aynı anda iki işe birden konsantre olma zorluğu ortaya çıkacaktır. Ama bunu başaran kişiler için de bir zenginlik olarak sonuç verecektir. Tabi doğal olarak, video çekim ve kurgu konusunda bir eğitim almaları gerekecektir. Biz zaten bölümü 2006 yılında kurarken Fotoğraf ve Video olarak adlandırdığımız için, bu geleceği öngörerek bir müfredat hazırlamıştık, tahminlerimiz doğru çıktığı için de mutluyuz. Herhangi bir değişiklik yapmamız şu anda gerekmiyor.

Visual journalist yani Görsel Haberci ya da aslında asıl inandığım, fotojurnalist kelimesinin şimdi tam ve geniş anlamına kavuşacağıdır. Yani fotojurnalist devam eder diyorum.

Merih Akoğul

Merih Akoğul – Akademisyen 

Belki gazetecilik açısından bakıldığında bir fotoğraf makinesinde bir kamera olması iyi ama, bu ancak fotoğraf da çeken bir kameraman için idealdir. Fotoğrafçıya bir şey kazandıracağını sanmıyorum. Zira aynı konuların hem fotoğrafı, hem filmi çekildiğinde, iyi saptanmış bir fotoğraf her zaman daha çok prim yapmıştır.

Foto muhabirini görevlendiren gazete ya da dergi film çekmesini de istiyorsa, foto muhabirinin verimi, iki ayrı işi yaptığı için ister istemez düşecektir. Kendi deneyimime gelince; Bir kaç kez, bazı kompakt makinelerde film de çektim. Ama bunu yalnızca hatıra amaçlı yaptım. Film çekmenin -çok farklı bir dal olduğu için- foto muhabirinin iyi fotoğraf çekme yeteneğini olumsuz yönde etkileyeceğine dair ciddi kanılarım var.

Bu tarz fotoğraf makinelerinin üretiminin derslerimin sunumunda beni etkileyeceğini sanmıyorum. Zira hiçbir öğrencimden bana makinesi ile film çekerek getirmesini isteyeceğimi sanmıyorum. Her iki işi birden yapan bir foto muhabirini, “Teknolojinin ve kapitalizmin kurbanı” olarak nitelerim.

 

 

 

Murad Sezer

Murad Sezer - Reuters  İstanbul Şef Foto muhabiri

Ben bu yeni teknolojileri foto muhabirliği açısından olumsuz bir gelişme olarak algılamıyorum. Çünkü bu fotoğraf, adına bir yenilik ya da gelişme değil. Bunu “videografinin” – “videograf” ın yani çok farklı bir tarzın doğuşu – gelişimi olarak algılamalıyız. Bu nedenle bu teknolojik gelişme dünyada foto muhabirliğini olumsuz etkilemeyecektir. Hatta kameraman olmak isteyen meslektaşların bu alana geçişini kolaylaştıracaktır.

İnternetin yaygınlaşması, gazetelerin internet üzerinde okunur olması, son yıllarda büyük gazete yöneticilerini ve haber ajansı fotograf editörlerini yeni açılımlara zorladı. Son 5 yıldır özellikle uluslararası haber ajanslarında bu yeni akıma nasıl uyum sağlarız, görsellerimizi nasıl daha iyi pazarlarız çalışması var. Bu da yeni bir akımın doğuşuna öncülük etti. Multimedya ve videografi de bu akımın uzantıları olarak karşımıza çıktı.

CNN, BBC gibi uluslararası haber kanalları görsel kaynak olarak web sayfalarında hem ajans fotografları hem de kendi videolarını kullanıyorlar. New York Times ve Washington Post gibi gazeteler de internet sayfalarındaki haberleri kendi muhabir ya da foto muhabirleri tarafından kaydedilen kısa videolar ve fotografları slideshow tarzı ve akan görüntüler ile destekliyorlar. Uluslararası gazete ve haber ajanslarında son zamanların yükselen değeri ise “multimedya”. Şu an için Reuters Haber Ajansı’ndaki uygulama özel haberlerin video ve fotograf ile desteklenip abonelere bir bütün olarak sunulması ya da foto muhabirlerinin bol fotograflı, kısa yazılı, arka planda ortam seslerini barındıran slideshowlar hazırlamaları seklinde. Özellikle belirtmek isterim ki bu multimedya çalışmaları muhabir, foto muhabiri, kameraman ve yapımcıların ortak çalışmasının bir ürünü olarak gerçekleştirilmektedir.

