Görüntü Hakkı mı, Haber Verme Hakkı mı ?

Foto muhabiri görev başında

Ragıp Duran –

Televizyon kameramanları ya da foto muhabirleri dünyanın her yerinde aynı sorunla karşı karşıya kalıyor: Kamuya açık bir mekanda haber değeri olduğuna inandığı bir görüntüyü çekmek isterken vizörün İçinde bulunan yurttaşlar, onayları alınmadan kareye girdikleri için, görüntü bir süre sonra TV ekranında, gazete ya da dergide yayınlandıktan sonra dava açıyorlar: “Bu benim görüntüm. Onun tek sahibi ve üzerinde hak iddia edebilen tek kişi benim. Kişilik haklarım çiğnenmiştir. Tazminat istiyorum” diyorlar. Bu durum kuşkusuz sadece kamuya açık alanlar için geçerli. Çünkü özel mekanlarda fotoğraf çekmek ya da çekim yapmak için söz konusu kişinin mutlaka izninin alınması gerek. Gizli kamera ya da zoomlu objektiflerle, yani kişinin onayı alınmadan çekilen resimler, özellikle de ‘sanat’ dünyasının ünlü kişilerini gündeme getiriyorsa yine dava konusu oluyor. Hatta dava öncesinde fotoğraf makinesi parçalamak, filmi zorla almaya kalkışmak da yaygın bir uygulama. Bu konuda en sıkı yasal düzenleme Fransa’da. Medeni Kanun’un 9. maddesi, “Bir kişiyi onayı olmadan diğerlerinden ayırt ederek ortaya çıkarmak, söz konusu kişinin bireysel haklarına aykırı olduğu için açık bir kusurdur” diyor. Ve bu maddenin uygulanmasından doğan zengin bir içtihat var.

Günlük yaşamı görüntülerken, sokakta, alanlarda ya da kamuya açık her mekânda bulunan yurttaşların görüntülerinin medya aracılığıyla kamuoyuna yansıtılmasında, yurttaşlar görüntülerinin izinsiz bir şekilde alındığını belirterek Fransız mahkemelerine başvuruyor ve çoğu zaman da yüklü bir tazminat alıyorlar. Çünkü Fransız medeni kanunu görüntü hakkı’nı bireyin ayrılmaz bütünlüğünün bir parçası sayıyor, dolayısıyla yurttaşın bireysel haklarının çiğnendiğine, sömürüldüğüne kanaat getiriyor ve yurttaşın görüntüsünü yayınlayan medya organı tazminat ödemek zorunda kalıyor.

Fransız foto muhabirleri ve sinemacılarının mesleki örgütü olan ANJRPC (Association Nationale des Journalistes Reporters – Photographes et Cineastes), “Sokak, günlük yaşam, yurttaşlar, insanlar haber değeri taşımıyor mu? Kamusal görüntü sorun yaratmadan medyada yayınlanamaz mı?” sorularını gündeme getirdi. Meslek örgütü, haber verme hakkının görüntü hakkı nedeniyle ihlâl edildiğine inanıyor. Üstelik, kamusal alanda çekilen görüntülerde kendilerinin de bulunduğunu saptayan yurttaşların mahkemelerden yüklü tazminat kararları çıkarttığını hatırlatıyor. ANJRPC’ye göre özellikle son 5 yıl içinde bu tür davalarda olağanüstü bir artış var. Yurttaşlar, kendi görüntülerini açık bir şekilde yani kolayca tanınabilecek bir şekilde yayınlayan medya organlarına karşı dava açtıklarında, hakim söz konusu resmin herhangi bir olumsuzluk yaratıp yaratmadığına bakmadan medya organını mahkûm ediyor. Gazete, dergi ya da televizyon bu durumda binlerce frank tazminat ödemek zorunda kalıyor.

