Andre Kertesz

Andrea Kertesz

Andre Kertesz dünyanın en önemli fotoğrafçıları arasında sayılır. Yetmiş yılı aşkın süren fotoğraf kariyeri boyunca özellikle küçük formatlı kameralar kullanarak, iddiasız bir üslupla günlük yaşama ilişkin fotoğraflar çekmiştir. 18 yaşındayken kendi gündelik yaşamının görsel kaydını tutma merakının doğurduğu biçimsel üslubunu sonraki yıllara da taşımıştır.

Budapeşte’de doğan Kertesz, 1912 yılında Paris’e yerleşmiş ve fotoğrafçılığa burada başlamıştır. Küçük formatlı bir 35mm. Leica kullanarak serbest fotoğrafçı olarak çalışmaya başlayan Kertesz, Picasso, Calder, Mondrian ve “Paris Elit Grubu”nun diğer sanatçılarından etkilenerek, bükümlü aynalar aracılığıyla elde ettiği bir dizi ‘biçimi bozulmuş’ nü fotoğrafla çalışmaya başlamıştır. 1937 yılında fotoğraflarını satabilme umuduyla New York’a giden Kertesz benzersiz “bakış noktası” perspektifiyle bir usta olarak kabul görmüş, patlak veren II. Dünya Savaşı’nın da nedeniyle yaşamının geri kalan kısmını New York’ta geçirmiştir.

Emsalleri, eleştirmenler ve küratörler tarafından 1930’ların sonlarından itibaren kendisine yakıştırılan usta sıfatı ve sanat dünyasında kazandığı itibar 40’lı ve 50’li yıllar boyunca, Amerika’da yaptığı ticari işler nedeniyle zarar görmüştür. 1944 yılında ABD vatandaşı olan Kertesz, özellikle 1937 -1949 yılları arasında Look, Harper’s Bazaar,

Kertesz’in kendi stilindeki fotoğraflarından biri

Vogue, Town and Country gibi magazinlerde moda fotoğrafçılığı yapmıştır. Negatiflerinin yarısına yakın kısmı Paris’ten ABD’ye getirilirken kaybolan Kertesz, 1962’de Conde Nast Yayıneviyle yaptığı sözleşmeyi bitirip yeniden kişisel yaratıcı fotoğraflar çekmeye ve yaptığı sanatsal çalışmaları sergilemeye girişince bu haklı itibarı tekrar kazanmıştır.

Yazar John Szarkowski Kertesz’in fotoğrafları hakkında “…biçimsel buluşların muhteşem ve orijinal niteliğinin yanında Kertesz’in çalışmalarının daha zor anlaşılabilen ancak kuşkusuz daha az önemli olmayan bir yönü de vardır. Bu da sanatçının yaşamın sevimliliğinden ve dünyanın güzelliğinden aldığı özgür ve çocuksu haz duygusudur.” demektedir.

Kertesz, belki de diğer fotoğrafçılardan daha çok, küçük kameranın özel estetiğinin farkına varmış ve bunu kullanmıştır. Analitik fotoğraflarla çok ilgilenmemiş, daha çok eliptik görüşün ortaya çıkarılmasının peşine düşmüş, beklenmedik detayların, geçici anların fotoğrafını çekmiştir. Daha çok üst açıyla çektiği fotoğrafları yatay olarak ortadan ikiye bölen ufuk çizgisinin üstünde daha sakin, tenha bir alan bırakırken, altında, örümcek ağındaki sinekler gibi insanları yakalamış, küçük figürler halinde onlara yer vermiştir. Kertesz, epik değil, lirik doğrunun peşindedir.

Portrelerden still-life fotoğraflara, bükeyli aynalar kullanarak çektiği bozulmuş nü fotoğraflardan foto röportajlara birçok farklı tarz ve yöntem deneyen Kertesz, dünya fotoğrafçılığının biçimlenmesinde etkili olmuş, özellikle Fransa’da Henri Cartier Bresson, Robert Capa ve Brassai gibi fotoğrafçıların üsluplarının oluşmasında rol oynamıştır. Bresson, “Yaptığımız her şeyi, o çok daha önce yapmıştı” diyerek ustası Kertesz’e hakkını teslim eder.

Kertesz’in arşivinden öne çıkanlar

no images were found

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>