Savaş’ta Foto Muhabirliği – Bölüm 4

Ali Koçak 

Krizden kaçının

Dünyanın en ünlü savaş muhabirlerinden James Nachtway, bir savaş bölgesinde

Yüksek risk bölgelerinde çalışan gazetecinin yaşamının tehlike altında olduğunu hissetmesi halinde, bulunduğu bölgeden hızla uzaklaşması akla gelebilecek ilk ve öncelikli önlemdir.

Bosna-Hersek ve Somali’de olduğu gibi, iç savaşın olduğu yerler diğer savaş bölgelerinden daha tehlikelidir. Bu tür çatışmalarda düzenli bir ordu ve belirlenmiş bir hedef söz konusu olmadığı için sivil kişiler ve çatışmada taraf olmayan uluslararası yardım örgütü çalışanları ya da gazeteciler de hedef olabilirler.

1995 yılında Saraybosna’da Anadolu Ajansı (A.A) temsilcisi olarak görev yaptığım sırada haber kaynaklarına ulaşmanın yanı sıra günlük hayatı sürdürebilmek için gerekli gıda, benzin gibi temel ihtiyaçları karşılamak büyük sorun oluyordu. BM’nin günlük basın toplantılarına katılmak için her gün A.A’nın ofisinin bulunduğu kentin eski kesimindeki Başçarşı’dan PTT binasına gitmem gerekiyordu. Bu da haftada en az iki kere karaborsadan benzin almamı gerektiriyordu. Bir sabah gene benzin almak için Başçarşı’nın arka tarafında bulunan sokağa girdim. Karaborsa benzin satan birkaç kişi olası bir havan saldırısına karşı apartman girişlerinde mevzilenmiş müşteri bekliyordu. Gerekli pazarlıklar yapıldıktan sonra hatırlayabildiğim kadarıyla litresi 15 Alman Markı’ndan benzini aldım. Tam arabanın deposuna hortumla benzini koyarken, patlama sesiyle irkildik. Hemen olduğumuz yere, arabanın yanına yüzükoyun yattık. Yoldan geçmekte olan yaşlı bir kadın aceleyle, korku içinde ilk gördüğü apartmandan içeri girdi. Bir süre sonra doğrulduğumuzda patlayan havan mermisinin dumanını yaklaşık 40 metre uzağımızda gördük. Aceleyle arabaya binerek hızla olay yerinden uzaklaştım.

James Nachtway görev anında

Burada hatırda tutulması gereken, ilk havan atışının genellikle hedefi belirlemeye yönelik olmasıdır. Bu bakımdan büyük bir olasılıkla aynı bölgeye ikinci bir atış daha yapılacaktır. Bu nedenle olay yerinden olabildiğince hızla uzaklaşılması gerekmektedir.

Savaş muhabirliği yapan kişinin, çatışan taraflardan birinin davasını benimsemesi de çok görülen bir durumdur.

Böyle bir gelişme, gazetecinin doğru haber iletme yeteneğini köreltebileceği gibi, gazeteciyi taraflardan biri konumuna düşüreceği ve ek bir yaşamsal risk doğuracağı için de tehlikelidir.

Böylesi bir durum, özellikle bölgede uzun süre kalan gazetecilerin içinde bulundukları olağanüstü koşulların sonucunda psikolojik bir gereksinimden kaynaklanmaktadır. Gazeteci belirli ruhsal savunma mekanizmalarını sağlamlaştırmak için bir süre sonra inançla işi kotarma yoluna gitmektedir.

Bunun önlenebilmesi için, basın kuruluşlarının, görevlendirdiği muhabirlere, kısa aralıklarla tatil olanağı sağlaması ya da onları başka bölgelerde görevlendirerek çatışma ortamından uzaklaştırması gerekmektedir.

Savaş bölgelerinde çalışırken özellikle kalabalık içinde açık olarak yazılı not almaktan ya da teyp kullanmaktan kaçınılmasında yarar vardır.