Bir suredir Associated Press’te foto muhabirlerine video da çektirilen pilot bir uygulama var ama ajansın onümüzdeki yıllarda foto muhabirlerine iki ayrı işi ayni anda yaptıracağını hiç sanmıyorum. Bu uygulama da foto muhabirinden aynı anda iki ayrı cihazı da kullanması istenmiyor. Ya fotograf makinesini çantasından çıkarmadan gittiği haberde küçük el kameraları ile “videograf” olarak çalışıyorlar ya da kendi belirledikleri uygun zaman ve ortamda yeni nesil fotoğraf makinesini video aracı olarak kullanıp fotografçı gözü ile video çekip multimedya haber üretebiliyor. Her şeye karşın, AP, Reuters gibi köklü haber ajansları, fotograf ve foto muhabiri geleneğinden asla vazgeçmeyeceklerdir.

Türkiye’de ise gazeteciler ve foto muhabirlerinin çalışma koşulları zaten iyi değil. Yıllardir, iki büyük ulusal ajansta özellikle bölge bürolarında çalışanlar “muhabir-kameraman-foto muhabiri” olarak çalışıyorlar, kendilerinden bu üc zor ve ayrı ayrı beceri gerektiren mesleği “tek-elden” yapmaları isteniyor, bekleniyor. Bence uluslararası ajans ve gazeteler fotograftan / foto muhabirlerinden vazgeçmeyecekler, bu teknolojik gelişme ve devamı yeni bir gazetecilik türü yaratacaktır. Ülkemizde ise internet haberlerinin paralı olarak satılması kolay kolay hayata geçemeyeceği için “multimedya”nin gelişimi yavas olacaktır. Halihazırda birçok gazetede fotoğraf da çekebilen muhabirler tercih edilmektedir. Foto muhabirinden ayni zamanda video da çekmesi istenecek, ya foto muhabiri ya da kameraman işsiz kalacak diyorsanız zaten bunun benzeri uygulamalar yıllardır ulusal basında yaşandığı için “daha ne kadar kötu olabilir ki!” diyorum.

Mustafa Özer

Mustafa Özer - AFP Foto muhabiri

Açıkçası bence bu olayın foto muhabirliği ile ilgisi yok, foto muhabirliğini etkilemezde. Çünkü bu tamamen ajansların ekonomik kaygılarını fark eden firmalar tarafından yaratılmış alternatif gelir kaynağıdır. Sonuçta multimedya hizmeti de fotograf servislerinin işinin bir parçası olacak. Şu anda büyük ajanslarda bu görüşülüyor hatta bir kaç pilot çalışma bölgesi de kuruldu. Fakat bana göre bu foto muhabiri açısından korkulacak bir etkisi olacak gelişme değil. Sonuçta fiziken bizlerin bu iki farklı sistemi aynı anda kullanmamız mümkün değil. Ben foto muhabiriyim, kameraman olmak gibi bir idealim asla olmadı. Ama bir gün yapmam gerekirse fotoğraf öncelikli olmak sartıyla tabii ki yaparım. Ancak bu gelişme şu şekilde algılanıyor ki en çok foto muhabirleri içinde paniğe yol açan nokta da bu. Bu sistemle foto muhabiri bir kaç kare çektikten sonra video moduna geçecek diye algılanıyor; Yanlış, çünkü foto muhabirleri bu video sistemini ancak özel bir haberdeyken ve zaman buldukları anda ve imkan varsa yapacak. Bununla ilgili bir dayatma uluslararası kuruluşlarda yok. Veya geçtiğimiz G8 zirvesinde olduğu gibi olacak. Örnek olarak büyük bir haber ajansı G8 zirvesine bir foto muhabirini sadece multimedya servisi için yollamıştı. Oysa tv servisleri de vardı ama bunu da yaptılar.

Bu olayın etkileyeceği tek alan kameramanlar olacak, onların da sadece biraz canını sıkacak o kadar. Çünkü fotoğraf makinesiyle ne kadar kaliteli olursa olsun kamera arasındaki fark asla kapanmaz. Ayrıca kamera ve fotograf makinesinin arasındaki o fiziki fark uzun sureli video modunda kalmamızı bir kere engelliyor. Tripod mu taşıyacağız şimdi bunca yıl sonra? İyi tarafı da olacak bence. Çünkü foto muhabirliği bir hastalık. Ve bu işi beceremeyeceğiz ve iş sahası açılacak gençlere.

Bir de kurumlara para kazandıracak bunun da bizlere olumlu etkileri olacak. Aslında TV alanında çalışmanın foto muhabirini zorlaması şu şekilde olur: Tüm enerjimizi alıp götürür. Bizi kahreden şey kaçırdığımız kareler değil midir? Burada da hem çekeceğim ama bir yandan da bir sürü fotografı kaçıracağım. Bu yeni model foto muhabiri için yapabileceğim tek tanımlama “KÖLE” dir.

