Ayman Oghanna

İstanbul’da yaşayan İngiliz foto muhabiri Ayman Oghanna ile Türkiye’de ve Dünya’da foto muhabirliği üzerine bir söyleşi yaptık. Irak, Suriye, Libya gibi genellikle savaş bölgelerinde ve İstanbu’da, The New York Times, The Wall Street Journal, The Guardian gibi uluslararası arenanın en saygın gazeteleri için çalışan Oghanna, dünyanın sayılı üniversitelerinden biri olan New York’taki Columbia Üniversitesi’nde Gazetecilik okudu. Yaptığı projelerle de adından söz ettiren Oghanna, bir yabancı gözüyle bize hem Türkiye’yeyi değerlendirdi, hem de Arap Baharı ve Suriye’deki durumu analiz etti.

Röportaj : Tolga Adanalı

Fotoğrafaltı için mouse ile fotoğrafın üzerine gelin, bir sonraki fotoğrafa geçmek için fotoğrafa tıklayın

“İstanbul, bir foto muhabiri için Dünya’daki en ideal üs”

“Fotoğraflarıyla hikayeleri kayda geçirmek için görsel tarihçilere her zaman ihtiyaç olacak”

“Türkiye’de fotoğrafın standartları yüksek. Fotoğrafçılık adına güçlü bir kültür var”

 

Ayman, foto muhabiri olmaya nasıl karar verdin ?

Ayman Oghanna

Aslında fotoğrafla değil de yazıyla başladı herşey. New York’ta Columbia Üniversitesi’nde gazetecilik okuyordum. Bir muhabir ya da bir yazar olmayı planlarken fotoğraf buldu beni. Kış aylarıydı ve havalar soğumuştu. İsteğim ve enerjim kalmadığını hatırlıyorum, bu yazı işinden sıkılmaya başlamıştım, bir bilgisayarın başında saatlerce yazmak bana bir süre sonra mutsuzluk vermeye başladı. Birgün benim dersim olmasa da foto muhabirliği dersine girdim. Ders hocası kalabileceğimi ve dersi dinleyebileceğimi söyledi. O derste, foto muhabirliğinin özelliklerini gördüm: yaratıcı, felsefesi olan, ruha hitap eden. Beni o dönemdeki ruh halimden çıkardı, hayatı belgelemek bana heyecan vermeye başladı ve bir süre sonra yapacağım mesleğe karar verdim : foto muhabirliği.

Okul bittiğinde New York’ta bir mobilyacıda çalışmaya başladım. Boş zamanlarımda da sokak fotoğrafçılığı yapıyordum. Birkaç ay sonra biraz para biriktirebilmiştim. Uçağa atlayıp Bağdat’a gittim ve freelance olarak çalışmaya başladım. Foto muhabirliği de böyle başladı.

İstanbul fikri nereden çıktı peki ?

İstanbul’a gidip gelmeler 2 yıl önce başladı. Sonra bu ziyaretler sıklaştı ve 6 ay önce Tarlabaşı’nda bir daire kiralayarak burada yaşamaya başladım.

İş olarak İstanbul’u seçmendeki neden nedir ?

Bir foto muhabiri dünyadaki gelişmelere yakın olmak istiyorsa, gündemi yakından takip etmek istiyorsa kendisine bir ”üs” belirlemeli. Bu açıdan da dünya üzerindeki en ideal yer İstanbul. Dünya haritasına bakarsanız, bu kent dünyanın merkezi konumunda. Atatürk Havalimanı’ndaki uçak iniş-kalkışlarını gösteren büyük elektronik tabela, uluslararası gazetelerin dış haberler sayfası gibi : Bağdat, Misrata, Kabil, Bakü, Tahran, Beyrut, Kahire ve diğer ”bonus”lar, Paris, Berlin, New York. Bir foto muhabiri, kendisine bundan daha uygun bir hub noktası bulamaz.

Bu kentte yaşayan bir yabancı gözüyle şehri nasıl buluyorsun ?

Şehrin olumlu yanları o kadar çok ki. Bu kentin en başta inanılmaz bir büyüsü var. Görsel olarak büyüleyici ve ilham verici. Güzel, çok güzel bir şehir burası. Her köşede ayrı bir fotoğraf var. Dezavantajları da var tabi, en başta trafik. Bir de bira fiyatları :) Ama asıl olumsuzluklar şehirden değil de bizim mesleğin kendisinden kaynaklanıyor. Kira, günlük geçim sıkıntıları gibi noktalarda hayatını devam ettirme bakımından her zaman zor bir meslek olmuştur foto muhabirliği. Arz-talep açısından bugünlerde daha da zor tabi. Çünkü gerçek bir foto röportaj işi talebi bulmak çok zor. Arz açısından bakarsak da yetenekli foto muhabiri sayısı artıyor.

İstanbul’daki favori yerlerin nereler ?

Deniz. Boğaz’a hayran olmamak elde değil. Gülhane parkından Kumkapı’ya yürümeyi çok seviyorum. İstanbul sokaklarında gezmeyi çok seviyorum. Boğaz’daki trafiği, Avrupa’dan Asya’ya bakmayı, değişen dünyayı izlemeyi çok seviyorum.

