Corbis’in fotoğraf madenine ziyaret

Çeviren ve yayına hazırlayan: Tolga Adanalı  – 

Iron Mountain – Corbis Film Preservation Facility

Bu kalp kırıcı bir durumdu.

Ken Johnston fotoğrafları ve foto muhabirliğini çok seviyordu. Dünyanın en büyük fotoğraf arşivlerinden biri olan Bettmann Arşivi’yle ilgili 20 yılı aşkın bir süre araştırmalar yaptı. 1980′lerin sonunda Bettmann, United Press International’ın (UPI) tüm arşivini satın aldı ve 1995′de dolar milyarderi Bill Gates’in dev fotoğraf ajansı Corbis de, Bettmann’ı alarak tüm koleksiyonun sahibi oldu.

Ken Johnston

Johnston için problem şuydu; çok sevdiği koleksiyon yavaş yavaş ölüyordu. Bettmann’ın  Manhattan’daki ofisinde manila* dosyalarının içinde raflara dizilmiş 11 milyondan fazla negatif, cam negatif ** ve basılmış fotoğraf yavaş yavaş sirkeye dönüyordu.

Koku Bettmann’ın bulunduğu kata yayılıyordu. Çalışanlar, paha biçilmez fotoğrafları müşteriler için depolardan çıkarırken burunlarına tıkaç takıyorlardı. Ve de hepsinden kötüsü, negatiflerden bazıları raflarından alınırken dağılıp parçalara bölünüyor, unufak oluyorlardı. Bu koleksiyon aslında dünya fotoğraf mirasının büyük bir bölümünü oluşturuyor ve yavaş yavaş yok oluyordu.

Problemin kökünü ise fotoğrafların çekildiği günden beri sabit olarak kalmaması oluşturuyor. Pek çok fotoğrafçı renkli negatiflerin, basılmış fotoğrafların ve diaların tümünün kısa bir ömrü olduğunun ne acı ki farkında. Özellikle 1950′lerde tanıtımı yapılan filmler günışığını gördükçe yavaş yavaş yok oluyorlardı. Fakat ciddi fotoğrafçılar siyah-beyaz filmlerin bir yüzyıldan fazla yaşayacağından şüphe duymuyorlardı. Onların kavrayamadığı tek şey gizli kimyasal reaksiyonların bazen çok yi muhafaza edilmiş basılmış fotoğrafları ve negatifleri etkileyebileceğiydi.

Dr.Otto Bettmann

Bettmann’ın çürüyen filmleri

Negatifler iki materyalin “emülsiyon” ve onun altındaki “taban”ın bir araya gelmesiyle oluşur. “Taban” olarak, çürüyen bir çeşit plastik olan selüloz asetatın yarattığı asetik asit ya da sirke asidi kullanıldı. İşte sorun burada. Taban çürüdükçe, emülsiyon büzülüp kabarcık kabarcık olur ve ondan ayrılmaya başlar. Sıcaklık ve nem çürümeyi hızlandırır. Negatifteki süreç bir kez bu noktaya geldikten sonra, fotoğraf artık kullanılamaz olur ve kurtarılamaz. Bettmann Arşivi’nin yaşındaki bir koleksiyonun büyüklüğünü göz önüne aldığımızda, bu süreç bir veba gibi raftan rafa sıçramaya başladı. Özellikle asetat temelli 1930′den 1950′ye kadar olan filmler çok daha hızlı çürüyordu. (yanda)

Henri Wilhelm

Bu sürecin yavaşlatılması için bir şey yapılıp yapılamayacağını görmesi için fotoğraf arşivleme uzmanı Henry Wilhelm, Bill Gates tarafından kiralandı. Wilhelm’in 21 sayfalık raporunda koleksiyonun soğuk bir yere konması öneriliyordu. Özellikle, fotoğrafları saran oda sıcaklığı sıfır alt seviyesine indirilmeliydi. Wilhelm, soğuğun, bir tarihöncesi çukura düşmüş tüylü bir mamutta sağladığı etkiyi, özellikle çürüme başlamadan önce donmasını sağladığını biliyordu. Binlerce yıl sonra hayvan hala el sürülmemiş gibiydi, tüyleriyle birlikte.