Rıza Özel

Rıza Özel - Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı

Görüntü çeken fotoğraf makineleri bizim mesleğimizden çok sinema sektörü için devrim olacaktır. Fotoğraflarda yakaladığınız bir çok açı film sektöründe kullanılamıyordu bugüne kadar ya da maliyeti çok yükseklere çekiyordu. Bundan sonra filmlerde çok farklı açıların kullanıldığını göreceğiz. Hatta daha alt sınıf fotoğraf makinelerinde de bunların kullanılması örneğin kısa filmlerle uğraşan genç yetenekler için de farklı bir seçenek olacaktır.

Film sektöründe çığır açacak bu gelişme foto muhabirliğine ancak mesleğe renk katabilir. Daha farklı çalışmalara meslektaşlarımızın imza atamasını sağlayabilir. Bunun örnekleri var dünyada pek çok foto muhabiri üstelik hatırı sayılır isimler görüntü dosyaları da hazırlıyor, Christopher Moris gibi. Üstelik bu görüntüler küçük kameralarla kayıt edilmiş video dosyalarından oluşuyor. Bambaşka bir nokta foto muhabirlerinin çektiği görüntüler, seçtikleri açılar, olayı yansıtma biçimleri otoriteler tarafından çok da başarılı bulunuyor. Vincent Laforet’in EOS 5D MarkII ile yaptığı kısa film bu konuda neler yapılabileceğine açık bir örnek. Şimdi bu tür farklı çalışmalara da imza atmak isteyen meslektaşlarımız bunu ellerindeki fotoğraf makineleri ile yapabilecek.

Ama ne olursa olsun foto muhabirinin işi yine fotoğraftır. Akan bir görüntü elde etmek çabası içinde olmayacaktır foto muhabiri. Bu gelişme farklı projeler için bir seçenek olsa da, foto muhabirlerinin asli işi tarihe tanıklık edecek kanıtlar toplamaktır. Şöyle bir bakın yaşanan savaşlar, depremler, toplumsal olaylar, spor organizasyonları her alanda akılda kalan tek bir karedir. Ve o tek karenin gücü hiçbir zaman akan görüntüde yoktur. Napalm bombasından kaçan kızın fotoğrafın yarattığı etkiyi aynı savaşta çekilen hiçbir görüntü yaratamamıştır.

Evlerimizde fotoğraflar vardır duvarlarda asılı duran, kimse küçük bir televizyonu duvara asıp sonra videoya bağlayıp çocuğunun görüntüsünü sürekli yayınlamaz. Bir fotoğrafa dakikalarca bakabilirsiniz ama döne döne aynı görüntüyü kaç kez izleyebilirsiniz. Herşey bir yana National Geographic fotoğrafçısı Steve McCurry’nin fotoğrafını çektiği “Afgan kız” Şarbat Gula’nın bakışları “O’an”lıktır. Saliselerin bile altındaki O’an’da çekilen fotoğraftaki bakışlar insanların içine işler. Akan bir görüntüdeki bakış aynı etkiyi yakalayamaz. Bu konuda yapılan araştırmalar da insan hafızasının fotoğrafik yani sabit görüntülerle bellek oluşturduğunu kanıtlamıştır. İnsanlar geçmişe dair hatıralarını bile hafızalarına tek kare olarak saklamaktadır. Kısacası fotoğrafın gücü kanıtlanmıştır. Bu güç her yerde ve alanda kendisini ispat etmiştir. Fotoğraf makineleri, görüntü de çekse, bu renkli bir tercihin ötesine geçemeyecektir.