Bölgede sinirlerin gergin, kişilerin tahammülsüz ve herkesin herkesten şüphe eder durumda olduğu hatırda tutularak, ortamın gerginleşmesine katkıda bulunacak hareketlerden kaçınılmalıdır.

Edinilen bilgileri, en azından habere dönüştürene kadar hafızada tutmaya çalışmak en iyi yoldur.

Ayrıca, bu tür bölgelerin özelliği dikkate alınarak, fotoğraf çekmeden ya da görüşmeden önce ilgili birimlerden izin alınmasında yarar vardır.

Irak’ta Filistin Oteli’ne düzenlenen saldırıda ölen foto muhabirinin fotoğraf makinesi

Askeri teçhizata özel bir ilgi göstermek, çatışan taraflarda, gazetecinin karşı tarafa çalıştığı gibi bir kuşku uyandırabilir.

Bu açıdan özellikle, askeri bölge ya da kampların haritalarını kesinlikle not almayın. Güvenliğiniz için çok gerekli olduğunu düşündüğünüz bir bilgiyi yetkililerden açıkça istemeyi tercih edin.

Ayrıntıları kafanızda tutun. Görüştüğünüz askeri yetkililerde kuşku uyandıracak lo-jistik, ikmal, cephanelik gibi konularda soru sormaktan kaçının.

Çatışma bölgelerinde kontrolü elinde tutan merkezi otoriteden uzaklaşılmasıyla, gücün daha çok dağınık ve örgütsüz grupların eline geçmesi nedeniyle, çalışma koşullarının ağırlaşmasının yanı sıra yaşamsal risk de artar.

Bu tür bölgelere hareket etmeden önce gideceğiniz yerlerin ayrıntılarını yerel otoriteye, uluslararası ve bağlı bulunduğunuz kuruluşlara bildirmekte yarar vardır.

Bu bilgilendirme herhangi bir kriz anında söz konusu kuruluşların sizi takip etmesi ve bulmasında büyük yararlar sağlayacaktır.

Sorumsuzca ya da bilgisizce yapılan bir girişimin sadece sizi değil, yanınızda bulunan ya da daha sonra aynı bölgede görev yapacak diğer gazetecilerin yaşamını da tehlikeye atacağı unutulmaması gereken önemli bir husustur.

Kriz Anında

Yaralanma, esir düşme ya da mahsur kalma gibi durumlarda elinizden geldiğince paniğe kapılmamaya çalışın. Unutmayın ki paniğe kapılmanın sorununuzun çözümüne katkısı yoktur.

Yaralanma durumunda genellikle yardım beklemekten başka bir çare yoktur. Eğer çatışma bölgesindeysenîz ve durumunuz müsait ise beyaz bayrağı göstermeye çalışın. Ayrıca yerel dille gazeteci kimliğinizi ve yardım isteğinizi duyurmaya çalışın.

Esir düşme sırasında en tehlikeli anlar ilk dakikalardır. Bu durumda yapılacak tek şey sakin olmak ve gazeteci olduğunuzu anlatmaya çalışmaktır.

Kesinlikle yalan söylemeyin ve bütün soruları açık olarak yanıtlayın.

Söylenecek her doğru olmayan bilgi sizi esir alanlar tarafından araştırılacak ve büyük bir olasılıkla doğrusu bulunacaktır. Bu gelişme ise sizin durumunuzu daha güç hale sokacaktır. Yapılması gereken, kontrolü altında bulunduğunuz tarafa gazeteci olduğunuzu ısrarla vurgulamak ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarınızı anlatmaktır.

Bu arada, en kısa zamanda durumunuzun dış dünya tarafından bilinmesinde yarar vardır. Bunun için de, genellikle pek işe yaramasa da en azından çalıştığınız kurumla temas kurma olanağının verilmesini talep edin.

Ayrıca bu gibi durumlarda uluslararası bir örgütle daha önceden kurulmuş bir ilişkinin yararlan da göz ardı edilemez.