Fakat 11 milyon fotoğrafın olduğu bir alan nasıl olur da soğutulabilirdi ?

Cevap, Pennsylvania’nın Butler kenti yakınlarındaki terk edilmiş bir kireçtaşı madenindeydi. Appalachian Ormanı’nın yaklaşık 65 metre altındaki madenin içinde 200 bin metrekarelik tüneller vardı. 1960′larda hükümet madenle ilgili kritik bir karar aldı. Maden, Iron isimli bir şirket tarafından satın alınarak Savunma Bakanlığı, Ulusal Arşivler, ana loncalar-dernekler ve film stüdyoları için bir mahzen görevi görmeye başladı. Gates cevabın bu maden olduğuna karar verdi.

Iron Mountain girişi

Ve, 2001′de 18 tır koleksiyonu Manhattan’dan madene taşıdı. Corbis planı açıkladığında Gates, basın, fotoğrafçılar ve araştırmacılar tarafından adeta yerin dibine sokuldu. New York Times’dan Sarah Boxer birinci sayfadan yayınlanan yazısında şöyle diyordu: “Otto Bettmann’ın 1935′de Nazi Almanyası’ndan ranzasının altına sığdırdığı iki eşya sandığı ile Almanya dışına sızdırdığı ve daha sonra tarihi değeri olan dev bir koleksiyon haline getirdiği Bettmann Arşivi, Pittsburgh’un yaklaşık 90 kilometre kuzeydoğusunda, tarih araştırmacılarının uzağında bir kireçtaşı fabrikasının 60 metre altına konulup mahvoluyor.” The Digital Journalist de, Corbis ve Gates’i bir çocuk gibi azarlayan diğer pek çok sesten biri olup, bu muhteşem koleksiyonun yerinin değiştirilerek yayıncıların seçme şansının azaltıldığını savundu.

Gates bu dönemde söylenenlere fazla aldırmadı. Taşıma işleminin büyük bir bölümü gizlice yapıldı. Madene giriş, soğuk savaştan kalma bir görüntüyü andıran sıkı güvenlik önlemleri almış silahlı güvenlikçiler ve ağır demir kapılar arasında yapıldı. Bettmann’ın eski müşterilerine göre, onlar dışarıda kalmışlardı.

Iron Mountain – Corbis Film Preservation Facility

Sonra, Bill Gates’in son 25 yılda fotoğraf endüstrisinde olan değişikliklerden sorumlu olduğunu belirttiğim The Digital Journalist’te yayınlanan bir makalemin ardından, biraz da şaşırarak, Corbis’in Haber ve Fotoğraf Bölümü Başkan Yardımcısı Brian Storm’dan bir davet aldım. Davette, küçük bir grup fotoğrafçı ve editörle birlikte madene yapılacak bir seyahate katılmam ve Otto Bettmann’ın 100. doğum yılı anısına hazırlanacak yeni bir kitap için hafta sonunu madende geçirip editörlük ve araştırma yapmam isteniyordu.

Güzel bir ilkbahar günü, madenin ağızına doğru açılan büyük demir kapıyla karşılaştık. Brifing aldıktan ve yangın söndürücüler dağıtıldıktan sonra, küçük grubumuz madenin derinliklerine doğru ilerlemeye başladı. Yerin 60 metre altında, kendi jeneratörüyle çalışan cıvalı ışıklar -biz kaya duvarlara yapılmış kırmızı kapıların yanından geçerken- tüyler ürpertici kırmızı bir parlaklık sağlıyordu. Onları fotoğraflamamamız konusunda uyarıldık, çünkü İron Dağı’nın hizmet verdiği diğer pek çok müşteri, kendi arşivlerinin ve hayati önemi olan kayıtlarının orada depolandığını bilmesini istemiyormuş.

Madenin içinde yaklaşık bir buçuk kilometre kadar gittikten sonra bir köşeyi döndük. Burada iki küçük hurma ağacı ve bir kapının yanında üzerinde Corbis’in gri logosunun bulunduğu bir plazma ekran gördük . Plazma ekrandaki görüntü belirli aralıklarla değişerek, geçmiş yüzyılın görsel tarihi olan dünyanın bazı büyük fotoğrafçılarının eserlerini gösteriyordu.