Foto muhabirlerinin tercihleri bu gelişmenin zorluğuna yön verecektir. Gazetelerde fotoğraf editörlüğü kavramının oluşmamış olması fotoğraf kalitesinin sorgulanmamasına yol açmıştır. Günü kurtaracak fotoğraflar gazete sayfalarında yer buluyor, fotoğrafın dünyadaki gelişimini takip etme konusunda Türkiye’de foto muhabirleri, çalıştıkları gazete ve kurumların çok önünde. Gazetelerin fotoğrafa verdiği değerin(!) sonucu olarak fotoğraf çeken muhabirler, foto muhabirlerine alternatif olmuştur ülkemizde. Hiç belli olmaz iki gün sonra nasıl muhabire “fotoğraf çek” dendi ise foto muhabirine de “görüntü çek” denebilir. Basın sektöründe işverenin kayıtsız sözünün geçtiği bir ortam var Türkiye’de. Sonuçta mesleki birliklerin gücünün yaptırıma dönüşmesi zor. Bu ancak sendika ile olabilir ki, Türkiye’de basın sektöründe sendikalaşma da oldukça sıkıntılı.Ama burada son söz işi fotoğraf olan foto muhabirinin olacaktır. Bu konu kısa süre önce Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, yönetim kurulunda da gündeme geldi. Foto muhabirlerinden şimdi kimsenin ek bir talebi yok. Sonuçta fotoğraf çeken kameralar var piyasada ve kameramanlara “Arada tuşa basıp fotoğraf çekin” diyen de olmadı. Tabii aradaki en önemli fark fotoğraf çeken kameraların görüntü kalitesi iyi değil. Oysa görüntü çeken fotoğraf makinelerinin görüntü kalitesi full HD. Foto muhabirleri teknolojiyi çok iyi izliyor. Görüntü işinde foto muhabirinin neler yapabileceğini bizler yöneticilerden iyi biliyoruz. Burada gelişmeleri izlemenin doğru olduğu kanısına vardık. “Fotoğraf ve video kaydetme işini aynı anda yapacak olan “yeni model” foto muhabiri için isim önerebilir misiniz:)” sorusuna gelince. Öncelikle kameramanın kameraman, foto muhabirinin de foto muhabiri olarak kalmasından yanayım. Bu soruyu gülümseyerek cevaplıyorum, “FOTOROMAN” ‘ı öneriyorum. “Fotoroman olarak kalsın” diye…

Selahattin Sevi

Selahattin Sevi – Zaman Gazetesi Fotoğraf Editörü

Foto muhabirliği açısından söz konusu gelişmeyi olumlu olarak değerlendiriyorum. Foto muhabirleri teknolojik gelişmelerden korkmak yerine onlardan faydalanmayı ve mesleklerine katma değer olarak eklemeyi bilmeli. Gazeteciliğin basılı ürünlerden internete ve ekranlara kaydığını düşünürsek görüntü de çekebilen fotoğraf makineleri foto muhabirlerinin yararına. Buradaki tek ölçü foto muhabirinin mesleğine olan inancı. ‘Karar anı’nda foto muhabirinin tercihini görüntü yerine kareyi dondurmak olarak kullanma bilincinde olması gerekir.

Foto muhabirleri anlık fotoğraflar dışında anlatmak istedikleri hikayelerde ve foto röportajlarda görüntünün gücünü de çektikleri fotoğrafların öncesine ve sonrasına ekleyebilirler. Düşündükleri ‘Multimedya’ uygulamaları için ayrıca görüntü çekebilen bir makineye ihtiyaç duymayacaklardır. Hem fotoğraf hem de video çekebilme yeteneği olan fotoğraf makinelerini kullanan foto muhabirleri, ‘karar anı’nda zorlanacaklardır. Görüntü mü, dondurulmuş kare mi, ikilemine geldiklerinde tercihleri önemli olacaktır. Mesleğin idamesi ve geleceği açısından bu soru çok önemli hale gelecektir. Bu konuda henüz bir deneyimimiz olmadı. Fakat bazı zamanlarda bizim kurumumuz bir ajansa da sahip olduğu için foto muhabirlerinden görüntü de istendiği oldu. Fakat bu gelişme ile ilgili zihinsel planda arkadaşlarımız arasında konuşup tartışıyoruz. Pocket makinelerle bazı denemeler yapıyoruz. Aynı zamanda özel bir iletişim meslek lisesinde ders veriyorum. Elbette gelecek yıllar için böyle bir perspektiften de derslerin işleniş yötemini yenilemek gerekecek.

Selçuk Şenyüz

Selçuk Şenyüz  - Hürriyet Gazetesi Ankara Foto Muhabiri

Video çekiminin bir profesyonel fotoğraf makinesi için gereksiz bir unsur olduğunu düşünüyorum. Öyle görünüyor ki üreticiler profesyonel makinelerin kullanıcı yelpazesini genişletmek istiyorlar. Yarı profesyonel ya da fotoğrafa meraklı olanları da bu makineyi satın almaya çekmek istiyorlar.

Böyle bir gelişme ve değişimin profesyonel foto muhabirlerini zorlayacağı bir nokta göremiyorum. Hem fotoğraf hem video çekimini aynı kişiye DHA (Doğan Haber Ajansı) yaptırıyor. Eskiden bu konuda zorluyorlardı. Ama şu anda bunun pratikte verim getirmediğini gördüler. Amatör düşüncenin ürünü olarak niteliyorum bu makineleri, pazarlama tekniği olarak görülmesi gerektiği düşüncesindeyim. Derinliği olan bir mevzuu olarak bakmıyorum.