Bu açıdan özellikle yüksek riskli bölgelerde çalışan muhabirlerin, uluslararası gazeteci örgütleriyle ilişki kurmalarında, sendika ve derneklere üye olmalarında yarar vardır. Bu tür örgütlerin dünya genelinde çok gelişmiş iletişim ağları bulunmasının yanı sıra kriz durumlarına ilişkin de yerel kuruluşlardan çok daha fazla bilgi ve deneyimleri vardır.

Kriz durumunda uluslararası kuruluşların yanı sıra yerel gazeteci örgütlerinin de nasıl davranacakları konusunda bilgileri olmalı ve uluslararası örgütlerle dayanışma içine girmeleri gerekmektedir. Sendikalar da üyelerinin sorun ve tehlikelere karşı uyanıklığını artırmak için eğitim vermelidirler.

Bu aşamada uluslararası çalışma şeklinin aktarılmasında yarar görüyorum:

“Uluslararası bir basın kuruluşu olan Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FIJ), bağlı kuruluşların bilgi ve deneyimlerini paylaşır ve çok geniş bir uluslararası örgüt ağıyla birlikte çalışır.

Alexandra Boulat, önemli çatışma ortamı foto muhabirlerindendi. Boulat, bir hastalık sonucu aramızdan ayrıldı.

FIJ, bağlı kuruluşlardan, bulundukları bölgelerde çalışmaları koordine edecek bir yetkili tayin etmelerini ister. Bu kişi acil durumlarda uygulanmak için gerekli gelişmeler üzerinde dışişleri bakanlığı ve kriz anında sorumlu olacak işverenle birlikte önceden düzenlemeler yapar.

Güç koşullarda gazetecileri desteklemek için sorunu abartmadan ve küçümsemeden kesin bilgiler elde etmek esastır. Krizin ilk saatleri heyecanlıdır ve insanların farklı dilleri konuşmalarından dolayı yanlış anlaşılma riski vardır.

Diğer uluslararası örgütlerle birlikte FIJ, her durumda bilgi ve haber toplamak için standart bir terminoloji ve sistem geliştirmiştir.

İlk adım, bilgileri bir araya getirmektir. Sıkıntı içindeki bir üyeye pratik yardıma başlama kararı, sendika yönetimi ya da onun temsilcisi tarafından alınır.

Gazetecilerin içinde bulunduğu olayların hassas olduğunu deneyimler göstermiştir. Örgütler, yönetimler ve medyanın açıklamaları konusunda çok ilgilidirler. Medyayı diğer tarafa baskı uygulamada da kullanabiliriz ancak medyanın kontrolsüz kullanımında risk vardır.

FIJ hareket planı 6 aşamadan oluşur:

1) Gayri resmi ilişkiler ve ilgili tarafa baskı

2) Uluslararası resmi olmayan ilişki ve baskı

3) Gayri resmi protesto

4) Resmi protesto

5) Gerçekleri öğrenme misyonu oluşturulması

6} Diplomatik girişim başlatılması FIJ, üye kuruluşlarına yardımcı olabilecek diğer örgüt ve kuruluşların adreslerini temin etmek ve gönderilebilecek mektup örneklerini sağlama konusunda da yardımcı olur. Gelişmeler düzenli olarak gözden geçirilir. Sadece, bir gazetecinin serbest bırakılması veya kapatılan haber kuruluşunun yeniden açılması durumunda dosya kapatılır”. (FIJ, Güvenlik Elkitabı)

 

Değerli gazeteci arkadaşımız ALİ KOÇAK’ın Türkiye Gazeteciler Sendikası yayınları arasında yayınlanan “Savaşta Gazetecilik” kitabından alınmıştır. Bu konuda sıradaki yazı, aynı kitapta yer alan “Savaş muhabiri için gerekli donanımlar” bölümü olacaktır.

* bu yazı yeni görsellerle 2012′de güncellenmiştir.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>