Hangi gazeteler ve dergilere çalışıyorsun ?

Ağırlıklı The New York Times’a çalışıyorum. Bunun yanında, Time dergisi, The Wall Street Journal, The Guardian, The Sunday Telegraph, The Economist, Businessweek, Liberation, Polka, El Cezire’den de iş alıyorum.

Ayman Oghanna

Ağırlıklı olarak savaş bölgeleri gibi çatışma ortamlarında bulunuyorsun bildiğim kadarıyla.

Yaptığım işin büyük çoğunluğu Irak’ta. Hala Irak’ta oradaki yaşamla ilgili devam eden ”Dünün Savaşı, Bugünün Irak’ı” isimli bir projem var. Bunların dışında Afganistan’da çalıştım bir süre ve tabiki Arap Baharı’nı yakından takip ettim. Libya, Mısır ve şu aralar Suriye.

Suriye’den biraz bahseder misin bize. Oraya sıklıkla gidip geldiğini biliyoruz. Suriye’deki durumu nasıl görüyorsun ?

Suriye, Arap Baharı hikayesinin oldukça trajik bir son bölümü. Orada bu güne kadar olan şiddet ve ölümler bence sadece bir başlangıç. Buradaki şiddetin ve karışıklığın en az on yıl süreceğini düşünüyorum. Esad rejimi bittiği zaman gerçek savaş başlayacak. Bu savaş mezhep savaşı olacak ve biz buna devrim diyemeyeceğiz malesef. Biraz da nefretle dolu olarak Sünniler ile Şiiler ve Hristiyanlar arasında şiddetli çatışmlara yaşanacak. Araplar ve Kürtler arasında da ayrı bir mücadele olacak diye düşünüyorum. Suriye’yle ilgili bölge güçleri Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve dünya güçleri ABD, Rusya, Çin arasındaki çekişmeler nedeniyle Suriye’de uzun yıllar huzur olmayacak.

Türkiye’de foto muhabirliğini nasıl buluyorsun ? Bize bunu hem foto muhabirleri açısından hem de gazeteler açısından değerlendirebilir misin ? Uluslararası camia ile kıyaslarsan Türkiye’de foto muhabirliği nasıl ?

Foto muhabirliği ve fotoğrafçılık standartlarının Türkiye’de yüksek olduğunu düşünüyorum. Kalite iyi. Türk fotoğrafçılar yetenekliler. Foto muhabirliğinin geçmişini çok bilmiyorum bu ülkede, fakat fotoğrafçılık anlamında güçlü bir kültür var, çünkü gördüğüm fotoğraflar gerçekten çok iyi. Buradaki insanlar fotoğraf kültürünü iyi biliyorlar. Çoğu Amerikalı, Bruce Davidson, Elliot Erwitt veya Alex Webb’i tanımıyor bile.

Gazeteler ve dergiler açısından bakarsak, sadece Türkiye’de değil, genel olarak bu ikisi finansal zorluklar yaşıyor dünyada ve bu içeriği de ciddi biçimde etkiliyor. Türkiye’deki gazetelerden bahsetmek gerekirse bir konu var altını çizmem gereken, o da Türk gazetelerinin hiçbirinin bağımsız olmadığı. Türkiye’de gazeteler malesef hükümet politikalarından tarafsız haber yapamıyorlar. Bu bir problem. Hem de ciddi bir problem. Bağımsız ve tarafsız gazeteciliğin Türkiye’de basılı yayında da olması gerekiyor.

Foto muhabirliğiyle ilgili son dönem en çok sorulan sorulardan biriyle röportajı tamamlayalım: Mesleğin geleceğini nasıl görüyorsun ?

Bir arkadaşım ”Bugün herkesin elinde fotoğraf makinesi var, her telefonda kamera var. Fotoğraf çekip anında istediği yere gönderebiliyorlar, bu foto muhabirliği için bir tehlike mi ?” diye sormuştu. Ben de ona, ”Herkes yazmayı biliyor. Fakat herkes yazar değil” demiştim. Olaya böyle bakmamız gerek. Fotoğraf makinesi olan herkes foto muhabiri olmaz, fotoğrafı çekendir esas olan. Fotoğraflarıyla hikayeleri kayda geçirmek için görsel tarihçilere her zaman ihtiyaç olacak.

 

Hakkında :

Ayman Oghanna, henüz 27 yaşında genç bir foto muhabiri. Irak asıllı bir İngiliz olan Ayman, Londra’da doğup büyümüş. Lisans eğitimini New York’ta Columbia Üniversitesi’nde Gazetecilik Bölümü’nde yapan Oghanna, Irak, Libya, Suriye, Lübnan, Mısır, Afganistan gibi savaş bölgelerinde uluslararası gazeteler için foto muhabiri ve son dönemlerde de video muhabiri olarak görev alıyor. Oghanna, İstanbul’da Tarlabaşı’nda tuttuğu evde yaşıyor. Ayman Oghana’nın daha fazla fotoğrafını kişisel web sitesi www.aymanoghanna.com‘da bulabilirsiniz.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>