 

 

 

 

 

Tolga Adanalı

Tolga Adanalı - Anadolu Ajansı New York Foto muhabiri

Foto muhabirliği mesleğinin kabuk değiştirmesinin aslında tek bir nedeni var ; dijital dünya ve internet çağıyla birlikte fotoğrafın okuyucuya sunumu tamamen değişiyor. Fotoğrafın, video, ses ve benzeri medyalarla içiçe geçmeye başlaması, internet döneminin açık bir sonucu. Ben, konuyu daha genel bir bakış açısıyla ele alıp, foto muhabirliği (ya da ABD’de çoktan ismi bile konmuş olan ‘video journalism-video muhabirliği’) noktasında değerlendirmeyi sona bırakmayı tercih ediyorum ; Amerika’da artık gazete matbaalarına kilit vurulacağı günlerden söz edilmeye başlandı, bununla ilgili olarak New York Times, Washington Post, Chicago Tribune ve ülkenin diğer önde gelen gazeteleri için 15 yıl gibi çok da uzak olmayan bir tarih tahmini olarak veriliyor. ‘kindle’ denilen –bugünlerde daha çok e-kitap okumak için kullanılan – ancak kablosuz bağlantı ile günlük elektronik gazete de yüklenmeye başlanan cihazların ABD’deki 2009 toplam satışı 1 milyonu geçti, 2012’de tahmini rakamın 5 milyonun üzerinde olması planlanıyor, Türkiye’de Hürriyet’in kağıt baskısını günde 450 bin kişi satın alırken, internet baskısını hergün 2,5 milyon kişi ziyaret ediyor. İnternet ve 3G gibi kablosuz iletişim teknolojilerinin hızını artırması, web tv’lerin televizyonun yerini almaya başlaması ve hepsinden önemlisi gazete patronlarının, matbaa gibi artık yeni internet çağında yeri olmayan masraflı işler yerine bu teknolojileri desteklemesi gazetecilikte de yeni bir çağı açıyor.

İşte, 2000’lerde ayak sesleri duyulan bu yeni gazetecilik kavramı, 10 yıl gibi kısa sürede inanılmaz bir hızla yol katetti. Türkiye’nin de her teknolojik yeniliği çok kısa sürede ithal ettiği Amerika’da, 2015’lerde haberin ve haber görsellerinin internet ve kablosuz iletişimler üzerinde, kağıt baskıya göre çok daha ciddi bir şekilde akacağı konuşuluyor.

Yeni foto muhabirliği kavramı da, işte bu internet ve kablosuz iletişimler dünyasının içinde ‘mecburen’ kendini şekillendirerek ortaya çıkıyor. Sektörün öncüsü Canon ve Nikon’un yeni model profesyonelleri Mark IV ve D3s’in içine videoyu yerleştirmesi, ABD’de benim de yüksek lisans eğitimine devam ettiğim New York University of School of Visual Arts ile ülkenin fotoğraf ve foto muhabirliği üzerine eğitim veren diğer önde gelen üniversiteleri International Center of Photography, MIT, Brooks, Pratt’de video, ses gibi multimedyalara da ağırlık verilmeye başlanması, Reuters, AP gibi ajansların foto muhabirlerini 3’er aylık video ve multimedya üzerine kurslara göndermesi, NY Times’ın, Post’un ve hatta son öğrendiğimize göre Beyaz Saray’ın kadrosuna birer ‘video muhabiri’ katması bu değişimin açık kanıtları.

‘Foto muhabirliği öldü’ diyorlar. Tam tersi, foto muhabirliği internet ve dijital teknolojilerin gelişmesiyle kendini yenileyerek daha da önemli bir noktaya yerleşiyor. Dünyanın en önemli hobilerinden biri olan fotoğraf, hobi olarak varlığını sürdürdüğü müddetçe bu işi profesyonelce yapanlar da varlığını sürdürmeye devam edecek.

