Yeni medyalar ve 21.Yüzyıl’da Foto Muhabirliği

Canon ve Nikon’un DSLR fotoğraf makinelerine 2 sene once video çekme özelliğini eklemeye başlaması ve son olarak yeni piyasaya sürdükleri profesyonel makineleri D3s ve Mark IV’e de video özelliği koyması foto muhabirliği mesleğinin nasıl bir noktaya gittiği üzerine 2 yıldır yapılan tartışmaları yeni bir boyuta taşıdı.

New York’ta devam eden PDN Fotoğraf Fuarı’nda düzenlenen seminerlerin ana konsepti de bunun üzerine kuruluydu.

Foto muhabirliğinin önde gelen isimleri, Chris Morris, Ron Haviv, Vincent Laforet, James Nachtwey, Antonon Kratochvil, John Stanmeyer, Stephen Mayes ve Pete Souza, foto muhabirliği üzerine görüşlerini paylaşıp, ABD’de ‘videojournalist’ yani ‘video muhabiri’ olarak adlandırılan ‘yeni düzeni’ değerlendirdiler.

Video da çekebilen yeni Canon EOS 1D Mark IV, PDN Fuarı’nda Canon yetkilisi tarafından gösterilirken. Video için yeni bir göğüs tripod da geliştirilmiş. (fotoğraf : Tolga Adanalı)

Yeni Foto Muhabirliği tanımlaması nasıl yapılıyor ve Amerika hangi noktada

İlk olarak yüreklere su serperek başlamakta fayda var : ‘Foto Muhabirliği ölmüyor.’ Ama işleyişciddi şekilde değişiyor. Kimsenin ‘kameraman mı oluyoruz?’ kaygısına kapılmasına gerek yok. Kameramanlık ile videojournalism birbirinden çok farklı iki ayrı nokta.

Ama, son 10 yılda internetin inanılmaz hızlı gelişimi, 3G gibi yeni ve hızlı iletişim kanallarının cebimize kadar gelmesi, filmin yerini alan dijitalin yine 10 yıl içinde evrim geçirerek film teknolojisinin ilerisine gitmesi, televizyonun web’in içine girmeye başlaması ve WEB TV’lerin internette yerini alması ve gazetelerin internet baskılarının her geçen gün kağıt baskılara karşı önemini artırması gibi etkenler foto muhabiri mesleğini de kaçınılmaz bir değişimin içine soktu.

Şimdilerde, Türkiye’de gazetelerin web sitelerinde ‘fotoğraf galerileri’ olarak karşımıza çıkan, henüz bizde çok yaygın olmamasına karşın sıklıkla uygulandığı ABD’de ‘multimedya’ olarak tanımlanan ve zaman zaman ses ve müzik ile desteklenen yeni tip fotoğraf sunuşu, artık video ile de karıştırılarak, bazense sadece kısa video kareleri olarak karşımıza çıkıyor.

Bu yeni sistemi VII (Seven) fotoğraf ajansının önemli isimlerinden Chris Morris çok net bir şekilde şöyle açıklıyor : ‘Yeni düzenin bize getirdiğini şöyle özetleyebiliriz: bir kare fotoğraf çekmek yerine, 5’er saniyelik akışkan fotoğraf kareleri çekerek ve bunları bir araya getirerek bir hikaye anlatmak. Tabiki fotoğraf karesi ölmüyor, ama yeni düzende still (kare) ve video birleşiyor’

‘VII ya da Magnum gibi ajansların çalışma stiliyle, günlük haber geçen bir ajansın ya da günlük gazetenin foto muhabirinin çalışma düzeni tamamen farklıdır’ diye bilirsiniz. Foto Muhabirliği’nin öncüsü ABD’de, Reuters ve AP foto muhabirlerinin de multimedya eğitiminden geçerek videojournalism’I öğrendiğini söylersek, New York Times ve Washington Post’un kadrolarına geçen sene videojournalistler aldığını belirtirsek, Beyaz Saray’ın da ilk kez kardosuna videojournalist kattığını eklersek Amerika’nın hangi noktada olduğu ortaya çıkar.

