Yannis Behrakis

no images were found

 

Röportaj : Selahattin Sevi, Ayşegül Özer – 

”Fotoğrafı çekerken, kendime ‘niçin’ sorusunu sorarım”

Başarılı bir foto muhabiri olarak son 15 yıla damgasını vuran, çektiği kareler dünyanın belli başlı bütün saygın gazete ve dergilerinde yayınlanan Yannis Behrakis’le Atina’da konuştuk. Servis ettiği fotoğrafları, kalbinin ve vicdanının süzgecinden geçiren Reuters fotomuhabiri Yannis Behrakis, işini, savaşları, Türkiye’yi ve İzmirli babaannesi ile geçirdiği günleri anlattı.

Yannis Behrakis

Fotoğraf çekmeye ne zaman, nasıl başladın?

42 yaşındayım. İlk defa fotoğraf çekmeye başladığımda 25 yaşındaydım. Askerliğimi yaptıktan sonra bir, bir buçuk yıl kadar bir stüdyoda çalıştım. Still life çalışmalarım oldu, model fotoğrafları çektim. Açıkçası beni çok tatmin etmedi. Ben, biraz daha hareket ve heyecanı seviyorum. Zaten bir süre sonra kendimi Reuters’ta asistan olarak buldum. 1987 yılındaki Avrupa Basketbol Şampiyonası’na gittim. Çok keyif vericiydi. Fotoğraflarım bütün dünyada görülüyordu. Aradığımı bulmuştum. Bundan sonra foto muhabiri olma fikri iyice kafama yerleşti. Bir süre sonra çalıştığım stüdyodan ayrıldım Reuters’a katıldım. Çok mutluydum.

Fakat biz ve bütün dünya seni savaşlardan ve sıcak bölgelerden geçtiğin fotoğraflarla tanıyoruz.

1989 Ocak ayının ilk günüydü. Şefime savaşlara, daha büyük işlere gitmek isteğimi söyledim. 4 Ocak’ta ABD, Libya’yı bombaladı. Beni Libya’ya gönderdiler. Artık kabuğumu kırmıştım. Ondan sonra benim için yeni bir hayat başlamıştı.

Bugüne kadar yaptığın çalışmalardan seni en çok etkileyenler hangileri?

Pek çok… Bana ‘evet bu yaptığım iş çok iyi oldu’ dedirten şey, daha çok fotoğraflar değil, sonuçları ve kendimi iyi hissettiğim zamanlardır. Çektiğim fotoğraflar sonuç vermeye başladığında mutlu oluyorum. İnsanlar yardıma ihtiyacı olan birine yardım ettiklerinde nasıl mutlu oluyorsa ben de öyle mutlu oluyorum. Savaşın ortasında çalışırken de, olimpiyat fotoğrafları çekerken de aynı parayı alıyorum. Bu para ile ilgili bir durum değil. Afganistan’da yaptığım bir haberden sonra ABD’li bir kadın bana gönderdiği elektronik postada, ‘ABD’nin Afganistan’ı bombalayarak iyi bir iş yaptığını düşünüyordum; ama senin çektiğin fotoğrafları gördükten sonra fikrimi değiştirdim.’ dedi.TIME’de çıkan bir fotoğrafı gördükten sonra çok iyi bir iş yaptığımı hissettim.

Yannis Behrakis

Sıcak bölgelerden dönüp Atina’daki evinde kendinle baş başa kaldığında düşüncelerin ne olur, neler düşünürsün?

Bazen, kimi insanların kendi propagandaları için sizi kullandığını hissedersiniz. Hiçbir şey asla siyah beyaz değildir. Her zaman birilerinin propaganda aracı olmaktan uzak durmaya çalıştım. Bir araştırmaya göre günde 2 milyar insan Reuters’ten bilgi alıyor. Bu, benim elimde çok büyük bir güç olduğunu gösteriyor. Mesleğimde hep olmak istediğim bir yerdi bu. Fakat bazen bir işin kötü bir tarafını hissettiğim zaman o işten uzak durmaya çalışıyorum. Savaş kirli bir iştir, bazen devletler kendi insanlarını öldürürler haber çıkarmak için. Bunlara girmek istemiyorum; ama fotoğrafı çekerken ‘niçin’ sorusunu kendime sorarım.

Biraz da babaannen ile birlikte geçirdiğin çocukluk günlerinden bahseder misin?

Babaannem Katerina, İzmir doğumlu. Büyük göçle Atina’ya gelmiş. Çok zor ve acılı bir çocukluk ve gençlik geçirmiş. Fakat Türkiye ve İzmir dendiğinde her şey biter. Türkçe söylediği şarkıları bile hatırlıyorum. Şimdi bile Türkçe konuşabiliyor. Babaannem çocuklarına Türkçe ve Yunancayı öğretmiş. Ama en iyi hatırladığım, beni severken söylediği ‘güzel yavrum’, ‘tatlı çocuğum’ sözleridir.

Türkiye’ye ilk defa ne zaman geldin?

1991′de, Körfez Krizi’nden sonra İstanbul’dan Irak sınırına kadar arabayla gittim. Sınırdaki askerler benim kimlik kontrolümü yaparken pasaportumu görünce ‘demek Yunanlısın’ diyorlardı. Büyük depremin ardından Türkiye’ye geldim. Son ziyaretlerim, bana çok olumlu düşünceler kazandırdı. Artık Yunanlı diye kimse şaşırmıyor. ‘Ooo Yunanlı’ diyorlar. Birçok Türk dostum var, ben Türk insanlarına karşı çok pozitif düşüncelere sahibim. Türkiye’yi ve İstanbul’u çok seviyorum. Depremden sonra iki halk arasındaki ilişki daha da sıcaklaştı ve yakınlaştı. Cem ve Papandreau’nun bu sıcak ilişkilerin geliştirilmesinde çok önemli katkıları oldu. (Behrakis depremden sonra da Türkiye’de bulundu. En son İkinci Körfez Savaşı öncesi Güneydoğu anadolu bölgesinden başarılı fotoğraflar geçti. Nevruzu izledi

Hakkında

Yannis Behrakis, dünyanın pek çok ülkesinde sıcak çatışmaları izlemiş ve ‘savaşın kirli yüzü’nü dünyaya yansıtmış Yunanistanlı bir fotomuhabiri. İzmir doğumlu babaannesinin, Türkçe şarkılarla büyüttüğü Behrakis, “Türkiye ve Türkler hakkında pozitif düşüncelere sahibim.” diyor. Kendisine Türkçe şarkılar söyleyen, ‘güzel yavrum’, ‘tatlı çocuğum’ diye seven bir babaannenin torunu.

Behrakis; Ortadoğu, Afganistan, Afrika, Avrupa ve Avustralya’da başarılı çalışmalara imza attı. Körfez Savaşı, Bosna ve Kosova savaşlarında; Çeçenistan Hırvatistan, Somali ve Afganistan’da bulundu. Behrakis’in, özellikle Bosna ve Kosova dramlarına ilişkin kareleri unutulmazdı. 17 Ağustos depreminde Türkiye’den geçtiği fotoğraflarla adından söz ettirdi. Foto muhabiri olarak izlediği Marmara Depremi’nin Türkiye ile Yunanistan arasındaki buzları erittiğini, kalıcı bir dostluğun giderek geliştiğini düşünüyor. 2. Irak Savaşı sırasında, Türkiye de dahil, bölgede bulundu. Toplam 4 Olimpiyat izledi. 10′dan fazla uluslararası ödül sahibi olan Behrakis, 1999 yılında World Press Photo’da birincilik aldı.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>