İron Mountain’inde bir Corbis çalışanı

Kapının arkasında editör masalarıyla ve ışık kutularıyla donatılmış uzun bir oda bulunuyordu. Burası araştırmacıların koleksiyonu inceleyerek saatler, günler ve haftalar harcayabileceği bir yerdi. Beyaz eldivenli işçiler, içi fotoğraflarla istiflenmiş dosyalar yapıyorlardı.(yanda)

Bu, madenin amacıyla ilgili benim fikrimi değiştirmeye başlayan ilk şeylerden biriydi. Ben tüm bu fotoğrafların -bu bilgi üssünü araştırmak isteyen insanların gözünden uzakta- soğuk depolamayla saklandığını gözlemledim. Aslında,söylenenlerin tam zıttı doğru olanıydı. New York ofisinde araştırma yapmak isteyen herhangi bir kişi için süreç pek kolay değildi. Belli sayıda sıra ve dar bir inceleme alanı vardı ve uzun inceleme gerektiren işler için sürekli gidiş-geliş yapılmak zorundaydı. Burada ilginizi dağıtmanıza neden olacak hiçbir şey yok. Doğru, inceleme yapmak için Pennsylvania’nın batısına gitmek durumundasınız, fakat ciddi araştırmalar için bu büyük bir problem değil.

Aynı zamanda, Corbis koleksiyondaki fotoğrafların scan etme işlemini de sürdürüyor. Bu ucuz bir çalışma değil. Yüksek çözünürlüklü taramasını yapmak, fotoğraf “caption”ını yazmak, photoshop uygulamak ve araştırmasını yapmak fotoğraf başına 70 dolarlık bir maliyet gerektiriyor. Corbis, araştırmacıları madene getirmek için çalışmalar yapıyor. Müşteriler fotoğrafları buldukça, buradaki personel notlar alıyor ve eğer istenilen fotoğraflar scan edilmemişse, bu en kısa sürede yapılıyor. Koleksiyonun on-line kaynağını oluşturmak için entellektüel bir mücadele yapılıyor. Araştırmacıların -eğer talep ederlerse- New York’tan ya da çevreden madene ulaşımı sağlanıyor.

Araştırmacılar Bettmann Arşivlerini incelerken

Yayın odasının hemen arkasında yer alan geniş kubbeli bölümün ısısı Wilhelm’in önerdiği gibi sıfır dereceye indirilme kapasitesine sahip olmasına rağmen, önümüzdeki birkaç yıl için biraz yüksek düzeyde tutulacak. Bu, araştırmacılara arşivlerde istedikleri zamanı harcama imkanı sağlayacak.

Yayın yerinden kubbeli bölüme geçmek için basınçlı odadan geçmek gerekiyor. Ziyaretçiler basınçlı odaya girdiklerinde, dış kapı kapanıyor ve kubbeli bölümün kapısı açılmadan ısı ile havadaki nem dengelenmiş oluyor.

Sadece kubbeli bölüm içeriye doğru yüzlerce metre uzanıyor. Burada, içinde bilgilerinde olduğu milyonlarca fotoğrafı barındıran zarflar, camlı ve raflı dolaplara dizilmiş. Cam negatifler dikkatlice yerleştirilmiş ve kullanılabilir durumda. Buradaki işçiler, çoğu Bettmann’da yıllarca çalıştığı için, kıymetli olanların nerelerde olduğunu biliyor.

Bir işçi, 1930’lardan uluslar arası haber fotoğrafları bölümünü kapsayan bir gözü açtığında hemen sirke kokusunu alıyorsunuz. Tarih Koleksiyonu’nun müdürü olan Ken Johnston’a göre onu en çok tatmin eden şey çürüme sürecinin durdurulduğunu bilmesi. Johnston ve ekibinin karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri fotoğrafları çeken foto-muhabirlerinin kimliklerini saptamak. INP,ACME ve United Press’in arşivleme sisteminde, fotoğraf caption’ı kısmına fotoğrafı çekenin isimleri yazılmamış. Corbis çalışanları, fotoğrafın caption kısmından foto-muhabirinin ismini saptamaya çalışıyorlar. Ayrıca, Corbis’in web sayfasını ziyaret edenler de fotoğrafları çeken foto-muhabirleri hakkında bilgilendiriliyor.