“Eskiden bu kadar çok insan dava açmazdı” diyen bir hakim, çeşitli örnekler veriyor: Irkçılığa karşı yapılan bir sokak gösterisinde ellerinde “Le Pen’e hayır” pankartı taşıyan gençlerin fotoğraflarının yayınlanmasının ardından genç aileleri söz konusu dergiden 200 bin frank (yaklaşık 12 milyar TL) tazminat talep etti. Paris’te dükkanının önünde oturan bir kitapçı, fotoğrafını yayınlayan gazeteyi dava etti, at yarışı izleyen seyirciler de resimlerini dergide görünce mahkemeye başvurdu. Ve her biri de ellişer bin frank (yaklaşık 3 milyar TL) tazminat aldı. Bir foto muhabiri, geçtiğimiz yaz Fransa’da yapılan Dünya Kupası maçlarında sokakta tezahürat yapan gençlerin, önce resimlerinin çekilmesine karşı çıktıklarını ama daha sonra da kendi aralarında, “Bırakın çeksin, resmimiz yayınlansın, sonra gişeye gider paramızı alırız” dediklerini duyduğunu söylüyor.

Ünlülerle durum daha da kötü. Fransa’nın magazin dergilerinden Vere/’ sadece geçen yıl, bu görüntü hakkı nedeniyle mahkemelerde açılan davalar sonucunda tam 20 milyon frank (yaklaşık l trilyon TL.) tazminat ödemek zorunda kaldı. İşin bir başka yanı da bazı resimlerin sadece medyada yayınlanmakla kalmayıp, takvim, poster ya da kartpostallara konu olması. O zaman yurttaşlar, fotoğrafı çeken ve bu resimden büyük meblağlarda kazanan yayıncılarla birlikte, kazanca ortak olmak için de dava açıyorlar.

Garip resimaltları

Ragıp Duran

Kuşkusuz, yurttaşların, kimilerine göre aşırı hassasiyeti olarak nitelenen bu örneklerin yanı sıra, bir de doğrudan sayfa sorumluları, yani sayfa sekreterleri (subeditors) ya da yayıncıların kendilerini pek savunamayacakları örnekler de var. Michel Guerrİn’in 5 Şubat 1999 tarihli Le Monde’daki haberine göre, nehir kenarında balık tutan bir adamın resmi AIDS haberine görsel malzeme olduğunda ya da bebekleriyle bir parkta foto muhabirine onay verip resim çektiren bir çiftin görüntüsü dergide kısırlık haberiyle yayınlanınca, dahası, bir barda tek başına içki İçen bir genç kızın resmi, sakinleştirici kullanan insanlarla ilgili bir haberde kullanılınca, yurttaşlar mahkemeye başvurup tazminat alıyorlar.

Bu durumda, gazete yöneticileri suçu fotoğraf ajanslarına, ajanslar da foto muhabirlerine atıyor. Ancak tazminat miktarları o kadar büyük ki, foto muhabirleri (ki aylık ortalama gelirleri 12-20 bin frank, yaklaşık 700 milyon, l milyar arasında değişiyor), bu durumda ya insanları tanınmayacak bir şekilde, mesela sırttan ya da yüzü görülmeyecek bir şekilde görüntülemek zorunda kalıyorlar. Yazı işleri yöneticileri de tazminat ödememek için, insan fotoğraflarının yüzlerine siyah bant atıyorlar ya da yüzleri flu yayınlıyorlar. Bu da çare değil, çünkü medyada resmi yayınlanan her yurttaş potansiyel bir suçlu ya da zanlı gibi yansıtılmış oluyor.

Haber verme hakkı ile kişinin görüntü hakkı arasında bir denge bulunması gerekiyor. Mevzuat bu yeniliğe henüz uygun değil. Foto muhabirliği kurumu da paparazzilik ve özel olarak Prenses Diana olaylarından sonra gözden düşen bir kurum haline geldi. Yasa ve mahkemeler son yıllarda görüntü hakkını haber verme hakkından daha önemliymiş gibi anlıyor. ANJPRC yetkililerinden Patrick Bard, “Kamusal alan özelleştirilirse biz foto muhabirleri Fransa’yı nasıl görüntüleyeceğiz?” sorusunu, daha doğrusu itirazını gündeme getiriyor.

 

* Ragıp Duran’ın bu yazısı Radikal Gazetesi’nde de yayınlanmıştır. fotomuhabiri.com’da yazılarına kullanım izni veren değerli meslektaşımız Ragıp Duran’a çok teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>