Bill Clinton ile foto muhabirliği üzerine

 

Bill Cilinton foto muhabiri yeleğiyle

ABD’nin 42. Başkanı Bill Clinton’u görev süresi boyunca adım adım izleyen bir grup foto muhabiri, görevi bırakmasından kısa bir süre önce, Clinton’la bir söyleşi yapmıştı.  Fotoğrafı çekilen ünlü bir siyasi figürün mesleğimize ve meslektaşlarımıza bakış açısını yansıtması açısından ilginç bulacağınıza inandığımız, Dirk Haelstead yönetimindeki “Digital Journalist” sitesinde yayınlanan bu söyleşiyi paylaşıyoruz sizlerle:

Hanoi’de olduğu gibi sokaklarda yürürken o kaosu ve karmaşayı gördüğünüzde ve fotoğraflarınızı çekmeye çalışan muhabirlerin güvenlik görevlileri tarafından itildiğini fark ettiğinizde aklınızdan neler geçiyor? Bizi ”çılgın foto muhabirleri” olarak mı görüyorsunuz yoksa o an düştüğümüz zor durumlardan kaygılanıyor musunuz?

Kalabalıklar içindeki olayların bazen çok kaotik olabildikleri doğru. Vietnam ve Gana gibi özellikle Amerika’dan uzak yerlerdeki kalabalıkların duyguları genelde çok kuvvetli olabiliyor. Çok uzun saatler boyunca beklediklerini bildiğim için bir çok insanla bağlantı kurmak için elimden geleni yapıyorum. Bu durumlarda genelde insanlarla selamlaşmaya odaklandığım için çoğu zaman basının nerede olduğunun pek farkında olamıyorum. Gizli Servis ve onların yabancı meslektaşları bu tür anlarda çok zor bir iş yürüttüklerinden çoğu zaman onların kararlarına uyuyorum. Ajanlar Beyaz Sarayı takip eden basın mensuplarını tanıyorlar ve basının kendi işini, gizli servisin de kendi işini yapabilmesi için bir arada çalışıyorlar. Vietnam’a yaptığım ziyaretle ilgili bir çok gazete ve dergi çok güzel fotoğraflar yayınladılar ve biliyorum ki foto muhabirleri işlerini yapabilmek için çaba harcıyorlar.

Kameralar hep üzerinizde. Bütün hareketlerinizin yakından takip ediliyor. Bu konuda zamanla rahatladınız mı?

Uzun yıllardır kamuoyunun önünde olduğum için fotoğraflarımın çekiliyor olmasına zamanla alıştım. ilk başlarda konuşma yapacağım yerin biraz ötesinde foto muhabirlerinin olması tuhaf gelebiliyordu. Fotoğraflarımın çekiliyor olmasına zamanla alıştım ama çok yorgun ve uyanık kalmaya çalıştığım zamanlarda onların oradaki varlıklarının farkına varıyorum.

Bill Clinton’ı foto muhabiri ordusu izliyordu

Diana ve David muhteşem fotoğrafçılardır. Onların muhteşem çalışmaları başkanlığımın en canlı görüntülerini oluşturdu. Bu tür özel izin verilen fotoğrafçılarla çok rahatım çünkü biliyorum ki onlar benim yönetimimin işleri ve çalıştığım, yaşadığım yer olan muhteşem Beyaz Saray’la ilgili çok içten hisleri topluma verebilecekler. Sharon Farmer ve onun grubunda çalışan bütün Beyaz Saray fotoğrafçıları da muhteşem bir iş çıkarttılar. Yolculuklarda, Camp David tatillerimizde ve günlük işlerimi yürüttüğüm Oval Ofis’te, bizimle çok uzun süreler geçiren bu ekip, ailemizin birer parçası oldular. Kimsenin tarih kitaplarında göremeyeceği anları fotoğraflamak bu insanların göreviydi.

Basının diğer kısmıyla karşılaştırdığınızda foto muhabirlerini nasıl görüyorsunuz?

Başkanlığın takibinde foto muhabirleri çok önemli bir rol oynuyorlar. Bir çok insan bilmiyor ki, foto muhabirlerinin çektiği görüntüler televizyon görüntülerine ya da gazete haberlerine oranla daha çok ulusal tarihimizi oluşturuyorlar. Yakın tarihimize baktığımızda görüyoruz ki bazı görüntüler silinmez bir biçimde hafızalarımızda; Tiananmen Meydanı’nda tankların önünde duran öğrenci, kirli bir köy yolunda yolda koşan genç Vietnamlı kız, Beyaz Saray’ın güney bahçesinde el sıkışan Israil başbakanı İzak Rabin ve Filistin lideri Yaser Arafat’ın görüntüleri gibi.

Foto muhabirlerinin sizin fotoğraflarınızı çekerken adil olduklarına inanıyor musunuz?

Foto muhabirleri genelde çok adildirler. Fotoğrafların yalan söylemeyeceğine dair eski bir inanış vardır ve bu genelde de doğrudur. Ancak foto muhabirlerinin ve editörlerinin yaptığı seçimler genelde çok önemlidir. Herhangi bir gün içinde Beyaz Saray’da üzüntüyü, neşeyi, ciddiyeti bazen de ciddi olmayan anları yansıtan binlerce fotoğraf çekiliyor ama bunlardan sadece birkaçı New York Times’da basılıyor.
Örneğin, Post ve Times gazeteleri Hanoi, Vietnam’daki gezinin yoğun bir gününde çekilmiş çok farklı iki fotoğrafı ilk sayfalarına bastılar. Birisi yerel bir üniversitede katı bir Komünist ortamda yaptığım konuşmanın fotoğraflarını basarken bir diğeri de sokakta genç Vietnamlılardan oluşan bir kalabalığın içindeki fotoğrafıma yer verdi. Her ikisi de yolculuğun çok farklı yönlerini ortaya koydular. İlki daha çok geçmişle ve Vietnam’ın tarihi ile ilgiliydi, ikincisi ise daha çok geleceğe odaklanmıştı. Her iki görüş de çok önemli ancak ikisi de Vietnam’ın bugünüyle ilgili olarak çok farklı görüşleri anlatıyor.

Sürekli bir basın ordusu tarafından izlenmeyi özellikle de fotoğrafçılar tarafından izlenmeyi özleyecek misiniz?

Göz önünde bulunmaktan uzaklaşmayı ve bir ara vermeyi dört gözle bekliyorum. Ancak bazılarını geçtiğimiz sekiz yıl içinde yakından tanıma olanağı bulduğum Beyaz Saray muhabirleriyle yolculuk etmeyi çok özleyeceğim. Kesinlikle foto muhabirlerini özleyeceğim çünkü onlar bir çok insana göre benimle daha çok vakit geçirdiler. Zannediyorum ki biraz fazla çalışıyorum ve galiba foto muhabirleri de kısa bir arayı hak ediyorlar.

 

 

 Çeviri: Ebru AĞDUK

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>