Betmmann Arşivinin en değerli eserlerinden, orijinali de Iron Mountain’de bulunan Rockefeller inşaatında çalışan işçiler

Madendeki iki günlük ziyaretimizde, araştırmak istediğimiz projeleri belirledik. Ben bütün Vietnam Savaşı Koleksiyonu’nu görmek istiyorum. Şey, aslında tüm koleksiyonu değil, çünkü bu bir milyondan fazla fotoğrafı kapsıyor. En azından basılmış fotoğrafları görmek istiyorum, çünkü bunlar UPI editörleri tarafından seçilmiş fotoğraflar. Ben de, 1965-1966 yılları arasında Saigon’da Fotoğraf Bölümü Müdürü olarak çalıştım ve o editörlerden biriydim. Sonraki üç saat boyunca, ben 4800 fotoğrafı tek tek inceledim ve buradaki personel bize fotoğraf üstüne fotoğraf verdi. Örneğin bunlardan biri, 1966’da Pulitzer Ödülü kazanan Kyoichi Sawada’nın çektiği savaştan kaçmak için nehri yüzerek geçen bir Vietnamlı ailenin (yanda) fotoğrafıydı. Fotoğraflara gömüldükçe, tamamen unuttuğum bir foto-muhabirinin büyük bir portfolyosunu bir araya getirdiğimi anladım.

Kyoichi Swada’nın Vietnamlı aile fotoğrafı

Hamburger Tepesi’ndeki savaşla ilgili Shunske Akaatsuka’nın bir hikayesini anlattığımda Corbis çalışanları şaşırdılar. Bu benim gördüğüm en güçlü savaş fotoğrafı portfolyolarından biriydi ve son 35 yıldır arşivlerde unutulmuş uyuyordu.

İşte beni cesaretlendiren şeylerden biriydi bu. Corbis, yerin 65 metre altında bulunan bu bölümde daha çok fotoğrafçıya, editöre ve akademisyene izin verdiği müddetçe bizim görsel mirasımız daha da zenginleşecek, ve çok daha önemlisi, gelecek jenerasyonlar için korunacak.

Iron Dağı Hakkında

Arşiv 2001 yılında Manhattan’dan Iron Dağı’na toplam 18 özel soğutuculu tırla taşındı.

Iron Mountain’de, Corbis’in film arşivlerinin bulunduğu bölümden bir kare

Arşivlerin bulunduğu eski maden ocağı New York-Manhattan’a 8,5 saat mesafede.

1950’de açılan İron Dağı’nda güvenlik 11 Eylül’e kadar normaldi. Terörist saldırılardan sonra güvenlik çok artırıldı. Bazıları “Iron’a girmek Beyaz Saray’a girmekten zor” diyor.

Dev bir yeraltı şehrini andıran Iron Dağı’nda 24 saat güvenlik ve 5 motorlu bir yangın söndürme sistemi var.

Dünyayla iletişim tamamen koptuğunda ve yukarısı bir cehenneme döndüğünde EPA sertifikalı hava ve su filtre üniteleri, tur otobüslerinden büyük çok pahalı nem ayarlama sistemleri ve elektrik jenaratörleriyle burası en az bir hafta daha çalışmaya devam edebilecek.

Iron Dağı’nın içindeki 130 dönümlük alanda yaklaşık 35 kilometrelik karayolu bulunuyor.

Bettmann Arşivi’nin yanısıra Iron Dağı’nın içinde, NASA’nın, Hava ve Uzay Müzesi’nin, Ulusal Arşiv’in, Kongre Kütüphanesi’nin (15 milyon fotoğraf), federal hükümetlerin, spor takımlarının, gazete ve tarihi toplulukların fotoğraf arşivleri de bulunuyor.

Dipnotlar:

* Manila : Manila kenevirinden yapılmış sağlam ambalaj kağıdı.

** Cam fotoğraf : Fotoğrafın icadı, ‘Camera Obcura’ içerisinde ışığa duyarlı kimyasalların, ışığı kaydetmeye uygun olduğunun anlaşıldığı zamana dayanır. İlk olarak uzunca bir süre fotoğraf filmlerinde taban olarak cam kullanılmıştır.

Bu yazı Dirck Halstead tarafından kaleme alınmıştır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>