Canon ve Nikon’un profesyonel DSLR’larının içine videoyu koyması, foto muhabirliğini hangi noktaya götürecek diye sorarsanız, bunu da gazeteciliğin bir dalı olan foto muhabirliğinin kendi içindeki dalları üzerinden değerlendirmek gerekir ; Kooperatif ajanslar olarak, Seven ve Magnum gibi öncü kooperatif ajansların web sitelerine bakarsanız, bu işin önemli isimleri Chris Morris, Ron Haviv gibilerin yaptıklarını incelemenizi öneririm. Örneğin, benim yakından takip etmeye çalıştığım Morris, Başkan Bush ile yaptığı ve 2006’da yayınladığı videodan sonra, Time dergisinin internet sitesi için satın alıdığı Obama ile ilgili yeni videosunu da ilk kez New York PDN Fotoğraf Fuarı’nda bir grup foto muhabiri ile paylaştı. Morris, orada ‘video’ olayını şöyle ele aldı : ‘Akan fotoğraf kareleri. Ben videoyu böyle tanımlıyorum. Yani, 3’er 5’er saniyelik kareleri bir araya getirerek arkaya da ses-müzik ekleyerek çok değişik sonuçlar ortaya çıkıyor. Tabi ki herkes bu fotograf-video karışımı noktasında kendi tarzını belirliyor. Bu da benim tarzım.’

Haber ajansları açısından durum biraz daha karışık. Büyük haber ajansları bir yandan foto muhabirlerini multimedya eğitimlerine gönderirken, diğer yandan da nasıl bir yöntem izleyeceklerine karar vermeye çalışıyorlar. Hizmet ettikleri gazeteler, kağıt baskıdan tamamen dijital baskıya doğru geçerken onlar da bu yeni sistem içinde pazardan pay kapma yarışındalar. Bugün uluslararası ajansların web sitelerine bakarsanız, 10 yıl önce sadece 1-2 karede anlatılan bir haberin bugün 10’larca kare ile ‘slide show’ başlıkları altında zaman zaman ses ve müziklerle desteklenerek yayınlandığını görürsünüz. Gazeteler de şu an daha çok ‘slide show’larla vaziyeti götürüyor ancak diğer gazetelerle rekabet onları da yavaş yavaş video ve sesin içine girdiği multimedyaları satın almaya itiyor. ABD’de Mediastorm gibi ajanslar bu arz-talep karşısında ortaya çıktı ve büyük ajanslar da bu pazarı kaptırmamak için tüm hazırlıklarını yapıyorlar. Yaklaşık 10 yıldır çalıştığım Anadolu Ajansı da fotoğraf servisinin üzerinde çalıştığı yeni sistem ve multimedya ağırlıklı yeni web sitesi ile 2010 yılı ortalarında bu yeni pazara ilk adımı atmaya hazırlanıyor. Ben, hem fotoğraf hem ses dosyası çalışmalarını son 2 yıldır yapıyorum, kendi web sitemde de bunun pekçok örneği mevcut, ancak videoya daha henüz girmedim.

Gazete ve dergiler de ise, benim tahminim, yeni dijital foto muhabiri-ya da video muhabiri- diğerlerine gore daha hızlı gelişim gösterecek. Zaten söylediğim gibi Times, Post ve diğer gazetelerin ilk kadrolu video muhabirlerini almaları onların adaptasyonlarının daha hızlı olacağını gösteriyor. Tahmin edebiliyorum, bu ‘video muhabiri’ isimlendirmesi pek çok foto muhabiri üzerinde stres yaratıyor, ancak istenilse de istenilmese de bu kaçınılmaz bir değişim. Olayı, kameramanlıktan tamamen ayırmak gerekiyor tabi ki.

Özetlemek gerekirse, yeni nesil foto muhabiri, ‘still’ ile ‘video’yu – yani ‘tek kare fotoğraf’ ile ‘akan fotoğrafı’ bir arada kullanabilenlerden oluşacak. Tabi ki ‘still fotoğraf’ ölmüyor, ‘anı dondurmak’ gibi insan ruhunu en derinden etkileyen bir keşfin son bulması düşünülemez bile. Ancak, fotoğrafın medyada sunumu değişiyor. Dijitalin gelişmesi, internet ile kablosuz teknolojilerin hızlanması, masraflı matbaa ve kağıt baskının yerini dijital gazetelere bırakacak olması, fotoğrafın da okuyucuya sunumunu tamamen değiştiriyor. Ses ve müzikle başlayan bu değişime şimdilerde video da katılıyor. Canon, Nikon ve diğerlerinin yaptığı bu yeni nesile ayak uydurmak. Yeni foto muhabiri, tüm bu yenilikleri kavrayabilen, kabullenebilen ve uygulayabilenler olacak.