Seminerler ve konuşmalardan notlar

Tüm konuşmacıların ortak buluştuğu nokta şu : ‘geleneksel medya’ değişiyor. Online iletişim kanallarının her geçen gün etrafımızı daha da sarması, gazete ve dergilerin kağıt baskıları uydu-kablo televizyon gibi geleneksel medyanın liderliği yavaş yavaş internet, 3G gibi iletişim kanallarına bırakması gazetecilik mesleğinin hemen her kolunda olduğu gibi, foto muhabirliğini de kaçınılmaz olarak belli bir değişime sokuyor. Aşağıda, bazı önemli isimlerin konu hakkındaki görüşlerinden derlediğimiz notlar yer alıyor :

Stephen Mayes

Stephen Mayes

VII Fotoğraf Ajansı Genel Direktörü Stephen Mayes, ’21.Yüzyılda Haberi Yeniden tanımlamak’’ başlıklı konuşmasında şu an bir belirsizlik yaşandığını belirterek, ‘Gazetecilerde gözlemlediğim ve zaman zaman bana gelerek söyledikleri onların da belirli bir korkuyu içlerinde barındırdıkları. Online iletişimin 2000’den bugüne dek çok hızlı gelişmesi neticesinde kaçınılmaz değişim artık başladı. Bu tabiki hepimiz için sancılı bir dönem olacak. Ama açık olan şu, değişime ayak uydurabilenler ayakta kalacaklar. Kağıt baskılar tabiki çok önemliydi ve neredeyse yüzyıldır müthiş bir gelişim kaydetti. Ancak, sınırlı sayıda şeye yer verdiği için hepimizi sınırlıyordu. Ben online konusunda bize yeni ufuklar açacağı için iyimserim. Foto muhabirleri de daha fazla eserini daha farklı yollarla daha farklı kitlelere sunma olanağına kavuştular. Bu da onları ister istemez çok daha sert bir yarışın içine sokuyor ve böylelikle videojournalist gibi yeni kavramlar ortaya çıkıyor, ses ve müziğin fotoğrafla içiçe geçtiği bir yeni düzene adım atıyoruz ’ dedi.

 Chris Morris

Chris Morris

Time Dergisi’nin sözleşmeli foto muhabiri olan aynı zamanda VII Fotoğraf Ajansı’nın da bir üyesi olan Chris Morris de, değişen düzeni en iyi takip edenlerden biri. Yıllarca savaş muhabirliği yaptıktan sonra, tarzını tamamen değiştiren ve Time Dergisi adına Başkan Bush’u 8 yıl boyunca takip eden Morris, şimdi de Time için Obama’yı izliyor. Fotoğrafla videonun buluşmasını en iyi tanımlayan cümleleri kullanan Morris şöyle konuştu :

‘Ben ilk olarak 2006’da Bush döneminde çektiğim bir kısa film benzeri prodüksiyonu yayınladım, ‘The Dear Leader-Sevgili Liderimiz’ videosu çok olumlu talepler alınca, benzerini şimdi Obama için yaptım, önümüzdeki günlerde yayınlanacak. Ben bu video işini şöyle tanımlıyorum : Akan fotoğraf kareleri. Yani, 3’er 5’er saniyelik kareleri biraraya getirerek arkaya da ses ekleyerek çok değişik sonuçlar ortaya çıkıyor. Tablki herkes bu fotograf-video karışımı noktasında kendi tarzını belirliyor. Bu da benim tarzım.’

Morris devam ediyor : ‘Alanının iki öncüsü Time ve Newsweek’I kıyaslarsak Time biraz daha geride kalıyor, Newsweek bu yeni düzene biraz daha hızlı alışıyor gibi. Ancak, şunu söyleyebilirim ki online dünya o kadar büyük ve hızlı gelişti ki eğer ayak uyduramazlarsa o büyük isimleri tarihin sayfalarındaki yerini alacak. Marka tabiki çok kuvvetli, bu iki marka da çok önemli bir isim, ama 10 yıl içinde ortaya çıkan markalara bakın, Google, Facebook ve diğerleri. Bunlar var mıydı?,Ayak uyduramazlarsa malesef yok olurlar.’

Ron Haviv

Ron Haviv

Hazırladığı dosyalarda videoyu sürekli kullanan Newsweek Dergisi’nin sözleşmeli foto muhabiri ve VII Fotoğraf Ajansı üyesi Haviv de konu hakkındaki düşüncelerini mesleğe nasıl başladığıyla ilgili anlattığı bir hikayeden yola çıkarak paylaştı :