Ümit Bektaş

Ümit Bektaş - Reuters Foto muhabiri

Birçoğumuz hayatımıza sonradan giren şeylere karşı mesafeli davranırız, benimsememiz zaman alır. Bazılarımız ise yeni olana karşı daha olumlu bakar ve onu kısa sürede benimser. Foto muhabirleri için video çeken fotoğraf makineleri bu iki tepkiden birine neden olacak. Şu an için her foto muhabirinin elinde bu makinelerden birer tane olmadığı için genel tepkinin ne olacağını kestirmek zor ama emin olduğum bir şey var o da benim bu makinelerden çok hoşlandığım. Hoşlandığım bir aletin foto muhabirliğine artı değer katacağını söylemem ise sanırım garipsenmez.

Öncelikle altını çizmemiz gereken şu: Fotoğraf yeni teknolojiler karşısında silinip gidecek bir olgu değildir. Belge niteliğiyle ortaya çıktığı günden bu yana önemini korumakta, teknolojik gelişmelerden faydalanarak dönüşse de özü itibariyle aynı kalmaktadır. Fotoğraf makinelerine video çekim özelliği eklemek ne fotoğrafı ikinci plana itecek bir iş ne de fotoğraf makinelerini video kameralara dönüştürecek bir sürecin ilk adımıdır.

Multimedya gazeteciliği bugün itibariyle birçoklarının gündeminde olmasa da yarının en önemli medyası olacaktır. Haberin, görüntünün ve fotoğrafın bir arada olduğu bu medya türünde foto muhabirinin video görüntü çekebilmesi, çektiklerini altına gerektiğinde bir metin yazabilmesi ortaya çıkacak ürünün kalitesini yükseltecektir.

Başta kadraj ve ışık bilgisi olmak üzere teknik donanımı diğer medya çalışanlarından daha üst düzeyde olan foto muhabiri şüphesiz ortaya çıkacak multimedia ürününün daha kaliteli olmasının da garantisidir. Bu noktada teknoloji üretenlerin de benim gibi düşündüğünü söylemem gerekir. Nitekim üretenler, profesyonel kameralara profesyonel fotoğraf çekecek teknolojiyi eklemek yerine profesyonel fotoğraf makinelerine dijital görüntü çekebilecek teknolojiyi eklemeyi tercih etmişlerdir.

Bu yeni özellik foto muhabirliğine yeni bir heyecan katacak, olumlu bir katkı sağlayacaktır. Temel sorun foto muhabirinin alanda çalışırken hangisine öncelik vereceğidir. Anlık olaylarda şüphesiz ki fotoğraf çekmeyi tercih edeceğiz. Ama ‘feature’ olarak tabir edebileceğimiz işlerde video kullanmak bizi zorlamayacağı gibi yaptığımız işi inanın çok daha keyifli hale getirecektir.

Foto muhabirleri olarak zorlanacağımız nokta hangisine öncelik vereceğimizdir. Tercihimiz açık, ancak işverenlerin bu konudaki tavrı da önemlidir. Foto muhabirinden ne istendiği söylendiğinde talep netleşeceğinden sorun da ortadan kalkacaktır. Ben şahsen öncelikli talebin hep fotoğraftan yana olacağını ancak uygun işlerde bizden video kayıtları da isteneceğini düşünüyorum ki bu da asli işimizi bir kenara bırakmayacağımız için bana bir sorunmuş gibi gelmiyor.

Halen bu özelliğe sahip fotoğraf makinemle deneme çekimleri yapıyorum. Çalıştığım Reuters’te bu konuda çalışmalar ve tartışmalar sürmekte. Bu tip görüntülerin nasıl servis edileceği, standartlarının ne olacağı, üretim ve üretim sonrası aşamalarda gereken teknik eğitimin sağlanması gibi konuların netleştirilmesi gerekmektedir ki bu da zaman alacaktır. Fotoğrafçı ya da foto muhabiri, fotoğrafçı ya da foto muhabiri olarak kalacaktır. Kaygılanmaya gerek yok. ‘Yeni model fotoğrafçıya’ belki ‘son model fotoğrafçı’ deriz kim bilir. Ama şu kesin ki çok yakın zamanda kendini multimedia gazetecisi diye isimlendiren gazeteci meslektaşlarımız olacaktır.

Galata Fotoğrafhanesi Fotoğraf Akademisi Koordinatörü

Yücel Tunca

Yakın bir geçmişte Amerikan medyasında işe alınacak foto muhabirlerinde aranan özellikleri sıralamıştı bir editör: Fotoğraf çekmeyi, ses kaydı yapmayı, video kaydetmeyi ve bunları kurgulayabilecek program bilgisine sahip olmayı önkoşul olarak sayıyordu. Ajans VII editörlerinden Stephen Mayes de, “Müzik videolarıyla büyümüş bir nesil için fotojurnalizm eski, çok eski, gösterdiği mevzunun ciddiyetinden uzak, sadece işin stilinin boyutlarına hitap eden bir şey. Fotojurnalistlerin bu dünyada kendi durdukları yeri dikkate alıp bu yeni farkındalığı kendi dünya tahayyüllerine yedirmeleri ve bu şekilde çağdaş izleyiciyle bağ kurmaları lazım.” diyordu.