‘Foto muhabirliği okulundan mezun olduğumda, New York’ta iş arıyordum. Bundan 20 yıl kadar once. Heryere portfolyomu yolluyorum ama hep red cevabı alıyordum. Sonra bir New York gazetesi beni kabul etti ve işe başladım. Birgün bir festivalde Chris Morris ile tanıştım, bana ‘Panama’ya gidiceğim’ dedi, ben de ‘Aa, ben de oraya gitmeyi planlıyorum, tesadüf’ dedim. Halbuki öyle birşey yok. Sonra gazeteye söyledim, Panama’da iç karışıklık var, gidip çeksek diye, reddettiler. Chris’e gazetenin vazgeçtiğini söyledim, O da aldığı uçak biletinin promosyonu olduğunu, ikinci kişinin yanında gelebileceğini söyledi. Ben de gittim. Çektiğim fotoğrafları Newsweek’e sattık, kapak fotoğrafı oldu. Chris, benim kadar şanslı değildi, çok iyi fotoğraflar olmadı. O zaman video da çektim. O görüntüler de çok televizyonda kullanıldı. Tabi, o zamanki şartlar bugünküler gibi değil, online yok. Ama şimdi, o zaman yaptıklarımı birleştirip çok güzel dosyalar oluşturuyorum. Ben videoyu 2000’li yıllardan beri kullanıyorum ve yaptığım multimedyalarda hep yeralıyor. Meslek çok hızlı bir değişim içinde. İnternet hepimize yeni kurallar getiriyor. Herkes yarışın bir parçası olmak durumunda, yoksa siliniriz. Belirli bir entellektüel birikime sahip olmak ve bu tarihsel, sanatsal, genel kültür ne derdesiz deyin bu bilgiyi doğru harmanlayarak video fotoğraf ses gibi iletişim kanallarıyla fotoğraflara yansıtmamız gerekiyor’

Antonin Kratochvil

Antonin Kratochvil

Çek asıllı fotoğrafçı da VII ajansının bir üyesi. Foto muhabirlerinin çoğundan farklı bir stile sahip Kratochvil, son dönem ilginç çalışmalara imza atıyor. Konuşmasında, New York Times’da okuduğu bir makaleden, Irak’taki Ebu Garip’te yaşananlardan Amerikan halkının yüzde sekseninin haberdar olmadığının saptandığını öğrendiğini ve bunu daha geniş kitlelere duyurmanın yollarını aradığını söyleyen Kratochvil, Ebu Garip’I Çek Cumhuriyetin’de yaptığı çalışma ile kurma fotoğraflarla tekrar fotoğraflayıp bunları VII sitesinde yayınladıklarını, çeşitli yayıncıların da bu fotoğraflara ilgi duyduğunu söyledi. Kratochvil,

‘Video gelişmekte olan bir dal. Fotoğrafın hiçbir zaman ölmeyeceğine inanıyorum. Ama geleneksel medya değiştiği için bu fotoğrafların sunumları da değişiyor. Eskiden bir dergide haberle ilgili bir kare fotoğraf yer alırdı. Şimdi aynı markanın internet sitesinde aynı haberle ilgili 15 kare fotoğraf yer alıyor. Bu değişimin kesin kanıtı. Ses ve diğer ögelerle bu süsleniyor. Bir grup arkadaşımızla beraber en son bir ortak belgesel film çektik. Operation Homecoming-Eve dönüş Operasyonu isimli. Belgesel Oskar’a da aday oldu.’ diyerek foto muhabirliği ve multimedyanın geldiği noktayı vurguladı.

Vincent Laforet

Vincent Laforet

Laforet, hiç şüphesiz ki yeni nesil foto muhabirliği kavramının dünyadaki en öncü birkaç isminden biri. Canon’la da anlaşmalı olarak çalışan ve kadrolu çalıştığı New York Times gazetesinden istifa ederek kendi şirketini kuran Laforet, hava fotoğraflarıyla da ünlü pekçok ödül kazanmış bir isim. Laforet, Canon’un 5D Mark II’si ile kısa filmler çekerek konuya çok daha farkli bir açıdan yaklaşıyor.

‘Foto muhabirliği öldü diyorlar. Gazetele matbaalarına kilit vurulduğunda biz de tamamen yok olmuş olacağız diyorlar. Fotoğraf her zaman biryerlerde olmayı sürdürecek bence. Foto muhabirliği de asla ölmeyecek. Ancak görülen şu ki ciddi bir kabuk değiştiriyor. Şu an bulunduğu noktadan çok daha farklı bir yerde olacağı kesin. Bence fotoğraf dünyanın en büyük hobilerinden biri olmayı sürdürdüğü müddetçe ve gelişmeye devam ettiği müddetçe fotoğrafçılık da foto muhabirliği de gelişecek. 10 yıl sonra bir gazetenin web sitesinde ya da bir başka bir web ortamında bir slide show görmeye devam edeceğiz. Ancak bu, video, ses ve medyanın diğer şekilleri ile takviye edilmiş slide show’lar olacak. Tek başına bir kare gazetedeki gibi olmayacak. Ama şunu söyleyebilirim ki tek kare fotoğraflar New York Times ya da herhangi bir gazetenin internet sitesinin baş sayfasında bugünkü gibi durmuyor olacak. Bugünler çok uzak değil. Reklam sektörü için de aynı şeyler geçerli, bakın web reklamlarına tek karelik fotoğraflardan oluşan reklamların yavaş yavaş kalktığını göreceksiniz, hep ses ve video ile takviyeli reklam fotoğrafları var. Benm görüşüm eğer tek kare fotoğraflar bugün hala webde yer alıyorsa bunun nedeni kurumlar videolara ya da multimedyalara yüksek ücretler ödeyemediği içindir. Bu multimedyaların fiyatları düşmeye başlayınca ve kablosuz ağların bunları transfer hızı, yani cep telefonlarımızdan ya da laptoptan izleme hızı çok daha hızlı olduğunda- ki bu uzak bir zaman değil- bu tek kare fotoğraflara web sitelerinde güle güle dememize neden olacak. İşte Canon, Nikon ve diğerlerinde videonun da ciddi bir şekilde yer almasının nedeni bu. Herkes 3-4 yıl sonrasına gore konumunu belirliyor. Foto muhabirleri de ajanslar da 3-4 yıl sonrasına gore konumlarını belirlemek zorunda. Hazırlıklı olmayanlara baybay demek zorunda kalacağız’

Pete Souza

Pete Souza

Beyaz Saray Baş Foto Muhabiri Pete Souza, kendisinin Canon EOS 5D Mark II kullandığını belirterek video işine çok uzak olduğunu, ancak mesleğin yeniliklerine her zaman yakın olduğunu belirterek şöyle dedi :

‘Video işine ben çok uzağım. Çok fazla bilgim yok. Ama teknolojiyi ve sektörün gelişimini de yakından takip ediyorum. Beyaz Saray’a bunun için bir videographer (videjournalist) aldık. Seçim döneminde de Obama ekibiyle çalışmış bir arkadaşımızı Beyaz Saray’a videocu olarak aldık. Bu Beyaz Saray için bir ilk. Tabi ne yapacağını şu an ben de bilmiyorum. Birşeyler çekiyor ama bu işi nasıl konumlandıracağımızı daha henüz belirleyemedik. Gelişmeleri izliyoruz ve teknolojik açıdan geri kalmamaya çalışıyoruz.’

 

James Nachtwey

James Nachtwey

Nactwey’in aslında buradaki gelişmelerle pek bir ilgisi yok. O’nun bu konudaya verdiği cevap çok kısa ve netti : ‘I am shooting stills- ben fotoğraf kareleri çekiyorum’. VII Fotoğraf Ajansı’nın kurucularından olan Nachtwey, PDN fuarında kendisi için özel olarak hazırlanan dev salonda 1 saatlik bir sunum yaptı. Hemen hemen dünyadaki tüm çatışma yerlerinde bulunmuş olan Nachtwey’in çektiği fotoğrafları, ustaca hazırlanmış bir sunum eşliğinde izleyiciler ile paylaşması sonrası herkes O’nu ayakta alkışladı. Mütevazi bir kişiliğe sahip olan ve program sonrası herkesle tek tek konuşan, fotoğraf çektiren Nachtwey, bu tartışmaların tamamen dışında geleneksel fotoğrafın temsilciliğini sürdüreceğe benziyor. PDN Fuarı’nda da ‘yaşayan efsane’ olarak takdim edilen Nachtwey, yukarıdaki isimler her ne kadar önemli olsa da onların dışında çok daha farklı bir noktada fotomuhabirliği dünyasında kendi yerini belilrliyor. Çok daha sosyal ve derinlemesine olayları yorumlama özelliğine sahip efsane foto muhabiri, konuşmasını web sitesinde de yer alan ünlü sözü ile tamamladı : ‘Ben şahidim ve bu fotoğraflar da benim kanıtlarım. Fotoğraflarla kaydettiğim bu olaylar asla unutulmamalı ve asla insalık için bir daha tekrarlanmamalı. Bizim sağladığımız hizmet bilinçli olmak zorunda ve herkesin dikkatini çekmeli. Çalışmalarımız, açık ve özgür bir toplum için hayati önem taşır niteliktedir’

Fotoğraflar: Tolga Adanalı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>