 

1940’lardan sonraki basın fotoğrafçılığında Cartier Bresson, Magnum, W. Eugene Smith, Life Dergisi, Sebastao Salgado ile yaşanan büyük patlamayı dönemin teknik olanaklarının gelişimine bağlayan dünyanın önemsenen medya gurularından Michael Rosenblum da, hantal Betacam’lerden günümüzün küçük HD video kameralarına ve oradan da video destekli fotoğraf makinelerine doğru yaşanan büyük dönüşümü Leica’ların geliştiği dönemdeki geçişe benzetiyor. Rosenblum gibi medya gurularının desteğini alan yeni tür gazetecilik, kimileri tarafından hafifçe alaya alınarak “one man band” olarak anılıyor. Ya da “backpack journalism/sırt çantalı gazetecilik” biçiminde… hatta “Solo Journalist/kısaca SOJO” diye de adlandırılıyor. AP’den Rachel Konrad, yeni teknolojiden 1990’ların başında doğan BackPack Journalist’leri tanımlarken, çok hafif laptoplardan, uydu telefonlarına, ucuz montaj programlarından dijital fotoğraf ve video kameralarına kadar dolu bir sırt çantasından söz ediyor. David F. Carr da bir BackPack Jounalisti, röportaj yapmayı bilen, iyi yazı yazan, iyi ses kaydedebilen, fotoğraf ve video çekebilen, bunları laptopunda kurgulayıp uydu vericileri ile hızla yayına sokabilen gazeteciler olarak tanımlayıp, kullandıkları malzemeyi geleneksel gazeteciliğin malzemesinden çok daha kullanışlı bulduğunu belirtiyor.

 

Bu trend, hem televizyonun rekabet ortamında gereksinim duyduğu hıza bir alternatif yaratıyor, hem de yeni medyanın biçimlendiği web gazeteciliğinde önemli bir atak olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda bağımsız medya arayışlarına bir çıkış yolu imiş gibi görünen web-blog’ların da vazgeçilmezi haline gelmeye başlıyor.

 

Kim Komenich bu alanın uzmanlaşmış isimlerinden biri olarak, San Francisco Chronicle’da multimedyanın basın fotoğrafına getirdiği yeni soluktan bahsediyor. Görsel hikayelerin ufkuna yeni bir boyut ve yeni bir düşüncenin geldiğini, kelimeleri-ses kayıtlarını kullanmanın fotoğrafçı için büyük bir fırsat oluşturduğunu iddia ediyor ve bunun güzel bir akıl oyunu, ‘puzzle’ın parçalarını bir araya getirmenin eğlenceli bir versiyonu olduğunu söylüyor.

 

Dünyada yaşanan bu gelişmeye Türkiye basını henüz tam olarak adepte olamamış durumda. Multimedyanın ilk örnekleri, ilk uygulamaları daha çok bireysel çabalar biçiminde gözlemleniyor. Ancak çok geçmeden internet yayıncılığının gelişimi ile koşut biçimde multimedya uygulamalarının ülkemizde de yaygınlaşması kaçınılmaz gibi. Bu perspektif henüz akademilerde ve iletişim fakültelerinde gerçek karşılığını bulamadı. Multimedya eğitimi daha ziyade sanatsal ifade yöntemi olarak öğretiliyor. Öte yandan örneğin Galata Fotoğrafhanesi Fotoğraf Akademisi bünyesinde düzenlenen basın fotoğrafçılığı seminerleri arasına multimedya seminerini konularak bu alandaki ihtiyaca cevap vermeye çalışılıyor.

Başka bir yönden de tartışılması gereken bir gelişme bu, diye düşünüyorum. İşin tanımı teknoloji ile birlikte değişirken zaten çalışma hayatında binbir sorunla karşı karşıya olan basın fotoğrafçıları bir de yeni ekipman ve bilgi ile donatılmaya çalışılıyor ki bunu yeni bir emek sömürüsü alanı olarak da okumak mümkün. Bir kişiden, bir kaç kişinin yapacağı işi bekler hale geliyor medya sahipleri ve yöneticileri. Geçmiş yılların “tam donanımlı kameramanı Cevat Kelle”si gerçeğe mi dönüşüyor? Eğer böyle ise biz de yeni kuşak fotomuhabirlerine CK-Journalist diyebiliriz belki de!